Sekizinci Bölüm

Mercan uyumak ister ancak bir türlü beceremez. Gözlerini kapadığı anda aklına aynı kişi gelmektedir. Daha fazla dayanamaz ve yataktan kalkar. Odasından çıktığında Hae Mi’nin hala uyumamış olduğunu fark eder. Odaya girer. Hae Mi makyajını silmektedir. Kendini yatağa atar. “ Hae Mi uyuyamıyorum çingu! “ Hae Mi inanmayan gözlerle kıza bakar “ Sen yeme beni. Nasıl uyuyamazsın. Bir kere kafanı yastığa koyduğun anda horlarsın” Mercan “ Ya! Saçmalama ben horlamam bir kere” Hae Mi “ Hıh sen öyle san. Hani tamam aslında tam bir horlama diyemem ama nefes almakta zorlandığın kesin” Mercan “ Bir kere bunları en son demesi gereken sensin. Geceleri odamdan duyuyorum seninkileri. Böyle dizel araba gibisin. Ama ben bu zamana kadar hiç bundan bahsettim mi? Hayır. Şimdi neden çinguna böyle acımasız şeylerden bahsediyorsun?” Hae Mi kahkaha atar “ Çingum gerçekler acıdır. Bak ben sesimi çıkarıyor muyum?” İki kızda birbirlerine gülümserler. Mercan tavana bakarken derin bir nefes alır. Bu arada yanına Hae Mi gelir “ Neden uyuyamıyorsun şimdi sen? Anlat bakalım” Mercan “ Ah boşver unuttum sayılır. Ama bu gece burada uyuyabilir miyim? Uzun zaman oldu birlikte yatmayalı” Hae Mi “ Evet ya! Buraya ilk taşındığımız zamanlar tek kişilik yatakta ikimiz yatardık.” Mercan “ Bir kez ayağın ağzıma girmişti. Tadı hala damağımda “ der ve gülümser Hae Mi “ Nedeni sendin ama! Ağzı açık yatarsan ayağım tabi ağzına girer. Üstelik yastığı salyaların ile sırılsıklam etmiştin” Mercan “ Ya manyak çingum benim, öyle deli uyuyorsun ki yan yana yatarken ayağını ağzıma sokmayı bile başarmıştın yani. Salyalarıma gelince: Nasıl hasta olduğumu sen biliyorsun burnumdan nefes alamıyordum ki”

İki kız yatakta kahkaha atarken odanın kapısında Yong Gi “ Vay canına sizin hakkınızda daha ne kadar iğrenç şey var acaba öğreneceğim merak etmeye başladım” der İkisi de şok olmuştur “ Ya çömez sen ne arıyorsun burada?” Yong Gi de kendini iki kızın arasına atar “ Hoo Jin uyudu, Hyungnim kendisini odasına kapattı bilgisayarına gömdü hatta. Benimde uykum kaçtı bir yanınıza gelim dedim” der ve gülümseyerek Mercan’a bakar. Mercan çocuğun kulağını tutar ve yattığı yerden kaldırır “ Şimdi iyi düşünmüşsün tabi ama böyle hop diye bizim eve girme düşüncesi pek de hayırlı değil senin için. Ya çıplak olsaydık? Ha ne yapacaktın o zaman?” Yong Gi , Mercan’a şöyle bir bakar “ Aman Tanrım tabi doğru söylüyorsun! Ben nasıl bunu düşünemedim. Kendi göz sağlığımı nasıl tehlikeye attım? Nasıl kör olma riskini aldım böyle?” Mercan kafasına vuruverir “ Öncelikle beni çıplak hayal ettiğin için geldi bu şaplak, ikincisi gözlerinin kör olacağını düşünüp benim kadınlık duygularımla oynadığın içindi” Hae Mi “ Sonunda dişi olduğunun farkına vardın “ Yong Gi Hae Mi’ye göz kırpar ve kısık sesle “ Aynen öyle “ der Mercan gülümsemesini engelleyemez “ Ya madem seninde uykun yok yürü biz içeri gidelim. Çingumda bizim yüzümüzden uykusuz kalmasın “ Hae Mi “ Ah düşünceli dostum benim. Bence de hadi gidin. Bu yatak üç kişi için yapılmadı zaten bugün normal sayıları aşma durumu yaşıyorsunuz. Benim yatağıma işkence etmeyin lütfen” Bunun üzerine Mercan ve Yong Gi kızın odasından çıkar ve oturma odasına geçerler.

Tearliner –  Can’t Understand

Yong Gi “ Neden uyuyamadın noona?” Mercan çocuğun suratına bakar “ Bugün senin yaşlarında bir çalgıcı ile karşılaştım “ Yong Gi sözünü keser “ Nerde çalgıcı var çekiyorsun. Ancak çalgıcılar sana göre değil bak sana söylüyorum” der ve gülümser. Mercan çocuğun omzuna elini atar ve saçlarını karıştırır “  Sen çok şey bildiğini sanıyorsun çocuk! “ Yong Gi “ Tamam tamam sustum!” Mercan “ Aferin. Neyse ne diyordum? Ha senin yaşlarındaydı keman çalıyordu. Bu arada çok iyi çalıyor. Birgün sende dinlemelisin. İşte biraz konuştuk bana aklına ilk gelen şey doğrudur dedi. Aklıma ilk gelen de fazlasıyla garip hissettirdiğinden uykum kaçtı işte. Bak yine aklıma geldi. Hep senin yüzünden!” der ve çocukla şakalaşmaya başlar. Gülmekten nefes alamayacak duruma geldiklerinde Yong Gi kızın suratına uzunca bir süre bakar ve göz yaşlarını tutamaz. Mercan çocuğun ağladığını gördüğünde korkar “ Ya bir şey mi oldu? Canını mı acıttım? “ der ve çocuğun sağına soluna bakar Yong Gi daha fazla kendini tutamaz ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlar. Mercan çocuğun suratını ellerinin arasına alır “ Hey Yong Gi ne oldu? Bir şey söyle” der Yong Gi  kekeleyerek “ Ben… ben bugüne kadar bunu hiç hissetmemiştim” der ve devam eder “ Bana ailemle ilgili soru sorduğunda sana annemi çok küçükken kaybettiğimi ve eksikliğini bile duymadığımı söylemiştim ya” Mercan elleriyle çocuğun göz yaşlarını siler “ İşte artık böyle değil. Sizinle, seninle olduğum her dakika eksikliğini duyuyorum. Bugün Hoo Jin sana ‘anne’ dediğinde çok garip hissettim. Ben hiç kimseye diyemedim. Bugüne kadar umurumda da değildi. Ben.. İşte…” der ve devamını getiremez. Mercan tebessümle çocuğun suratına bakar “ Tamam sakinleş biraz. Derin nefes al” der Yong Gi biraz sakinleşmiştir “ Ben bugün Hoo Jin’i çok kıskandım” der “ Muhteşem bir annesi ve babası var. Tamam benimde bir babam var ama ona baba demek hyungnime haksızlık olur.” Mercan gülümser yüzüne doğru yaklaşır “ Seninde annen olabilirim. Tabi dünyanın en genç annesi olurum herhalde ama bunu yapabilirim” der Yong Gi cevap vermez Mercan  hesaplar ve “ Aman tanrım seni doğurduğumda beş yaşındaymışım” Yong Gi kahkaha atar “ Yuh! Harbiden en genç annesin” Mercan çocuğun gülümsediğini görünce mutlu olur. Yong Gi kızın suratına bakar “ Tamam “ der Mercan biran durur “ Tamam?” Yong Gi koltuktan kalkar kapıya doğru gider ve açar tam çıkarken “ Yani annem olabilirsin” der ve kapıyı kapatır. Mercan suratında kocaman gülümse ile kalır “ Bir tanesine bakmak yeterince zorken şimdi iki tane oldular. Hatta üç desek daha doğru olur. Onunla da  fazlaca işim var” der ve derin bir nefes alır. Koltuğa uzanır, üzerine battaniyesini alır. “Aklına getirmeden uyu” der ve başını yastığa koyduğu an horlamaya başlar J

Yong Gi eve girmiştir. Hemen Hoo Jin’in odasına gider. Küçük adamın yatağının başında durur “ Muhteşem bir annemiz var değil mi? ‘Anne’ demek gerçekten güzel hissettiriyormuş” der. Bu arada Soon Cheol yanına gelir “ Kendi kendine burada ne konuşuyorsun? “ Yong Gi biran korkar “ Hyungnim yüreğime indirdin. Şey öylesine işte. Yatacaktım bende “ der ve odadan çıkar. Fakat Soon Cheol tatmin olmamıştır “ Anne ile ilgili bir şeyler diyordun” der Yong Gi olduğu yerde kalır, yüzünde yavan bir gülümsemeyle “ Haa şey diyordum anne demek için en doğru insanı seçti de Hoo Jin. İşte ondan bahsediyordum. Neyse ben yatıyorum hadi iyi geceler” diyip ortamdan tüymüştür. Soon Cheol Hoo Jin’in baş ucunda “ Senin annen olması kolay, benim kadınım olması da böyle kolay olacak mı dersin?” Çocuğun üstünü biraz daha örter ve odasına gider. Tekrar bilgisayarının başına geçer ve yazmaya devam eder.

***

Tearliner – Nice Cream, Soft Talk

Sabah olmuştur. Mercan koltuktan her tarafı ağrılı bir şekilde kalkar “ Gençken burası bu kadar rahatsız gelmiyordu” diye geçirir içinden bir yandan da omuzlarını sıkıyordur. Banyoya doğru giderken üç vuruş duyar. Gözleri biranda açılır “ Hae Mi çabuk gel. Kalktın mı?” Hae Mi odasından fırlar “ Ne oluyor?” Mercan heyecanla  “ Üç! Üç!” Hae Mi  “Hadi hadi çabuk”

Yong Gi , Soon Cheol’e anlamsız bakışlar atmaktadır “ Ne yapıtın şimdi sen anlamadım?” Soon Cheol “ Şimdi anlayacaksın” Mercan ile Hae Mi kapıdan içeri girerler. Mercan “ Kral sofrası!!!” Yong Gi şaşkına dönmüştür. Duvarın yanına gider birkaç kez vurur “ Vay canına demek buraya üç kez vuruyorsun bunlar koşa koşa geliyorlar öyle mi? Bence siz kapıyla falan uğraşmayın. Çok ciddiyim yıkın şu duvarı birleştirin evleri oh mis gibi.” Soon Cheol “ Düşünmedim değil hani. Masraflarımızda azalır. Kapıyı açmak için kullandığımız elektrik azalırsa kar ederiz harbi” Mercan ikisine bakar. Uyanır uyanmaz buraya koşmuştur banyoya bile gidememiştir bu ikisinin ne hakkında konuştuklarına dair bir fikri bile yoktur, karnı zil çalıyordur ve bunların hiçbiri, kimsenin umurunda değildir ” Ya! Siz canınıza mı susadınız? Ha? Söyleyin bakim.” Yong Gi “ Noona bu sabah çok güzelsin biliyor musun?” Soon Cheol kıza bakıp “ Haklısın ben daha kötülerini de görmüştüm bu baya iyi hali” Mercan “ Ya çıldırtmayın beni! Dün gece zaten yatamadım. Kanepe her yerimi ağrıttı. Bir şeyler yemek istiyorum.” Yong Gi’ye doğru yaklaşır, çocuğun kolunu tutar “ Seni mi yesem acaba? Dön bakim … Haa but mu yesem kol mu yesem?” Yong Gi “ Beni yeme onu ye” der ve Soon Cheol’ün kolunu kıza uzatır. Mercan gülümser Soon Cheol’ün kolunu eline alır ve ısırır “ Vuah bunun tadı da güzelmiş” Adam kolunu kızın elinden kurtarır elleriyle kızın kafasını tutar “ Tatlı canavarım, ailemizin yamyamı çok mu açsın ?” Mercan dudaklarını büzerek kafasını sallar Soon Cheol “ Şimdi ben senin karnını doyururum. Hemen!” der kızı kucaklar ve sandalyeye oturtur. Mercan şımarık bir çocuk gibi gülümsemektedir. Yong Gi Mercan’a  bakıp “Dün gece annem olmasını kabul ettiğim kişi gerçekten bu yamyam mıydı?” diye içinden geçirir.

Herkes masaya oturmuştur. Soon Cheol pirinç kasesini Mercan’ın önüne koyar ancak bu sabah yapabildiği kadar şımarıklık yapmak isteyen Mercan “ Kollarım çok ağrıyor, ellerimi kullanamıyorum” der ve ağzını açar Soon Cheol “ Gidebildiği yere kadar götür bakalım. İstersen bu sabah ki duşunu da ben aldırayım sana ha? Ne dersin?” Mercan kolları ile kendini sarar “ O kadar da değil. Of neyse biraz şımarasım gelmişti kursağımda bıraktın” der ve eline çubukları alır ancak Soon Cheol kızın elinden kapı verir “ Tamam tamam şaka yaptık biliyorsun. Aç ağzını hadi. Aaaaa…” Mercan pis pis gülümser ve pirinçle doldurur ağzını “ Yong Gi daha fazla duramaz oda Mercan’a aynısını yapar. “ Noona sende bana. Hadi” Herkes şok olmuştur. Mercan “ Ne bu elim sende mi oynuyoruz?” Yong Gi küsmüş gibi yapar “ Vazgeçtim tamam” der suratı asık bir şekilde. Mercan “ Bak ya tereciye tere satıyor. Ben suratımı asınca daha şirin oluyorum bir kere” Yong Gi “ Hiçte bile hiç şirin olmuyorsun” Mercan “ Tamam hadi bende sana yedireceğim. Aç ağzını” Pirinçle doldurduğu kaşığı çocuğun ağzına sıkıştırır “ Sen bunları öğütene kadar bende benimkileri yiyeyim” Üçünü izleyen Hae Mi yanındaki küçük adama “ Hoo Jin bak bizi nasıl dışladılar. Bana niye kimse bir şey vermiyor” derken Hoo Jin kıza kendi mamasından uzatır “ Mi mi aaa” Hae Mi çocuğun uzattığı mamayı yerken  “ Hoo Jin-a sağol ama bunun tadı iğrenç” der ve çocuğun önünden mamasını alır “ Ya şu çocuğa daha güzel tadı olan bir şeyler verseniz. Dünyanın enfes tatlarını kaçırıyor. Yazık çocuğa ya!” Üçü kızın ağzındaki tattan buruşmuş suratına bakıp  gülümser ve bir sabah daha keyifle başlamıştır.

Kahvaltılarını yaptıktan sonra Mercan “ Velet hadi gidelim” der ve çocuğun yanaklarından tutar “ Bu sabah niyeyse gözüme fazla şirin görünüyorsun” Yong Gi bıyık altından gülümser “ Bence bugün senin gözünde bir bozukluk var”  Yong Gi işe gitmek için hazırdır ancak Mercan hala pijamalarıyla durmaktadır. Yong Gi “ İşe bu pijamalarla gitmeyi planlamıyorsun değil mi?” Mercan saçına ve üstündekilere bakar “ Ah doğru ben bunları unuttum. Hemen üstümü değiştirip geliyorum” der çıkmak üzereyken Soon cheol “ Dur dur gitme! Geçen burada bıraktığın pantolonla kapüşonlunu getireyim” Yong Gi şaşırır “ Hadi kapüşonluyu anladımda pantolon nasıl odluda burada kaldı onu anlamadım. Hatta anlamak istediğimden bile emin değilim” Hae Mi çocuğun kafasına bir tane indirir “ Hemen aklına manyakça şeyler getirmesen iyi edersin önce bir dinle deli çocuk” der Mercan gülümser ve anlatır “ Şu küçük adam var ya banyoya girdiğinde kendinden geçiyor. Su ile öyle bir etkileşime giriyor ki ne banyo kalıyor ne üstümüz. Her yer sırılsıklam. İşte bir banyo savaşı sonrasında kıyafetlerim çok ıslanmıştı yine eve gitmeye üşendim Soon Cheol bir şeyler vermişti benimkilerde burada kaldı. İçin rahatladı mı? “ Yong Gi gülümser “ Evet rahatladı” der ve kalkar yerinden. Soon Cheol kıyafetleri getirir. Mercan üzerini çabucak değiştirir ve evden çıkarlar.

Yolda Mercan kıyafetlerin üzerine sinen kokuyu içine çeker. Aynı Soon Cheol gibi kokuyorlardır. Suratına bir gülümseme yerleşir. Neden gülümsediğini tam olarak anlayamasa da  üzerindeki bu tanıdık koku onu mutlu etmiştir. Yong Gi her zaman her şeyi fark ettiği gibi bunu da fark etmiştir “ Anne seni böyle gülümseten birini bence artık fark etmelisin, kabul etmelisin” Mercan çocuğun koluna girer “ Annelerin işine karışılmaz. Bu arada bir karar versen, bir noona bir anne. Neyim şimdi ben anne mi noona mı?” Yong Gi “ Sen benim nonemsin olur mu?” Mercan gülümser “ O ne öyle ninem der gibi. Olmaz kabul etmiyorum. Sen bana hep anne de bundan sonra tamam?” Yong Gi durur “ Senin bu hitaplara olan takıntının bir nedeni var mı? Mercan gülümser “ Anneye anne demek için neden mi istiyorsun. Tamam öyle olsun işte sana neden” der ve çocuğu yanağından öper “ Eğer anne dersen sana bunu istediğim zaman yaparım ama noona dersen olmaz. E ben bu yanakları sıkıştıramayacaksam, öpmeyeceksem  nasıl annen olurum?” Yong Gi kızın öptüğü yeri silerken “ Iyy! Ortalık yerde ne yapıyorsun böyle? Sana inanamıyorum” Mercan önden giderken “ Bir anne çocuğunu hem döver, hem sever, hem de öper. Alışsan iyi edersin “ Yong Gi gülümsemesini saklayamaz ve kızın arkasından koşar “ Dur anne! Beni bekle! Hey!!” Yong Gi’ye anne demek hala garip hissettirse de alışmakta zorluk çekmeyeceğini biliyordur.

Kafede işler sakin gitmektedir. Öğle arası yaklaşırken Mercan “ Evlat bugün günlerden ne? “ Yong Gi biraz düşünür “ 10 Mart. Neden?” Mercan biran durur “ Yong Gi ben öğleden sonra yokum tamam mı? Merak etme Kang Mo oppa ile olacağım” Yong Gi “ Neden şimdi ne oldu? Yine ne çeviriyorsun? “ Mercan “ Sonra anlatırım. Üstelik bir şeyi de bilmesen olmaz mı?” Yong Gi “ İyi tamam sormuyorum bir şey” Mercan yine çocuğun yanağını sıkar “ Akşama görüşürüz” der. Üzerini değiştirir ve Kang Mo’nun odasına gider. “ Oppa özür dilerim. Ben unuttum”  Kang Mo gülümser “ Özür dilenecek bir şey yok ki. Senin yerinde kim olsa unuturdu. Üstelik hatırlamak zorunda değilsin ki şapşal kız” Mercan Kang Mo’nun yanına gider “ Hiç olur mu öyle şey? Sen benim en gereksiz şeylerimi bile unutmazken ben bunu nasıl unuturum” Kang Mo “ Seninle tartışılmıyor da “ Mercan gülümser “ Bu zamana kadar kimse yapamadı. “ Kang Mo biraz sessiz kaldıktan sonra “ Aslında biliyor musun? Birinin daha hatırlaması  kendimi daha iyi hissettirdi” Mercan “ O zaman hadi gidebiliriz”

The Innocence Mission – 500 Miles

Kang Mo ile Mercan arabadadırlar. Yolculuk sırasında markete uğramış güzel bir şarap ve taze meyveler almışlardır. Sonunda sahile varırlar. Denize yakın bir yere küçük bir masa koyarlar. Üzerine aldıkları şarabı ve meyveleri dizerler. Selam verip saygılarını sunduktan sonra sahilde yürümeye başlarlar. Mercan sessizliği bozar “ Kendini suçluyorsun değil mi?” Kang Mo bir tebessümle yanıtlar “ Sanırım hep suçlayacağım. Ne azalacak, ne artacak. Değişmeden olduğu gibi duracak yerinde. Unutulmayacak. Hatta unutturmayacağım” Mercan adamın suratında yaşadığı acıyı anlayabilmektedir. “ Oppa eminim sen elinden geleni yapmışsındır. Dinlemişsindir, yardım etmeye çalışmışsındır ancak bazen insanlara kendilerinden başkaları yardım edemez.” Kang Mo “ Daha iyi dinleyebilirdim, daha fazla yardım edebilirdim. Onu zorla oraya yatırdıklarında onları durdurabilirdim. Ancak aslında benimde diğerlerinden farkım yoktu. Korktum, kaçtım, kabul etmedim. Onun bir bağımlı olduğunu kabul edemedim” Adamın artık ayakta duracak hali kalmamıştır. Kumlara oturur Mercan da yanına geçer “ Onu buraya getirdiğimde çok mutlu olmuştu. Bana temiz bir yaşamın en yalın halinin burası olduğunu düşündüğünü söylemişti. Sonsuz bir deniz, sonsuz bir rüzgar ve milyarlarca kum tanesi. Kendide deniz olmak istiyordu. İçinde bir sürü canlı olsun hissettiği boşluktan kurtulsun istiyordu. Ama biz onu daha çok boşluğa ittik. Biz… Ben…” Mercan ne diyeceğini bilemez “ Ne diyebileceğimi gerçekten bilmiyorum. Ben Ok Bin’i sadece senden dinledim, hiç tanımadım , hiç görmedim. Ancak bizi birbirimize benzetmiştin hatırlıyor musun? Eğer dediğin gibi benziyorsak o zaman onun şuan çok mutlu olduğunu söyleyebilirim. İstediği gibi bir deniz şimdi o. İçinde bir sürü canlının yaşadığı. Bence o gerçekten mutludur.” Kang Mo kendini daha fazla tutamaz ve ağlamaya başlar.

Mercan’ın omzunda ağlayan bu adamı teselli edecek hiçbir sözü kalmamıştır. Tek yapabileceği ona omzunu ödünç vermektir.

***

Haru OST – Coffee or Tea

Eve dönerken arabadaki sessizliği Kang Mo bozar “ Teşekkür ederim Mercan. Bugün yanımda olman beni gerçekten mutlu etti. ” Mercan adamın elini tutar “ Bu deli kız var ya sen istesen de istemesen de  hep yanında olacak. Buna emin misin? Son kararın mı? Bir itirazın varsa ya şimdi söyle ya da sonsuza kadar sus 😀 ” Kang Mo gülümser “ O hanımefendi sonsuza kadar hay hay “

Bir süre hiç konuşmazlar. Kang Mo “ Hadi çıkar ağzındaki baklayı” diyince Mercan gülümser “ Bunu yapmana bayılıyorum. Aklımdan geçirdiğim an söylüyorsun ya muhteşem bir şey bu!” Mercan artık şaşırmıyordur çoğu zaman  bir şey demesine gerek bile kalmadan Kang Mo kızın ne demek istediğini, ne hissettiğini anlamıştır. Mercan “ Benim bu aralar aklım çok karışık. “ Kang Mo “ Biliyorum. Yani farkındayım. Ancak bu karmaşıklığı sadece sen toparlayabilirsin. Sen ne yaparsan yap, ne karar verirsen ver ben daima senin arkandayım” Mercan suratını buruşturur “ Ama oppa ben parmağımı oynatamıyorum. Böyle beynim donmuş gibi. Ne yapacağımı bilmiyorum. Aklıma geldikçe kendimi kayıp gibi hissediyorum. Birinin benim kutup yıldızım olması lazım. Pusulam da çalışmıyor” Kang Mo “ Aslında kutup yıldızı sana yardım etmeye, yol göstermeye hazır küçük kız da senin diğer yıldızları biraz ayıklaman lazım.” Der ve arabayı kenara çeker “ Gel benimle. Sana göstereyim” Arabadan inerler ve bir tepeye çıkarlar. Gökyüzü açıktır ve yeniaydır. Yıldızlar muhteşem görünüyordur. Kang Mo eliyle bir yıldızı gösterir “ Bak şu yıldızı görüyor musun?” Mercan adamın gösterdiği yöne doğru bakar “ Evet görüyorum” Kang Mo “ Ne kadar büyük ve parlak değil mi?” Mercan kafasını sallar “ Bir çok kişi onun kutup yıldızı olduğunu sanır. Çünkü büyük ve parlaktır. Oysa ki o nedir biliyor musun?” Mercan tekrar yıldıza bakar sonra Kang Mo’ya. Kang Mo devam eder “ O çoban yıldızıdır. Yani aslında Venüs’tür. Çekicidir ancak sadece bu kadar. Oysaki kutup yıldızı tam şuradadır. Küçük ayının ucundaki yıldızdır. Onun en parlak yıldızıdır. Bilene bulması kolayken, bilmeyene bayağı karmaşıktır. Ancak istediğin zaman görebilirsin. Aslında çok yakındır. Ve her zaman kuzeyi gösterir. Güvenilirdir. Boşuna diğer bir adı “Demirkazık” değil. Eğer bir cevap istiyorsan kuzey yıldızını düşün. Cevabını  mutlaka alacaksın. Bilmem yardımcı olabildim mi? “ Mercan tekrar tekrar adamın dediklerini düşünüyordur. Biran düşüncelere dalmış Kang Mo’nun “Hadi artık gidelim” dediğini duymamıştır. Adam kolundan tutunca biran korkar “ Tamam tamam geliyorum. Bu konuşma fazla edebi oldu. Ancak sanırım işime çok yarayacak” der ve arabaya doğru yürürler. Kız yüzünde düşünceli bir ifade ile arabaya binerken Kang Mo gülümser.

***

Eve varmışlardır. Mercan “ Oppa yukarı gelsene. Bir şeyler yiyelim” Kang Mo önce “ Yok küçük kız. Eve gideyim” der ancak Mercan bugün adamı tek bırakmamakta kararlıdır “ Hadi oppa ya uzun zaman oldu beraber bir şeyler yemedik.” Kang Mo daha fazla dayanamaz “ Tamam tamam geliyorum” Mercan zaferin verdiği mutlulukla arabadan iner. Kang Mo arabayı park eder ve apartmanın girişinde bekleyen kızın yanına gelir “ Hadi gidelim” En üst kata çıktıklarında Soon Cheol, Hoo Jin ve Yong Gi kapıdadırlar. Yong Gi “ Sonunda! Nerde kaldınız? “ Mercan “ Hayırdır evlat. Çok mu özledin sen beni?” Yong Gi “ Ondan değil. Kapıda kaldık. İçeri giremiyoruz” Mercan “ Nasıl şimdi yani sen beni özlemedin mi?” Yong Gi “ Noona!” Mercan kolunu çocuğun omzuna atar “ Noona mı?” Yong Gi kısık sesle “ Anne..” Mercan gülümser. Yong Gi “ Özledim de çok sıkıştım, çok acıktım” Kang Mo “ Hayırdır nasıl kapıda kaldınız?” Mercan “ Nasıl kaldıkları neyse de neden bizim eve girmediniz ben onu anlamadım. Normalde pat diye dalarsınız bugünün ayrıcalığı ne?” Yong Gi “ Oo biz onu çoktan denedik.” Soon Cheol çocuğun kafasına vurur “ Haha olur mu öyle şey siz içerde yokken girmeyiz ki biz” Yong Gi “ Ne? Sen demedin mi? Aç bakalım şu kapıyı da bir şeyler yiyelim, içelim diyen” Mercan ile Kang Mo suratlarındaki gülümsemeyi tutamazlar Mercan “ Yiyelim, içelim ha? “ der ve çocuğun yanaklarını sıkar “ Girseydiniz tabi, yeseydiniz, içseydiniz. Bizimde bir şeyler hazırlamamıza gerek kalmazdı” Soon Cheol yanakları Mercan tarafından iki yana gerildiğinden gözleri ile kapıyı işaret eder. Kang Mo kapıya gider ve şifreyi girer ancak kapı açılmaz. Mercan dener ancak yine açılmaz. Kang Mo kapıyı zorlar. Yong Gi “ Bunu denemiştik” der Kang Mo omuz atar ancak yine açılmaz  Yong Gi “ Biz onu da denemiştik” der Mercan Soon Cheol’e döner “ Neden açılmıyor?” Soon Cheol “ Bilseydim şimdiye kadar çoktan açmıştım” Mercan “ E şimdi ne yapacağız?” Kang Mo “ Bana gidelim o zaman yarın bir çaresine bakarız” Yong Gi “ İşte böyle afilli kapı kilitlerinden takarsanız kapıya sonunda böyle bir şey olması kaçınılmaz yani. Alacan anahtarını pat kilitleyeceksin, pat açacaksın ne bu bip bip biiip” Mercan gülümser “ Sen ne çok şey biliyorsun öyle. Bip bip miş gösteririm ben sana o bipi “ Yong Gi merdivenlerden aşağı koşar “ Tamam , tamam demedim farz et. Anne!! Tamam öyle bir şey demedim ben” Hoo Jin de Mercan’ın arkasından ‘Anne’ diye bağırır Kang Mo şok olur “ Bu velet anne mi dedi bana mı öyle geldi” Soon Cheol gülümser “ Sen birde beni ilk duyduğum an görecektin” Sonra böbürlenerek “ Baba da diyor biliyor musun? “ Kang Mo’nun gözleri açılmıştır “ Şşt küçük adam ‘Amca ‘ de bakalım. Hadi ‘amca’” Hoo Jin adamın suratına bakar ve gülümser. Soon Cheol “ Öyle pat diye olmaz. Beyefendi canı istediğinde konuşuyor. Ama baba diyor haha baba diyor” der ve asansöre binerler.

***

Pepertones – 공원여행

Aşağa indiklerinde Mercan ile Yong Gi hala kuduruyordur. “ Buraya gel diyorum sana. Bak yakalarsam çok fena olacak” der Mercan Yong Gi “ Tabi sen gel diyince geleceğim bende. Daha acıkmadım o yüzden dayak beni çağırsa da avucunu yalar” Mercan “ Söz veriyorum vurmayacağım” Yong Gi “ eğer vurmayacaksan öpeceksin demektir” Mercan gülümser “ Tamam of vazgeçtim” der ve banka oturur. Yong Gi hayal kırıklığına uğramıştır “ Noona! Bak ben ne dedim? Noooonaaaa…” Mercan gülümsemesini saklamaya çalışır ve arkasına dönüp bakmaz.  Mercan bakmayınca Yong Gi banka kadar gelir kızın arkasından kafasını uzatır “ Tamam ya al senin olsun” Mercan çocuğun yanağını sıkar “ Ya kıyabilir miyim ben sana?” Yong Gi gülümser “ Annem değil misin? Kıyabilirsinde ama yeter ki vazgeçme” der Bu sırada Kang Mo ile Soon Cheol arabayla gelir Kang Mo “ Hae Mi’ye de haber verdik direk bana gelecek. Hadi sizde binin, yeter oynadınız.

Yong Gi “ Çabuk sür hyung çabuk altına yapacağım yoksa” Mercan “ Çocuğum bir duvar kenarına yapsaydın ya” Soon Cheol gülümser “ Ya biraz daha sabret geldik sayılır”  Yong Gi can çekişirken Soon Cheol “ Birbirinizi kovalarken çişin yoktu” Yong Gi “ O an unutmuştum.  Şuan düşünebildiğim tek şey tuvalet” Mercan gülümser “ Keşke sana da Hoo Jin’in bezinden getirseydim” Yong Gi haricinde herkes gülümsüyordur. Çocuk kıza yaklaşır “ Anneler çocuklarını başkalarının yanında hep utandırır mı?” Mercan “ Tabi ne sandın? Bu da annelik görevlerinden biri” Kızın suratına bir süre acı dolu gözlerle bakar ancak sonra gülümser “ Ne kadar çok görevin var öyle. Acaba vazgeçsen mi? “ Mercan gözlerini kısar “ Vazgeçme diyen sen değil miydin? Sen istediğin sürece ben hep varım” Soon Cheol arkasına döner “ Siz ne kaynatıyorsunuz orda? Bu arada hayırdır? Hoo Jin’i kıskanıp sende mi anne demeye başladın? Bana da baba demeye başlarsan çok garip olacak biliyor musun?” Mercan “ Sen altı ben beş yaşındayken” der ancak devam etmez. Yong Gi “ Yaş hesaplamayı bıraksanız artık. Yok baba istemiyorum. Sen hyung olarak gayet iyisin” Soon Cheol “ Yani cidden Mercan’a anne diyorsun?” Yong Gi “ Evet. Diyorum. Oh be! Söyledim işte. Artık o benim annem tamam mı?” Soon Cheol “ Olsun canım bir şey mi dedim. Zaten bir sen eksik kalmıştın artık seninde annen oldu” Mercan durur “ Bilmeden kaç çocuk yaptım ben? Hangi ara oldu hatırlamıyorum?” Kang Mo söze girer “ Sen fark etmesen de çok küçük kız seni anne gibi gören. Aslında anne değilde hani bir  destek, akıl hocası, çekip çeviren. İş yerinde ki çocukların çoğundan duydum. Hoo Jin’i ne kadar kıskandıklarını,  annelerinin biraz sana benzemesini isteyenleri” Mercan şaşırır. Sevildiğini daima hissetmiştir ancak böyle düşünüldüğünü hiç bilmiyordur. Yong Gi’ye sarılıverir. Yong Gi “ Fazla hareket ettirmesen. Harbi gitti gidecek” Mercan gülümser “ Geldik, geldik köşeyi dönünce evdeyiz”

Kang Mo müstakil bir evde oturmaktadır. Yong Gi evi görünce “ Ooo biz boşuna son katlarda sürünüyormuşuz. Buraya taşınabilir miyim?” Soon Cheol “ Senin çişin yok muydu? Önce altına yapmadan bir tuvalete gitsen sonra taşınma kararını versen daha iyi olmaz mı?” Yong Gi “ Ah haklısın. Acil gitmem lazım” der ve ışık hızıyla eve girer. Soon Cheol Mercan’a “ Senin elinden kurtulan yok biliyorsun değil mi?” Mercan Hoo Jin’i kucağına alır “ Bence benim elime düşenler kurtulamayacaklarını bildikleri halde düşüyorlar hatta kurtulmak istemeyerek. O yüzden elimden kurtulurlarsa ayıp” der ve gülümser. Soon Cheol kızın arkasında kalır aklından “ Bile, bile doğru” der “ Bile , bile eline düşüyoruz. “

Yong Gi kendini tuvalete zor atmıştır. Soon Cheol oturma odasına geçer. Mercan Hoo Jin’i Kang Mo’ya verir. “ Oppa evde makarna var mı?” Kang Mo biraz düşünür “ Sanırım olacaktı. Soldaki çekmeceye baksana” Mercan makarnaları çıkartır ve pişirmeye başlar. Makarnalar haşlanırken bir yandan da sosunu pişirir. Soon Cheol yanına gelir “ Yapılacak bir şey var mı? “ Mercan “ Soon Cheol yemekle alakalı bir şey yokta şu saçımı toplar mısın? İyice dağıldı.” Soon Cheol kızın saçını açar. Mis gibi kokmaktadır. Eliyle dolaşan yerleri düzeltir. Bu arada Mercan domatesleri minik minik doğramaktadır. Soon Cheol dayanamaz ve yüzünü kızın saçlarına yaklaştırır ve koklar. Mercan biran ne diyeceğini ne yapacağını bilemez “ Kokusunu beğendiysen, sanada alabilirim” der Soon Cheol o an kendine gelir “ Aaa evet çok güzel kokuyor. Bende alırım aynısından” der ve kızın saçını toplar. Mercan “ İyice ustalaştın biliyor musun? Önceden hiç toplayamazdın” der ve gülümser Soon Cheol “ Önceden oje falanda neymiş hiç bilmezdim sayende şimdi manikür pedikür bile yapabilirim” Mercan gülümser haklısın. Önceden sağ elime ojeyi hep sen sürerdin. Birde ayaklarıma” Soon Cheol “ Evet onu bile yaptım yani”

*

Mercan “ Soon Cheol bak ne getirdim” diyerek elinde oje şişesi ile koltuğa oturur. Soon Cheol “ Madem süremiyorsun kendi başına o zaman hiç sürme komşu kızı. Hem Hae Mi niye sürmüyor?” Mercan suratını buruşturur “ Tırnaklarım küçük olunca süremiyor. Bir tek sen sürebiliyorsun. Ne olur sürsen? Elin mi kırılır. Hem bak eğer sürersen bana komşu kızı dediğini unuturum” Soon Cheol “ Tamam , tamam uzat ayaklarını. İlk sürmem için rica ettiğinde hayır demeliydim” Mercan gülümser ve bacaklarını kendine çeker  Soon Cheol ojeyi sürmeye başlar Mercan “ Suratını görende açık kalp ameliyatı  yapıyorsun sanır biliyor musun?” Soon Cheol “ Şşhht konsantrasyonumu bozma. Eğer taşırırsam başımın etini yersin” Mercan gülümser “ Evet yerim “  Soon Cheol “ Elini uzat bakalım “ Mercan sağ elini uzatır. Soon Cheol kızın elini tutar “ Gerçekten küçükmüş” der “ Baksana elim elini tamamen kaplıyor” Mercan ile Soon Cheol göz göze gelirler ve Soon Cheol kıza gülümseyen gözlerle bakar.

*

Soon Cheol kızın elini aynı o gün tuttuğu gibi tutuyordur. “ Elin hala elime tam uyuyor” Mercan elini tutan adamın gözlerine bakar. Aynı o gün gülümsediği gibi gülümsüyordur. Mercan da gülümser “ Şuan domatesli olsa da evet hala tam uyuyor”  Yong Gi Soon Cheol’ün elini tutar “ Benimki büyük geliyor” der ve ikisini daldıkları dünyadan çıkartır. Mercan “ Hadi başımdan gidinde rahat rahat şu yemeği yapayım.” Soon Cheol “ Sende benim elimi bıraksan diyorum”

Yong Gi adamın elini bırakır ve mutfaktan çıkarlar.  Kang Mo içerden gelir “ Çocuklar nasıl yapalım? Hae Mi ile Mercan benim odamda yatsınlar. Biz salonda yatarız” Mercan “ Oppa hayır bunu kabul etmem. Sen rahatını hiç bozma kendi odanda yatarsın. Biz hep beraber salonda yatarız. Sanki yapmadığımız şey. Az sızmadık Soon Cheol’ün salonunda.” Soon Cheol “ Doğru söylüyor. Hyung sen keyfini bozma.” Kang Mo “ Olmaz ama yarın sergi açılışı var. Mercan! Senin iyi uyuman lazım. Hortlak gibi görünmek istemezsin değil mi?” Yong Gi “ Evet doğru yarın sergi var. Ee biz nasıl yapacağız? Sabah erkenden o kapıların açılması lazım” Soon Cheol “ Evet ben erkenden giderim. Hallettiririm.” Mercan “ Hadi yemek hazır” Yong Gi “ Hae Mi gelmedi” Mercan “ Ben bir arayayım. Ne oldu acaba?” Mercan Hae Mi’yi arar “ Nerde kaldın çingum?” Hae Mi “ Mercan alışkanlıktan eve giden otobüse binmişim. Hazır gelmişken birde ben deneyeyim dedim. Bil bakalım ben nerdeyim?” Mercan “ Ciddi olamazsın! Hae Mi içeri girebilmiş.” Yong Gi ağzındaki suyu püskürtür “ Nasıl yani? Şimdi evde miymiş?” Mercan “ Tamam canım yarın sabah görüşürüz” der ve telefonu kapatır. “ Yanlış otobüse binmiş eve gitmişken birde kendisi denemek istemiş. Açılı verdi diyor. Sizin kapıda bizimkide “ Soon Cheol “ Şaka gibi o kadar uğraştık açılmadı. İstediği Hae Mi’ymiş” Mercan gülümser “ Galiba öyleymiş”

***

Mercan’ın yaptığı makarnayı silip süpürdükten sonra Kang Mo “ Ellerine sağlık küçük kız çok güzel olmuştu. Bu arada odaya giymen için temiz kıyafet koydum. İstediğin zaman değiştirebilirsin üzerini” Mercan “ Ben Hoo Jin’i alıp gidiyorum o zaman. İyi bir uykuya ihtiyacım var “ der ve Hoo Jin’i kucağına alır “ Hadi bakalım uyumaya gidiyoruz” Çocuk , kızın boynuna sarılır, başını omzuna koyar ve odaya doğru giderler.

***

Mercan odaya girdiğinde kucağında uyumak üzere olan çocuğa bakar “ Çok mu kudurdun bugün de böyle başını koydun, uyuyacaksın?”  Hoo Jin kafasını daha da kızın boynuna gömer. Mercan yatağa doğru ilerler. Çocuğu yatırırken kapı çalar “ Müsait misin?” Mercan “Gel Soon Cheol” Soon Cheol “ Uyudu mu hemen? Bugün hiç yerinde durmadı normal gerçi” Mercan “ Tahmin etmiştim. Yoksa hayatta uyumazdı tatlı canavar” Hoo Jin’in etrafına yastık koyarlar. Soon Cheol “ Aslında keşke Hoo Jin’i ben yanıma alsaydım. Şimdi sen rahat yatamazsın” Mercan “ Yok, yok biz alışığız birbirimize” der ve gülümser. Soon Cheol “ Peki o zaman sen yat” der ve kızı yanağından öper “ İyi geceler” Mercan biran kalbinin fazla tepki verdiğini düşünür. Çünkü bu iyi geceler öpücüğünün diğerlerinden hiçbir farkı yoktur. Zorda olsa “ Sss..ana da iyi geceler” der. Soon Cheol odadan çıkar. Mercan “ Bahardan, bahardan. Yarının heyecanı da var tabi. En iyisi yatıp uyumak” der  ve yatağa girip üzerini örter “Yarın büyük gün” diye geçirir içinden ve gözlerini kapar.

***

Epitone Project –  반짝반짝 빛나는 (vocal 조예진 from 루싸이트 토끼)

Soon Cheol hala kapının önünde durmaktadır. Derin bir nefes alır. Şuan tekrar o odaya girmek ve biraz önce cesaret edemeyip, dudaklarına kondurmak istediği öpücüğü Mercan’a vermek ister. Ancak bir daha kapıyı açacak cesareti kendinde bulamaz. Birkaç adım attıktan sonra odanın kapısı açılır. Mercan uyuyamamıştır ve bir şeyler içmek için dışarı çıkar. Soon Cheol’ü kapının önünde görünce şaşırır, Soon Cheol’ün eli ayağına dolaşır “ Tuvalete gidiyordum” der ve oraya doğru yönelir sonra geri döner “ Uyuyamadın mı?” Mercan başını sallar “ Olmuyor. Uykum olsa da bir türlü gözlerim kapanmıyor. Resmen direniyorlar. Bir bira içersem uyurum belki dedim “ Soon Cheol “ Tamam içelim hadi” Mercan “ Sen tuvalete gitmiyor muydun?” Soon Cehol” Ha doğru ben gidim geliyorum sonra yanına” Mercan gülümser. Sessizce dolaptan iki bira alır ve masaya oturur. Soon Cheol’de hiç vakit kaybetmeden yanına gelir. Kutuları tokuştururlar ve birer yudum alırlar. Bir bira içecekken çoktan üçüncüyü açmışlardır. Sohbetin koyulaştığı sırada Mercan kahkahasını tutamaz. Soon Cheol kızın ağzını eliyle kapatır bir yandan da kahkaha atmamak için kendini zor tutuyordur “ Şşht sessiz ol! Herkesi uyandıracaksın” Soon Cheol bunu derken Yong Gi uyanır “ Aaa bu ikisi daha yatmamış” Kang Mo çocuğun kafasını tutar ve yastığa geri koyor “ Sen uyumana devam et” Yong Gi gülümser ve uyumaya devam eder.

Soon Cheol kız sakinleştikten sonra tekrar yerine oturur. Bir an ikisi de susar  sadece birbirlerine bakarlar.  Mercan öne doğru eğilir, dirseklerini masaya koyar ve yüzünü ellerinin arasına alır “ Sende bir değişiklik var” Soon Cheol de kıza doğru yaklaşır “ Alkolden senin gözlerinin ayarı değişti” Mercan gülümser “ Bu kadar bira benim ayarlarımı değiştirmez. Üstelik bunu ayıkken de hissettim. Sende değişik bir şeyler var bu ara” Soon Cheol gülümser “ Kimseye söylemezsen neden olduğunu söylerim” Mercan heyecanlanmıştır “ Yemin ediyorum” Soon Cheol kızın yanındaki sandalyeye geçer “ Ne olur ne olmaz önlem alalım. Sonunda kitaba başladım” Mercan  çığlık atar gibi olur ancak elleriyle ağzını tam zamanında kapatır. Soon Cheol de kızın ağzını tutmuştur. Mercan sakinleşince kızın ağzından elini çeker ancak adam hala kızın elini tutmaktadır “ Sonunda Soon Cheol! Aslında Yong Gi bilgisayarının başından kalkmadığını söylediğinde şüphelenmiştim ama… Ne bilim yazsa söylerdi dedim” Soon Cheol gülümser, Mercan devam eder “ Adı ne, konusu ne? Nerden geldi bu ilham?” Soon Cheol “ Bak işte bunları söylemem” Mercan suratını büzüştürür “ Ama… ama .. Olmaz ki! Basılmasını mı bekleyeceğim bende “ Soon Cheol “ O kadar olmasa da en azından bitmesini bekleyeceksin. Elbet okuyacaksın” Mercan esner “ Tamam daha fazla üzerine gitmiyorum. Ama ilk ben okuyacağım tamam mı?” Soon Cheol kızın gözlerinin içine bir süre bakar “ Söz veriyorum ilk sen”

Epitone Project –  좁은 문

İki bira daha içtikten sonra ikisi de masada sızıp kalmıştır. İlk uyanan Soon Cheol’dür. “ Hay Allah burada mı sızdık” Etrafına baktıktan sonra Mercan’a bakar. Saçları yüzünü kapamıştır. Soon Cheol kızın yüzünden saçlarını çeker “ Konforlu yatakta yatamadın, iki büklüm masada horul horul yatıyorsun” der ve kızı kucağına alır. “ En azından sabah ağrıların daha az olur “ diyerek odaya götürür. Yatağa yatırır ve üzerine örter. Yatağın yanına çöker. Saçlarını birkaç kez elleriyle tarar “ Tek bir umut ışığı göster bana. Küçücükte olsa bir umut. Göster ki bu kapıyı tekrar çalacak kadar bile olmayan cesaretim tekrar yerine gelsin. Çekinmeden ellerini tutmaya devam edeyim, çekinmeden dudaklarını öpebileyim, istediğim zaman sana sıkı sıkı, doyasıya sarılabileyim. Sadece tek bir işaret.” der. Kızın dudaklarına küçük bir büse kondurur ve odadan çıkar. Çıkarken Mercan uyuyorken de olsa onu öpecek cesareti gösterdiğine inanamaz. “ Seviyorum” der “ Evet ilk gördüğüm andan beri seviyorum” Sonunda Soon Cheol bunu emin bir şekilde kendisine söyleyebilmiştir. İçinden çığlık atmak geliyordur. Tüm dünyanın duyabileceği şekilde onu sevdiğini haykırmak istiyordur.

Sekizinci Bölümün Sonu

13 Yorum (+add yours?)

  1. akira
    Mar 16, 2011 @ 10:21:23

    Soon Cheol büyüksün be büyük 😀 sonunda kendine itiraf ettiğine göre geriye Mercan’a itiraf etmen kaldı ee o da yakındır 😀 Mercan’ın aklına gelen kişi soon cheol muş ya ben pek mutlu messudum sevgili yazarım 🙂 yani Soon Cheol dimi orda bi şaşırtmaca yok ben okuduklarımdan öyle anladım şahsen 🙂 Bu bölüm Dae Han’ın esamesi okunmadı iyi de oldu, yavaş yavaş karakterlerimiz duygularının farkına varırken araya maydanoz olan birini görmek istemeyiz 😀 Yong Gi ile Mercan’ın anne muhabbetleri çok güzeldi yaa 😀 Her eve bir Yong Gi kampanyası başlatılmalı bence, böyle eğlenceli bir veletle ne stres kalır ne tasa 😀 Kang Mo’nun geçmişte yaşanan ve kapanmıcak yarasınıda öğrenmiş bulunuyoruz. Offf çok güzeldi gene yaaa yüzümde aptal sırıtışlarla okumaya bayılıyorum ve bunda da fazlasıyla başarılı oluyorsun 🙂 Geçen bölüm en son yorum yapan benim ama bu bölüm ilk yorumu ben yaparak umarım kendimi affettirebilmişimdir 😀 Soon Cheolllllll seviyorum seni beeeeee 😀 ( hikaye karakterine ergen fan girl gibi yaklaşan okuyucu 😀 mazur gör 🙂 )

    Cevapla

  2. 4astrea
    Mar 16, 2011 @ 19:25:06

    Kutup Yıldızı Soon Cheol, hep orda gözünün önünde vedeğerini bilen için hep orda kalmaya devam edicek. Sanırım bunu Mercan’da farketti artık:)
    Böyle patadanak girişten sonra sıralı yorumlarımdan yapicimm dostum hazır mısın:P Hehe öncelikle ellerine sağlık diyorum, yine sırıtmaktan ağzımızın kapanmadığı bir bölüm olmuş, çok da güzel olmuş 😀
    Mercan ve Hae Mi’nin horuldama muhabbetleri süperdi. Bu arada Bu Yong Gi’de her taşın altından çıkar oldu maşallah. Bu arada yong gi’nin neden Mercan’a bu kadar düşkün olduğunu bu bölümde anlamış olduk. Garibim yaşamadığı anne sevgisini Mercan’da buldu. Bende içimden geçiriyordum Mercan bunların annesi gibi diye, demekki boşuna değilmiş 🙂

    Yong Gi’nin bu tespiti harikaydı:
    “Nerde çalgıcı var çekiyorsun. Ancak çalgıcılar sana göre değil bak sana söylüyorum”
    Şu üçüncü çocuk mevzusu ise beni endişelendiriyor, tahminim Soon Cheol olması ama “Onunla da fazlaca işim var.” sözünden Dae Han gibi anladım. Yani sonuçlandırmadıkları bir mesele var aralarında, Dae Han hala umutlu. Mercan’ın aklına getirme demesinden de aklına gelen kişinin Dae Han olması ihtimali de var. Oyy çok karışık bu mevzu bir an önce bize de söyle aklında ki kişiyi Mercan, ama büyük olasılıkla Soon Cheol tabiki. Hele sonlarda ki yanağından öpünce kalp atışlarının hızlanması olayından sonra kesin o:)

    Sabahki kahvaltı olayı hoştu, Soon Cheol ile Mercan bildiğin sevgili olmuş esasen de işte bir itiraf etmedikleri kalmış. Onuda başaracaklar az kaldı az hissediyorum ben 😀

    Ve Mercan’ın Soon Cheol’un kokusuyla mutlu olması
    Kutup Yıldız’ıyla düşüncelere dalması
    Soon Cheol’ün kızın saçlarını toplarken koklaması
    Elini tuttuğunda bir süre öyle kalakalmaları
    Sooon cheol’ün iyigeceler öpücüğü ve Mercan’a hissettirdikleri
    Birlikte içmeleri sohbetleri
    Sonra Soon Cheol’ün uyurken söylediği sözler ve itirafı

    Vuhuu bu bölüm baya romantik olmuş çingum, aşık olmak üzereyim bana böyle romantik şeylerle gelmeyin ama yazık bu çinguya:)

    Neyse Mercan’a döneyim ben, en iyisi:D
    yong gi ve Mercan’ın çoçuklar gibi cıvıldamalarını okuması çok eğlenceliydi, ama Yong gi’nin şu el ele tutma olayı sırasında araya girmesine uyuz oldum çık yavrum bir aradan aaa her yerden çıkman tamam eğlencelide bazen de bir dur bir dinlen girme araya, parazit yapma bi ahahha, Allahtan Kang Mo tuttu’da gelip Soon Cheol’ün itiraf gecesini baltalamadı:)
    Bu arada Kang Mo’nun da hikayesini öğrenmiş olduk. Her zaman ki gibi Mercan oppasına destek oldu. ahh Mercan’ı anne ilan etmesinler de ne yapsınlar.
    Bir tahminde veya temenlide bulunayım. Soon Cheol’un en son söylediklerini Mercan duydu bence:) En son öyle bitmesini bekliyordum ama öyle bitmedi. ama belkim ilerleyen bölümlerde çıkar öyle bir şey (umarım umarım umarım) Yoksa bu ikilinin birbirine açıklayacak cesareti yok:) Ve bir yerlerde okuduğum ve çok beğendiğim şu sözle yorumumu bitireyim. bu söz soon cheol’e gelsin 😀
    “Birini uzun süre kalbinde saklarsan itiraf etmesi kadar vazgeçmesi de çok zor olacaktır.”
    Tekrar ellerine sağlık çingummmm, yeni bölümde kolaylıklar dilerim…

    Cevapla

    • Ser_min
      Mar 16, 2011 @ 19:50:14

      @astrea
      Vay canına ben bu yorumu çok sevdim. Hep böyle yorum isterim 😀
      Beğenmene çok sevindim çingum. Benim severek yazdığım bölümler seninde hoşuna gitmiş ayrı mutlu oldum.

      Soon Cheol’ün bu zaman kadar tereddüt etmesinde ki en büyük neden bu zaten. Onlar hep birbirlerine yakındı, her zaman yanyanalardı ve bu zaman kadar Soon Cheol Mercan için tekti. Ancak Dae Han gelince Mercan’ı sadece kendisine istediğini anladı. Eğer Mercan giderse, ilişkileri eskisi gibi olamayacak düşüncesi gözlerini açtı. Ve eskiden yeterli olan yakınlık artık yetmez oldu. Mercan ise Dae Han geldikten sonra Soon Cheol ile olan ilişkisini sorgulamaya başladı çünkü suçluluk hissediyor (En büyük ön bilgi bu işte) Yani yatın kalkın Dae Han’a dua edin. Ateşleyen o ortamı ancak sorun Mercan Dae Han dan da vazgeçemiyor tam anlamıyla acaba neden? 😀

      Sen o romantizmi yazarken beni hayal et. Romantizmde yoksun bir bünyeden anca bu kadarı çıkıyor 😀 Yakında hikayelerde yaşayacağım. Kendi yazdığıma inanır oldum 😀

      Kang Mo o hareketi yapmalıydı 😀 Birinin Yong Gi’yi durdurması lazım ancak o çok önemli bir karakter Soon Cheol’cüler için Mercan’a inceden inceye işliyor (aslında bodoslama dalıyor ama neyse 😀 )

      Temenlin için güzel planlarım var. Bakalım nasıl olacak. Bu arada ben bu sözü Soon Cheol’e iletirim :D:D

      Tekrar Sağol Çingum benim. Komacan öptüm seni. En yakın zamanda yeni bölüme başlayacağım. Bu arada lütfen senin parmaklarda uyumasın 😀

      Cevapla

      • 4astrea
        Mar 17, 2011 @ 22:28:24

        Bende yorumumu beğenmene sevindim çinguceğezim (yeni bir tanımlama getirdim hayırlı uğurlu ola:P )
        Ahh sen yeterki yaz ben hep yorumlarım böyle:)
        ahh temenlimin gerçekleme umudu var demekki süper süper:) sen o sözü soon cheol’a ilet birde kulaklarını çek benim yerime ahahha
        Benim parnaklarda çalışıyo bugün kuzum ama ne zamana biter mechul:D

  3. sarangmoon
    Mar 19, 2011 @ 02:33:26

    Ben bile hayran olsun Soon Cheol’a… Oppa saranghaeyo 😉 Benim tezim başlamadan çürüdü :p soon cheol oppa ça ça ça çaaçça :p Hadi bakalım 😉 Güzel bölümler bizi bekliyor,güzel günler kadar gecikmeden gelir umarım güzel bölümler 😉

    Cevapla

    • Ser_min
      Mar 19, 2011 @ 19:55:20

      @Sarangmoon
      Nasıl bir tezdi o çok merak ettim 😀
      Yeni bölüm bakalım ne zaman gelecek yazması git gide zorlaşıyor ama yıkılmadım ayaktayım 😉
      Teşekkürler Sarang 😉

      Cevapla

  4. kimbapsushi
    Mar 20, 2011 @ 20:26:37

    ellerine sağlık dostum, ancak okuyabildim yoğunluktan çingunun kusuruna bakmayasın^^
    yine tatlı mı tatlı bir bölüm olmuş. hikayesini okuduğum tüm arkadaşlar içinde -kendim de dahil- kimse diyaloglarda senin kadar başarılı değil. alınmaca gücenmece yok. çok samimiyim bunu söylerken. bu açıdan seni ayrıca tebrik ediyorum. yani çok aksiyon yok hikayede ama okurken hiç sıkmıyor. en etkili silah da kesinlikle diyaloglar diyorum. içtenliğin bize bu kadar rahat geçmesini onlar sağlıyor.
    gelelim bölüm değerlendirmesine, öncelikle “ölümüne soon cheol” diyen azılı bir hayran olarak “nihayet” diyorum. sanırım bu gece rahat uyuyacağım^^ mercan’ın aklındaki kişinin soon cheol olduğuna baştan beri eminim, bu bölüm daha da emin oldum. haa sonra ters köşeye yatırırsan da ellerinden öperim ama imkansız gibi^^
    sahnelerin ve karakterler arası ilişkilerin sıcaklığından bahsetmeye gerek yok, her bölüm diyorum hep de derim. yine çok tatlılardı. yong gi ve mercan’ın giderek yakınlaşmaları, kang mo’nun geçmişinden ipuçları, soon cheol’un aydınlanışı, mercan’ın karışan aklı. bu arada yong gi’ye bayılıyoruz ailecek de pek sevgili çingum astrea’ya katılmamak elde değil. her yerden çıkıyor iki romantizm yaptırmıyor bizimkilere. bizimkiler sevgili olur da tam öpüşme sahnesinde bu bitiverirse, yong gi mongi hatta dongi dongi 😛 demem, acımam yolarım.
    bu arada kang mo ile mercan’ın kutup yıldızı ana temalı konuşmaları baştan sona çok anlamlı ve başarılıydı.
    ellerine sağlık, şu aydınlanışın ardından kavuşma anını da hasretle beklemekteyiz artık…

    Cevapla

    • Ser_min
      Mar 21, 2011 @ 12:39:11

      @kimbap
      Çingu şu ilk paragrafı okuken ağız ve kulak mesafem resmen yok oldu. İnanılmaz mutlu oldum.
      Diyalogların beğenilmesine çok ama çok sevindim.
      Mercan yavaş yavaş bir karara varıyor çok yakındır netlik haberiniz ola 😀 Seni rahat uyutturduysam ne güzel ancak hemen rahatlama çingucuğum bir ekstra bölüm haberi veriyorum burdan o bölümden sonra “Ay canım benim ya!!” diyebilirsiniz. Çok zorlaşıyor bu hikaye duygusal anlamda 😀
      Bu bölüm özellikle Kang Mo olsun istedim. Ağırlığı ana karaktere versemde bölümlerde uzunca bir paragraf yan karakterlerin olmasıda hoşuma gidiyor.
      Kutup yıldızı muhabbetini beğenmenede ayrıca sevindim. O anlık birşeydi. Böyle biranda geldi ama bencede çok anlamlı oldu (Kendime bile şaşırdım biliyor musun? :D)
      Bu arada Yong Gi’ye kızmayın ya o candır canandır. Ben onu yazarken bile yerlere yatıyorum felaket bir velet. Mercan Soon Cheol ile olsun istiyor, elinden gelenide yapıyor ama bir yandan da paylaşmak istemiyor. Annesini kıskanıyor çocukcağız ne yapsın 😀
      Bir kavuşma gelecek yakında ama acaba kimle 😀

      Cevapla

  5. Lee
    Mar 20, 2011 @ 22:25:20

    Çingum öncelikle bu kadar geç okuduğum ve yorum yaptığım için kusura bakma diyorum. Şu blogger’ın yasaklanmasından sonra yazma ve hatta yorum yapma şevkim bile gitti. Blogu boşlamamak için bile yazılar yazıyorum ama farkındaysan çoğu kısa oluyor, eski yazılara nazaran.

    Şimdi bölümle ilgili düşüncelerime gelelim. Öncelikle kimbap’ın dediği gibi diyaloglar senin hikayende oldukça önemli bir yer teşkil ediyor. Bu bölümdeki olayların hepsi diyaloglara bağlıydı.

    Ben de azılı bir Soon Cheol fanı olduğum için artık Mercan’ın seçtiği kişinin o olduğuna kesinlikle eminim. Büyük ihtimalle sergide ya da 10. bölümde Mercan’da itiraf edecek diye düşünüyorum. Dae Han’ın bu bölümde hiç olmaması teorimi güçlendirdi.

    Yong Gi’yi de seviyorum, ikilinin anne noona muhabbetleri süperdi. Ben onunda birini bulacağını düşünüyorum. Hatta aklımda şöyle bir şey bile var: Yong Gi biriyle buluşur, çıkacakları vakit Mercan’ın onayını almak ister, çünkü ona işte o kadar değer veriyordur aha. Nedense aklımda hep böyle bir şey var benim 🙂

    Ayrıca Kang Mo’nun olayını da öğrenmiş, bu da sürprizlerden biriydi. Soon Cheol ve Mercan birbirine kesinlikle çok yakışıyor, en sonunda Mercan uyurken söylediği şeyleri bizim kız duydu bence de. Yani en azından duymuş olmasını temenni ediyorum :p

    Ellerine sağlık diyorum, dokuzuncu bölümü daha bir merakla bekler oldum şimdi. Su gibi akıp gidiyor bölümler 🙂

    Cevapla

    • Ser_min
      Mar 21, 2011 @ 12:47:55

      @Lee
      Önemli değil çingum ya! Benim blog kendini unuttu zaten 😀 Yakın zamanda birşeyler yazmak farz oldu.
      Seçilen kişiyi baya belli ettim bu bölümde farkındayım ancak bence sevinmeyin. Kimbap’a da dedim şimdilik öyle görünüyor ama Mercan’dan itiraf gelir mi? İşler Soon Cheol için iyiye mi gidecek? Kötüye mi? İnan bende bilmiyorum. Fakat size işkence çektirmem merak etmeyin 😀 Dediğim gibi ekstra bölümden sonra neden bu kadar zor bir tercih olduğunu anlatmaya çalışacağım çünkü hiç değinemedim. Bu arada Dae Han’ın bu bölümde olmayışı tamamen unutkanlığımdan. Biran öyle kaptırdım ki kendimi onu yazmadan bölüm bitişe geldi 😀

      Yong Gi ile ilgili birşeyler planlıyorum bakalım tahminlerine yakın olacak mı? Zaten hele bir onay almasın öyle bir durumda. Mercan Yong Gi’yi keser 😀

      Evet Kang Mo’nun geçmişi bu bölümün süprizlerindendi 😀 Valla Soon Cheol’ün söylediklerine dair değişik planlarım var uygulamaya koyacağım. Bakalım temennin gerçekleşecek mi? (Çok pis bi yazarım netlik diye birşey yok :D)

      9. bölüm güzel olacak gibi bir hiz var içimde ancak önce bir ekstrayı bekleyin 😀

      Cevapla

  6. hikaruivy
    Mar 22, 2011 @ 03:25:12

    tatlım ben gene geç kaldım, biane 😦 o yüzden benim yorumlarımın çoğu diğer çingularca yapılmış zaten… yine de söylemeden edemeyeceğim: çooook şeker bir bölümdüüüüü! 😀 üstelik romantik sahnelerin her bölümde daha da güzel oluyor sanki, mercan-soon cheol sahnelerini okurken ağzım kulaklarıma varıyor, ev ortamında ne güzel ayrıntılar yakalamış diyorum. helal olsun çinguma 🙂

    ayrıca yong gi’nin anne şefkatini, kang mo’nunsa kendisine teselli verecek bir dostu mercanda bulması ayrı bir renk katmıştı bölüme… evet, mercan kızımız maşallah süper kız, herkese yetişiyor, yardımına koşuyor! benim berna da böyleydi, eheh 🙂 ne varsa türk kızlarında var azizim, haha 😀 😀

    yalnız bu bölüm dae han hiç gözükmedi, merak ettim, hasta mıdır nedir? 😛 yav şimdi ben fena halde soon cheol’cuyum, ama dae han’a da yazık. şöylee ki, bir an önce mercandan umudu kesip kendine yeni bi kız bulmasını istiyorum 🙂

    ekstra bölüm hemen gelsinnn! ama 9. bölüm de çabucak gelsin, valla artık sevenler birbirine kavuşsun istiyoruz 😀 😀

    Cevapla

    • Ser_min
      Mar 22, 2011 @ 05:23:14

      @Hikaru
      Kesinlikle öyle ne varsa türk kızlarında var 😉
      Lee’ye de dediğim gibi Dae Han’ı yazacaktım ne oldu biranda bir baktım bölüm bitmiş 😀 Onun için Ekstra bir bölüm yazmak istedim. Bence öyle daha iyi olacak 😉 MErcan & Dae Han Special 😉 İşte bu ekstra ile düşünceler feci etkilenecek gibime geliyor.
      Romantik sahnelerde karakterler gibi bölüm bölüm gelişiyor. Benim gibi içinde öyle romatizm olmayan bir insanın bu kadarını becerebilmesi bile imkansızı başarmaktır 😀 O yüzden hepimiz romantik sahnelerde bölüm bölüm gelişiyor. Soon Cheol itiraf etti ya şimdi her dakika buram buram romantizm kokar 😛
      Ev ortamında yakaladığım ayrıntıları bilerek yapmıyorum. Çok gururlandım beni sizler yarattınız size helal olsun 😛

      Bu hafta yoğun olmadığım bir gün başlayacağım canım ekstra’ya bir çok şey oturdu iş pc başına geçmeye kaldı. 😉 Bekleyin beni anacığım! 😀

      Cevapla

  7. sarangmoon
    Mar 22, 2011 @ 18:34:44

    Tüm yorumları okuyunca utandım o aradaki kısacık yorumumdan :s neyse 9. bölümde daha uzun yorum yaparım inşaallah 🙂 dört gözle bekliyorum ben yeni bölümünü.. 🙂

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: