Altıncı Bölüm

[소규모 아카시아 밴드 ( Small Acacia Band)고양이 소야곡 (Cat serenade) ]

Min Ji telefonda Hae Mi ile konuşmaktadır “ Ben ajansa biraz geç geleceğim. Sen hemen çıkma. Ben oraya geçerken seni ararım” Hae Mi “ Unni bir şey yok değil mi? Sen pek böyle yapmazdın. Hatta sürekli ben gecikiyorum diye sinirlenen sen gecikeceksin. Bu işte bir iş var” Min Ji “ Ah her neyse senin canına minnet değil mi? İşe geç git diyorum , kızmayacağım diyorum. Daha fazla zorlamana gerek var mı?” Min Ji , Hae Mi’ye laf yetiştirirken karşıdan Müdür Gwang gelir. Min Ji “Her neyse Hae Mi hadi ben kapatıyorum. Görüşürüz”

Müdür Gwang “ Bayan Min Ji sürprizinize ne kadar sevindim anlatamam. Nedenini bile sormak istemiyorum ve benim için geldiğinizi düşünüyorum” der suratında muzırca bir gülümseme ile. Min Ji hem utanmış hem gülümsemesini saklamak için çabalamaktadır. “ Ah şey Bay Gwang,  öğle arasında ve sonrasında yapacak pek bir işim yoktu bende buraya gelip bir kahvenizi içerim ve galeriyi beraber gezeriz diye düşündüm. Daha önce geldiğimde pek gezememiştim” der. Müdür Gwang “ Ah sevgili Min Ji , düşüncelerinizde en az sizin kadar güzeller. Çok iyi zaman da geldiniz. Yeni açılacak olan serginin hazırlıkları bitmek üzere. Herkesten önce siz görmüş olursunuz” Min Ji mutlu olmuştur “ Çok sevinirim ancak bir sorun olmaz mı? Açılışta görmem gerekmez mi?” Müdür Gwang her zamanki tarzıyla bir kahkaha atar “ Min Ji , size böyle diyebilirim değil mi?” Min Ji başını sallar Müdür Gwang devam eder “ Daha önce dediğim gibi o kadar güzelsiniz ki eserlerin güzelliğine güzellik katacaksınız ve bu benim için kaçırılmaması gereken bir fırsat”

Galeriyi gezmeleri bitmiş ve galerinin küçük kafesinde oturmaktadırlar. Min Ji “ Bunlar gerçekten çok güzel eserler. Çok beğenilecekler eminim” der Müdür Gwang kahkaha atarak “ Hani ben seçtim diye söylemiyorum ama gerçekten güzel eserler. Peki konsepti nasıl buldunuz Min Ji?” Min Ji kahvesini bırakır “ Ah çok güzel tabi ki . O da sizin fikriniz değil mi?” Müdür Gwang “ Haha evet o da benim fikrim” Yaşını başını almış bu iki genç ruhlu insan keyifli sohbetlerini yaparken Min Ji’nin aklına asıl söylemek için geldiği konu gelir. “ Müdür Gwang aslında ben size bir şey söylemek için geldim.” Müdür Gwang “ Öncelikle bana lütfen Gwang Tae de Min Ji. Seni dinliyorum” Min Ji “ Geçenlerde bir çekim için anlaştığımız fotoğrafçı gelmediğinden ben çekimi yapması için Mercan’dan ricada bulundum. Sonrasında Dünya Ajans’tan arayıp Mercan ile ilgili sorular sordular. Fazla bir şey söylemedim ama Heaven Kafede çalıştığını, ulaşmak istiyorlarsa oradan ulaşabileceklerini söyledim.” Müdür Gwang biranda ciddi bir ifadeye bürünür “ Im Soo Bin. Seni mahluk. Min Ji-sshi Soo Bin beni aradı. Sözleşmemiz olup olmadığını nasıl bir ilişkide olduğumuzu falan sordu. Kendi çapında benden bilgi almaya çalıştı yani. Ancak bir sanatçının bağlı olduğu yeri arayıp onun hakkında işvereninden bilgi almaya çalışan biri ya aptaldır, ya bu işte yenidir ya da kendine fazla güveniyordur. Ben zaman zaman aptal görünebilirim ancak konu yaptığım iş içinde bulunduğum sektöre gelince gözümden hiçbir şey kaçmaz. Buraya kadar gelip beni bilgilendirdiğiniz için teşekkür ederim ancak bunun kararını Mercan verecek ve ben onu hiçbir şekilde engelleyemem” der.

Kadın bu cümleleri duymayı hiç beklemiyordur. Kalbi yerinde çıkacakmış gibi atmaya başlar. Kendine hakim olamaz ve biranda adamın masada duran ellerini tutuverir. Müdür Gwang şaşkınlıkla “ Min Ji-sshi .. “ Min Ji “ Müdür Gwang harika olduğunuzu daha önce söylemişler miydi?” Müdür Gwang muzırca gülümseyerek “ Kendini beğenmişlik gibi olmasın ama birkaç kez duymuştum” Kadına yaklaşarak “ Neden sordunuz?” Min Ji biran fazla ileri gittiğini düşünerek geri çekilir “ Şey diyenler çok haklılarmış. Mercan sizin gibi bir patrona sahip olduğu için çok şanslı” der ve ellerini adamın ellerinden çeker ancak ani bir hareketle bu sefer kadının ellerini Gwang Tae tutar  “ Benim etrafında olduğum herkes çok şanslıdır Min Ji-sshi. Sende onlardan biri olmak ister misin?” Min Ji bu ani soruya nasıl cevap vereceğini bilemez bir şekilde adamın suratına bakarken imdadına telefonu yetişir. “ Bir işi de bensiz becerseniz şaşarım zaten. Eğer  stüdyo doluysa SD’yi arayın. Zaten bize borcu var ayarlamak zorunda. Bende birazdan gelirim” Gwan Tae hayranlıkla kadına bakar “ Min Ji-shi kızınca çok güzel oluyorsunuz.” Gwang Tae kadını arabasına kadar yolcu eder. Min Ji koltuğa oturduğunda “ Bunu saymıyorum Min Ji bir daha ki sefere size yemek ısmarlayacağım” Min Ji gülümseyerek “ Neden olmasın” der “ Görüşmek üzere” ve ajansa doğru yola çıkar.

***

love & pop – winter in my mind

Mercan bu kadar geçmişten bahsedişin ardından birde Dae Han’ın aniden belirmesiyle dona kalmıştır. Dae Han “ Sanho, sonranın ne zaman olduğunu söylemedin bende…” Mercan Dae Han’ın sözünü yarıda keser “Burada olduğumu nasıl öğrendin?” Dae Han kıza doğru yaklaşır “ Jae Woo söyledi. “ Mercan “ Jae Woo nerden biliyormuş ki benim burada çalıştığımı nerdeyse 2 senedir görüşmüyorum. Gerçi okulda da öyleydi. her şeyi bilir, görür, duyardı” Dae Han gülümseyerek “ Evet muhtar gibiydi. Bizim birlikte olduğumuzu da o okula yaymıştı” Mercan biran durur ve adamın suratına bakar. Dae Han gülümseyen suratı ile kıza bakmaktadır. Mercan “ Bizim işe dönmemiz gerek” der ve aşağıya  yönelir Yong Gi adamın yanından geçerken ters bakışlar atar ve Mercan’ın arkasından oda aşağıya iner. Dae Han “ Sanho! Hey Sanho” diye bağırır ancak Mercan arkasına bakmaz “ Konuşsaydık…”

Mercan aşağıya inmiş tezgahın arkasına geçmiştir. Yong Gi “ Ne alaka şimdi geldi bu adam buraya? Soon Cheol Hyungnim bundan çok daha yakışıklı. Yakından baktım da bu Dae Han’ı gözüm tutmadı benim “ Mercan çocuğun dediği hiç bir şeyi anlamıyordur. Etrafındaki sesler kısılmıştır sanki. Duyabildiği tek şey kalbinin hızla çarpmasıdır. Dae Han kızın çalıştığı yeri gören bir masaya oturur. Gözlerini ona diker ve ondan uzak kaldığı günlerin acısını çıkarırcasına bakıp durur. Mercan  Dae Han’a her baktığında göz göze gelirler. Dae Han daha fazla dayanamaz ve kızın yanına gider. “ Sanho bana şu senin kahvenden yapar mısın? Çok uzun zamandır içmedim” der Mercan “ Duymadın mı çömez? Müşteri Türk kahvesi istiyor  hemen hazırla” Dae Han, “ Sanho! Ben senin yapmanı istiyorum. Üstelik hiç zamanın yok mu biraz konuşsak?” Mercan Türk Kahvesini hazırlamaya başlar “ Tamam sen yukarı çık ben kahveyi yapar getiririm” der. Artık kaçacak bir yeri yoktur. Ne kadar çabuk konuşurlarsa içindeki bu ikilemden o kadar çabuk kurtulacaktır. Dae Han suratında kocaman bir sırıtışla merdivenlere doğru gider. Yong Gi “ Noona emin misin? Şimdi konuşmak için doğru zaman mı?” Mercan “ Yong Gi eğer böyle sürekli ertelemeye devam edersem hiçbir zaman konuşamayacağım. Çünkü aslında hiçbir zaman konuşmaya hazır hissetmeyeceğim kendimi. En iyisi şuan buradayken konuşmak.” Der ve kahveyi alarak yukarı çıkar.

***

Dae Han heyecandan yerinde duramamaktadır. Terasta bir sağa bir sola volta atar.  Mercan’ın elinde kahve ile yukarı geldiğini görür ve elinden kahveyi alır “ Nasıl özledim bilemezsin.” Der ve kızı kolundan tutarak masaya oturtur. “ Kendine neden yapmadın?” der Dae Han. Mercan “ İş yerinde kullanmıyorum” der Dae han gülümser “ Hiç değişmemişsin” Mercan “ Aslında çok değiştim” der “ Elimde olmayan sebeplerden dolayı çok değiştim” Dae Han kahveyi masaya bırakır ve sandalyesini kıza yaklaştırır “ Biliyor musun aslında seni görmeye döndüğüm ilk gün geldim.” Mercan şaşırır “ Kaç saat bekledim emin değilim. Aramaya cesaretim yoktu. Biranda karşına çıkacaktım ve senden ömrümde yemediğim dayağı yemeye hazırdım. Ancak seni kucağında bir bebek ve yanında çok samimi olduğun bir adamla görünce ben… Seni sonsuza kadar kaybettim sandım.” Mercan dikkatle dinler ancak tam bir anlam veremez “ Nasıl? Anlamadım ne zaman gördün?” Dae Han “ Dedim ya geldiğim ilk günün akşamı. Nasıl hayal kırıklığı yaşamıştım. Ancak bugün o bebeğin senin olmadığını öğrendim. Evli de değilsin Ya.. daha ne isterim ki..” Mercan , Dae Han’ın konuşmasını keser “Dur bir saniye. Yavaş” der “ Dae Han sen iyi misin? Hangi ara tüm bunları düşündün, gördün, öğrendin? Sakin olur musun biraz?” Dae Han  derin bir nefes alır “ Ben nasıl sakin olabilirim? Burada seninle aynı masada oturuyorum, konuşuyorum. Sanho ben gerçekten üzgünüm.” Mercan “ Dae Han şimdi değil. Henüz hazır değilmişim. Merak etme gerçekten seni dinlemeyi istiyorum ve her şeyi anlatmak. Ancak dediğim gibi şimdi değil.” Dae Han arkasına yaslanır. “Tamam öyle olsun “ der “ Bunu bir söz olarak kabul ediyorum. Beklemeye razıyım yeter ki seninle eskisi gibi olabilme şansım olsun” Mercan “ Şunu söylemeyi keser misin? Kaç tane kahve içtin sen?” Dae Han “ Sanırım 4 latte içtim birde bu” Mercan “ Şimdi anlaşıldı bu heyecanın nedeni.” Dae Han “ Heyecanımın nedenini kahvelerde arama, sadece senin yüzünden”

İkisi terasta konuşmadan otururken merdivenlerden “ Mey mey “ diyerek gelen Hoo Jin sessizliği bozar. Mercan “ Aman tanrım erkeğim gelmiş” der. Dae Han “ Erkeğin mi? O kim?” demeye kalmadan Hoo Jin terasa çıkmış Mercan’a kolları uzatmıştır. “ Sen nerden çıktın bakalım?” Hoo Jin’in arkasından Soon Cheol da terasa çıkmıştır. “ Biz geldik.” Dae Han neye uğradığını şaşırır. Soon Cheol’ün suratına iyice baktığında hatırlar. O akşam gördüğü adam şuan karşısındadır. Hemen Mercan’ın yanına gelir. Elini kızın beline atar. Mercan aniden çekilir “ Ne oluyor?” der Dae Han hemen geri adım atar “Şey… Bizi tanıştırmayacak mısın?” Mercan derin bir nefes alır “ Karşı komşum Han Soon Cheol. Buda eski bir arkadaş Jang Dae Han” der iki adam birbirlerine kilitlenip kalırlar. Dae Han biraz önce Mercan’dan dinlediği Soon Cheol ile karşılaşmıştır. Soon Cheol ise en değer verdiği kadının kalbini kıran Dae Han ile.

***

Mercan, Hoo Jin ile oynarken iki adamın arasındaki gerilim gözle görülür hale gelmiştir. Dae Han “ Demek karşı komşususun” Soon Cheol “ Evet karşı komşusuyum. Sende eski bir arkadaşı “ der Dae Han şah mat olmuştur bile. Çünkü aralarında ilişkiyi gördükten sonra bir arkadaş, bir komşudan daha az değerli gelmiştir. Gerçi her ne kadar hangisinin daha değerli olduğu tartışılır olsa da sonuçta Mercan için eski olmuştur bile. Mercan Soon Cheol’un arkasına geçer, elini omzuna koyar ve eğilir “ Yanında ne olur bez getirdiğini söyle “ der  Soon Cheol “ Getirdim tabi ancak aşağıda kaldı galiba” der sağına soluna bakarak “ Ben alıp geleyim” derken Yong Gi aşağıdan elinde çanta ile çıkar “ Hyungnim çantayı aşağıda unutmuşsun”  bu arada da Dae Han’a sert bakışlar fırlatır. Mercan “ Ben altını değiştirip geleyim” der Soon Cheol “ Bekle bende seninle geleyim” İkisi aşağıya inerken Yong Gi Dae Han’ın yanına gelir “ Boşuna geldin” der Dae Han neye uğradığını şaşırır “ Ne demek istiyorsun?” Yong Gi “ Ben her şeyi biliyorum ve seni uyarıyorum. Eğer  noonamı üzecek tek bir şey yaparsan vay haline. Üstelik boşuna trafo gibi gergin duruyorsun. Alışsan iyi edersin onlar karşılıklı komşular.” Yong Gi son kelimesini söylerken adamın suratına iyice yaklaşmıştır. Dae Han “ Her şeyi biliyorum derken ne demek istiyorsun ? Üstelik komşularsa ne olmuş. Sonuçta aralarındaki sadece komşuluk” Yong Gi kahkaha atar “ Onların sözlüklerinde komşuluğun anlamı bizim bildiklerimizden çok farklı ve özel. Aslında aptal değilsen anlarsın hatta şimdiye anlamış olmalıydın” Tekrar adamın suratına yaklaşır “ Aslında anlamamış olabilirsin çok akıllı görünmüyorsun” Dae Han ayağa kalkar “ Bak kahveci çocuk konuştuklarınızın hepsini duydum. Birçok şeyi bildiğini sanabilirsin  ancak  hikayenin birde beni ilgilendiren kısmı var. Henüz Mercan beni dinlemedi. İşte o zaman… O zaman her şey aydınlanacak” der

Yong Gi ile Dae Han konuşmalarını bitirdiklerinde yukarı Mercan ile Soon Cheol çıkar. Mercan “ Gidiyor musun?” Dae Han kızın yanına gelir “ Evet şimdi gitmem gerekiyor. Stüdyoda işim var ancak senden haber bekliyor olacağım” der ve kızın yanağına bir öpücük kondurur. Yong Gi ve Soon Cheol dona kalmıştır. Mercan ise bu ani eyleme bir tepki bile veremez. Dae Han usulca merdivenlerden inerken “ Bekleyeceğim” der “ Hazır olacağın zamanı bekleyeceğim”

Tearliner – Can’t Understand

Soon Cheol kalbinde biran bir sıkışma hissetmiştir. Artık iyice duygularından şüphe duymaya başlar. Dae Han’ın kanlı canlı bu kadar yakınında olması anlam veremediği duygular yaşatır. Sanki en sevdiği oyuncağı elinden alınacakmış gibi hisseder. Soon Cheol düşüncelere dalmışken Yong Gi koşarak Mercan’ın yanına gelir eline bir peçete alır ve kızın yanağını siler. “Noona nasıl izin verdin seni öpmesine? “ Yong Gi kızın yanağını silerken Mercan “ Ne yapıyorsun çömez? Biraz daha o peçeteyi suratıma sürtmeye devam edersen yanağım alev alacak” der ve çocuğun elinden peçeteyi alır. Bu arada kucağında Hoo Jin ile Kang Mo yukarı çıkar.

“Şimdi delirdiğimi falan düşünebilirsiniz ancak sanki ben Dae Han’ı gördüm. Ya da gerçekten insanlar çift yaratılmış” Yong Gi hemen lafa atlar “ Patron, şuan delirmiş olmanı o kadar çok isterdim ki” der ve aşağıya iner. Mercan “ Soon Cheol bende aşağıya iniyorum. Çıkışa kadar bekleyin beraber gidelim tamam mı?” Soon Cheol bir süre cevap vermez. Mercan “ Hey ailemizin yazarı sana diyorum!” Soon cheol biranda kendine gelir “ Ha tamam tamam bekleriz” Mercan gülümseyerek “ Böyle hayallere dalıp gideceğine düşündüklerini kağıda yaz daha iyi” der ve aşağıya iner.

Kang Mo derin bir nefes alır, Soon Cheol’un sırtına elini koyar “ Hadi biraz oturalım” der. Hoo Jin bir sağa bir sola gider gelir. Yerde bulduğu ölü bir böceği Kang Mo’ya getirir hatta yemesi için ısrar eder, çiçekleri kopartır, kuşları kovalar en sonunda yorgun düşer ve uykuya dalar. Hoo Jin yatarken Kang Mo da Soon Cheol ile konuşmaya başlar.  “ Sonunda geldi” der “ Ne yapacaksın?” Soon Cheol sessizce adamın suratına bakar. Bir süre sonra “ Rüyadan uyanmış gibi hissediyorum” der Kang Mo “ Sonunda uyandın şapşal çocuk “ der “ Ancak illaki en güçlü rakibin  dönüşünü mü beklemeliydin? Neyse en azından uyandın ya ona da şükür” der Soon Cheol “ Ben… Ben bilmiyorum. Şuan karma karışık hissediyorum. Sanki beynim durmuş gibi, ne düşünebiliyorum, ne hissedebiliyorum. Gözümün önüne sadece…” Kang Mo çocuğun sözünü tamamlar “Onun suratı geliyor. Değil mi?” Soon Cheol şaşırmıştır. “Evet” dercesine başını sallar. Kang Mo “ Kabul et evlat, en başından beri kalbin Mercan için atıyordu ancak anlayabilmen için eski sevgilisi gelmek zorunda kaldı, yanarım yanarım buna yanarım. Böyle şeyler dizilerde olmaz mıydı?” Soon Cheol biraz utanmış, biraz rahatlamış bir şekilde adama gülümser. Kang Mo’nun söylediklerine inanmak istese de, aşık olduğuna inanmak istese de hala aklının bir köşesinde kuşku duymaktadır.

***

Fazla yorucu geçen bir günün ardından sonunda çıkış vakti gelmiştir. Mercan “ Oppa biz çıkıyoruz” diye seslenir Kang Mo “ Tamam çocuklar görüşürüz “ Soon Cheol, Hoo Jin, Yong Gi ve Mercan kafeden çıkarlar. Eve doğru yürürken Yong Gi , hala Dae Han’a hiç ısınamadığından bahsetmektedir. En sonunda Mercan ile Soon Cheol dayanamazlar “ Çömez yeter sus artık!” Yong Gi şaşırır “ Vahhh sizin bu uyumunuz gözlerimi yaşartıyor” der “ Aynı anda kızmasını üstelik aynı kelimelerle becerebiliyorsunuz. Alkışlıyorum” Hoo Jin kocaman bir kahkaha atar Yong Gi “ Bu çocuk tam benim kafadan” der “ Espriden anlıyor “ Mercan gülümseyerek “ Ah bak bu doğru işte. İkiniz aynı kafadansınız. Aradaki yaş farkını göz önüne alırsak, çok şaşırtıcı, en az Hoo Jin kadar zekisin” der Yong Gi “ Noonim ama bu çok acıttı!!” Soon Cheol “ Merak etme ölmezsin” der “ Bak bana hala yaşıyorum” Yong Gi “ Evet idolümsün Hyungnim! Aja aja!”

Keyifleri yerinde yürürlerken Mercan “ Siz önden gidin ben markete uğrayıp içecek bir şeyler alacağım” der Soon Cheol “ Tamam beraber gidelim. Yong Gi sen Hoo Jin ile eve git biz geliriz” Yong Gi kıs kıs gülerek “ Olur tabi. Neden olmasın? Siz gidin, beraber… Biz eve gidiyoruz” Mercan şapşalca gülümseyen çocuğun suratına bakar “ Çocuğum sen bugün iyi değilsin. Geçmişi kurcalayınca devrelerden bir kaçını kaybettik herhalde. Ha ne dersin?” Yong Gi “ Ha ha komik. Biz eve gidiyoruz” der ve yanlarından ayrılır.

Soon Cheol hala suratında tebessümle “  Bu çocuğun böyle açılabileceğini hiç düşünmezdim “ der Mercan “ Aşk olsun komşu! Benim elimden kurtulanını gördün mü?” Soon Cheol “ Senin eline düşenin Allah yardımcısı olsun zaten” Mercan “ Demek öyle ha! Gel bakalım sen buraya. Düş elime bir bak bakalım yardım eden olacak mı?” Mercan , Soon Cheol’ü kovalamaya başlar. Sonrasında kovalamaca yön değiştirir. Bu sefer Mercan kaçıyordur. Soon Cheol bir süre sonra Mercan’ı  yakalar. Nefes nefese kalmışlardır. Soon Cheol kıza sıkı sıkı sarılmıştır. Mercan derin derin nefes alır. Soluk alıp vermeleri rahatlaşınca Mercan “ Tamam tamam ava giderken avlandım. Pes ediyorum” der Soon Cheol hala kıza sarılmaktadır “ Soon Cheol. Bugün kulaklarında bir sorun var biliyor musun? Sana diyorum“ Adam kıza biraz daha sarılır yanakları birbirine değiyordur. Mercan elini adamın suratına götürür “ Soon Cheol iyi misin?” adam biraz durduktan sonra cevap verir “ Biraz daha böyle kalalım” der “ Hatırlıyor musun bana hep yanımda kalacağını söylediğin zamanı?” Mercan başını geriye yaslar “ Evet hatırlıyorum. Hem de dün gibi” der Soon Cheol “ Bir gün gelecek ve sen bunu unutacaksın diye çok korkuyorum” der Mercan adamın kendisini saran kollarını açar, yüzünü ona döner. Adamın suratını ellerinin arasına alır gülümser “ Sakın korkma! Bastonsuz yürüyemeyen, dişleri kalmamış, kendi ismini bile hatırlayamayan bir nene olsam da  sana verdiğim sözleri  seni, Hoo Jin’i , Se Wol unniyi hiçbir kuvvet bana unutturamaz” der ve adama sarılır. Soon Cheol artık emindir. Hiç bırakmak istemediği bu kadını seviyordur. Hem de öyle seviyordur ki  sevdiğini anlaması böylesine uzun sürmüştür. Kıza tekrar sıkıca sarılır.

***

Tearliner – Wake Up

Yong Gi eve gitmesi gerekmesine rağmen içinden bir ses ikisini takip etmesi gerektiğini söylemiştir. “ Hoo Jin bak sana diyorum bu takip olayı aramızda kalacak tamam mı? Eğer Noonim’e ya da dayına bir şey söylersen seninle külahları değişiriz. Bezinin fotoğrafını çeker Facebook’a koyarım, daha başlamadan aşk hayatını uçuruma sürüklerim” Hoo Jin çocuğun suratına  boş boş bakar Yong Gi “ Tamam tamam biliyorum zaten sen söylemezsin” Hoo Jin gülümser arkadan bir ses “ Kim neyi kime söylemez?” Yong Gi olduğu yerde sıçrar “ Aaaaa! Korkuttun beni!” , “ Ben bir şey yapmadım bir kere sen kendi kendine korktun “ der Hae Mi “ İnsan kendi kendine korkar mı? Arkamdan öyle sessizce neden geliyorsun?” Hae Mi “ Sessizce gelmek mi? “ ayakkabılarını göstererek “ Bu topuklularla istesem sessizce gelemem” der “ Bu arada siz ne yapıyorsunuz burada?” Yong Gi asıl amacını hatırlar “ Şu ikisini takip ediyoruz” Hae Mi çocuğun baktığı yere bakar “ İkisini mi? Soon Cheol ile Mercan’ı mı? Neden takip ediyorsunuz?” Yong Gi pis pis güler, Hoo Jin de çocuk gülünce gülmeye başlar “ İnce işler bunlar” der Hae Mi ikisinin gülüşüne kopar sonra sakinleşir “ İncelik benden sorulur “ der “ Sizi dinliyorum” Yong Gi “ Uzun hikaye eve gidince anlatırım. Şimdi takibe devam etmemiz lazım” Birkaç adım sonra Yong Gi’nin ağzı açık kalır “ Sa..Sar..Sarıldı. İnanmıyorum hyung sonunda bir adım attı. Heyt be yürü be hyungnim. Sonunda yani” Hoo Jinde yüksek frekanslı bir sevinç çığlığı atar hemen Yong Gi çocuğun ağzını kapatır “ Ya çocuk böyle ani tepkiler verme. Burada gizli görevdeyiz sessizlik şart “ Yong Gi çocukla bir yetişkinmiş gibi konuşurken Hae Mi çocuğu dürter “ Ya ya ya !!! Mercan da sarılıyor! Yong Gi yoksa bunlar… Yok canım olamaz! Aklıma saçma sapan şeyler sokuyorsun!” Yong Gi kızın suratına küçümsercesine bakar “ inanamıyorum sana ya! Ben ilk görüşte anlamıştım sen yıllardır beraber olduğun arkadaşını tanıyamadın mı?” Hae Mi “ Neyden bahsediyorsun sen?” Yong Gi çok büyük bir sırrı aydınlatmanın vermiş olduğu gururla “ Bu ikisi birbirlerini seviyorlar” der Hae Mi kahkaha atar “ Haha hiç güleceğim yoktu. Sevmek derken aşktan falan bahsetmiyorsun değil mi?” der Yong Gi ters bakışlarla “ Ondan bahsediyorum tabi ki “ Hae Mi tekrar güler “ Hayal gücün fazla çalışıyor. Onlar çok yakınlar birbirlerine o kadar. Birlikte çok şey atlattılar. Üstelik Mercan’ın sevdiği başka biri var “ der Yong Gi “ Çıhh! Kimmiş o sevdiği Dae Han mı? Yok öyle bir şey!” Hae Mi şaşırır “ Sen nerden biliyorsun? “ Hoo Jin’e bakar “ Hoo Jin-a sen mi söyledin?” Yong Gi kızın suratına bakar “ Nasıl bildin? Hoo Jin bana her şeyi anlattı” Hae Mi “ Ama Mercan’a söylemeden nasıl anlatır” Yong Gi güler “ Ya sen cidden üniversitede okudun değil mi? İnanması gerçekten güç” Hae Mi gülümser    “ Tabi ki okudum hem de sanıldığının aksine öyle çok kötü bir derece ile de mezun olmadım “ Yong Gi kıza hiç bir şey söylemeden  bakar sonra “ Hah markete girdiler “ der “ Hadi eve gidelim birazdan dönerler”

***

“Biralar!!” diyerek Mercan!ın elindeki poşetlere atılan Hae Mi’yi görünce Yong Gi “ Bu kız içilebilen bir çok şeye fazla tepki veriyor” der, Mercan “ Yenebilen şeylere de böyle. Yani korkulacak bir şey yok” Yong Gi “ Peki bugün neden içiyoruz?” Mercan , Hae Mi’nin açmak üzere olduğu birayı elinden alarak “ Sizin içeceğinizi kim söyledi?” Hae Mi “ Ama çingu!!! Böyle biralarla eve gelip, kutuların birbirine deydiklerinde çıkardıkları sesleri güzel kulaklarımıza duyurup sonra –size yok- demekte ne demek oluyor.” Mercan gülümseyerek “ Çünkü siz kazana düştünüz” der “ Şimdi en azından birimizin ayık kalması gerekiyor o yüzden siz içmiyorsunuz.” Hae Mi “ E tamam işte Yong Gi içmesin.” Soon Cheol “ Bir kişi ayık kalacak dedik. İkiniz anca bir kişi edersiniz” der Mercan gülümser Hae Mi ” Aşırı kan kaybından öleceğim galiba. “ Mercan “ Merak etme çingum , öldürmez sadece süründürür “ der.

Yong Gi , Hoo Jin ve Hae Mi içerde koltukta yan yana oturmaktadırlar. Hoo Jin bir Hae Mi’ye bir Yong Gi’ye  bakar. Hae Mi “ Bugün Mercan’da değişik bir şeyler hissediyorum” der Hoo Jin Yong Gi’ye bakar , Yong Gi “ Çünkü değişik bir şeyler oldu” Hoo Jin Hae Mi’ye bakar “ Değişik bir şeyler mi? Ne oldu?” Hoo Jin Yong Gi’ye bakar “ Söylersem bana inanmazsın ki” Hoo Jin tekrar Hae Mi’ye bakar “ İnanırım söz inanırım” Hoo Jin çığlık atar. Terasta oturan Soon Cheol ve Mercan içeri bir bakış atarlar bunun üzerine Hae Mi Hoo Jin’i kucağına alır ve Yong Gi’ye yaklaşır. Yong Gi kendine yaklaşan kıza şöyle bir bakar. Hae Mi “ Anlat hadi “ Yong Gi derin bir nefes alır “ Bugün kafeye kim geldi tahmin edemezsin” Hae Mi “ Evet edemem o yüzden çabuk söyle! Ay sinir ettin beni” Yong Gi “ Bana bağırma bak anlatmam bir şey, görürsün o zaman” Hae Mi gülümseyerek “ tamam tamam bağırmıyorum hadi” Yong Gi “ Dae Han geldi” der “ Hae Mi “ Hadi canım. Bir çok şeye inanırım ancak buna inanmam. “ Yong Gi “ Ya cidden diyorum. Hatta o adamların bizi kovaladığı gün Noonim’in karşılaştığı adamda Dae Han’mış bugün öğrendim.” Hae Mi “ Ne arıyormuş burada? Ne yüzle gelmiş? Deli cesareti var bu çocukta cidden yani. İnsan Mercan’dan yiyeceği dayaktan korkar” Yong Gi “ Deli meli bilmem ben yalnız aptal olduğu kesin. Bir de Noonim nedense sinirli olmadığını, ne hissettiğini bilmediğini söyledi. Bana kalsa boş versin gitsin o adamı. Mis gibi Soon Cheol Hyungnim var işte.” Hae Mi  “ Senin için böyle konuşmak kolay tabi. Eğer üniversite zamanında onları görseydin, böyle konuşmazdın.”

*

Epitone Project – 좁은

Dae Han kızın dediği gibi saat 3 te iletişim binasının önündedir. “ Mercan “ der kendi kendine birkaç kez tekrarlar arkasından “ İsmimi mi ezberliyorsun?” der Mercan. Dae Han ürker “ Ah şey.. Öyle de diyebiliriz” Mercan gülümseyerek “ Benimle gel. Kamera seni bekliyor “ der. Dae Han  kızın arkasından gülümseyerek bir müddet bakar Mercan arkasını döner “ Ya hadi çalgıcı çocuk. Başta bu kadar bekletiyorsan, sonunu düşünemiyorum. Başlamadan vaz mı geçsek” Dae Han “ Yönetmenim henüz verdiğiniz şansı hemen geri mi alıyorsunuz?” Mercan “ Koş o zaman Forrest koş “

Deneme çekimini yapacakları odaya gelirler. İçerde birkaç kişi daha vardır Mercan “ Ekip toplanmış. Çalgıcıda geldi. “ Dae Han “ Bundan sonra bana hep çalgıcı mı diyeceksin?” Mercan “ İtirazı olan ?“ Kimseden ses çıkmaz “ Öyle diyeceğim gibi görünüyor” der “ Hadi artık başlayalım” Çekecekleri sahnede adam kadına aşkını ilan etmektedir. Duygusal bir sahnedir ve Dae Han ile bu sahneyi şimdiden 4 kez çekmişlerdir “ Ya çalgıcı hiç aşk ilanı yapmadın mı?” Dae Han gülümseyerek “Kameranın önünde  hiç yapmamıştım, ha birde kendi kendime” der Mercan ayağa kalkar adamın karşısına geçer “ Peki öyleyse” der “ Bana aşkını ilan et “ Dae Han şaşırır “ Nasıl yani? Şimdi? Burada mı? Çok ani oldu” Ekipten biri “ Ya neresi ani? Zaten 4 defadır aynı şeyi yapmaya çalışıyorsun” Dae Han’ın yanakları kızarmıştır, eli ile başını kaşır “ Ama karşımda Mercan yoktu o zaman “ der Mercan “ Tamam anlaşıldı yapamayacaksın. Toplanalım çocuklar, galiba ben mezun olamayacağım” Mercan arkasını döner, Dae Han “ Bana sırtını dönemezsin” der “ Böyle arkanı dönüp, beni burada bırakıp gidemezsin” Mercan, Dae Han’a bakar “ Ne diyorsun sen?” Dae Han “ Diyorum ki, zorla verdiğin şansı böyle kolayca alamazsın. Söyleyeceklerimi dinlemeden bir adım bile atmana izin vermiyorum” Dae Han   kızın kolunu tutar ve kendine doğru çeker. Bu arada Hae Mi “ Ya uyumayın, hadi kamera, ses, ışık, motor…” Mercan kollarını, Dae Han’ın elinden kurtarmaya çalışır “ Bırak beni” der. Dae Han “ Asla! Saçma gelebilir ama bu ilk görüşte aşk “ der “ Bana öyle gülümsememeliydin. Hepsi senin suçun” der gülümser ve kızın gözlerinin içine bakar. Biraz daha yaklaşır, kızın yüzünü ellerinin arasına alır “ Ancak ne muhteşem bir suçtur bu. Sanırım o sensin. Hayır hayır sanırım değil kesin o sensin” der ve kızı dudaklarından öper. Hae Mi “ Kestik! Vuah süper oldu bu! İzlediğim en güzel sahnelerdendi. Mercan bence aradığın başrolü buldun çingum. “ der Mercan “ Sen… Sen…” Kız işaret parmağını çocuğun suratına yaklaştırır “  İşe alındın çalgıcı. Bundan sonra hazırlıklı ol. Her an her dakika çağrılabilirsin.” Der ve odadan hemen çıkar ve çıkar çıkmaz duvara yaslanır, derin bir nefes alır. “Kendine gel kızım, sadece rol yapıyordu” der “ Kalbinin böyle atmasına gerek yok” İçerde ise Hae Mi , Dae Han’ın yanına gelir “ Rol yapmıyordun değil mi? “ Dae Han “ Şuan bayılabilirim. Sahneye ilk çıktığımda bile böyle hissetmemiştim” der “Nasıl bir şeydir ki bu tarifini bile yapılamaz..”

*

Yong Gi kızın anlattıklarını tiye alır “ Bu mu yani? Böyle yapınca mı aralarındaki süper aşk oldu? Peh siz kızlar işte hep böylesiniz. Kadınlar kötü çocuklara aşık olurlar, iyi çocuklarla dost olurlar. Neden? Ha sorarım neden? Çünkü…” Hae Mi elini kaldırır “ Devamını getir ben noktayı koyacağım” Yong Gi “ Tamam tamam. Ancak böyle hop diye öpünce aşk oldu ya hala gülesim geliyor. Ben şimdi seni öpsem bu aşk mı olacak yani? “ Hae Mi çocuğun bu sözlerine önce afallar sonra “ Sakın deneyeyim deme! Çok kötü şeyler olur ona göre” der Yong Gi “ Yuh! Dünyada kalan son kadında olsan o iş imkansız” der.

Bluedown – 낯선 시간 속으로

İkisi birbirine takılırken terasta içkisini yudumlayan Mercan  “ Şunların muhabbetine baksana. Ne oldu bunlar böyle anlaşır hala geldi?” Soon Cheol “ Bahar herkesi çarptı bence. “ Adam bahar değince Mercan derin bir nefes alır “ Ah! Gerçekten öyle. Hava inanılmaz güzel oldu. Çiçeklerde açtı. Veletin doğum günü yaklaşıyor tabi birde…” Cümlesini tamamlamaz ve konuyu değiştirir “ Baharın en güzel tarafı çiçekleri sanırım” der. Soon Cheol gülümseyerek “ Açıkçası benim için daima yakınımda çiçeklerin en güzeli olduğundan baharda açanların bir önemi yok” Kızın gözlerinin içine bakar “ Benim en sevdiğim çiçek sürekli açıyor. Sadece baharda değil” der Mercan gülümser ve adamın elinden şişeyi alır “ Tamam içki faslı senin için bitmiştir. İyice kafayı buldun, saçmalıyorsun” Soon Cheol “ Neden benim söylediğim her şeyi böyle dalgaya alıyorsun? “ Ciddileşmiştir “ Bunu sürekli yapıyorsun farkında mısın? Ben senin için sadece ağız dalaşına girmekten hoşlandığın, beraber yemek yediğin… Ne bilim işte senin için sadece gereksiz işler müdürü müyüm? Başarısız biri, yazar olmaya çalışan ancak tek bir kelime bile yazamayan bir adam mıyım?” Mercan neye uğradığını şaşırmıştır “ Soon Cheol sen ne diyorsun? Benim için ne kadar önemli biri olduğunu bilmiyor musun? Sen, Hoo Jin … Asla vazgeçemem ben sizden. “ Soon Cheol “ Hoo Jin olmasaydı bende olmazdım değil mi senin için?” Mercan biran ne cevap vereceğini şaşırır. Çünkü gerçek budur Eğer Hoo Jin olmasaydı asla böyle bir ilişkiye sahip olamazlardı. Ancak böyle de düşünmek istemez. Şuan ki ilişkileri o kadar harikadır ki onları bir araya getirdiği için Hoo Jin’e hep minnet duymaktadır “ Saçmalıyorsun sen. Tamam tanışmamızda, beraber olmamızda Hoo Jin’in rolü çok büyük ancak eğer o olmasaydı da sen benim için yine var olurdun” der Soon Cheol biran kendine gelir “ Ben sanırım senin dediğin gibi fazla içtim” der “ En iyisi daha fazla içmemek. Ahh saçmalıyorum işte. Takma sen dediklerime, yazar psikolojisi bu arada geliyorlar bana “ Mercan rahatlar ve gülümser “ arada mı geliyorlar. Senden hiç gitmiyorlar. Arada parti yapıyorlar” der Soon Cheol kızın elinden birasını alır “ Sende içme artık. Saçma sapan konuşmaya başladın” Mercan “ Hiçte bile çok ince espriler bunlar” Biranda gerilen ortam yine biranda yumuşamıştır. Fakat Soon Cheol fark etmiştir ki artık içindekileri oldukları yerde tutamıyordur. Üstelik şuan o kadar yanlış bir zamandır ki…

***

Sabah olmuştur. Herkes salonda bir köşeye kıvrılmış uyumaktadır. Hoo Jin uyanmış, Mercan’ın titreşen telefonunu eline almış kıza doğru yürümektedir. Kızın tam yanağına doğru elindeki telefonu bırakır. Mercan biranda uyanıverir “ Çocuğum telefonu yanağıma fırlatmayacaksın, kulağıma koyacaksın bak böyle” der ve telefonu kulağına götürür. Ancak sonradan fark eder gelen arama değil mesajdır.

“ Pembe karlar yağar, sen her adım attığında üzerine”

Mercan uyku sersemi hiç bir şey anlamaz. Telefonu bir köşeye atar , Hoo Jin’i kucağına alır ve mutfağa gider.

*

Mezuniyet projesinin bittiği gündür. Saat 22.00 civarı çekim ekibi Dae Han’ların sahne aldığı bara gelmiştir. Hınca hınç dolu barda kıvrak hareketlerle kendileri için ayrılan masaya ilerlerler. Mercan tam masaya oturacakken mikrofonu eline almış Dae Han “ İşte sonunda geldi” der “ Sanho! Sevgili yönetmenim, oyunculuk koçum” Mercan şaşırıverir öyle ki mantosundan bir kolunu çıkarmış sandalyeye oturmak için yaptığı eylemi yarıda kesmiş bir biçimde etrafına bakar. Sonra kendine gelir “ Ve ekibi” der Dae Han “ Tabi ki Ms Sanho ve ekibi’ne hoş geldin alkışı” der Mercan gülümser sağa sola el sallar ve yerine oturur Dae Han konuşmaya devam eder “ İşte bu Sanho var ya bana neler çektirdi biliyor musunuz? “ kalabalık hep bir ağızdan “Anlat” diye bağırır “ Ooo anlatmak imkansız, yaşamazsanız bilemezsiniz ancak ben size onun hakkında başka bir şey anlatacağım” der “ Beni ne hale getirdi ondan bahsedeceğim. Neler hissediyorum anlatacağım size olur mu?” kalabalık ıslıklar çalar, alkışlar. Kameramanlardan biri “ Hayırdır Mercan ne işkenceler yaptın çocuğa” Mercan şaşkın bir yüzle “ Ya ben bir şey yapmadım” der “ Hepsi yalan” diye bağırır Dae Han “ Önce dinle ondan sonra “ der “ Üstelik söyleyeceklerim senin yalanlayacağın tarzda şeyler değil. Evet hazır mısınız? Başlıyorum!!!” Grup “Love Song’u” çalmaya başlar.

*

Mercan hala sabah ki mesajı anlamaya çalışmaktadır. Telefonunu eline almış mesajı tekrar tekrar okurken bir mesaj daha gelir “12.00” Mercan “Ne alaka bu ya?” diye düşünürken mesajı tekrar sesli okur “ Pembe karlar yağar, sen her adım attığında üzerine” Mercan “ Yong Gi benim dışarıda işim var öğle paydosu bitmeden geri gelirim tamam mı?” der ve kafeden çıkar Yong Gi arkasından baka kalır.

Mercan nefes nefese kalmıştır. Ancak mesajın ne demek istediğini sonunda anlamıştır. Sağlı sollu kiraz çiçekleri açmış olan ağaçlarla kaplı bir yoldur burası. Altından yürüdüğünde rüzgardan uçan pembe yapraklar kar gibi yağmaktadır üzerine. Bir iki adım attıktan sonra müzik sesi duyar. Çalan şarkı “ Love Song’tur”

311 – Love Song

Dae Han “ O geceyi hatırlıyor musun? “ Mercan yavaş yavaş adama doğru yürür “  Sana ne kadar uzak olsam da, ne kadar uzun kalsam da  , her ne  söylesem söyleyeyim, seni hep seveceğim demiştim. O zaman ciddiydim, hala da ciddiyim.Şuan dinlemek istemiyorsun nedenimi. Ancak ben yinede söyleyeceğim. Senin yüzündendi mükemmel kadın. O kadar mükemmeldin ki senin yanında kendimi alt tabakadan biri gibi hissediyordum. Fazla başarılıydın, herkes için geleceğin önemli şahsiyetlerindendin, senden hoşlanmayan, yanında olmak istemeyen yoktu. Ben ise basit bir çalgıcıydım. O kadar salakça bir nedendi ki bu. Yanlış anlama salakça gelen seni önemli biri gibi görmem değil kesinlikle önemlisin , salakça gelen senin benim gibi basit bir çalgıcıyı sevemeyeceğine inanıp gitmem. “ Mercan sözünü keser “ Ben hep demiştim sana sen salaksın diye” Dae Han gülümser “ Biliyorum. Ne kadar haklıymışsın. Aslında salaklığımı erken fark ettim. Seni arkamda bırakıp koltuğuma oturduğumda çoktan pişman olmuştum. Ancak alçak hostes acil çıkışlarını açmadı, atlamama izin vermedi” Mercan’ın gözleri dolmuştur ancak bir yandan da gülümser. Dae Han devam eder “ Amerika’ya  vardığımızda bir bilet alıp geri dönecektim ancak bu seferde bu adam tuttu beni. Buraya kadar geldin en azından en başta olmak istediğin gibi bir müzisyen olarak karşısına çık dedi” Menajer Kim “ Yalan “ diye kıza bakar “ zaten en fazla bu kadar dayanabildim” der Dae Han “ Daha fazlasını yüreğim kaldırmadı” Mercan “ Peki bunları neden o zaman söylemedin? Ha telefon yok muydu? Ya da mektup yazamadın mı? En olmadı telgraf falan?” Dae Han bir kutu uzatır kıza “ Sesini duysaydım çok feci şeyler olurdu, açıkçası korktum ve arayamadım ancak bir sürü mektup yazdım sana. Gerçi hepsinde aynı şey yazıyor “ der gülümser “ Ancak bana inanmalısın. Sanho ! Birazcık bile değişmedim” Mercan gülümseyerek “ Aptal en azından birazcık değişmeliydin” der ikisi de gülümser. Dae Han “ Seni seviyorum” der kıza yaklaşır bir eliyle kızın yüzünü tutar ve dudaklarından öper “ Seni hep sevdim, seviyorum ve seveceğim” der Mercan ne yapacağını, ne diyeceğini şaşırır. Dae Han ise şarkıyı söylemeye başlar.

Altıncı Bölümün Sonu

14 Yorum (+add yours?)

  1. 4astrea
    Şub 11, 2011 @ 00:04:24

    Ama ama Soon Cheol nolcak ühüüüü
    Ahh ahh son sahne çok güzeldi ama yinede içim bir buruk Soon Cheol için….
    Çingum ellerine sağlık her zamanki gibi çok güzel bir bölümdü, komedi unsuru bol bol vardı sırıtarak okudum hep valla tabi Dae Han ın ilk cafeye geldiği kısımları heyecanla okudum bir çırpıda:)
    Birde Yong Gi bir açıldı pir açıldı maşallah, Hoo jin ve Hae Minle dialogları süperdi koptum okurken.
    Kiraz çiçekleri pembe kar ve şarkı üçlemesine ayrı bir güzeldi ama Dae Han haketen salak yani (valla Soon Cheolun tarafını tuttuğumdan değil o olmasa bile böle neden olurmu canum) cıx cıx Dae Han’ı terketmiş katagorisine alıyorum ben ve diyorumki Aja Aja Fighting Soon Cheol 😀

    Cevapla

    • Ser_min
      Şub 11, 2011 @ 05:58:10

      Ama Soon Cheol çok geç kaldı!!! Kız elinden uçup gitti… Ama bakalım yüce güçlerin işi belli olmaz :D:D
      Yong Gi çok fena ya! Daha dur yavaş yavaş göreceksiniz onu cin kaçırmış şeytan getirmiş :D:D Hoo Jin’le zaten yiyip bitiriyorlar beni (Karakterlerinin şirinlik saldırısına karşı koyamayan yazar 😀 )
      MErcan hep diyor salak diye 😀 Dae Han da kabul ediyor zaten o allahın emri :D:D Artık nasıl öyle bir yargıya vardıysa 😉

      Beğenmene sevindim dostum. Harbi zorla yazmıştım bu bölümü. Elime yüzüme bulaştırmamışım, ne mutlu bana 😉

      Cevapla

  2. hikaruivy
    Şub 11, 2011 @ 01:26:01

    böhüüüüü, ben de soon cheol’a kıyamam, yazık yavrum… mercan’a sarılma sahnesi ne tatlıydı öyle…

    ama itiraf etmeliyim ki bu son sahne de beni benden aldı. ayrıca dae han’la mercan’ın aşklarının ilk başladığı çekim sahnesi de süperdi! aklına sağlık çingucum, çok iyi düşünmüşsün: en iyi rol, rol yapmadığın zaman yapılandır 😀

    ama ben soon cheol’u istiyom yaa… bi de yong gi’yle hae mi’nin didişmelerini çok sevdim, bence bu ikisi de aşık olabilir yani 😛

    son olarak: “ben görev başında kahve içmem!” hahaha, sen adamı öldürürsün mercan 😀 😀

    Cevapla

    • Ser_min
      Şub 11, 2011 @ 05:54:21

      @Hikaru
      Hohoh son sahne uzun zaman kurguladığım birşeydi. Kesinlikle öyle birşey yazmalıyım diyordum nasip oldu. Beğenmenede çok sevindim çingum.
      Aşkları illaki kamera önünde başlamalıydı. Başka türlüsünü düşünemedim yani.
      Soon Cheol’cüler hep beraber isteye durun nihahahaha :D:D:D Kötüyüm ben kötüyüm kötüyüm….
      Yong Gi ile Hae Mi için aşk olur mu? Şuan çok bulanık bakalım nereye kadar gidecek 😉

      Dedim ” bakalım kim fark edecek o espiri” Hikarum fark etti 😀 Çok güldüm yazarken ben 😀
      Beğenmene sevindim çingum. Öpüyorum 😉

      Cevapla

  3. Lee
    Şub 11, 2011 @ 18:06:17

    Çingu senin espri anlayışını çok seviyorum ben. Bu bölümde de güldüğüm 3 yer oldu valla, bildiğin kahkaha attım.

    Dae Han’a kızmıyordum ama geri kazanma sürecinde Soon Cheol’a üzüldüm valla. Sen ikisi arasında nasıl bir seçim yapacaksın, inan feci merak ediyorum. Ben olsam çok zorlanırdım valla, yapamıyorum bu tarz seçimlerde. Ama Soon Cheol diyorum, aklım ona yattı bu bölüm itibariyle.

    Ben Yong Gi ile Hae Mi arasında bir şey olmasını istemiyorum, bir de bu bölüm buna karar verdim. Neden diye soracak olursanız, hemen diyeyim. Onlar böyle abla kardeş gibiler, Mercan ile nasılsa aynı Hae Mi ile de aynı Yong Gi. Hem ikisini sevgili olarak hiç düşünemiyor gibiyim. Bir de Kang Mo acaba birini bulacak mı? Geri planda kalmasın lütfen.

    Müdürümüz de çok romantik çıktı, sonuna kadar destekliyorum aynen böyle devam 🙂 Güzel bölüm çingu, hemen yeni bölümü okuma isteği geldi ynie bana. Yine bekleme kısmı kaldı, 7. bölümü sabırsızlıkla beklemekteyim 🙂

    Ellerine sağlık^^

    Cevapla

  4. Ser_min
    Şub 11, 2011 @ 18:20:15

    @Lee
    Haha 3 yeri neden yazmadın? Merak ederim ben şimdi. Hemen yaz hangilerinde kahkaha attın 😀

    Beğenmene sevindim Çingucuğum çok çekindiğim bir bölümdü çünkü yazmada baya zorlanmıştım. Siz beğendikçe içim rahatlıyor.

    Olacakları özellikle gizli tutuyorum siz tahminlere devam edin. Bak bu zamana kadar ağzımdan laf çıkmadı 😉 Bundan sonradan çaktırmadan şoklayacağım sizleri 😀

    Nedense Müdür Gwang deyince aklıma hep öyle bir adam geliyor düşünmeden yazıyorum 😀

    Tekrar sağol cancazım 😉 Ama kahkaha attığın yerleri istiyorum…

    Cevapla

  5. akira
    Şub 11, 2011 @ 20:55:59

    anaaaaaaaaam ne bölümdü be 😀 aferim Soon Cheol sen beklemeye devam et yıllarca yerinde say, duygularının yeni farkına vara dur sen benim Dae Han’ım kızımızı kaptı bile 😀 offf ama Sermin çok kötüsün ya o kadar güzel karakterler oluşturmuşun ki kimseye kızamıyorum oh olsun hak ettin diyemiyorum özellikle Dae Han kıyamam ya 😀 Soon Cheol mu Dae Han mı Mercan bacının işi zor valla iki ucu boklu değnek be 😀 bende Hae Mi ile Yong Gi’nin arası olmasın diye taraftanım onların arkadaşlığı diyalogları süper mükemmel laflar çıkıyor özellikle Yong Gi’den 🙂 hele Hoo Jin’le muhabbetlerine bittim ya takipteyken 😀 flashbaclerde tadından yenmiyor bu arada bölümün son kısmının tamamına ve Dae Han’ın rolü kaptığı kısma bayıldım, müzikler zaten mükemmel 😀 offf ben bu bölümü çok ama çok sevdim bütün karakterler birbirinden mükemmel hiç bitmesin bu hikaye 😀

    Cevapla

    • Ser_min
      Şub 13, 2011 @ 08:38:05

      @akira
      Bu hikaye bir yerlerde bitmezse yakında benim pilim bitecek 😀 tünelin sonundaki ışığı görmeyince bodoslama yazıyorum hikayeyi bakalım daha neler olacak.

      Akira benim ahım vardı öyle bir hikaye yazacaktım ki kimse kimseyi suçlayamayacak, hangisi olsun karar veremeyecek, herkes iyi olduğundan bela okuyamayacak vs. 😀 diye ancak şimdi bende ne yapacağım bilmiyorum :D:D resmen kendimi ateşe attım 😀 Hadi hayırlısı.

      Dae Han kaptı gibi görünüyor ancak acaba kaptı mı? Nihahaha
      Bakalım Mercan ne yapacak bende merak ediyorum 😉 Beğenmenede çok sevindim canım 😉

      Cevapla

  6. kimbapsushi
    Şub 11, 2011 @ 22:01:14

    aigouuu bayıldım yine, eline sağlık çingu.
    müdür gwang cephesinde gelişme var.
    min ji de boş değil.
    dae han atakta.
    yong gi sahalarda görmek istediğimiz hareketler yapıyor.
    mercan’ı çözemedik daha bakalım.
    hoo jin yine şirin, hep şirin.
    hae mi ile yong gi, anlayalım^^ olcak bişeler orda
    soon cheol hadi ama bebişim, tempo niye yan çizdin, iyi gidiyordun.
    şarkılar şukela, özellikle ilk parça.
    yeni bölümü bekleyecekmişiz ama olsun varsın. neleri bekledik^^

    Cevapla

    • Ser_min
      Şub 13, 2011 @ 08:41:52

      @Kimbap
      Çingum şair olmuşsun 😀
      Evet bu bölümde onlarada bir pencere açtım çok geride kalmışlardı sıra Kang Mo da gönlümüzün oppasını ele almak lazım 😉
      Mercan da kendini çözemedi çünkü ondan bu bulanıklık. İnşallah yakın zamanda bir karara varacak bekliyoruz 😀
      Hae Mi ile Yong Gi …… 😀 Yorum yok 😀
      Şarkıları beğenmene sevindim çingucum.
      En yakın zamanda yeni bölüme başlayacağım 😉

      Cevapla

  7. koredelisi
    Şub 15, 2011 @ 23:55:40

    Veeee sıra bende;
    Şermin süpersinnn, duygularımı nasıl anlatsam bilemedim sanki gerçek bir roman okuyormuşum gibi hissediyorum kendimi hemde öyle bir romanki gidişatı tahmin edemiyorum ki bu beni daha çok mutlu ediyor… Bölümler ilerledikçe daha çok merak ediyorum, daha çok keyif alıyorum. Eskiye dönmeni, espirilerini, küçük ayrıntıları, diyalogları, karekterlerin çok olmasını, bebişi vs çok sevdim… Bu hikaye yazma işini çok sevdim ben yahu okurken çokkk keyif alıyorum… Ne çok şey sevmişim ben ya:D

    *Yong Gi; bu çocukta var bişiler bakalım daha nerler çıkıcak ortaya…
    *Soon Cheol; kalbimle mantığımla sonuna kadar bu çocuğun yanındayım. Cheol bassa^_^ (ama elini biraz çabuk tut be oppa yoksa iş işten geçicek!)
    *Dae Han; be adam sen ne yüzle geri dönüyon ha! Ahh bu adama sinir oldum:(
    *Mercan; kızım ben seni hala çözemedim yaa, o adamı nasıl affedersin:((affetme nolurrr bak Soon Cheol kollarını açtı seni bekliyor, beni hayal kırıklığına uğratma emi (yanlış anlaşılmasın burda mercan vasıtasıyla senariste baskı yapmıyom:D:D)
    *Müdür ve bebişi söylemiyorum bile bayılıyorummm…

    Çingularım elimde olmayan nedenlerden dolayı(uzun hikaye ne siz sorun ne ben söyleyeyim;(() internete giremiyorum ve yorum yapamıyorum ama bilinki ben gizli takipçinizim hatta yeni bölümlerinizi iple çekiyorum ona göre acil yeni bölümlerrrrr:D Ortalıkta görünmüyor olabilirim ama bölümler geç gelince az söylenmiyor değilim sayın senaristim bilginize:D:D

    Cevapla

    • Ser_min
      Şub 18, 2011 @ 19:42:23

      @Koredelisi
      Deliciğim, kuzucuğum çok ama çok teşekkür ederim. Yorumun içimi mutlulukla doldurdu dahasını ifade edemiyorum.
      Sabah işe gitmeden önce okudum inan güne neşe ile başladım. Hatta iş yerinde bir kaç kez açıp okudum yani ;P

      Yong Gi açılmaya başladı. Sempati duyulacak bir karakter oluyor gitgide 😉
      Soon Cheol&Dae Han çekişmesi son gaz. Bende bilmiyorum kim kazanacak? Belki hiç biri kazanmaz belli olmaz 😀
      Mercan kendini çözemiyor ki biz onu çözelim 😀 İnşallah nirvanaya ulaşacak 😀

      Yorumlarını eksik etme canım. Böyle beğenildikçe benim yazasım geliyor 😉

      Cevapla

  8. sarangmoon
    Şub 17, 2011 @ 21:01:13

    Çok beğendim hikayeni(senaryonu)… Merakla bekliyorum yeni bölümleri… Emeğine yüreğine sağlık 😉

    Cevapla

    • Ser_min
      Şub 18, 2011 @ 19:38:46

      @Sarangmoon
      Çok teşekkür ederim. Beğenmene çok sevindim. Yeni bölümler uzun aralarla geliyor affola ancak illaki gelecek merakla beklemeye devam 😉
      Tekrar teşekkürler…

      Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: