Dördüncü Bölüm

“Dae Han topla artık kendini. Yeter bu kadar!” Menajer Kim çıldırmak üzeredir. Bu yaptıkları kaçıncı kayıt denemesidir saymıyordur artık. Dae Han ise sürekli dün gece gördüğü manzarayı düşünmekte ve bir türlü konsantrasyonunu sağlayamamaktadır. Menajer Kim “ Dae Han! Dae Han! Sana diyorum. Hey!” Dae Han biran irkilir “Özür dilerim ancak bugün kayıt yapabileceğimizi düşünmüyorum. Gerçekten özür dilerim.” Menajer Kim suratında kızgın ve ne yapacağını bilemez bir ifade ile Dae Han’a bakar “ Neyin var senin Allah aşkına. Dün keyfin yerindeydi, buraya gelip kayıtlara başlayacağımızı biliyordun. Fazla zamanımız yok bununda farkındasın. Ne oldu her şeyden vaz mı geçtin? “ Dae Han sinirli bir şekilde “Hiç bir şeyden vazgeçmedim. Biliyorum evet zamanımız yok vs ancak gerçekten şuan bunu yapamıyorum.” Menajer Kim, “Tamam o zaman bugün bırakalım burada. Ancak yarın mazeret kabul etmiyorum.” Dae Han isteksizce başını sallayıp kayıt odasından çıkar. “Ben eve gidiyorum.”

(Zitten – Beside)

Arabasında  yeşil ışığın yanmasını beklerken “Sanırım  ona ulaşmak için, bu saatten sonra bana asla yeşil ışık yanmayacak” diye düşünür. “Ben o yeşil ışığı, tüm yanlış nedenlerle gittiğimde  kendi ellerimle kırmızıya  çevirdim.” Kırmızı ışık yeşile döndüğünde sonuna kadar gaza basarak arabayı sürer.

Dae Han eve gelmiş, oturma odasında oturmuş bira içiyordur. Masanın üstünde birkaç tane boş bira kutusu vardır. “Bu saatte içiyorum” diyerek kendi kendine güler. “Acaba yinede konuşmalı mıyım? Yinede gitsem… Sonuçta artık ikimizin de gergin olmasını gerektirecek bir şey kalmadı. Zaten tekrar beraber olamayız. Ancak en azından ondan özür dilerim, saçma nedenlerimi anlatırım, onun yüzünü yakından bir kez daha görürüm” diye düşünür. Elindeki birayı bırakır ve banyoya doğru gider “Evet bunu yapmalıyım. Yoksa hiçbir şey yapamayacağım. Buraya dönmüş olmamın da hiçbir anlamı kalmayacak”

***

( 티어라이너 – Regretto)

Mercan yine hareketli bir sabah beklerken tam tersine gayet sakin bir sabaha uyanır. Mutluluk dolu bir ifade ile “Ah keşke geçen gün başka bir şey dileseymişim. Yalnız böyle de bir garip hissediyor insan. O kadar alışmışım ki ortada deli gibi dolaşan Hae Mi’ye” Yataktan kalkar ve Hae Mi’nin odasına gider. “Hae Mi uyan hadi. “ Hae Mi Mercan’a doğru yastığı fırlatır “Ya!! Bugün çekimim yok benim. Bütün gün yataktan çıkmayacağım. Rahat bırak beni!” Mercan ona atılan yastığı tekrar Hae Mi’ye atar “ Anladım o kadarını çekimin olsaydı neler olacağını biliyorum, ezberledim yani ancak madem işin yok kalk evi temizle bugün. Akşama anca bitirirsin.  Hadi kalk ya!” Hae Mi mızmızlanarak “Tamam yarım saate söz kalkacağım. Üstelik sen eve geldiğinde her yer pırıl pırıl olacak bak gör. Yalnız ne olur bugün yarım saat daha uyuyayım ne olur.” Mercan gülümseyerek “Bak söz verdin ona göre eğer yapmazsan çok fena olur. Zaten dün elimden kurtulduğuna şükretmelisin unutma sakın”

Mercan odadan çıkar ve iş için hazırlanır. Her zaman olduğu gibi işe gitmeden önce Seon Cheol’un yanına uğrar. Eve girdiğinde gördüğü manzara ile şaşkınlık içinde kalır. Ev savaş alanı gibidir. Oyuncaklar her tarafa dağılmış, yastıklar, battaniyeler… Oturma odasına doğru ilerlediğinde Hoo Jin yanına gelir. Mercan “Hoo jin-a buranın hali ne böyle?” İçerden Seon Cheol gazi misali  “Mercan!! Kurtar beni ne olur” der. Mercan  gülümseyerek “Aman tanrım ne oldu size böyle?” Seon Cheol kendini koltuğa atar “ Bu velet var ya tek başına bir orduya bedel. Bu ne enerjidir anlayamadım. Bir dakika yerinde durmuyor her tarafa elini atıyor” Sonra bilgisayarını eline alarak “Bak şunun haline. Bir saniye ya bir saniye gözümü üstünden ayırdım ve bilgisayarım meyve suyunun içinde yüzüyordu” Mercan kahkahalarla gülmektedir “ Anlaşılmıştır. Evi düzenlemenin zamanı geldi desene. Biraz daha dayan. Ben işten geldikten sonra hallederiz her şeyi. Aa hatta dur Hae Mi’nin bugün işi yok onunla beraber yaparsınız. Önce ortalığı toplayın sonra bu canavara bir köşe ayarlayın orda oynasın tamam mı? Benim bilgisayarımı kullanabilirsin bu arada seninkini bana ver ben onu hallederim. Her şeyden önce sakin ol. Bu dönemi de atlatacağız merak etme” diyerek arkadaşına sarılır.” Seon Cheol “İyi ki varsın” diyebilir sadece.

***

Mercan iş yerine gelmiştir. Yong Gi’yi elinde fotoğraf makinesi uğraşırken görür. Koşarak yanına gider ve biranda “Günaydın! “ der Yong Gi korkmuştur “ Yaa!!! Bayan Mercan korkuttunuz beni” Mercan gülümseyerek “Amacım da zaten oydu, görev tamamlanmıştır” der ve devam eder “Bayan Mercan mı dedin sen yine? Söyleme böyle gerçekten çok garip geliyor. Sana demedim mi bana noona diyeceksin diye?” Yong Gi “Bende size demedim mi demeyeceğim diye” Mercan kolunu çocuğun omzuna atarak “ Yong Gi neden böyle yapıyorsun? Noona de gitsin işte. Hem sen benim asistanımsın ben ne dersem yapmak zorundasın tamam mı?” Yong Gi “Eğer bu bir emir ise söylerim” Mercan gülümseyerek “Haha evet bu bir emirdir” der. “Ne ile uğraşıyorsun bakalım sen?” Yong Gi makinedeki birkaç ifadeyi gösterir. Mercan “Haa bunları çekim yapmadan anlayamazsın. En iyisi bir ara seninle atalım kendimizi sokaklara o zaman uygulamalı şekilde gösteririm. Ancak şimdi  kahvelerin başına” der. Yong Gi makineyi kılıfına koyar ve tezgahın arkasına geçer. Bu arada Mercan Kang Mo’ya bakar. Etrafta göremeyince odasına gider.

(   Bel Divioleta – Mucho Tiempo Mas )

Kang Mo masasında oturmuş elinde bir fotoğraf, dalmıştır. Mercan’ın içeri girdiğini bile fark etmez. Mercan yavaşça yanına gelir “Oppa iyi misin? “ Kang Mo biranda kendine gelir “Ah evet iyiyim. Ne zaman geldin? “ Mercan “Çok olmuyor ancak fark etmedin bile” der ve fotoğrafa bakar. Fotoğrafta Kang Mo ve bir kız birbirine sarılmıştır. Mercan fotoğrafı görünce gülümser “ Ok Bin ne kadar da mutlu görünüyor” der. Kang Mo da gülümser “Evet çok mutlu görünüyor” ve devam eder “Bir hafta sonra 5 yıl olmuş olacak. Keşke birbirinizi tanıyabilseydiniz. Eminim çok iyi anlaşırdınız. O da en az senin kadar deliydi” der Mercan “ Oppa ben o kadar da deli değilim ya. Neden herkes bana öyle diyor. Tamam kabul ediyorum biraz öyle olabilirim ancak bunu neden suratıma vuruyorsunuz. Hem emin olun eğer deli olmasaydım sevmezdiniz beni” Kang Mo “ Ah kesinlikle haklısın  eğer deli olmasaydın olmazdı” Mercan adamın elinden fotoğrafı alır ve yerine koyar “ Birlikte gideriz” der Kang Mo “Tamam” diyerek başını sallar. Mercan “ Sana şöyle en güzelinden türk kahvesi yapacağım. İçip kendine gelirsin. Olur mu?” Kang Mo heycanla “ Evet ya uzun zaman oldu içmiyorum. Hadi yap beraber içelim” der

Mercan odadan çıkarken düşünür “ Hiç kimsenin hayatı mükemmel değil gerçekten. Neyse ki biz birbirimize sahibiz”

( Cloud Cuckoo Land – Coffee is…)

Eline cezveyi alır ve kahveyi yapmaya başlar. Yong Gi dikkatle kızın ne yaptığına bakar “ Noona sen ne yapıyorsun?” Mercan cevap vermez Yong Gi tekrar “Noona “ der Mercan yine bakmaz Yong Gi bu sefer daha yüksek ses “Noona sana diyorum. Duymuyor musun?” Mercan pis pis gülümseyerek “Özür dilerim ama en az üç kez sana noona dedirtmeliydin. Bir daha söylesene ” Yong Gi sinirli bir şekilde “ Ne kadar takıntılısın. Bundan sonra sana o kadar çok noona diyeceğim ki bana yeter diyeceksin” der Mercan gülümser Yong Gi de kendini tutamaz bu arada tekrar sorar “ Bu yaptığın ne?” Mercan gururlanarak “Türk kahvesi” der “ Burada pek az insan bilir bu kahveyi. Üstelik biliyor musun telvesi ile servis edilen tek kahve çeşididir.” Yong Gi’nin çok ilgisini çekmiştir “ Bana da öğretir misin nasıl yapıldığını?” Mercan “ Tabi ki öğretirim. Neden olmasın?” Bu arada kahvenin kokusu tüm kafeye yayılmıştır Mercan biran  “ Bu koku bana evimi hatırlatıyor. Her sabah arkadaşlarımla toplanıp fal kapattığımız, o zamanlar hoşlandığımız erkeklerin isimlerinin harflerini fincanda görmeye çalıştığımız zamanları” Yong Gi pek anlamamıştır “ Fal kapatmak mı? O ne demek” diye sorar. Mercan yine gülümser “ Yani geleceği tahmin etmek diyebiliriz. “ Yong Gi şaşırmıştır. Soru üzerine soru sorarken Mercan kahveleri fincanlara koymuştur. Yong Gi’ye “ Hadi gel içelim” der “Bakalım tadını beğenecek misin?”

Kang Mo’yu da yanlarına alarak üst kattaki terasa çıkarlar. Kang Mo , Mercan’ın yanında Yong Gi’yi de görünce “ Galiba bir bağımlımız daha olacak “ der. Mercan gülümseyerek “ Bakalım beğenirse olacak gibi” diye yanıtlar. İkisi Yong Gi’nin ilk yudumu almasını bekler. Çocuk önce yüzünü buruşturur sonra “Çok değişik” der “ Diğer kahvelerden çok farklı ancak tadı güzel” Mercan gülümseyerek “Tabi ki öyle adı üstünde Türk Kahvesi” der ve kendiside bir yudum alır. Yong Gi sorulara devam eder “Şimdi bu kahvenin başka ne özelliği var? Geleceği söylemesi dışında” Mercan kahkaha atar “ Kahve geleceği söylemiyor şapşal çömezim benim” Yong Gi kaşlarını çatarak “ Aşağıda öyle söyledin, geleceği tahmin ediyor dedin” Mercan tekrar gülümser “ Evet dedim ama  aslında şöyle bir şey; Şimdi kahve bittiğinde dibinde telvesi kalıyor, bu arada onu da içmek zorunda değilsin, işte sen o telve ile beraber fincanı kapatıyorsun daha sonra başka biri fincandaki şekillere bakarak sana geleceğini söylüyor” Yong Gi çok şaşırmıştır, kitaptan ya da kartlardan yararlanarak fal bakan insanları biliyordur ancak ilk kez kahveden geleceği görenleri duymuştur” Kang Mo söze girer “Yong Gi biliyor musun? Mercan da çok güzel bakar” diyerek fincanı ters çevirir Mercan gülümseyerek “Yok öyle bir şey ben sallıyorum” der “Üstelik eskidendi o artık bilmiyorum, bakamıyorum. Önceden her gün içip bakmaya çalışmaktan kapmıştım bir şeyler ama artık bakamıyorum” Yong Gi de fincanı ters çevirir ancak telveyi de her yere döker Mercan “Hay Allah’ım şu ikisine de bakın. Boşuna kapattınız bakmayacağım. Yong Gi “Noona lütfen ya gerçekten çok merak ettim nasıl oluyor.” Mercan “ Sen falı bırakda git üstünü temizle her yerini kahve yaptın” Yong Gi “ Sonra temizlerim. Bu arada eğer çok özel olmayacaksa bir şey soracağım” Mercan şaşkınlıkla “ Sor bakalım neymiş? “ Yong Gi “ Hiç Türkiye’yi, aileni, arkadaşlarını özlemiyor musun? “ Kang Mo dikkatle kızın suratına bakar. Çok uzun zaman olmuştur Mercan  kendi ailesinden, ülkesinden bahsetmeyeli. Üstelik özellikle rica etmiştir bir daha bu konunun açılmamasını.

Mercan çocuğun suratına bakar “ Bu soruya bir şekilde cevap veririm” der Yong Gi merakla Mercan’ın suratına bakar “Eğer sende ailenden bahsedersen. İşte o zaman bende bahsederim” Yong Gi yerinden kalkar “Hiç sormadım farz et” der “Eğer bahsetmek istemiyorsan bahsetme.” Mercan böyle bir tepki beklememiştir. Yong Gi “Eğer bitirdiyseniz bunları kaldırıyorum” der ve masadaki fincanları alır. Kang Mo da Mercan da çok şaşırmışlardır. Yong Gi aşağıya inerken Kang Mo “Hey benimkini neden götürdün? Fal bakılacaktı” diye bağırır. Mercan “Özür dilerim” der ve o da masadan kalkar.

Yong Gi mutfakta fincanları yıkamaktadır. Mercan “ Ben özür dilerim” der. “ Seni kızdırmak istememiştim. Sadece biraz daha tanımak istedim.” Yong Gi fincanları yıkamayı bırakarak “ Herkesin hayatına karışabileceğini mi sanıyorsun? Nerden buluyorsun bu hakkı? Eğer cevaplamak istemiyorsan öyle söyle. Başkalarının hatırlamak istemeyeceği şeyler olduğunu düşünemiyor musun?” diyerek mutfaktan çıkar. Mercan çok üzülmüştür. Böyle olmasını hiç istememiştir. Kendisi de çok iyi biliyordur hatırlamak istenilmeyen şeylerin hatırlatılmasının ne denli acı verdiğini. Sadece hakkında hiç bir şey bilmediği bu çocuğu biraz daha açmak istemiştir. İçeri giden Yong Gi’nin arkasından o da mutfaktan çıkar. Yong Gi ekspresso makinesinin başında durmaktadır.

Mercan ne diyebileceğini bilmemektedir. Süper bir halt yemiştir ve şimdi nasıl düzelteceğini bilemez. Yong Gi’nin yanına yavaşça gider ve “Sana Türk Kahvesinin nasıl yapıldığını öğretmemi ister misin? “ diye sorar. Çocuk ağzını açmaz ama biraz önce yıkadığı cezveyi kıza uzatır. Mercan rahatlamıştır. Daha fazla üzerine gitmeyecektir. Yong Gi’ye Türk kahvesinin inceliklerini ve anlamını anlatmaya başlar.

***

Hae Mi ile Seon Cheol evi toparlamış ve dinlenmeye koyulmuşlardır. Seon Cheol “ İyi ki bugün evdeymişsin Hae Mi. Yoksa ben tüm bu işin altından kalkamazdım” Hae Mi kahvesini içerken “ Ah bence de. Üstelik Hoo Jin beni evi temizlemekten de kurtardı. Tek başıma hayatta temizlemezdim bizim evi. En azından şimdi mazeretim var. Sana yardım ettim” Seon Cheol gülümser “ Ne üşengeç bir kızsın sen böyle. Mercan’ın elinde kalmadığına şaşırıyorum gerçekten” Hae Mi “ Ah ona bende şaşırıyorum. Nasıl dayanıyor bana? Ben bile kendime dayanamıyorum” “Üstelik sırf bu yüzden model olarak çalışıyorum. Hayatta setlerde oradan oraya koşturamazdım hele uykusuzluk, imkansız. Şimdi ki işim ne rahat. Durduğum yerde poz veriyorum” der ve gülümser Seon Cheol “ Kesinlikle sana katılıyorum. En iyi yapabileceğin iştesin”

Hae Mi Seon Cheol’a döner “Bu arada sen ne yapıyorsun? Ben hiç bilmiyorum. Mercan bir şeyler yazdığını söyledi ancak kendiside hiç görmemiş. Biran düşünmedim değil hani bizi kandırıyorsun diye. Aslında yazar falan değilsin, değil mi?” Seon Cheol şaşırmıştır “ Kandırmak mı? Diplomamı göstereyim mi? Ha tabi ki yazarım sadece henüz bir şey yazamadım o kadar” Hae Mi gülümseyerek “Bir şeyler yazmadan nasıl yazarım diyorsun. Sen yazar değil yazamayansın” der ve kahkaha atar Seon Cheol bunun üzerine “ Ah seninle tartışmayacağım. Üstelik bal gibi yazarım. Aslında aklımda bir şey var ama… Başlayıp başlamamak arasında gidip geliyorum. “ Hae Mi “ Hani ben pek anlamam bu işlerden. Okulda bir sene senaristlik dersimiz vardı ama tabi ki ben hiç iyi değildim o konuda. Ancak hocanın üzerine basa basa söylediği tek bir şey vardı. – Çocuklar ne olursa olsun bir şeyler karalayın. İlk cümleyi yazdıktan sonra mutlaka devamı gelecektir. Gelmezse  bilin ki doğru hikaye değil bırakırsınız ancak eğer geliyorsa doğru yoldasınız demektir. Üstelik bu hiç bir şey yapmamaktan daha iyidir- Benim için pek bir şey ifade etmese de adam bir şey biliyordu da söylüyordu değil mi?”  Seon Cheol Hae Mi’ye bakar “ Hae Mi sana bu kadar mantıklı konuşmak hiç yakışmıyor sus lütfen korkutuyorsun beni” der Hae Mi “Haklısın bende şuan korkuyorum kendimden”

***

Akşam olmuştur. Kafede son işler yapılmaktadır. Yong Gi çıkmaya hazırlanır. Mercan “Yong Gi beni bekle beraber çıkalım” der. Yong Gi kapıda Mercan’ın eşyalarını almasını bekler.

İki genç hiç konuşmadan yürümektedir. Sessizliği Yong Gi bozar “ Ben bu taraftan gideceğim” Mercan çocuğun gösterdiği yola bakar “ Tamam bende seninle gelirim aradan da eve yürürüm” Yong Gi heyecanla “Yok yok gerek yok. Sen her zaman gittiğin yoldan gidebilirsin “ Mercan “ Önemli değil benim içinde değişiklik olur. O yoldan sıkılmıştım zaten” Mercan’ın asıl amacı bir şekilde ortam yaratıp tekrar özür dilemek ve Yong Gi’den “Önemli değil” cümlesini duymaktır. Yoksa kendini sürekli suçlayacaktır. Yong Gi “ Ne demek yoldan sıkıldım? İstemiyorum benimle yürümeni” der. Mercan “ Yong Gi neden böyle yapıyorsun. Farz et ki benimde evime buradan gidiliyor ve beraber yürüyoruz” Yong Gi “Öyle olmadığını bildiğim bir şeyi nasıl farz edebilirim. Hem nerden çıktı şimdi bu yürüme meselesi” diyerek sözüne devam ederken karşılarından gelen birkaç adam yollarını keser.

(Lee Han Na & 2nd Moon – 아직 일이 많아 )

“ Oo Yong Gi-ssi bakıyorum da keyfiniz yerinde. Yanında hoş bir kadın ile bu güzel gecenin keyfini çıkarıyorsun. Yoksa onunla sauna da mı tanıştın?” Mercan neler döndüğünü anlamamıştır ancak Yong Gi’nin de  adamları tanıdığı aşikardır. Yong Gi “ Şimdi konuşmayalım bunları. Söz veriyorum daha sonra yanınıza geleceğim” Adam büyük bir kahkaha atar. “Söz mü? Haftalardır seni arıyoruz. Bizden kaçan sensin ve şimdi söz veriyorsun öyle mi? Yanımıza geleceksin. Böyle diyerek elimden kaçabileceğini mi sanıyorsun, zar zor seni bulduktan sonra” Mercan adamların giyinişinden pek tekin olmadıklarını anlamıştır. Yong Gi’ye döner “Neler oluyor Yong Gi? Bu adamlar kim?” diye sorar çocuk cevap vermeden adam konuşmaya başlar “ Kendimi tanıtmama izin verin lütfen. Ben bu çocuk yüzünden çok iyi işleri kaçırmış hatta polisler tarafından yakalanıp birkaç bin kaybetmiş bir adamım. Uzun uğraşlar sonucu nerde kaldığını öğrenmiş ve şimdi bu zararı ödemesini isteyen mağdur bir vatandaşım” der. Yong Gi “ Ben hiç bir şey yapmadım. Başınıza ne geldiyse sizin yüzünüzden geldi” der. Adam sinirlenir ve Yong Gi’ye vurur.

Mercan sakin olmaya çalışmaktadır. Anladığı kadarı ile adamlar baya tehlikelidir. “ Bakın eğer şimdi gitmemize izin verirseniz daha sonra bir şekilde kaybınızı telafi etmeye çalışırız. Ancak şuan yapılacak bir şey yok öyle değil mi?” der. Adam yine o iğrenç kahkahasını atar “ Nasıl halledeceksiniz bayan? Açıklar mısınız? Aslında çok güzel bir kadınsın, belki bir şeyler düşünebiliriz” der Mercan’ın yüzüne doğru elini uzatırken Mercan adamın eline vurur “ Sen bana dokunamazsın!” der. Adam, Mercan’ın vurduğu eline bakar “ Şuna da bakın hele bu nasıl bir cesarettir?” Yong Gi Mercan’a bakar sonra adamlara “ Tamam onun gitmesine izin verin ben sizinle geliyorum” Mercan Yong Gi’nin kolundan tutar “Hiçbir yere gitmiyorsun! Gitmesi gerekler onlar” der Önde duran adamın yanındaki bir diğeri cebinden bir bıçak çıkararak Mercan’a doğru gelir.

Mercan cebinden cüzdanını çıkarır ve adama uzatır “ Alın bunu ve gidin” der. Adam “Senin paranı istemiyorum ben. Daha fazla beni sinirlendirmeden çocuğu bırak ve git” der “Bak sana bir şans veriyorum. Hadi arkanı dön ve git hiçbir şey olmamış gibi” Mercan Yong Gi’nin suratına bakar gözleri ile bir şeyler anlatmaya çalışır ancak Yong Gi ne demek istediğini pek anlamamıştır.

(Lee Han Na & 2nd Moon – 지구를 지켜주세요)

Tüm cesaretini toplayan Mercan elindeki cüzdan ile adamın bıçağını alıverir. Kimse ne olduğunu anlayamaz Yong Gi de dahil herkes şaşkın yüzlerle Mercan’a bakar Mercan ise taktiğin işe yaradığına inanamayarak elinde ki bıçağa bakmaktadır. Sonra Yong Gi’yi tuttuğu gibi koşmaya başlarlar.  “Koş koş koş hadi! Yong Gi koş çabuk!!!”

Adamlar olayın şokundan dona kalmışlardır ancak bir süre sonra kendilerine gelirler ve koşan bu iki genci takip etmeye başlarlar.

Yong Gi bir yandan koşarken bir yandan “Bunu nasıl yaptın? Nerden öğrendin? Bana birde dövüş sanatı biliyorum deme lütfen” Mercan gülümseyerek “Ajushi sağolsun” der Yong Gi hiçbir şey anlamaz ancak daha fazlada uzatmaz. Ara sokaklarda koşturup izlerini kaybettirmeye çalışırlar. Bir süre bu kovalamaca devam eder. En son dar bir sokağa girip gizlenirler. Çöplerin arkasına çömelmişlerdir. Mercan hala gülmektedir Yong Gi ise şaşkınlıktan ne diyeceğini bilemez. Mercan adamdan kaptığı bıçağı peçeteye sararken Yong Gi daha fazla dayanamaz. Biraz kendine geldikten sonra Mercan’a “ Şimdi anlat bakalım nasıl yaptın bunu?  Ajushi kim? ” Mercan hala gülmektedir “ Hani Woo Bin’in bir filmi var ya ‘The Man From Nowhere’  Yong Gi birkaç dakika düşünür “ Ee ne alaka?” Mercan “Orda Woo Bin böyle adamın bıçağını elinden alıyordu. Hep denemek istemiştim. Aklıma biranda geldi bende yapıverdim” der Yong Gi sinirli bir biçimde “ Ne diyorsun! Yani bir filmden gördüğün bir harekete mi güvendin? Bu kadar aptal mısın? Ya işe yaramasaydı ne olacaktı? O adamların şakaları yoktu farkında mısın?” Mercan histeri krizine giren çocuğu sarsar. “ Tabi ki farkındaydım. Eğer bir şeyler yapmasaydım  şakaları yoktu bir şeyler yapsaydım da şakaları yoktu. Bu durumda bir şeyler yapmak daha mantıklıydı. Neyse sen sonuca bak sonuçta işe yaradı ve biz kaçtık. Ancak sen benim elimden bu kadar kolay kurtulamayacaksın” der Yong Gi “ Kolay kurtulmak mı? Allah’ım sen resmen delisin” der Mercan gülümser “ Evet biliyorum. Gerçekten öyleyim. Yalnız hala işe yaradığına inanamıyorum” der

Birkaç dakika orda bekleyip adamların uzaklaştığına karar verince çıkarlar. Mercan “ Yürü bize gidiyoruz” der Yong Gi “Hayır gerek yok. Ben kalacak bir yer bulurum” Mercan’ın aklına adamın “Sauna” demesi gelir. “Yong Gi o adam sauna derken ne demek istedi?” Yong Gi’nin gözleri açılmıştır “ Bir şey demek istemedi. Saçmalıyordu işte” der Mercan tatmin olmamıştır “Bana doğruyu söyle, saunada mı kalıyorsun?” Yong Gi yakalanmıştır. Bugün yaşadıklarından sonra artık bir şey saklamanın gereği yoktur “Evet” der “ Bir yer bulana kadar orda kalıyordum ancak artık orda da kalamam kesin biri orda beni bekliyordur” der. Mercan “ Biz ne güne duruyoruz şapşal çömez” der “ Noonan sana kalacak yer buldu bile “  Yong Gi “ Seninle mi kalacağım? Haa hayatta olmaz. İmkansız seninle kalacağıma o adamların yanına giderim daha iyi” Mercan çocuğa bir tane vurur “ O ne demek? Birincisi tabi ki benimle kalmayacaksın Seon Cheol evde tek kalıyor hem Hoo Jin’e de bakmasında yardım edersin. İkincisi benimle kalmak o kadar kötü değildir neyim ben geç adamları gece uykularında yiyen bir canavar mı? Ha?” Yong Gi “ Sen onlardan bile betersin. İşte öğretmenim, fotoğrafçılıkta öğretmenim. Birde ev sahibim olmanı kaldıramam” Mercan gülümser “ Galiba haklısın”

İkisi eve doğru giderken şakalaşmaya devam ederler. Yong Gi hayatında hiç böyle bir insanla karşılaşmadığını düşünmektedir. Mercan ise rutin başlayan bir günün nasıl olurda  böylesine karma karışık, aksiyon filmlerini aratmayacak şekilde bittiğine inanamamaktadır. Üstelik kendisinin nasıl olurda böyle sakin kalabildiğine, nasıl öyle davranabildiğine anlam veremez. “Galiba izlediğim filmler boşa gitmedi. Bir iki şey kapmışım” diye düşünür ve güler.

***

(TNK – Yine Yazı Bekleriz)

Mercan apartmanın kapısına geldiklerinde karşısında duran adamın Dae Han olduğuna inanamaz ve günün henüz bitmediğini anlar . Biranda olduğu yerde dona kalır. “Bu gerçek olamaz” der kendi kendine “ Heralde yaşadığım şoktan olsa gerek hayaller görüyorum”

Konuşmaya dalan Yong Gi  yanında Mercan’ı göremez. Dönüp arkasına baktığında kızın suratı bembeyaz olmuştur. Yong Gi “Noona iyi misin?” diye sorar Mercan çocuğun suratına bakamaz, cevap veremez Dae Han’a kilitlenmiştir.  Adam Mercan’a doğru gelir. Mercan tepki vermedikçe Yong Gi korkmaya başlar. Bir adama bir Mercan’a bakar. Ancak ikisi de sorduğu hiçbir soruya cevap vermez.

Dae Han ve Mercan karşı karşıya durmaktadırlar. İkisi de konuşmaz. Söze nasıl başlayacaklarını bilemezler. Dae Han uzun bir süre sonra tekrar gördüğü tek aşkını karşında kendisine bakar bulduğunda gelmeden önce söylemeyi planladığı her şeyi unutmuştur. Mercan ise biraz önce yaşadığı kovalamacadan mı yoksa en son görmeyi düşündüğü insanı evinin önünde bulmasından mı bilemeyerek sadece ayakta durmaya çalışmaktadır.

Ancak tek bir gerçek vardır ki oda; Hayat bu akşam herkese , ne denli oyunlar oynayabileceğini, nasıl değişken olduğunu  gösterecektir.

Dördüncü Bölümün Sonu

14 Yorum (+add yours?)

  1. akira
    Oca 23, 2011 @ 15:02:51

    yaa ama şimdi olmaz ki en kritik yerınde bitti acımasız senaristler gibisin Sermin olmaz ki böle onlarda en can alıcı yerde zırt diye kesiyolar 😀 1 hafta nasıl dayanıcam ben pufff:( bu arada o bıçak sahnesınde dedim aha Mercan’ın içine Won Bin kaçtı 😀 güzel bir bölümdü her zaman ki gibi 🙂 acaba Mercan ve Dae Han nasıl tanıştı falan filaan ben bu noktalarıda çok merak ediyorum 😀

    Cevapla

    • Ser_min
      Oca 23, 2011 @ 15:24:57

      @akira
      Haha bir sonraki bölümde nasıl tanıştıklarını öğreneceksin diyerek iyi mi yaparım kötü mü? Hatta Soon cheol ile de nasıl tanıştılar falan aydınlatıcı bir bölüm olacak 😉
      Astrea’da bana hep böyle en can alıcı yerlerde bitiriyorsun diyor hatta ona göre fazla dizi izleyip etkileniyormuum 😀 ama özellikle yapmıyorum tam o noktada devam edesim gelmiyor ve bırakıyorum.
      Aslında o bıçak sahnesini ben şahsen yapmayı çok istiyor olduğumdan en azından Mercan’a yaptırayım dedim 😀 Çünkü hiç bir zaman başıma öyle bir durumun gelmesini istemem 😀 Erken bitirirsem 6. bölümü söz daha erken yayımlarım 😉

      Cevapla

  2. hikaruivy
    Oca 24, 2011 @ 02:38:22

    eveeeet, işte her şeyin yavaş yavaş hızlanmaya başladığı bir bölüm 🙂 seon cheol’un yazdıkları, yong gi’nin geçmişi, ve elbette dae han’ın gidişinin altındaki sebepler… hepsinden biraz çıtlatıldı. bakalım birkaç bölüm içinde bu sırları öğrenebilecek miyiz?

    hae mi’nin yazmak hakkında söyledikleri kesinlikle doğru. ayrıca bu mantıklı şeyleri söyledikten sonra seon cheol’un verdiği tepki ve hae mi’nin haklısın, ben bile kendimden korktum demesi süperdi 😀 bi de mercan’ın woo bin’den ilham alarak adamın elinden bıçak kapma sahnesi çok hoştu, süper düşünmüşsün sermincim :))) keşke izlediklerimi ben de böyle hayata geçirebilsem, haha 😀 😀

    veeeee türk kahvesi sahnesi! işte buna bayılıyorum 😀 😀 bu bölümde yazık ki yarım kaldı, ama bir sonraki bölümde mercan’dan fal bakma sahnesi istiyorum, peçeteye yazıp senaristten istek olarak göndersem olur mu? 😛

    Cevapla

    • Ser_min
      Oca 25, 2011 @ 18:30:16

      @Hikaru
      Baktıracağım gibi fala ama bilemiyorum akşına göre. Fakat mesajı aldım ben peçeteleriniz ulaşıyor merak etmeyin 😀
      Hae Mi kuzu ya 😀 Böyle kendi halinde saftirik hafiften çok seviyorum ben onu (Kendi karakterlerime vuruluyorum :D)
      Akira’ya da dediğim gibi o sahneyi ben canlandırmak istiyordum ama Mercan’a nasip oldu. Sırf içimde ukte diye yaptırdım yoksa bende öyle bilerek kullanmıyorum yani 😀
      Birini gelecek bölümde öğreneceksiniz 😉 Hatta fazladan bir kaç şey daha ancak Dae Han öyle çabuk değil 😀 Nihahah kötüyüm ben kötüyüm 😀

      Cevapla

  3. hikaruivy
    Oca 25, 2011 @ 17:46:53

    Bir de söylemeyi unutmuşum afişler süper olmuş! Özellikle teleferik’li olanına bayıldım!

    Cevapla

  4. kimbapsushi
    Oca 27, 2011 @ 22:08:04

    ya! uri çingu, nappun yeoja!
    nasıl bitirirsin orda, tamam reyting olayları, bölüm sonlarını heyecanlı yapmaca durumları ama abartmayaydın, ben de bu bölüm karşılaşcaklar deyu ne umutlar besleyip büyütmüştüm ufacık yüreğimde (dur lan içime şair kaçtı)

    yok lan ben galiba üzülcem dae han’a kesin öyle olcak, zati bu bölüm soon cheol da yoktu adam gibin, hoo jin’im de kuzucum yoktu böhühühü ben onları istirem, ben de isterem. amanın bugün deli gibi çalıştım, acık sıyırdım biane çingular saçlalıyorum^^

    Cevapla

    • Ser_min
      Oca 28, 2011 @ 17:50:30

      @Kimbap
      Haha valla artık nerde parmaklarım yorulur, ilham abiler misafirlikten kalkarlarsa o zaman bırakıyorum. Özellikle yapılan bir durum yok.
      Evet bu bölüm hoo jin ile soon cheol azcık vardı 5. bölüme artık 😉
      Beni nappun yeoja da yaptın ya 😀 Kabulümdür artık herşey 😉 Bakalım daha neler olacağım 😀
      Valla bakalım kimden gıcık alacaksınız, kimlere üzüleceksiniz vs. (Gıcık aldığınız karakterin alnından öpeceğim) 😀

      Cevapla

  5. 4astrea
    Oca 28, 2011 @ 22:29:52

    aha ben demiştim fazla dizi ve film izliyosun diye bak Mercan’ıda kendine benzetmişsin oda fazla film izliyo artık ordaki sahneleri uygulamaya başaldı:P
    Haha şaka bir yana çingum çok çok güzel bir bölüm olmuş. Bende bu bölümde öğreneceğiz sanmıştım ama biraz daha beklemek gerek demekki. Bu arada bu bölümde gizli kalmış her şeye ucundan ucundan değinerek okuyucularının ağzına bir parmak bal çalma olayını süper uygulamışsın. Hani dizilerde olur yaa kritik bir bölüm olur herşeyi biraz öğrenip meraktan çatlarız. Valla teknik işini süper kapmışsın çingum benim. Ama siz böle güze güzel yazdıkça ben tırsıyorum yazamıcam diye ama burda da dediği gibi bir başlıyayım olmadı bırakırım haha:)

    Yandaki posterler çok ama çok güzel olmuş. Ellerine sağlık çingum ama bende isteremm 😀
    Şarkılarda çok güzeldi, birde bu bölümde baya bir anlamlı cümle vardı yaa, şu yeşil şıklı olanı ve en son sözü çok sevdim. Daha önce okusaydım Mim postuma alırdım haha
    Bu arada ne zamandır sölicem hep unutuyorum hikayenin sloganı çok iyi: “hayatlarında kendi cennetlerini arayanların hikayesi”

    Cevapla

    • Ser_min
      Oca 29, 2011 @ 18:25:16

      @Astrea
      Ay çok güldüm 😀 Üzüm üzüme baka baka kararırmış 😀 Kızıda kendime benzettim iyi mi 😀
      Oh iyi bari kapabilmişim tekniği. Çok meraklandınız demi?! :D:D:D İyi iyi meraklanın ki okuyun 😀 Şaka bir yana beğenmene sevindim çingucuğum 😉 Resmen yorumun yorgunluğumu aldı götürdü 😉 Ah bak görüyor musun? Neden daha önce okumadın olmadı şimdi 😀 Hemen mimini editlemeni istiyorum 😀

      Senin canın sağolsun canımcım ya! Hikayeni yazınca ben sana elimden geldiğince yaparım poster 😉

      Cevapla

  6. Lee
    Oca 30, 2011 @ 21:42:23

    Bilseydim yeminle okumazdım bu bölümü çingu. İlk okuyanlardan biriyim ama sinir olduğum için bu zamana kadar yorum yapmadım aha. Neden diye soruyorsunuz şimdi tabi, hemen cevaplayayım. Ben bu bölümden açıklanacağını düşünmüştüm yahu? Böyle bir sonda bitince yeni bölüm nerede diye salyalarımı akıtarak odada dört dolandım 😀

    Beni sakın Adana’ya getirtme çingu, basarım evini valla. İstiyorum yeni bölümü aha 🙂 Okurken çok eğlendiğimi söylemek istiyorum. Şimdi siz benim bölümleri okuduğunuzda da diyordunuz ya neden kısa bu diye, artık tam anlamıyla anlamış bulunmaktayım. Bir hikaye ne kadar sarıyorsa, istersen 55 sayfa olsun bir bölüm, gayet kısa geliyor. En azından bana öyle 🙂

    Yalnız ben şunu çok düşündüm bu bölümden sonra. Eğer Soon Cheol biraz daha cesaretli olmazsa Dae Han’a karşı kaybedecek. Hoo Jin var, bizimkinin kızı terkedip gitmesi var, bu konularda önde ama Dae Han kendini affettirecek gibi duruyor. Soon Cheol’ü çok seviyorum ama cesaretini toplamasını istiyorum. Böyle Geniş Aile’deki komşu kızı temasıyla gitmesin. Bak orada da aşık oluyordu ama söylüyordu 🙂

    Yong Gi’de Mercan’dan hoşlanacak demedi deme. Karakter olarak başroldeki kızımız bir harika. Ben bu konularda yan karakterleri daha çekici yapıyorum hep. Mesela Mi Na’nın olayına daha girmedik bile. Eşit dağıtım var sanki, içimden hep böyle geliyor. Ama gerek Hikaru, gerekse senin hikayelerinde başrol kendini hissettiriyor feci biçimde. Ben neden yapamıyorum bunu aha 😀

    Velhasıl çok hoş olmuş çingu. Türkçe şarkı olacak mı hiç merak ettim? Ben kullanıyorum ve 5. bölümde de kullandım yine, size de tavsiye ediyorum 😀

    Deli gibi yeni bölümü beklemekle meşgulümç. Başkan olduğumda her gün yeni bölüm diye emin vereceğim sana aha :p

    Cevapla

    • Ser_min
      Oca 31, 2011 @ 18:02:44

      @Lee
      Valla Çingu o aşk üçgeni için öyle planlarım var ki bence ” Nasıl yani?” diyeceksiniz 😀 Bekleyin bakalım 😉 Gel Adana’ya gel sen 😉 Eğlenceli bulmana sevindim, çok mutlu oldum 😉
      Yong Gi için Mercan daha farklı bir yerde olacak. en azından şimdilik ben öyle hissediyorum. Ancak belli olmaz 😀 Valla ben senin tarzına bayılıyorum çingum ya. Tüm karakterlerin eşit olması çok iyi bende onu beceremiyorum ki aslında çok isterim.

      Evet ben türkçe parçalarada yer vereceğim bu bölümle başladık devamı gelecek inşallah. Seviyorum bende yerli parçalar eklemeyi. Ancak parçaları ben seçmiyorum, hikaye seçiyor o yüzden ne sıklıkla kullanırım bilemeyeceğim. Birde yerli arşivinde çok eksik olduğumdan sorun olabilir 😀

      6. bölümü bir yarılasaydım 5 yayımlayacağım ama işte iş güç derken halim kalmıyor iki kelam yazayım, ilhamlar uğramıyor birde grip oldum ki sorma. Son zamanlarda dediğim gibi ölmüşümde gömmeyi unutmuşlar 😀

      Tekrar teşekkürler çingum beğenmene çok sevindim 😉

      Cevapla

  7. evisirtinda
    Şub 01, 2011 @ 13:28:00

    Arkadaşların şikayet ettikleri şeyden bende şikayetçiyim, pat diye en güzel yerinde bitiyorsun. Ben en çok Yong Gi’nin hayat hikayesini merak ediyorum. Dizinin sloganına bakınca sanki sonu mutsuz bitecekmiş gibi bir izlenime kapıldım, mutsuz bitirmeyeceksin demi ? (bakınız senaristi baskı altına almaya çalışan sabırsız okuyucu 😛 ) Umarım en kısa zamanda 5. bölümü okuyor oluruz!

    Cevapla

    • Ser_min
      Şub 01, 2011 @ 18:59:16

      @evisirtinda
      Dostum vallahi isteyerek yapmıyorum 😀 Öyle biranda pat diye bitiveriyor işte 😉
      Sonunu inanki bende bilmiyorum. Zaten hikayesiyle ilgili gidişatı bilmeyen tek yazar benim heralde. Rüzgar nereye eserse öyle yazıyorum. Genel karakterlerde yapmak istediğim gibi Yong Gi içinde öyle hemen açıklanan geçmiş, yaşananlar yazmadım şimdiden tüyo olsun. Ve ve bugün yayımlıyorum 5. bölümü bakalım beğenecek misin? 😀

      Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: