İkinci Bölüm

♣♣♣

Parti bitmiş, herkes kafeden tek tek ayrılmaktadır. Mercan, herkesin bu kadar içebildiğine inanamaz. Kimisi yerlerde sürünüyor, kimisi saçma saçma konuşuyor, kimisi de sırtlara alınmış taşınıyordur. Zaten en büyük zevki sarhoş olmuş insanları izlemek olan Mercan için bu sahneler unutulmaz hatıralar olacaktır.

Parti sırasında içkilere bakıp bakıp iç geçirmiştir. Ancak Hoo Jin’in ve çatlak arkadaşı Hae Mi’nin sorumluluğu yüzünden bir yudum dahi içememiş eve gidince içkilerin dibine vuracağına kendine söz verir. Hatta onun hayali ile yanıp tutuşur.

Kang Mo’da araba ile geldiğinden bir şey içememiştir. Soon Cheol’un kucağında uykuya dalmış olan Hoo Jin’e bakar, Mercan’a sarılmış “Öpüjemm” diye gülen Hae Mi’ye bakar ve “Mercan isterseniz sizi ben bırakabilirim” der. Mercan için o an Kang Mo, şövalyelerin şövalyesi, kurtarıcıların kurtarıcısı olmuştur. Sevinçle “Oppa biz istemiyoruz desek bile zorla arabaya bindir sen tamam mı?” Kang Mo gülümseyerek “Hadi o zaman sen Hae Mi’yi bana bırak. Gidip binin arabaya bende geliyorum şimdi.”

Soon Cheol ile Mercan arabaya doğru giderken ortama sessizlik hakimdir. Ancak bu sessizliği Hoo Jin’in gaz çıkarması yok eder. Mercan gülümseyerek “İnanamıyorum ya resmen yetişkin gibi yapıyor şuna bak. Off çok kötü koktu. Şu çocuk kendi gibi şirince yapamaz mı şu işi.” Soon Cheol da gülümseyerek ”Seninkisi onunkinden daha kötü kokuyor” der. Mercan sinirli bir şekilde “Saçmalama ben gaz çıkarmam bir kere” Soon Cheol kahkahayı basar “Hadi oradan. Senden sonra banyoya girilmez mesela.” Mercan hem utanmıştır hem altta kalmak istemez. “Tamam kabul ediyorum evet gaz çıkarıyorum –ki seninki benimkinden beter bir kere- ancak hiç ulu orta yapmadım üstelik benimkisi kokmaz tamam mı?” Soon Cheol gülerek başını sallar “Tamam tamam öyle olsun.”

İkisi yine saçma bir muhabbette tartışırken Kang Mo “Sizi bir kerede doğru düzgün bir muhabbet yaparken görmek istiyorum. Hiç utanmıyor musunuz birbirinizle bu tür konuları konuşurken?” Mercan atlar hemen “Niye utanacakmışız ki? Normal şeyler bunlar . Değil mi Soon Cheol?” Soon Cheol “Tabiki fazla normal şeyler bunlar” der alaycı bir tavırla.

♣♣♣

Kang Mo üç kafadarı bırakmış kendi yoluna gitmiştir. Zar zor eve çıkmışlardır. Mercan eve girerken “Soon Cheol ben Hae Mi’yi yatırıp bira almaya gideceğim. Malum partide içemedik sende ister misin?” Soon Cheol sevinçle “Tabiki isterim. Atıştıracak bir şeyler de al.” Mercan içeri girerken “Tamam “ diye elini sallar.

Hemen üzerini değiştirip dışarı çıkar. Market birkaç sokak ötededir. Yürürken bugünü düşünür. Sahip olduğu kocaman aileyi. Gülümser kendi kendine. “Ahh hava çok güzel. Bahar nerdeyse geldi. Yakında her yer çiçeklerle dolacak.”

Birkaç kutu bira ve birkaç atıştırmalık alır. Soon Cheol’un evine gelir, kapıyı açar. “Ben geldim. Yanımda da kadim dostları getirdim.” Soon Cheol gülümser “Bir dikişte içtiği dostları mı?” Mercan gülümseyerek “E ne yapabilirim? Bunlar benim dişimin koğunu bile doldurmuyorlar. Şimdi rakı olacaktı da sen içki nedir, içmek nedir görecektin.” Soon Cheol “Harbiden bulsan da içsek o dediğini. Çok merak ediyorum.” Mercan tekrar gülümser bir yandan da biraları çıkartır “Bu söylediğine pişman olursun ama.”Soon Cheol merakla “Neden ya o kadar değişik bir şey mi?” Mercan bilir kişi olarak “Değişik olması da bir şey mi? Bizim oralarda rakı için Aslan Sütü derler. “ Soon Cheol, “Kesin içmek lazım o zaman.” der Mercan, “Umarım bir yerlerde bulacağım ve içeceğiz seninle söz.”

♣♣♣

Etrafta bir sürü bira şişesi, boş çerez poşetleri vardır. Soon Cheol ise onların arasında sızmıştır. Mercan, Soon Cheol’a bakarak “birkaç bira ile böyle oluyor, birde rakı içelim diyor. Kesin kokusuyla sızar kalır bu” der kendi kendine sonra Soon Cheol’u kolundan tutar “Hadi kalk yatağına git. Soon Cheol! Sana diyorum hadi kalk!” Soon Cheol geveleyerek “Tamam 5 dakika daha sonra söz kalkacağım” Mercan gülümser “ Ne beş dakikası hadi yatağına” der ancak Soon Cheol’un kalkmaya niyeti yoktur. Mercan sürükleyerek onu odasına götürür yatağına yatırır.

Mercan odadan çıktıktan sonra Soon Cheol gözlerini açar. Aklında hala bugün Mercan’ın dediği cümle vardır. “İmkansız” der. “Benimle olması imkansız.” Sonra uykuya dalar.

Mercan evi toplayıp çöpleri atar. Çıkmadan önce Hoo Jin’in yanına gider. Mışıl mışıl uyumaktadır. “Masumiyet diye bir şey varsa işte şuan burada” der. “Ah bahtsız çocuk. Bizim elimize kaldın. “ Sonra baş ucundaki fotoğrafı eline alır. “ Unni sakın endişelenme. Ona çok iyi bakıyoruz. Bizimle beraber güzelce büyüyecek” der ve fotoğrafı yerine bırakır. Evine geçer.

Yatağına uzanmış uyumayı beklemektedir. Aklında hiç bir şey olmamasına rağmen sanki bir şeyler varmış gibi hisseder. Bir türlü uyuyamaz. Sonra aklına rüyası gelir. “Acaba yine görür müyüm?” der. “Onu tekrar görür müyüm?”

♣♣♣

Mercan tam yataktan kalkmıştır ki içeri Soon Cheol girer. “Mercan ah neyse ki uyanmışsın. Hoo Jin burada mı?” Mercan biran uyku sersemi ne dediğini anlamaz “Kim nerde mi?” Soon Cheol tekrar telaşla sorar “Hoo Jin diyorum. Burada mı?” Mercan’ın gözleri biranda açılır “Hoo Jin mi? Yok burada değil. Ne oldu evde değil mi?” Soon Cheol kafayı yemek üzeredir. Bu arada Mercan ayaklanmış “Evin her yerine baktın mı? Yok mu?” diye sorar , Soon Cheol, “Baktım yok!”

İkisinin bağrışmalarına Hae Mi kalkar. “Ne oluyor sabah sabah? Ne bu telaş?” Mercan cevap verir “Hoo Jin, Hoo Jin yokmuş. Kaybolmuş.” Hae Mi gayet sakin “ Çocuk yürüyemiyor bile nereye gidebilir ki? Kesin evdedir telaş yapmayın.” Mercan sinirli bir şekilde “Başka zaman bu sakinliğini taktir edebilirim ancak şimdi değil. Sende telaşlanır mısın biraz?” Soon Cheol bu arada ne olur ne olmaz diye Mercan’ların evine bakmaktadır. Mercan “Soon Cheol gel benimle eve tekrar bakalım.”

(Taerliner – Minki’s Bullet)

Eve girerler ve biranda herkes bir yerlere dağılır. Mercan direk Hoo Jin’in odasına gider. Dün çıkmadan önce bakmıştır. “Eminim dün burada uyuyordu. Gözlerimle gördüm.” Der ve içeri gider. Soon Cheol mutfakta buz dolabına bakmaktadır. Mercan “ Çıldırdın mı sen? Çocuk buzdolabında ne yapsın” der ve fırını açar. Soon Cheol aynı şekilde “ Bana söyleyene bak fırında ne arasın?” Mercan, “Ah ne bilim ben. Her yere bakıyorum işte!”

Bu arada Hae Mi sakince evde dolaşır “Hımm ben Hoo Jin olsaydım nereye giderdim?” diye düşünür. “Gece uyansam, odamdan çıksam, en yakın yer… Soon Cheol’un odası” der. Odaya girer. Şöyle bir dolanır “Bu yatak çok yüksek. Çıkmaya çalışırım ancak beceremem. Sonuçta yaklaşık 60 cm falan boyum var. Birkaç kez dener ancak sonunda pes ederdim. Sonra ne yapardım?” diyip yatağın altına eğilir ve Hoo Jin’i görür. “Ah tabi ya ! uykulu olduğumdan yerde sızardım! Haha”

İçerde Mercan ve Soon Cheol pes etmişler ve polisi aramaya karar vermişlerdir. Mercan eline telefonu alır “Alo polis Hoo Jin’imiz kayboldu. Yani bebek. Bebeğimiz kayboldu” derken odadan Hae Mi kucağında Hoo Jin ile çıkar. Mercan ve Soon Cheol şaşkınlıkla bakarlar. Telefondaki memur “Alo hanımefendi, alo…alo…” Mercan telefonu alır “Tamam bulduk sağolun” diyip telefonu adamın suratına kapatır.

Mercan “Nerde buldun? O odaya en az 10 kere baktım.” Soon Cheol hemen Hoo Jin’i kucağına alır “Sen çocuk bir gün beni kalpten götüreceksin!” Hae Mi kendini beğenmiş bir şekilde cevap verir. “Dedim ki ben Hoo Jin olsam ne yapardım? Sonra hemen buldum. Size söylemiştim sakin olun diye.” Mercan gülümseyerek “Hoo jin olsa mıydı? Hay Allah’ım. Peki nerdeydi? Ne yapmışsın Hoo Jin olarak?” Hae Mi gülümseyerek “Yatağa tırmanamayıp yerde sızmışım” der ve devam eder “Yatağın altında buldum” Mercan ile Soon Cheol gülerler.

Soon Cheol biran durur. “Tamam anlıyorum ancak Hoo Jin oraya nasıl geldi?” Hae Mi yanıtlar “Bence de sorulması gerek soru bu. Tahminimce bizim Hoo Jin artık iki ayaklı.” Mercan durur nasıl yani. Yürümeye mi başladı? Soon Cheol bırak bakim yere.” Soon Cheol kollarından tutar ve Hoo Jin’i yere bırakır. Mercan “Hoo Jin-a gel bakalım bana.” Hoo Jin adım atar. Mercan Soon Cheol’a “Ellerini bırak bakalım” der. Soon Cheol korka korka bırakır. Hoo Jin tek başına Mercan’a kadar gelir. Herkes sevinçle, şaşkınlık arasında kalmıştır.

Mercan, Hoo Jin’i kucağına alır “Ah sonunda. Bende bizimki hiç yürüyemeyecek sanıyordum. Ancak ne olurdu daha sakin bir şekilde öğrenseydik bunu” der. Soon Cheol gülerek “ Çocuk hiç normal bir ortamda olmadı ki yaptıkları  normal olsun.” Hepsi güler. Hae Mi atılır “O zaman bugünde kutlayacak bir şeyimiz oldu. Akşama parti var. Yine ;)” Mercan ile Soon Cheol onu onaylarlar “Akşam yine bize eğlence çıktı” der Mercan.

♣♣♣

Soon Cheol kızlara bakıp “Madem geldiniz hadi beraber kahvaltı yapalım” der. Mercan “Ramen yemeyeceksem bana uyar” diye cevap verir. Hoo Jin’i Hae Mi’ye verip mutfağa Soon Cheol’un yanına gider. “Alışveriş mi yaptın sen?” der buzdolabını açıp. Soon Cheol “Dün yapmıştım. O kadar söylendin ki Hoo Jin’in olayı olmasaydı hazırlayıp sizi öyle çağıracaktım” Mercan gülümseyerek “Vay sürpriz olacaktı yani?” Soon Cheol kafasını sallar “Evet” diye.

( Koop – Summer Sun)

İkisi mutfakta kahvaltıyı hazırlarlar. “Hayır , hayır önce onu atmayacaktın” der Mercan,, Soon Cheol “Ya bana mı öğretiyorsun. Şunun şurasında ne kadardır kore yemekleri yapıyorsun ki, bana bilmişlik taslıyorsun?” Mercan sinirlenerek “Bunun kore yemekleri yapıp yapmamakla ilgisi yok temel pişirme kuralı. Önce bunu atacaksın daha geç pişiyor diye sonra onu” der. Soon Cheol “Ne fark eder sonuçta yiyeceğiz değil mi?” Mercan gülümseyerek “Evet haklısın her şekilde yiyeceğiz.”

Bu sırada Soon Cheol’un giydiği önlük dikkatini çeker. Çiçekli bir önlüktür. “Soon Cheol önlüğün çok şıkmış. Sana çok yakışmış. Sen böcek üzerinde de çiçekler” der ve kahkaha atar. Soon Cheol tabi ki espriyi anlayamaz  ama Mercan gülünce o da güler.

Masa hazırlanmıştır. Hepsi etrafında toplanmış sabırsızlıkla kaşıklarını ellerine alırlar. Bir güzel yerler. Kahvaltının sonunda masada hiç bir şey kalmamıştır. Hae Mi “ Bu aksiyon cidden acıktırmış bizi. Utanmasak tabaklarla, tencereyi de yiyecektik” der ve karnını ovuşturur. Mercan, Hae Mi’ye döner “ Bu kadar şey nerene gidiyor söylesene. Hepimizden fazla yiyorsun hiç kilo almıyor musun sen?” Hae Mi cevap verir “ Metabolizmam hızlı çalışıyor çingum. “ Mercan gülümseyerek “Kesinlikle bir sorun var sende bunun metabolizmanla alakası yok .” Bu sırada Hae Mi’nin telefonu çalar arayan Goo Min Ji’dir. Hae Mi cevaplar “Unni nasılsın? Şimdi mi? Tamam geliyorum” Biranda masadan kalkar.

Mercan arkasından “Ne oldu bir şey mi var?” Hae Mi, “Yok çekime gidiyorum.” Mercan merakla “Hani bugün çekimin yoktu. Ne oldu?” Hae Mi sevinçle “Evet normalde yoktu ancak Min Ji unni beni de çekimlere dahil edebilmiş.” Mercan, “ Çekim sonrası işi yoksa unniyi de galeriye getirsene. Uzun zamandır görüşemedik. Özledim” Hae Mi evden çıkarken “Tamam haber veririm” diye bağırır.

Soon Cheol , “Bugün galeriye mi gideceksin?” Mercan bulaşıkları yıkarken “Evet. Aslında dün gitmem lazımdı ama doğumgünü var diye gidemedim. Hem fotoğrafları göstereceğim hem gelecek ayki sergi için seçim yapmam gerekiyor. İşin yoksa benle gelebilirsin.” der.  Soon Cheol “Sonra yanına gelirim. Önce yayın evine uğramam lazım. Basılan kitapları, kitapçılara dağıtacağım.” Mercan, “Hoo Jin’i ben götüreyim mi o zaman?” Soon Cheol, “Gerek yok. Çok fazla gezmeyeceğim. Sen işini rahatça hallet.” Diyip Mercan’ın elinden kalan bulaşıkları alır “Hadi git hazırlan geç kalma sen.” Mercan “Tamam” der ve evden çıkar. “İşin bitince aramayı unutma!”

♣♣♣

Mercan üzerini değişmiş ve evden çıkmıştır. Galeriye gitmeden önce Heaven’a uğrar. “Ah ne arıyorsun burada noona? Bugün izin günün değil mi?” der garsonlardan Eun Ji. “Evet izin günüm galeriye gitmeden önce bir uğramak istedim. Dün geceden sonra ne alemdesiniz? “ , “ İyiyiz ya. Bu arada dün çok eğlendik. Bizi de davet ettiğiniz için teşekkürler” Mercan , “Ne demek tabiki gelecektiniz” Eun Ji “Ben işe dönüyorum noona sonra görüşürüz”, “Tamam hadi sen devam et” der Mercan ve Yong Gi’nin yanına gider. “Çömez nasıl gidiyor?” Yong Gi soğuk bir şekilde “Bana çömez demesen.” Mercan gülümseyerek “Peki o zaman çaylak derim.” Yong Gi tekrar  “İsmimi kullansan çok memnun olurum” Mercan, “Peki peki. Yong Gi nasıl gidiyor? Bakıyorum da doğuştan yeteneklisin.” Sang Hyun Sunbae araya girer “Gerçekten öyle. Yakında Latte yapımını senin elinden alabilir haberin olsun.” Mercan gülümseyerek “Ne demişler boynuz kulağı geçer. Ben senin elinden aldım o da benim elimden alacak tabi” der.

Yong Gi’nin hoşuna gitmiştir kendine böyle güvenilmesi. Sonra Mercan’ın yanındaki çanta dikkatini çeker. “Fotoğraf mı çekiyorsun” diye sorar Mercan’a. Mercan biran durur “Haa evet çekiyorum. Neden ilgilenir misin sende?” Yong Gi cevap vermeden, Sang Hyun sanbae “Çokta güzel çeker” der ve duvardaki fotoğrafları gösterir. “Bunların hepsini o çekti” Mercan gülümser “ O kadar da abartılacak bir şey değil sanbae” der. Yong Gi fotoğraflara bakar. İçlerinden birini buraya ilk geldiği zaman görmüş ve çok beğenmiştir. “Şuradaki fotoğrafta mı senin?” Mercan çocuğun gösterdiği yere doğru bakar. Evsiz bir adamın fotoğrafıdır. Elinde bir sigara tutan, suratı kir içinde ancak gülümseyen bir adamdır. Mercan “Evet der. Sigaracı amca.” Yong Gi duraksar “Sigaracı amca mı?” Mercan tekrar gülümser “Onun fotoğrafını çekmek için çok uğraşmıştım. En son dedim “Amca ne yaparsam izin verirsin?”  O da bana bir sigara verirsen izin veririm” demişti” Mercan gülümseyerek devam eder, “Yanımda sigara yoktu ama söz verdim ertesi gün ona bir paket sigara götürdüm o kadar mutlu oldu ki “ilk sigaramı içerken çek beni” dedi. Bende bu fotoğrafı çektim. Sonrada bir daha görmedim onu.”

Yong Gi fotoğrafa dalıp gider. Birkaç ay öncesi aklına gelir. Belki kaldığı yerlerden birinde bu amca ile karşılaşmıştır. Ancak şimdi bu kafede bu insanlarla birliktedir. Mercan dalan çocuğu sarsar “Hoşuna gittiyse sana verebilirim. Benden bir hatıra olur ne dersin?” Yong Gi “Gerek yok. Alıp ne yapacağım” der aslında gerçekten çok hoşuna gitmiştir ama asacak bir duvar yokken fotoğrafın ne gereği vardır. Mercan tam bir şey diyecekken Kang Mo gelir “Ne arıyorsun sen burada?” Mercan, “Sadece uğradım. Galeriye gidiyorum. Akşam herkes orda olacak sende gelsene.” Kang Mo “Herkes derken bizimkiler mi?” Mercan tiye alır bir şekilde “Yok onlar değil. Obama ve interpol” Kang Mo, Mercan’ın burnunu tutarak “Oppayla alay mı ediyorsun sen bakim?” Mercan burnunu elinden kurtararak “Yok canım ne alayı. Olur mu öyle şey.” Diyip gülümser “Tabi ki Hae Mi, Soon Cheol ve Hoo Jin’den bahsediyorum. Birde Hae Mi’nin ajansından Min Ji unni olacak”. Hoo Jin diyince aklına bücürün yürümeye başladığı gelir ama söylemez “Oppa kesin gelmelisin aslında, bir süprizimiz var “ Kang Mo merakla “Supriz mi? Bak şimdi çok heycanlandım. Tamam akşam kesin geleceğim”

Mercan kapıdan çıkarken seslenir “Yong Gi işin yoksa sende gel mutlaka. Bence kesin hoşuna gidecektir”. Mercan galeriye gitmek için otobüse biner.

♣♣♣

Galerinin kapısından içeri girerken şöyle derin bir nefes alır. “Buranın kokusunu seviyorum” diye düşünür. Doğruca Müdür Gwang’ın odasına geçer. “Ben geldim patron” Adam sandalyesine gömülmüştür. Mercan’ı görünce ayağa kalkar “Oo Mercan, Mercan. Nerelerdesin sen? Uzun zamandır göremedim seni” diyerek sarılır. Mercan gülümser “Uzun zaman mı? Patron daha bir hafta olmadı.” Gwang Tae düşünceli bir şekilde bakar “Gerçekten mi? Sensiz geçen her gün bana bir hafta gibi geldi o zaman” diyip gülümser. Mercan da gülümsemesine karşılık verir.

Masaya geçerler. Mercan çantasından fotoğrafları çıkarır. Adam incelemeye başlar bir yandan da gelecek ayki sergiden bahseder. “Canlı müzik olsun istiyorum ben. Şöyle blues, jazz çalan bir grup kiralayacağım. Yemekleri de hallettik. Bir tek sergilenecek fotoğrafların düzenlenmesi kaldı.” Mercan ciddi bir şekilde “Anlıyorum. Pek bir şey kalmamış geriye yani. O zaman ben sergilenecek fotoğrafların listeni alayım. Zaten konsept çok güzel. ‘Saklı Kalan’ “ Müdür Gwang böbürlenerek “Hani ben bulduğum için söylemiyorum ama bence de çok güzel. “ diyerek devam eder “Saklı kalan aşk, saklı kalan şehir, mekan. Her şey bu sergide olacak” Mercan gülümser “Anlıyorum. Yani sakladığımız her şeyi bu sergide ortaya dökeceğiz” Adam kahkaha atar “Evet aynen öyle. Fotoğrafçıların sırlarını bir bir dökeceğim ortaya” der. “Bu arada sen hangi fotoğraflarını getirdin. Bir seninkiler kaldı.” Mercan çekinerek “Şey aslında ben bu sergide bulunmalı mıyım emin değilim. Hala kendimi hazır hissetmiyorum. Bu kadar tanımış fotoğrafçının çalışmalarının yanında benimkiler… Ne bilim öyle işte” Müdür Gwang sinirlenerek “Ne saçmalıyorsun sen? Tabi ki seninkilerde olacak. Güven bana herkes senin fotoğraflarını kıskanacak” Mercan’ın suratına kocaman bir gülümseme yerleşmiştir.

İşlerini hallettikten sonra ellerine kahvelerini alıp dışarıdaki güzel havanın tadını çıkarırlar. Müdür Gwang  “Seninkiler ne zaman gelecek? Özledim keratayı.” Mercan gülümseyerek “O kerata ah o kerata neler çektirdi bugün bize bir bilseniz” Müdür Gwang  merakla “Hayırdır? Ne çektirdi?” Mercan, “Şimdi anlatmam. Gelince görürsünüz.” Bu sırada telefonu çalar arayan Soon Cheol’dur. “ Hala galeridesin değil mi?” Mercan, “Evet sizi bekliyorum. Hae Mi ile Kang Mo oppada gelecekler. Hae Mi kutlama yapmalıyız demişti ya bende burada yaparız diye düşündüm”. Soon Cheol, “Ha tamam o zaman ben birazdan orda olurum” diyip telefonu kapatır.

♣♣♣

İlk gelenler Hae Mi ile Min Ji unnidir. Mercan koşa koşa yanlarına gelir “Unni!!!” diyerek kadına sarılır. “Ah ne çok özledim seni. Bu aralar baya yoğunsunuz herhalde hiç gelmiyorsun bize.” Min Ji, “Aslında ne zaman yoğun olmadım ki Mercan. Ancak bu aralar yeni gelen mankenlerle çok uğraşıyorum. Her gelen bir öncekinden daha da salak oluyor. Gece hayatları, skandalları… İnan ne yapacağımı şaşırdım. Nerde bizim zamanımızdaki mankenler” Mercan gülümseyerek “Unni neden kendi ajansını açmıyorsun anlamıyorum. Hem böyle işlerlerlede uğraşmamış olursun.” Hae Mi hemen atılır “Evet unni ne olur kendi ajansını aç söz ilk mankenin ben olacağım” Min Ji kahkaha atar “Hele bir olma zaten o zaman görüşürüm seninle” sonra ciddileşir “ Mercan’cığım ajans aç diyorsun ama o kadar kolay mı? Şuan için o cesaret bende yok maalesef.” Hae Mi tekrar söze girer “Unni ben ve Mercan yeteriz hatta artarız bile. O fotoğrafları çeker ben pozları veririm sen işleri ayarlarsın ha olmaz mı?” Min Ji , Mercan’a dönüp “Bu kızın bu rahatlığına hastayım ben. Ne kadar kolay sanıyor her şeyi” Mercan aynı dertten muzdarip “Hiç sorma fazla rahat” Onlar konuşurken içeri Kang Mo ile Soon Cheol girer.

“Biz geldik” Mercan hemen yanlarına gidip Hoo Jin’i kucağına alır. “Hoş geldiniz.” Soon Cheol “Herkes buradaymış. Müdür Gwang nerde?” Mercan etrafına bakar “Herhalde odasına gitti. Ben çağırıp geliyorum. ” Mercan patronun odasına giderken  onu köşede kendilerini gözetlerken yakalar. Mercan’ı görünce hemen yanına çağırır. “Şhht sessiz ol” Mercan şaşkın bir şekilde “Müdür Gwang neler oluyor?” der adam  utanarak “Şey biraz önce konuştuğun, Hae Mi’nin yanında ki kadın kim?” Mercan hala şaşkın “Min Ji unni. Hae Mi’nin ajansında çalışıyor.” Müdür Gwang gülümseyerek “Hıı demek manken olduğu için bu kadar güzel” der Mercan gülümseyerek “Yok o manken değil ama evet güzel. Güzel de siz buradan onu gözetleyeceğinize gelin sizi tanıştırayım ben daha iyi olmaz mı?”  , “Hem sürprizi de göstereceğiz size.” Müdür Gwang kendine şöyle bir çeki düzen verir, Mercan’a iyi görünüp görünmediğini sorar ve onlarda diğerlerine katılırlar.

♣♣♣

[소규모 아카시아 밴드 ( Small Acacia Band)고양이 소야곡 (Cat serenade) ]

Müdür Gwang , Min Ji ile tanışırken uzanıp kadının elini öper “Sizinle tanışmak büyük bir şeref hanımefendi.” , “Ne kadar şanslıyım ki bugün sizin gibi güzel bir kadın ile tanışma şerefine eriştim”. Mercan bu cümleler karşısında gülmemek için kendini zor tutar. Hae Mi yanına gelip “Müdür Gwang bugün değişik bir şey mi yedi? Ya da kaza falan mı geçirdi? “ diye sorar Mercan ise “Yok çarpıldı sadece” der ve güler. Müdür Gwang konuşmaya devam etmektedir “Nasıl buldunuz galeriyi?” Min Ji unni şaşkınlık içerisindedir “Güzel.. Gayet güzel, ferah, manzarası da süper” der ancak bir yandan da elini adamın elinden kurtarmaya çalışmaktadır. Duruma müdahale etmesi gerektiğini düşünerek Mercan “Evet millet şimdi sürprizi açıklamanın zamanı diye düşünüyorum” der. Min Ji unni hemen Hae Mi’nin yanına geçer “ Bu adam kim?” der Hae Mi, “Bu galerinin sahibi Müdür Gwang. Normalde böyle bir insan değildir ama bugün çarpılmış ondan böyle davranıyormuş” Min Ji unni şaşırarak “Çarpılmış mı?” Hae Mi gayet ciddi bir şekilde “Evet çarpılmış. Mercan öyle dedi” der. Kadın tekrar müdüre bakar adam selam verir Min Ji de karşılık.

Kucağında Hoo Jin anlatmaya başlar. “Bu sabah biz Hoo Jin’i kaybettik.” Herkes biran şok olur Mercan gülümseyerek devam eder “Merak etmeyin gördüğünüz üzere bulundu” , “Ancak çok güzel bir şey keşfetmiş olduk.” Diyerek Hoo Jin’i kucağından indirir. “Kang Mo oppa çağır bakalım Hoo Jin’imizi” Kang Mo şaşkınlıkla kollarını Hoo Jin’e uzatır “Hoo Jin-a gel bakalım buraya” der. Mercan “Adım atan Hoo Jin’in ellerini bırakır ve Hoo Jin, Kang Mo’ya doğru yürümeye başlar. Herkes şaşkınlık içindedir. Kang Mo, Hoo Jin’i kucağına aldığında, Mercan konuşmaya devam eder “Görüldüğü üzere bizim küçük adam Hoo Jin yürümeye başlamış. Gece uyanıp Soon Cheol’un odasına gitmiş. Yatağa çıkamayınca da yerde sızıp kalmış. Hae Mi’nin Hoo Jin olması ile öğrenmiş olduk bunu”

Kang Mo sevinçle “Ah geçen büyüdüğünü söylüyordum sana ama yürüyecek kadar büyüdü demek kerata” diyerek Hoo Jin’i havaya kaldırır. Min Ji unni devam eder “Aslında geç kalmıştı. Biraz daha yürümeseydi şüphelenmemiz gerekirdi” der ve kucağına alır.  Kang Mo , Mercan’ın yanına gelerek “Gerçekten süper bir sürpriz oldu bu ancak ben bu kadar hızlı büyümesine dayanamıyorum bu çocuğun. O iksirden kesin bulacağım” Soon Cheol, “Ne iksiri?” diye sorar Mercan cevap verir “Büyümeyi durduran iksir” der “Kang Mo oppa Hoo Jin hiç büyümesin istiyorda” Soon Cheol Kang Mo’ya döner “Kesinlikle bulmamız lazım o iksirden hyung. Bende bu kadar çabuk büyümesine dayanamıyorum.” Mercan iki adamın büyümeme takıntısına gülsede Hoo Jin’i kendide ilkokula giderken düşünememektedir. Hele üniversite çok korkutucudur.

Galeride gülüşmeler yankılanır. Hoo Jin’i bir oraya bir buraya yürütürler. Müdür Gwang ile Min Ji unni bir köşede konuşmaktadırlar “dünyada aklıma gelmezdi bu ikisi” diye düşünür Mercan bir köşede oturmuş uzaktan onları izlerken. Yanına elinde iki bardak almış Soon Cheol gelir. “Yorucu bir gün müydü?” Mercan , “Aslında hiç bir şey yapmadım ama yorgun hissediyorum evet” Soon Cheol kahveyi uzatır “Sabah ki hareketlilik yüzündendir. Fazla korktuk, telaşlandık.” , “Sanırım haklısın” der Mercan esnerken “Eve gidelim ister misin?” der Soon Cheol. Mercan dışarı doğru bakar “Biraz daha kalalım. Buranın manzarası çok güzel”

İkisi pencerenin önündeki masada kahvelerini yudumlarken bir yandan da   manzaranın tadını çıkarırlar. Mercan dalgın dalgın dışarıyı izlemektedir Soon Cheol ise onu. Mercan biran “Gökyüzü gibi görünüyor değil mi geceleyin Seoul. Evlerin, sokak lambalarının ışıkları yıldızlar gibi. Çok güzeller. Öyle değil mi?” Soon cheol gözlerini Mercan’ın yüzünden ayırmadan “Evet çok güzel” diye cevap verir. Bu sırada yanlarına Hae Mi gelir “Çingular kalkmıyor musunuz? Hoo Jin çoktan uyudu bende çok yorgunum. Hadi eve gidelim.” der.

Mercan ayağa kalkar “Hadi o zaman gidelim. Zaten benimde uykum geldi. Bugün erken yatacağım sanırım.” Soon Cheol “Gerçekten gözlerinden uyku akıyor, şarjın bitmeden seni eve ulaştıralım o zaman”

( The Sequel – Memories   )

Yolda daha fazla dayanamayıp uykuya dalar Mercan. Önde Hae Mi çoktan ikinci rüyasını görmeye başlamıştır. Kang Mo direksiyonda Soon Cheol ise  Hoo Jin ve Mercan ile arka koltuktadır. Soon Cheol Mercan’ın yüzüne düşen saçlarını kulağının arkasına atar. Bunu gören Kang Mo “Ne zaman söyleyeceksin” der. Soon Cheol irkilir “Neyi?” Kang Mo gülümser “ Neyi olduğunu anladın sen. Eğer sen söylemezsen o hiçbir zaman anlamaz.” Soon Cheol, Kang Mo’yu kandıramayacağını biliyordur “Söylemeye niyetim yok benim” der “Zaten o beni hiçbir zaman bir arkadaştan öte görmedi ya da Hoo Jin’in dayısı olaktan” Kang Mo, “Sadece senin için değil onun bu tutumu biliyorsun” , “Dae Han dan sonra o kimseye kapılarını açmadı. Zorlayan olmazsa da hiçbir zaman açamayacak.” Soon Cheol hiç yanıt vermeden yolu izlemeye başlar . Dae Han’ın yanında hiç şansı olmadığını düşünür. Onun için Mercan’ın yanında olması yeterlidir. “Böyle sonsuza kadar yaşayabilirim” der , “O yanımda olduğu sürece, ben böyle yaşamaya razıyım”

İkinci Bölümün Sonu

14 Yorum (+add yours?)

  1. 4astrea
    Oca 08, 2011 @ 22:16:40

    Ama ama çok hüzünlü bitti bu 🙂
    Yada bana öle geldi ne bilim bi hüzünlendim okuyunca.
    Ellerine sağlık çingum yine çok güzel olmuş. Bu Hoo Jin’i hayal ederek okuyunca o kadar tatlı oluyor ki sorma 🙂
    Büyüyüncede sevimli kerata
    http://www.zedge.net/wallpapers/5666284/mason-moon-wallpaper/
    http://www.zedge.net/wallpapers/5158680/mason-moon-wallpaper/

    Cevapla

    • Ser_min
      Oca 09, 2011 @ 12:03:15

      @Astrea
      Anam komacan olmuş 😀 ama sevimliliğide büyümüş kendisiyle 😉

      Evet özellikle hüzünlü bitsin istedim. Ben böyle canım nerde isterse bitiriveriyorum :D:D Bencil yazar ben 😉 Beğenmene çok sevindim kuzucuğum.
      Bu bölümde Hoo Jin’li sahnelerde ben yazarkende çok eğlendim. Tekrar teşekkürler çingum 😉

      Cevapla

  2. kimbapsushi
    Oca 09, 2011 @ 14:13:33

    yine çok tatlı bir bölüm olmuş çingu, ancak okuyabildim.
    soon cheol’un hastasıyım, şu eski dava dae han meydana çıkınca ne düşünürüm bilmiyorum gerçi^^
    hoo jin zaten sevimlilik abidesi, karakterlerin hepsi sıcacık, ortam süper. bakalım dae han ne zaman ortaya çıkıp ortalığı karıştıracak (bu benim tahminim tabi)
    bu arada astrea gibi ben de sonunu hüzünlü buldum, soon cheol’un karşılık beklemeden sevmesi dokundu sanırım.
    çingu valla ellerine sağlık, çok severek okuyor devamını bekliyoruz.

    bu arada moon’un (hoo jin yani) geçenlerde bir fotosunu gördüm, oğluşumla aynı beğenileri paylaşıyoruz. bunu görünce daha da mutlu oldum:P

    Cevapla

    • Ser_min
      Oca 09, 2011 @ 20:39:05

      @Kimbap
      Ne demek canımcım beğenmene çok sevindim 😉
      Dae Han çıkınc nasıl tepki vereceksiniz bende merak ediyorum. Çünkü gidişatta bence kimseden gıcık almayacaksınız bu yüzden zor olacak 😉 Soon Cheol’ü de sevmene ayrı bir sevindim 😉

      Sonu için evet hüzünlü oldu ancak hikayeyi drama ve trajediye döndüremediğimden (emir büyük yerden 😉 ) içimdeki dramı böyle böyle akıtıyorum 😀
      Gönderdiğin linke bakamıyorum kayıp sayfa diyor çingum ancak eminim her şekilde şirin yaratık yani 😉

      Cevapla

  3. hikaruivy
    Oca 09, 2011 @ 14:24:13

    selam! ben de geç kalanlardanım, özür 😦 bu aralar internete pek uğrayamıyorum…

    valla tam da aynı şeyi diyecektim, soon cheol’a pek üzüldüm ben bu bölümde yaa… mercan’la ikisinin tatlı tatlı atışmalarının hastasıyım zaten. bi de hoo jin’in varlığı onları tam bir aile yapıyor. dae han gelip işleri karıştırınca çok üzüleceğim. sermin, şimdiden hepimiz soon cheol’cu olduk, dae han’ı nasıl sevimli göstereceksin bilmiyorum valla 😀

    müdür gwang’la min jee unni’nin ilişkisinin ilerlemesini de merakla beklemekteyim. hızlı çıktı bunlar 🙂 ama insanı süründüren aşk ilişkilerindense böyle dobra olanları tercih ederim şahsen, o yüzden tuttum bu ikiliyi 😀

    Cevapla

    • Ser_min
      Oca 09, 2011 @ 20:42:04

      @Hikaru
      Sağol çingucum 😀 Ya şimdi Soon Cheol’e alışan bünyeler Dae Han dan gıcık almaya odakladılar kendilerini ancak bence kimseden nefret falan edemeyeceksiniz. Mercan ne hissedecekse sizde onu hissedeceksiniz gibime geliyor bakalım. Dae Han’a tepkileri çok merak ediyorum bende 😀

      O ikisi çok şirin olacaklar inşallah sizde öyle hissedersiniz. Bomba ikililerdenler aklımda bakalım neler olacak 😀

      Cevapla

  4. kimbapsushi
    Oca 09, 2011 @ 21:57:52

    çingu linkte moon’un kim joo won eşofmanı giymiş bir fotosu vardı, şu lacivert pullu olandan. annesi twitter’a koymuş, bende açılıyor neden öyle oldu ki^^ neyse artık.

    Cevapla

  5. Lee
    Oca 11, 2011 @ 10:39:46

    Hoo Jin her zamanki gibi süper.
    Yürüme olayları filan çok tatlı, yüzümde büyük bir gülümseme ile okudum 🙂

    Mercan karakteri de sevimli. Tam başrole uygun. soon Cheol’a herkes gibi ben de üzüldüm ama diğer karakterimiz geldiğinde neler olacak merakla bekliyorum 🙂

    Zaten bir gelmeyen o kaldı ve 3. bölümde geleceğini düşünüyorum ben ^^
    Müdürüm müdürüm, Min Jee ile neler yaşayacak acaba? Orta yaş flörtü görmek istiyorum bol bol ben 🙂

    Sermin iyi gidiyorsun çingu, bu öblümde özellikle Small Acacia Band çok iyiydi. Zaten müzik konusunda sen çok iyisin 😉

    Soon Cheol’u fazla üzme tamam, bana sanki 2. adam olacakmış gibi geliyor. Hep beraber göreceğiz 🙂

    Cevapla

    • Ser_min
      Oca 11, 2011 @ 11:14:55

      @Lee
      Sağol Çingum demek senide üzdüm bu bölümde.
      Müzikleri beğenmene sevindim. O grubun çok tatlı bir tarzı var çok hoşuma gidiyor. Aslında hikayeyi sizi güzel gruplarla falan tanıştırmak içinde kullanıyorum.
      Soon Cheol’ü üzme diyorsun ama elimde olan birşey değil. Kızlarada dedim hani bence kimseden gıcık almayacaksınız -tabi bence-, kimse için böyle of of üzülmeyeceksiniz ki üzülseniz bile hallederiz(Yani gibi gibi kendimi tutamayıp melodrama falan çevirirsem yine şaşırmayın da 😀 )
      O Orta yaş flörtünü bende yazmak için can atıyorum 😉 Bakalım kıvırabilecek miyim 😀
      Evet sona kalan adamımız bir sonrakinde yüzünü gösterecek hafiften 😉

      Cevapla

  6. kimbapsushi
    Oca 11, 2011 @ 22:22:27

    dostum bizim bu soon cheol yani gerçek adıyla yoon kye sang abi, 2009da türkiye’ye gelmiş, gezi programı çekmiş. yurdumda bir ton fotosu var^^
    indirip izlicem mutlaka.

    daha da yakın hissettim şimdi, mercan ona varmazsa ben bu senaristi kadim çingu demem döverim 😛

    Cevapla

    • Ser_min
      Oca 11, 2011 @ 22:37:59

      Ben Triple yazımda bahsetmiştim “it travel” sayesinde fotoğrafçı kimliği ile türkiyedeydi, antalya, nevşehir, istanbul vs. dolandı kuzucuğum istanbulda hatta bir tanesi takıldı buna gel sana halı satim falan diye :D:D İzle çingum komik şeyler var ancak halkından zaman zaman utanabilirsin haberin olsun 😉
      Bu arada Ji Jin Hee de italyaya gitti öyle. Fazla asil duruyor adam italya sokaklarında 😉

      Vallahi bilemiyorum o zaman kesin 5. bölümden nefret edeceksin ben şimdiden kendimi osmanlı tokatına, ispanyol ıslak şamarına ve ortaya karışık çin işkencelerine hazırlayayım 😀

      Cevapla

  7. kimbapsushi
    Oca 11, 2011 @ 23:17:10

    izlemediğim dizilerin yazılarını okumadığımdan görmemişim onu dostum, dimek öyle ha. aman bu türk milleti beni öldürecek, kimbilir yine hangi rezilliklere imza atmışlardır.
    bir de bunlar yapıyor arada böyle geziler, ünlüleri gönderiyorlar. daha geçen birini görmüştüm öyle. ama türkiyeye de geldiklerinden haberim yok idi, sarangnide rastladım.

    oyyy dimek 5. bölüm ha! du bakalım adamımız çıksın meydana, belki düşüncelerim değişebilir. ben açık kapı bırakayım, 2 gün sonra dae han diye dolanmaya başlarsam rezil olmayayım 😛

    Cevapla

  8. 4astrea
    Oca 14, 2011 @ 22:15:46

    3. bölümü istiyoruz, 3. bölümü istiyoruz 😀

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: