Birinci Bölüm

“Benimle gelebilirsin. Hala bir şansın var.”

“Benimle kalabilirsin.” diye cevap verir Mercan.

“Kalamam.”

Suratında üzgün bir ifade ile Mercan, “Bende gelemem.” der. Gözleri yaşla dolmuş şekilde “ O zaman… Hoşça kal.” der adam ve hiç bir şey söylemeden arkasına döner, gider. Mercan ise gözyaşlarını daha fazla tutamaz. Havaalanında bir süre adamın arkasından bakarak ağlar.

◊◊◊

(Sweetpae – Are You Ready?)

Mercan yataktan biranda fırlar. “Ne alaka şimdi bu rüya?”, “ Neden şimdi?” diye düşünür sonrasında hemen kendini toparlar. Hae Mi evde koşturmaktadır. “Yine geç kaldın değil mi şaşkın kız?” der Mercan ve bir süre Hae Mi’nin telaşla evin içinde dolanmasını izler. “Her sabah aynı şey” diye düşünür.

Banyoya girer diş fırçasını eline alır bir yandan da “ 3, 2, …” tam bu sırada kapı çalar. “ve 1” der suratında gülümseme  kapıya doğru gider. Kapı açılır. Hoo Jin kucağında Soon Cheol kapıdan girer. Hoo Jin, Mercan’ı görünce ağlamayı keser ve ona doğru atılır. Soon Cheol “ Bana bunun sırrını ne zaman söyleyeceksin?” Mercan bir kahkaha patlatır “İki kişinin bildiği sır değildir Soon Cheol” Soon Cheol suratında garip bir ifade ile bir süre Mercan’a bakar.

“Neyse benim hemen çıkmam lazım.” Bu sırada Hae Mi kapıdan çıkar “Ben gidiyorum. Çekim ne kadar sürer hiçbir fikrim yok. Akşam Heaven’da buluşuyoruz değil mi?” “Evet geç kalma sakın” diye arkasından bağırır Mercan. Soon Cheol merakla Mercan’a döner “ Ne var akşam Heaven’da?” , “Senden de bu beklenirdi zaten. Bazen nasıl oluyor da Hoo Jin’i unutmuyorsun bilmiyorum” , “Haha onu unutmak mümkün mü? Ancak neyi unuttum bilmiyorum”. Mercan, Soon Cheol’a sinirli bir bakış atar “ Bugün Kang Mo oppanın doğumgünü şapşal” Soon Cheol “Şapşal mı?” Der. “Asıl sensin şapşal. Hyung’un doğumgünü olduğunu biliyorum da doğumgününü  kendi kafesinde sürpriz bir biçimde kutlayacaksınız ve şapşal benim öyle mi?” , “Beğenmedin madem Sheraton’ı ayarlasaydın bay çok bilmiş”

“Ah şimdi seninle ağız dalaşına giremeyeceğim. Çıkmam lazım. Akşam orda görüşürüz” diyip Hoo Jin’i öper ve çıkar.  Mercan, Hoo Jin kucağında dişini fırçalamaya döner. “Senin ne zaman dişlerini fırçalamaya başlayacağız kerata?” Hoo Jin, Mercan’ın bir suratına bir diş fırçasına bakar. “Kaç dişin var şimdi senin?” diyerek saymaya başlar. “Vayy Hoo Jin’imizin tam 3 dişi varmış. Ah bir tane daha mı çıkıyor ne?”, “Bu arada yine kilo mu aldın sen? Sanki biraz daha ağırlaşmışsın. Dayın seni ben yokken neyle besliyor da her gün biraz daha kütlen artıyor” diyip Hoo Jin’e öpücük kondurur çocuk en şirin hali ile gülümser. “ Şu şirinliğini bu aralar birazda dayına bulaştırsan hiç fena olmayacak”

◊◊◊

Mercan, kucağında Hoo Jin, elinde fotoğraf makinesi Heaven Kafe’ye doğru yürümektedir. Yolda herkes bir Mercan’a bir Hoo Jin’e bakar. Mercan kendi kendine “Niye böyle bakıyorlar anlamıyorum. Hayır,  o kadar da genç değilim hani çocuğumun olması garip bir şey mi?” diye düşünür sonra “Yok yok ondan değil. Kesin Hoo Jin gibi  bir çocuğun benden olduğuna inanamadıkları için bu bakışlar” der ve ardından kendi kendine bir kahkaha atar “Şimdide beni deli sanıyorlardır.”

İnsanların ne düşündüğünü aslında hiç önemseyen biri olmamıştır bu zamana kadar ancak ne zaman Hoo Jin ile dışarı çıksa başkalarının gözünde nasıl göründüğünü merak etmeden duramamaktadır.

Kafeye gitmeden önce markete girer. “Dayına geçen söylemiştim sana süt alsın diye kesin unutmuş ve almamıştır değil mi Hoo Jin?” , “Hadi sana en lezzetlisinden süt alalım.” Mercan’a kalsa eline attığı ilk kutuyu satın almıştı ancak iş Hoo Jin’e gelince fazla titiz oluyordu. En başlarda kendiside bu değişime inanamamıştı. Galiba dedikleri doğruydu kadınlarda doğuştan annelik duygusu vardı. Bunu Hoo Jin ile beraberken çok iyi anlıyordu.

Sütlerin olduğu reyonda durmuş  tarihlerine bakarken yanına bir büyükanne gelir “Ne kadar tatlı bu çocuk böyle. Adı ne?” , “Hoo Jin” , “Ah ismi de pek güzelmiş. Kaç yaşında?” , “ 1,5” Artık Mercan alışmıştır böyle sorulara. Hatta bir sonraki sorunun ne olacağını da biliyordur. Direk yanıt verir “Hayır benim oğlum değil.” Kadın bir an duraksar ve gülümseyerek  “ Bende size benzetemedim, babasına benziyor herhalde diyecektim.” Mercan buruk bir gülümsemeyle “Annesine çok benziyor” diye cevap verir. İyi günler diledikten sonra marketten çıkıp kafenin yolunu tuttarlar.

Mercan Hoo Jin’e “Sana nazar boncuğu takacağım. Bu böyle olmaz” der ve Hoo Jin sanki anlamış gibi bir ifade takınır. Tepkiye şaşıran Mercan gülümseyerek “Yiyeceğim bir gün ben bu çocuğu” der.

◊◊◊

Mercan elindeki poşeti masaya bırakıp, Hoo Jin’i kangurudan  sandalyesine oturtur. Bu sırada Kang Mo “Hoo Jin! Seni küçük adam.” diyerek yanlarına gelir.  Sandalyeden kaptığı gibi Hoo Jin’i kucağına alır “Biraz daha mı büyümüşsün sen ne?” Mercan heycanlı bir şekilde “Büyümüş değil mi? Bende sabah fark ettim sanki biraz daha ağır”, Kang Mo, “Kesinlikle ne kadar çabuk büyüyor. Keşke bir iksir olsa da hep böyle kalsa.” der. Mercan, “Hı  hep böyle kalsın dersin tabi. Sonuçta gece uyanan, altını değiştiren yemek yedirdikten sonra gazi olan sen değilsin.” Kang Mo gülümseyerek “Sanki sen zamanında yapmıyordun böyle.” , “Gördün mü? Şahidin var mı?” der Mercan, Kang Mo “Tamam tamam sen hep yetişkindin zaten” der, Mercan “Tabi ki öyleydim :D”

İkisi Hoo Jin ile oynayıp gülüşürken içeri genç bir çocuk girer. Kang Mo “Tam vaktinde”  der, Mercan bir çocuğa bir Kang Mo’ya bakar, “Bu kim?” diye sorar. Kang Mo, “Yeni iş arkadaşımız” Mercan çocuğun yanına gider elini uzatır “Merhaba ben Mercan.” Çocuk Mercan’ı sallamaz ve Kang Mo’ya dönerek “ Üstümü nerde değiştirebilirim?” diye sorar. Mercan havada kalan eline bakar ve çocuğa “ Biri sana kendini tanıtıp elini uzatıyorsa o eli sıkıp kendini tanıtman gerekir” der. Kang Mo, Mercan çocuğun üstüne atlamadan araya girer “ Kim Yong Gi, Mercan sana işi öğretecek olan barista.  O’nu dinlesen iyi edersin. Bana güven ters tarafını görmeyi hiç istemezsin.” Mercan biran durur “Haa çaylak baristamız mı?” der. Kang Mo “Evet sana daha önce bahsetmiştim. Bugün başlıyor. Eğer bir barista daha olursa sende Hoo Jin ile daha çok ilgilenebilirsin.” Yong Gi , Kang Mo’nun kucağında ki çocuğa bakar, sonra da Mercan’a “Bu yaşta çocuğu mu var? “ diye düşünür sonra Mercan’a dönerek “Tanıştığıma memnun oldum ben Kim Yong Gi” diyerek selam verir. Mercan ise “Şöyle yola gel bakim” diye düşünerek gülümser.

◊◊◊

(티어라이너 – Regretto)

Tezgahın arkasında Mercan,  Yong Gi’ye ilk dersini vermektedir. Bir yandan latte hazırlarken diğer yandan “Kahve yaparken en önemli şey çekirdeklerin kaliteli olması ve iyi kavrulmasıdır. Eğer temelinde bir yanlışlık yoksa kahve her şekilde güzel olacaktır.” Der ve devam eder “ Tabi ki nasıl hazırladığının da önemi var ancak yanlış ısıda, yanlış kavrulmuş bir kahve sen ne kadar iyi hazırlamış olursan ol güzel bir tada sahip olmayacaktır.” , “Gerçi burada ki kahve çekirdeklerine sonuna kadar güvenebilirsin.” Mercan yaptığı kahveden yudumlarken Yong Gi, ona dönerek “Madem buradaki çekirdeklere güvenebilirim neden onlardan bahsediyorsun?” Mercan bu soruya karşılık Yong Gi’nin kafasına bir tane indirir. “Çömezsen, çömezliğini bileceksin. Her ne kadar güvenebilirsin dediysem de zaman gelecek iki kez hatta üç kez kontrol etmek zorunda kalacaksın, hatta bazen sen  kavuracaksın.” ,” Bir apartmanın müteahhitine ne kadar güvense de bir mimar mutlaka temellerini tekrar kontrol etmez mi?” “Sonuçta bir çok insanın hayatı söz konusudur.” , “Burada da bir çok insanın içtikleri kahveye sonuna kadar güvenmesi gerekiyor.” Yong Gi yine alaycı bir tavırla “Sen gerçekten buraya gelenlerin ne içtikleri hakkında bilgi sahibi olduklarını mı sanıyorsun?” Mercan’ın sinirleri zıplamak üzeredir ancak bu kendini beğenmişe  ilk günden sopa çekmek istemez “Bilseler de bilmeseler de içtikleri kahveden zevk alıyorlarsa ve içmek için yeniden geliyorlarsa bizim için yeter.” Yong Gi’nin buna vereceği bir cevap yoktur. Mercan çocuğun sustuğunu görünce “Haha hadi hadi buna da bir cevap ver bakalım. Veremezsin tabi.” , “Eğer sen yaptığın işi garantili şekilde yaparsan, sonradan hiçbir şekilde pişman olmazsın. Şimdi git yerleri sil bakalım”

Yong Gi yerleri silmek için Mercan’ın yanından ayrılırken “Ne kadar garip bir tip” diye düşünür. Bir yandan da Mercan’ın patlattığı yeri ovar “Elide ağırmış.”

Kang Mo kucağında Hoo Jin ile ikisini izlerken kendi kendine “ Herkesin yarasını iyileştirebilecek bir ilaç vardır. Hoo Jin galiba Mercan bu çocuğun ilacı olabilir sen ne dersin?” Hoo Jin, Kang Mo’nun suratına bakar burnunu tutar ve gülümser. Kang Mo “Sende öyle düşünüyorsun değil mi? Akıllı çocuk seni”

◊◊◊

“Sanbae ben yemek yemeğe gidiyorum.” Mercan Kang Mo’nun odasına girer “Seni bir süreliğine Hoo Jin’den kurtarıyorum.“ Kang Mo “Kurtarmak mı? Beni sevgilimden ayırıyorsun.” Mercan, Hoo Jin’i kucağına alırken “ Hoo Jin ne zaman senin sevgilin oldu?” , “O benim sevgilim bir kere.” , Kang Mo, “Tamam, tamam senin olsun.” Mercan gülümseyerek “Ne kadar çabuk vazgeçtin. Biraz daha ısrar etseydin kabul ederdim ilişkinizi” derken içeri Soon Cheol girer.

Mercan “Ah geldin mi? Bak Hoo Jin kim gelmiş.” Çocuk Soon Cheol’un kucağına gitmek için ellerini uzatır. Soon Cheol “ Hadi yemek yemeyecek miyiz?” , “Tamam bende şimdi çıktım araya zaten hadi yiyelim.”

Birlikte kafenin üst katına çıkarlar.  Yong Gi’de ordadır. Mercan “Oo çömezimizde buradaymış. Sana katılabilir miyiz?”

Yong Gi üçüne uzun bir süre bakar. Sonra masadan kalkar her zaman ki gibi soğuk bir ifade ile “size afiyet olsun ben yemeğimi bitirmiştim.” der. Mercan masadaki tabağa bakarak “Bitirdin mi daha yarısı duruyor bunun.” , “ Ya sana diyorum Kim Yong Gi, Kim Yong Gi!” Mercan arkasından bağırırken Yong Gi çoktan alt kata inmiştir.

Soon Cheol “Bu kim? Yeni eleman mı?” Mercan kafasını sallayarak onaylar. “Bugün başladı. Aslında baya akıllı bir çocuk ama böyle davranışları var işte.” , “Neyse hadi biz yiyelim. Bugün menüde ne var?” Soon Cheol  çekinerek “Ramen” der. Mercan tepkili bir şekilde “Ramen mi? Yine mi? Ya! Soon Cheol, yakında ramen ağacı olacağız farkında mısın?” , “Henüz dün akşam yediğimiz rameni vücudumdan atamadım.” Soon Cheol, “Ne yapabilirim. Beğenmediysen yeme o zaman” diyerek Mercan’ın önündeki rameni alır. Mercan kızgın bakışlarla Hoo Jin’in çantasını alır içinden mamasını çıkarır “Bende Hoo Jin ile yemeğini paylaşırım” , Soon Cheol şaşkın gözlerle Mercan’a bakarken , Mercan çoktan bir kaşık almıştır. Soon Cheol elinden kavanozu ve kaşığı alır “Ne yapıyorsun sen bunun tadı çok kötü.” Mercan da şaşkın bir ifade ile “Yok aslında bunun tadı elmalısına göre daha iyi.”

Soon Cheol “Gerçekten mi?” der ve o da bir kaşık alır. “Gerçekten bunun tadı daha güzelmiş.” Mercan gülümseyerek “Sana demiştim. Hoo Jin’in mamasını ramene tercih ederim” Mamayı bir Mercan, bir Soon Cheol, bir Hoo Jin yerken Kang Mo yanlarına gelir ve şaşkın gözlerle üçüne bakar. “Siz ne yapıyorsunuz burada?” Mercan ve Soon Cheol aynı anda, “Oppa”, “Hyung” Kang Mo ellerinden mamayı, Soon Cheol’un kucağından Hoo Jin’i alır. “Şimdide Hoo Jin’in mamasına mı gözünüzü diktiniz?”

Mercan,” Oppa öyle deme ama tadı gerçekten güzel.” Kang Mo bir mamaya bir ikisine bakar “İştahla yemenizden belli” , “Hoo Jin-a sen bunlara bakma. Niye ağlamıyorsun elinden mamanı aldıklarında hı?” Soon Cheol heyecanla “Hyung bak halimize. Eğer Hoo Jin’in mamasını ellemememizi istiyorsan bize yemek ısmarlayabilirsin. Öyle değil mi Mercan?” Mercan’ın gözleri bir anda açılır “Vuah Soon Cheol bazen kafan çalışıyor.” , “Oppa hadi bize yemek ısmarla. Hı olmaz mı? Olmaz mı?” Kang Mo gülümseyerek “ Siz ikiniz  çocuksunuz nasıl Hoo Jin’e bakıyorsunuz anlamıyorum. Kalkın hadi yemek yiyelim”

( Every Single Day –  Lucky Day)

Mercan ile Soon Cheol suratlarında aptal bir gülümseme ile el sıkışırlar Mercan “ İşte bu kadar. Sonunda iyi bir şeyler yiyeceğiz.” Soon Cheol “ Ya! Görende seni yıllardır açsın sanacak.” Mercan “Açım tabi kaç gündür ramen ve Hoo Jin’in mamalarından başka bir şey yemedim.” Soon Cheol “Hoo Jin’in mamaları mı?” Mercan kekeleyerek “Şey yani demek istediğim…” Seon Cheol “Sen de mi?” Mercan şaşkınlıkla “Sen de mi derken? İnanmıyorum sende mi yiyordun? “ Soon cheol gülümseyerek “ Kavunluyu , elmalıdan daha çok seviyorum.” , “O zaman ondan sürekli mamalar erken bitiyordu.” der Mercan yüzünden düşünceli bir ifade ile.

İkisinin muhabbetlerini duyan Kang Mo “ Siz harbi üşütüksünüz biliyorsunuz değil mi?” , “Bundan sonra acıkırsanız Hoo Jin’in mamalarından uzak durup benim yanıma gelin.” Mercan ve Soon Cheol  sevinç ile “Hay hay kaptan.” diyip kol kola Kang Mo’nun arkasından yürürler.

◊◊◊

Mercan ve Soon Cheol kıtlıktan çıkmışçasına etleri yerken Kang Mo’da Hoo Jin’e bakıp “Hoo Jin-a seni zavallı velet aslında aç olan sensin değil mi? Bu ikisi senin yemeklerini yerken sen ne yapıyordun acaba?”

Mercan bir süreliğine yemek yemeği bırakıp “Oppa tamam birkaç kez yemiş olabiliriz ancak bu ona hiç yedirmediğimiz anlamına gelmez.” Soon Cheol devam eder “Hyung yemin ederim bir kaşık ben yiyorsam bir kaşıkta Hoo Jin’e veriyordum. Doğru söylüyorum” Kang Mo onaylamayan bakışlarla “Tamam susun konuştukça daha da batıyorsunuz. Bundan sonra Hoo Ji’nimizin yemeklerine dokunmak yok.” Soon Cheol ağzı dolu dolu “Tamam söz bir daha dokunmayacağız. Gerçekten.”

Kang Mo, “Hem o mamalar size dokunmadı mı hiç?” Mercan ile Soon Cheol “Nasıl yani? Ne dokunması?” derler. Kang Mo, “Ne bilim alerji yapabilir, sindirim sistemine dokunabilir…” Soon Cheol biranda durur “Sindirim sistemi mi? Demek o yüzdenmiş?” Mercan merakla “Ne o yüzdenmiş?” Soon Cheol “Kaç gündür tuvalete çıkamıyorum ben!!” Mercan mantıklı bularak “Bende , bende. Mamalardan mı yani şimdi?” Kang Mo dayanamayıp sinirlice “Ya bu muhabbetin sırası mı şimdi? Hiç utanmıyorsunuz da.” der ve kendi kendine “Ben bunlarla ne yapacağım” diye düşünür.

Bu arada Mercan’ın telefonu çalar. Arayan Hae Mi’dir. “Mercan benim çekim bitti. Ne yaptınız hazırlıkları. Her şeyi ayarlayabildiniz mi?” Mercan masadan kalkar ve uzaklaşır. “Evet evet ben her şeyi ayarladım. Kafeden en son ben çıkacağım anahtarı konuştuğumuz yere bırakırım. Zaten süslemeler falanda yukarda. Ben çıktıkdan sonra eve geleceğim sende o ara kafeye gelir hazırlıkları yaparsın. Bende üstümü değiştikten sonra yanına gelirim.” Sonra telefonu kapatıp tekrar masaya döner.

Kang Mo “Arayan kimdi?” Mercan gayet sakin bir şekilde “Hae Mi.” diye cevaplar, “O zaman neden masadan kalkıp gittin. Yanımızda konuşamıyor musun?” , Mercan “Yok canım ne alakası var.” Sonra saatine bakıp “Aa öğle molam nerdeyse bitmek üzere. Her ne kadar patronla da olsam gecikmemem lazım değil mi? Ben kalktım.” Diyerek kafeye döner.

Kang Mo “Hoo Jin’i sen mi alacaksın?” , “Evet işimi bitirdim eve gideceğim.” der.  Kang Mo “Hoo Jin-a yarın görüşürüz .“ Soon Cheol kalkarken “Hyung yemek için teşekkürler. Sonra görüşürüz.” , “Tamam görüşürüz” der Kang Mo ve Soon Cheol’un arkasından “Dediklerimi unutmayın bir daha mama yemek yok!” diye bağırır.

◊◊◊

Mercan kafeye gelmiştir. Garsonları çağırır “Biliyorsunuz bugün Kang Mo oppanın doğumgünü. Akşam herkes burada olsun tamam mı? Sunbae anahtarı  bugünlük ben alıyorum. Hae Mi gelip süslemeleri yerleştirecek. Olur mu?” Sunbae “Tamam haberim var zaten. Hatta bizde ona yardım edeceğiz. Sen merak etme.” der. Mercan her şeyin yolunda gitmesinden memnun bir şekilde kahve makinelerinin yanına gider. Yong Gi’de ordadır.

“Çömez akşam sende geliyorsun unutma.” Yong Gi , Mercana hiç bakmadan “Benim gelmemin ne önemi var ki daha bugün başladım. Olmasam da olur.” der. Mercan gülümseyerek “Olur mu hiç öyle şey artık sende ailedensin. Sen olmazsan eğer çok ciddiyim partiyi iptal ederim.” Yong Gi şaşkınlıkla Mercan’a bakar. Hiç cevap vermez, Mercan da üzerine gitmez. Sonra Yong Gi tekrar düşünür “Artık sende ailedensin.” ,  “Aile”

◊◊◊

“İyi akşamlar. Güzel bir gündü. Herkese teşekkürler” , “Yarın görüşürüz” Herkes gitmiştir en son kafede Kang Mo ve Mercan kalmıştır. “Oppa hadi sende git ben son kontrolleri yapar , kapatır çıkarım.” Kang Mo , “Sang Hyun neden kapatmıyor bugün?” Mercan cevabını hazırlamıştır, bu sorunun geleceğini biliyordur “Sunbae’nin bugün eve erken gitmesi gerekiyormuş. Bir arkadaşı gelecekmiş.” Kang Mo için yeterli bir cevap olmuştur. “Peki o zaman ben çıkıyorum. Sende çok oyalanma.” der. Mercan “Tamam sen merak etme.” diyip Kang Mo çıktıktan sonra direk Hae Mi’ye telefon açar. “Hae Mi her şey tamam anahtarı bırakıp bende çıkıyorum hadi fazla zaman yok.”

Hemen eve gider ve üzerini değiştirir. Çantasını alır Soon Cheol’u çağırmak için dışarı çıkar. Kapıyı açar “Soon Cheol hadi hazır değil misiniz hala?” Soon Cheol ile Hoo Jin içerden gelirler. Mercan gülümseyerek “Aman tanrım ne kadar yakışıklı olmuşsun.” der Soon Cheol hemen atılır “ Gerçekten mi?” , “Aslında fazla da uğraşmamıştım.” Mercan ters bir bakış atar ve “Senden bahseden kim? Hoo Jin’den bahsediyorum ben.”

Hoo Jin resmen küçük adam olmuştur. Kırmızı kareli gömleği, taktığı kırmızı papyon ve pantolonuyla resmen şirinlik abidesidir. Direk Mercan’a kollarını uzatır. Kırık konuşmasıyla “Meymey” der. Soon Cheol “Nasıl bir yeğendir ki bu öz dayısının isminden önce komşu kızının ismini öğrenir.” Mercan gülümseyerek “Öncelikle bana komşu kızı dememen için seni uyarmıştım. İkincisi beni senden çok seviyorsa ne yapabilirim yani. Değil mi Hoo Jin-a? “ Soon Cheol, Mercan’a şöyle bir bakar “ Üzerinde ki yeni mi?”, Mercan “ Ah elbisem evet yeni. Nasıl güzel mi?” Soon Cheol “ Şey.. Hiç yakışmamış. Olduğundan büyük göstermiş.” Mercan sinirli bir şekilde “Bende kabahat niye senin gibi zevksize yakışıp yakışmadığını soruyorsam.”

Bir yandan atışıp bir yandan da apartmandan çıkarlar ve kafenin yolunu tutarlar. Varmak üzerelerken Soon Cheol “ Tamam şaka yaptım çok güzel olmuşsun.” der. Mercan gülümseyerek “Biliyorum zaten” diye cevap verir. Sonra dönüp “ Bence sende gayet hoş olmuşsun.” der. Soon Cheol fazlaca mutlu olmuştur ancak belli etmez “Bende biliyorum” der ve gülüşürler.

Kafeden içeri girdiklerinde hazırlıklar bitmiştir. Geriye sadece Kang Mo’nun çağırılması kalmıştır. Mercan son bir kez her şeyi kontrol ettikten sonra herkese sessiz olmalarını söyler. Telefonunu eline alır ve Kang Mo’yu arar. “Çalıyor, çalıyor susun!” Boğazını temizler ve “Oppa hemen kafeye gelmelisin.” Kang Mo endişelenmiştir. “Ne oldu Mercan sorun ne?” Mercan ciddiyetini koruyarak “Galiba hırsız girmiş.” Kang Mo çoktan ayakkabılarını giymiş evden çıkmak üzeredir. “Nasıl yani sen hala kafede misin?” Mercan, “Hayır çanta mı unuttuğum için geri dönmüştüm ama ışıklar yanıyordu. Kapı açıktı. Üstelik ben girerken biri arka penceren çıktı gördüm” Kafede herkes kıkırdamaktadır Mercan’da gülmemek için kendini zor tutar. Bir yandan da Soon Cheol “ Hae Mi, gitgide oyunculuk yeteneği artıyor farkında mısın?   Kim bilir bize ne yalanlar söyledi de haberimiz yok. Sizin bölümde oyunculuk dersleri de veriliyor muydu?” Mercan bu cümleler üzerine Soon Cheol’a birkaç tokat sallar ancak bir türlü tutturamaz.

“Tamam oppa ben bir yere ayrılmıyorum buradayım.” der ve telefonu kapatır. “10 dakikaya burada olur millet hazır olun.” Işıkları kapatıp beklemeye başlarlar.

(Happy Birthday to You) – Heralde Mercan bunu çaldırırdı :D:D

Kang Mo yüreği ağzında arabasına atladığı gibi soluğu kafede alır. Işıklar kapalıdır. “Acaba Mercan korkup gitti mi” diye düşünür. Kapıda derin bir nefes alır ve içeri girer tam ışıkları yakacakken herkes iyi ki doğdun şarkısı söyleyip pastayı getirir. Kang Mo neye uğradığını şaşırmıştır. Ağzından sadece “ Seni öldüreceğim”  cümlesi çıkar. Mercan gülümseyerek “Tamam öldürebilirsin ama önce şu pastayı kes bakalım” der.

◊◊◊

Herkes neşe ile pastasını yiyip, içkisini yudumlarken Kang Mo “ Yong Gi nerde? O gelmedi mi?” diye sorar. Mercan “ Hayır gelmedi. Mutlaka gelmelisin dedim ama…” Kang Mo “Belki başka planı vardı. Sonuçta son dakika öğrenmiştir.” Mercan, “Evet galiba öyle oldu. Neyse onun pastasını ayırdım yarın veririm.” Bu sırada kapı açılır ve içeriye Yong Gi girer.

Kang Mo’nun yanına gelip bir poşet uzatır “İyi ki doğdunuz.” der. Kang Mo “Ne gerek vardı Yong Gi gelmen yeterliydi.” Bu arada Mercan kolunu Yong Gi’nin omzuna atarak “Assolistimizde gelmiş. Ne iyi etmiş. Fikrini ne değiştirdi?” Yong Gi şaşkın bakışlarla Mercan’ın kolunu omzundan alır, Soon Cheol’a bakarak “Kocan rahatsız olmuyor mu başka erkeklere böyle davranmandan” der. Mercan biran baka kalır “Kocam mı? Hangi kocam? Ne kocası?” Yong Gi, Soon  Cheol’u gösterir. Mercan kahkaha ile “Soon Cheol mu? Hiç güleceğim yoktu Yong Gi. O benim kocam değil.” Yong Gi aklı karışmış bir şekilde devam eder “ Nasıl yani? Bu çocukta oğlun değil mi?” Mercan bir kez daha güler. Kang Mo söze girer “Yong Gi haklı kim görse sizi öyle sanır.” Mercan gözünden gelen yaşları silerek Soon Cheol’u çağırır. “Soon Cheol gelsene biraz buraya.”

Mercan, Soon Cheol’e döner ve “Yong Gi senle ikimizi karı-koca sanmış” der ve yine güler. “Açıklar mısın gerçeği.” Biran Soon Cheol’un kalbi hızlıca atmaya başlar sahte bir kahkaha ile “Karı-koca mı? Ha ha yok canım daha neler. Karım olmaktan çok uzak bir insandır kendileri. Komşu kızı benim karım mı? Hah hiç güleceğim yoktu Yong Gi. Allah iyiliğini versin.” Mercan devam eder “Değil mi Soon Cheol komşu oğlu da benim kocam olamaz zaten.” Soon Cheol biran durur “Komşu oğlu mu? “ Mercan ciddileşir “Ya sana demedim mi bana komşu kızı deme diye ha?” Soon Cheol “Tamam tamam bir daha demeyeceğim.” der.

Bu arada Yong Gi iyice karmakarışık olmuştur. Kang Mo anlar ve hemen adam akıllı bir cevap verir. “Mercan ile Soon Cheol aynı apartmanda oturuyorlar hatta karşılıklı dairelerde oturuyorlar” şimdi Yong Gi komşu kızı/oğlu muhabbetini anlamıştır. Kang Mo devam eder “Hoo Jin de Soon Cheol’un yeğeni ancak tek başına bakamadığı için Mercan yardım ediyor hatta sadece o değil buradaki herkes Hoo Jin’e bakıyor”, “Hepimizin oğlu gibi. Elimizde büyüyor işte.” Yong Gi  gündüz işyerinde Mercan’ın “Sende ailemizdensin artık.” cümlesini anlamaya başlar.  Onlar gerçekten  bir ailedir. Üstelik hiçbir kan bağları bile yokken beklide bir ailenin yakınlığından bile yakınlardır birbirlerine. Bir anda bir gülümseme yerleşir yüzüne. Belki de sonunda gerçekten bir ailesi olacaktır.

Onu gülümserken gören Mercan şaşkınlıkla “O Yong Gi de gülebiliyormuş” diyerek yanına gelir. Yong Gi biranda suratını tekrar asar. Mercan “ Ya ne oldu gülme diye söylemedim ben onu. Ya çömez gülmek somurtmaktan daha çok yakışıyor sana. Daha sık gülmen lazım. Kızlar somurtan erkeklerden hoşlanmazlar haberin olsun” der ve sırtına vurur.

◊◊◊

(Arka fonda Hwanhee –Because I Miss Your Heart çalmakta ve birkaç kişi dans etmektedir)

Hae Mi kafası iyi olmuş bir biçimde Mercan’ın yanına gelir. “Çinguuuu…” Mercan, Hae Mi’ye dönüp “Efendimmmm…” der. Hae Mi “Çingu müzik yok mu? Böyle parti mi olur? Duvardaki gitar boşuna mı duruyor yok mu çalan?” Mercan, üzerine yığılan arkadaşını kaldırıp “Müzik çalıyor ya Hae Mi sağır mısın?” Hae Mi “Çalıyor mu? Bu müzik o gitardan mı geliyor?” aşırı şaşkınlıkla verdiği bu tepkiye herkes güler. “Ya daha fazla içmek yok sana yeter bu kadar. Sabah yine uyanamayacaksın zaten daha fazla içme. Çekimin yok mu?” Hae Mi biran durur düşünür “Çekim mi? Yok yarın çekimim. Olsa da gitmeyeceğim zaten. Bundan sonra sadece sana poz vereceğim. Çingummm…” diyerek Mercan’ı öper. Mercan yine bir şeyler olduğunu düşünür ancak şimdi sorsa da hiç bir şey anlamayacağından üzerine gitmez.

Herkesin parti hırsı gittikten, ortalık durulduktan sonra Yong Gi ayağa kalkar, eline gitarı alır ve söylemeye başlar. Herkes pür dikkat onu izlemektedir. Hiç kimse ondan böyle bir davranış beklemiyordur. Sızmış olan Hae Mi gitar sesini duyunca biran da uyanır “Ya bakın ben doğru söylüyormuşum müzik gitardan geliyormuş işte” diyerek güler Mercan koluna bir tane vurur “Sen uyumuyor muydun?” Hae Mi “Uyandın işte.”

Yong Gi şarkıyı söylerken herkes başka alemlere gitmiştir.

(Carolina Liar – When You Are Near)

 

Frame ghost left perfume on pillow
Room without a halo
Losing my sleep

Almost on and off in echoes
Time is passing so slow
Dragging me deep

 

Mercan, sabah onu yataktan korkuyla uyandıran  rüyayı ve içinde ki adamı,

 

When you are near me
When you are here I see all that I am made of
And all that I have
When you are near

Soon Cheol, Mercan’ın onun karısı olamayacağını söyleyip güldüğü dakikaları,

Kang Mo etrafındaki insanlardan dolayı ne kadar şanslı olduğunu ,

I don’t fear anything in this place we’re in
Will tomorrow bring all into light

 

ve Yong Gi artık bir aileye sahip olduğunu düşünmektedir.

Gün biterken hiç biri farkında değildir ancak  hepsinin hayatını değiştirecek olaylar kapıda, içeri girmeyi bekliyordur.

Birinci Bölümün Sonu

18 Yorum (+add yours?)

  1. hikaruivy
    Oca 02, 2011 @ 23:05:37

    Sonunda geldiiii! Ellerine sağlık çingucum 🙂 Hemen yorumlara başlayalım:

    Bir kere dizideki bütün karakterler çok şeker, çok sıcak. Mercan zaten bitane, Soon Cheol de öyle, bebekten bahsetmiyorum bile 🙂 Sonra babacan bir patron: hepimizin rüyası! Yong Gi bile o kadar sinir bozucu diildi; yani ileride “aile” sayesinde düzelecğini düşünüp hoşgörüyle bakıyorum kendisine :))

    Ben bi de Mercan-Soon Cheol atışmalarını çok seviyorum yau… Soon Cheol, yazık yavrum, belli ki Mercanla fena halde ilgili. Ama Mercan şimdilik arkadaş olarak görüyor onu. Umarım kısa zamanda aralarında kıvılcımlar çakar 🙂

    “İki kişinin bildiği sır değildir” Ahaha, Lee de bunu yapıyor, çok hoşuma gidiyor 🙂 Türk izleyiciler için süper göndermeler :)))

    Son sahne: Süper bir müzik, çok güzel bir sahne… Resmen izlemiş kadar oldum 🙂

    Bir de bu bölümdeki mama muhabbeti de koptuğum yerlerden biriydi 🙂 Merak ettim, ben de bebek maması yemeyi deneyeceğim, bakalım anlattığın kadar var mıymış? 😀

    Cevapla

    • Ser_min
      Oca 03, 2011 @ 00:32:06

      @Hikaru
      Öncelikle bebek mamasının tadı gerçekten güzeldir ancak meyveli olanarını dene 😉 Elma-mandalina hoş ancak sebzelilerini sakın yeme çok kötü 😉

      O atışmaları bende çok seviyorum 😉 Elimden geldiğincede atıştırıyorum 😉

      Yong Gi anca bu kadar sinir bozucu işte 😀 Bizimkilere dayanabilir mi? 😀

      Arada bize özgü şeyler katmak zevkli oluyor. Bende seviyorum böyle bize özgü şeyleri aralara sıkıştırmayı 😉

      Son sahneyi beğenmene sevindim çingum. Sayende elimi atmış gibi buldum 😉

      Cevapla

  2. kimbapsushi
    Oca 02, 2011 @ 23:19:57

    çingumm ellerine sağlık öncelikle!
    vee bayıldım. çok güzel olmuş hikaye senaryo arası bir yerde, su gibi okunuyor öncelikle. karakterler çok sevimli ama zaten ezelden beri bayıldığım oğluşum hepsinden tatlı, mıncırırım.
    ortam aile gibi demişsin ya, çok güzel de yansıtmışsın anlatımınla. karakterlerin yakınlıkları, aralarındaki muhabbetler çok sevimli olmuş. tabi ilk bölüme pek olay koymamış daha çok karakter tanıtımına ayırarak doğru bişey yapmışsın. bakalım sonu çok merakta bıraktı, 2. bölümü sabırsızlıkla bekliyorum! sanırım şu hayatlarını değiştirecek olan esas oğlanımız olcek, hadi bakalım çok bekletme bizi^^

    Cevapla

    • Ser_min
      Oca 03, 2011 @ 00:27:19

      @Kimbap
      Teşekkür ederim çingum.
      En başta demiştim zaten hayatın içindeki kadar olacak herşey sadece biraz dozu yüksek olabilir zaman zaman.
      Karakterleri sevmene ve tarzı beğenmene çok sevindim. Baya zorlanmıştım nasıl yazsam diye.
      Çok teşekkür ederim tekrar tekrar 😉 Umarım devamınıda beğeneceksin 😉

      Cevapla

  3. 4astrea
    Oca 03, 2011 @ 21:17:41

    Çingummmm ellerine sağlık valla çok beğendim, bildiğin dizi gibi canlandırdım okurken hikayeyi. Birde karakterler cuk diye oturmuş valla, Örneğin Kang Mo’nun resmini koymasan bende aynen böle gözlüklü olsun, sakin biri diye hayal ederdim.
    Young Gi aynı şekilde evin küçük, gıcık oğlu olur ama aslında şeker mi şekerdir ya aynen öyle. Birde hikayedeki aile dendiğinde Young Gi’nin durgunlaşması falan geçmişte bir şeyler yaşadığı çok belli ve çok güzel hissettirmişsin bize.
    Sonra Aralarında ki muhabbet çok güzel ve doğal olmuş, ben bile Young Gi gibi onların gerçekten çok şey paylaşan bir aile olduklarını hissettim.
    Birde o ortamda bulunmak istedim resmen, Mercan’ı çok kıskandım ama ben haha 😀
    Mama muhabbetine ayrı bir koptum, Soon Cheol karaterini ayrı bir sevdim, buda oyuncuya cuk diye oturmuş valla. Ama ikinci adam olarak kalcak gibi ahh garibim. Bakalım okuyup göreceğiz çingum 🙂
    Tekrar ellerine sağlık, çok güzel bir yerde bitti devamını sabırsızlıkla bekliyorummm

    Cevapla

    • Ser_min
      Oca 04, 2011 @ 12:32:30

      @Astrea
      Sağol canımcım. Valla siz böyle diyince çok hevesleniyorum, çok mutlu oluyorum.
      Birara “İğrenç oldu bu yayımlamayacağım” demiştim. Ancak şuan çok mutluyum anlatamam.
      Bazı oyuncular aklımda netti. Karakterlere uygun olabileceklerini düşündüğüm oyuncular vardı. Ancak inanır mısın? Özellikle Young Gi yumurtadan çıktı, çok aradım kim olabilir diye şans karşıma çıkardı. Kang Mo içinde yine bu adama bakacaktım ancak aklımdaki karaktere uygun birşey yakalayamadım sonra yine şans eseri böyle bir tarz fotoğrafta evreka yaşadım.
      Dizi gibi hissettirmesine sevindim, muhabbetleri doğal bulmanada sevindim. Ya ben çok sevindim işte 😀

      Cevapla

  4. 4astrea
    Oca 03, 2011 @ 21:18:54

    Ekleme:
    Ayrıca bu blogun Teması çok güzell söylemeyi unutmuşum 🙂
    Benimde gözümde kalan temalardandır, insanın içini açıyo böle 😉
    hikayeyede çok güzel uymuş hani

    Cevapla

  5. Lee
    Oca 04, 2011 @ 21:56:04

    Çingu bilgisayarla yine kavgalı olduğu için geç yazabiliyorum.

    İlk bölümü beğenenlerden biri de benim. Özellikle Hoo Jin’li sahnelere bayıldım. Bebelere zaten bayılırım, bir de güzel bir hikaye içinde görünce mutlu mutlu, hızlı hızlı okuyuverdim.

    Bunun dışında bebek maması sahneleri oldukça güzeldi. İleride küçük zıpırın geçmişine gideceğiz gibi görünüyor. Ailesiyle arası kötü sanırım, bakacağız 🙂

    Ben diğer 3 karakteri de feci merak ediyorum. Özellikle benden çaldığın Müdür Choi’yi 😀

    Pasta’nın müziği çok güzel gitmiş; tuttum.
    En kısa sürede ikinci bölümü okumak için sabırsızlanıyorum valla.

    Ellerine sağlık çingu, böyle devam et ^^

    🙂

    Cevapla

    • Ser_min
      Oca 04, 2011 @ 22:10:48

      @Lee
      Ne demek canım. Yazı burda bir yere gitiyor zaten 😉 İstediğin zaman gel yaz.

      Hoo Jin hikayenin can simiti öyle diyebilirim yani 😀 Trajediye dönmeyecekse Hoo Jin sayesinde 😀 Küçük zıpır derken kimden bahsediyorsun? Yong Gi heralde. Benim hikayede herşey öyle çabuk öğrenilmiyor valla. Ben bile kendime şaşıyorum 😀 Çünkü aslında bende bilmiyorum 😀

      Gwang Tae en sevdiğim karakterlerden benim. Bakalım sen beğenecek misin? Sen bana çaldın dedikçe bende sana çaldın diyeceğim haberin olsun :D:D

      En yakın zamanda ikinci bölüm gelecek. Beğenmene inan çok sevindim 😉

      Cevapla

  6. akira
    Oca 19, 2011 @ 09:34:49

    efendim hemşerim diye demiyorum, işte budur be ellerine sağlık 😀

    Cevapla

    • Ser_min
      Oca 19, 2011 @ 09:39:27

      @Akira
      Öncelikle cidden hemşeri miyiz Akira? Eğer öyleyse inanılmaz mutluyum şuan. Yanıyordum böyle tek başımayım buralarda diye 😀

      Ve çok mutlu oldum beğenmene. Umarım devamınıda severek okursun 😉

      Cevapla

  7. akira
    Oca 19, 2011 @ 10:34:01

    evet Sermin bende senin gibi Adanalıyım 😀 aaa bu kadar yalnız hissettiğini bilseydim önceden yazardım çünkü blogunu uzun süredir takip ediyorum seninde Adanalı olduğunu okuyunca çok sevinmiştim ama ben gurbetteki Adanalılardanım canım:) bu arada hikayeni yeni okuyabildim ve 3 bölüm nasıl geçti anlamadım o kadar akıcı yazmışın ki:D karakterlerin hepsini çok sevdim ve ortam mükemmel kafe,galeri evdeki huzurlu ortam… Kıskandım vesselam:D

    Cevapla

    • Ser_min
      Oca 19, 2011 @ 11:15:26

      @Akira
      Ah şehirdaşım benim… Keşke memleketinde olsaydın ama ya tüh bak olmadı şimdi 😦 Yalnız yinede çok sevindim bir Adanalı bulduğuma kıskandıralım diğerlerini 😉
      Geç olsun güç olmasın. Sonuçta okumuşsun hatta beğenmişsin gerisi teferruattır 😉
      Vallahi bende çok kıskanıyorum onları 😀 Kendi karakterlerini kıskanan yazar olurmuymuş? Olurmuş 😀
      Umarım devamınıda beğenirsin canım 😉

      Cevapla

  8. akira
    Oca 19, 2011 @ 11:24:09

    😀 her yaz Adana’ya geliyorum bizimkiler kopamadı bir türlü denizinden:) devamını beğeniceğme eminim çünkü ilk bölümlerde bu kadar akıcı ve doğal yazmışsan ilerleyen bölümlerde acemiliğini attıkça üstünden daha da güzelleşip tadından yenmez bir hal alıcaktır hatta almaya başladı bile 😀 Acemi halin böyleyse ustalığını düşünemiyorum 😀

    Cevapla

    • Ser_min
      Oca 19, 2011 @ 11:47:36

      @Akira
      Haha Hemşeri kıyağı geçiyorsanda olsun çok mutlu oldum vallahi yorumlarından dolayı 😀
      O zaman yazın mutlaka bir araya geliriz. Kopamadıkları iyi olmuş işte. Zaten Adana’dan kopulur mu hiç canım 😉

      Cevapla

  9. akira
    Oca 19, 2011 @ 12:00:07

    valla bende yalan yok hemşeri kıyağı falan geçmiyorum ve geçmemde 😀 görünen köy kılavuz istemiyor canım süpersin übersin tamam mı 😀

    Cevapla

  10. arwentry
    May 30, 2011 @ 10:49:53

    daha sadece ilk bölümü okudum kuzu malum vaktim yok pek ama söyliyim çok beğendim 😉 ağzına sağlık dicem çünkü yazı gibi değil canlı gibi resmen ehehe
    okurken gözümde canlanıyor her şey tek tek.. inşallah devamını da okuyabilirm en yakın zamanda.. ama zaten yavaştan almam lazım ki bitiresin arada beklemiyim hiç katlanamıyorum öyle dizilerin de bitmesini bekliyorum bu yüzden çoğu zaman 😛
    her bölüm için yorum yapamam muhtemelen ama bil sözümü tutup başladım okuyorum 😉

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: