Dokuzuncu Bölüm

Taru – Kasio

Mercan suratında engelleyemediği bir gülümseme ile uyanır. Hoo Jin her zaman olduğu gibi yaklaşabildiği kadar kıza yaklaşmıştır ve hala mışıl mışıl uyuyordur. Mercan çocuğu uyandırmadan yavaşça yataktan kalkar. Kendi tarafına da yastıkları koyduktan sonra odadan çıkar. İçerdekilerde Hoo Jin gibi hala uyumaktadır. Aklına gördüğü rüya geldikçe gülümser. Mutfağa gider ve ses yapmadan kahvaltı hazırlamaya başlar. “ O nasıl bir rüyaydı? “ Garip bir şekilde gördüğü rüya hem çok hoşuna gitmiş hem de huzursuz hissettirmiştir. Ancak bugün sadece güzel hissetmek istiyordur. Hiçbir şeyin keyfini bozmasına izin vermeyecektir.

Buz dolabının kapısını açmış ne yapabileceğini düşünürken Soon Cheol uyanmış ve yanına gelmiştir. Elini kızın omzuna atar. Yanakları birbirine  deymektedir. “ Günaydın” Mercan gülümseyerek “ Sana da günaydın. Ne yapalım?” Soon Cheol buzdolabının içine doğru eğilir Mercan da onun gibi buzdolabına kafasını sokar “ Kafamızı buzdolabına soktuğumuz zaman aklımıza ne yiyeceğimiz geliyor değil mi?” Soon Cheol gülümser “ Biraz soğuk hava beynimizin daha iyi çalışmasını sağlıyor” der ve göz kırpar. Soon Cheol “ Buldum! Gerçekten buldum!” Mercan adamı dolaptan çıkarır “ Söyle bakalım” Soon Cheol “ Ne yapıyordun sen hani domates, yumurta…. Haa menemen!” Mercan kocaman gülümser ve Soon Cheol ile aynı anda “ Menemen!!!” der 😀

Hemen malzemeleri dolaptan çıkarırlar. Mercan domatesleri minik minik doğrarken, Soon Cheol de biberleri doğruyordur “ Böyle nasıl, iyi oluyor mu?” Mercan yüzüne düşen bir tutam saçı elinin tersi ile kulağının arkasına alır “ Evet evet gayet iyi. Ancak biraz daha hızlı olsan iyi olacak. Ben şimdiye soğanlara geçmiştim” Soon Cheol “ Bana diyene bak domatesleri bitiremedin daha” Mercan “ Ne yapabilirim, hepsi yumuşamış kabukları zor soyuluyor” Soon Cheol gülümser “ Hadi hadi beceriksizim demiyorsun da domateslere atıyorsun suçu” Mercan çocuğun koluna vurur “ Ya! Sen işine baksana.” Soon Cheol biberleri bitirmiş soğanlara geçmiştir. Ancak gözleri o kadar yanıyordur ki gözünden  yaşlar süzülüyordur “ Mercan gözlerimi açamıyorum ben. Bu ne biçim soğan. Bana suikast düzenledin değil mi?” Mercan adamın surat ifadesine baktıkça gülüyordur “ Aman tanrım çok komiksin ya! Dur bekle bir saniye” Kız elindeki bıçağı bırakır, ellerini yıkar. Soon Cheol’ün de elinden bıçağı alır. Lavabonun yanına götürür “ Eğil bakalım biraz. Şimdi suyla biraz yıkarız bir şeyin kalmaz” der ve suratını yıkar. “ Nasılsın şimdi daha iyi misin?” Soon Cheol “ Ne acı soğanmış öyle ya mahvetti gözlerimi “ Mercan gülümser iki eliyle Soon Cheol’ün başını tutar “ Soğanlar çok acı değil, senin gözlerin çok hassas Soon Soon” Soon Cheol “ Öyle mi diyorsun? Evet çok hassas gözlerim var, çok acıdılar” der  bir çocuk gibi Mercan “ Çok mu acıdı” diye sorar bir çocuğu avutur gibi “ O zaman öpeyim de geçsin” der ve adamı gözlerinden öper. O an içi değişik hislerle dolmuştur. Soon Cheol için hiç hissetmediği gibi hissetmiştir. Soon Cheol gözlerini açıp, Mercan’ın suratını hala kendininkine yakın gördüğünde aklına gelen tek şey kızın dudaklarını öpmek olmuştur. Bir cesaret ile kıza yaklaşırken Hoo Jin yanlarına gelir. İkisi de irkilmiştir. “ Ha ha bakın kimler uyanmış” diyerek çocuğu kucağına alır Mercan. “ Sen nasıl indin o yataktan, yastıkları aştın da ta buralara geldin? “ Soon Cheol elini başına atar ve nasıl olurda bu kadar kontrolsüz olduğuna kızar. Mercan ise eğer devam etselerdi nasıl olacağını düşünmekten kendini alamıyordur. Aklına geldikçe kendine hem kızıyor hemde kalp atışlarının hızlanmasına engel olamıyordur.

Aslında çoktan uyanmış olan Yong Gi ve Kang Mo uzaktan ikisini izlerler. Yong Gi “ İnanamıyorum ya. Ramak kalmıştı, ramak. Ah be velet zamanlaman hep iyi olmuştur ancak bu sefer işi mahvettin. Hyung ne olacak şimdi?” Kang Mo “ Seni tutmakla uğraşırken Hoo Jin’i tamamen unuttum. Siz ikiniz böyle sürekli bunların dibinde olursanız, istediğinizi elde edemezsiniz haberiniz olsun. Neyse hadi yanlarına gidelim. Yok bu ikisi sürekli o anı hatırlayıp beyinlerini haşlayacaklar” der ve mutfağa doğru giderler. Kang Mo’nun ve Yong Gi’nin mutfağa gelmesi ile ortam biraz sakinleşir. Kang Mo’nunda yardımıyla menemeni yapıverirler ve masaya koyarlar. Sabırsızlıkla pişenin tadına bakmak isteyen Yong Gi masaya konan yemekten hiç de memnun gözükmemektedir. Soon Cheol “ Hayırdır beğenmedin herhalde?” Yong Gi yüzünü buruşturarak “ Şey bu…Bu…Kusmuğa benziyor” der ve demesiyle Mercan’dan gelen darbeyle sarsılır. “ Tadına bakmadan nasıl yargılarsın. O kadar uğraştık yiyeceksin başka çaresi yok. Haa ya da aç kalırsın” Ancak ikisi Yong Gi’yi ikna etmeye çalışırken Kang Mo  çocuğun ağzına lokmayı sokar “ Yemek yemek için dökülen dil gereksiz. Direk eyleme geçeceksin” Adam bunu söylerken o kadar ciddidir ki üçü biran dona kalır sonra kahkahayı basarlar. Ortam tekrardan normal basınca inmiştir. Kahvaltılarını yapıp masayı topladıktan sonra evden çıkarlar.

*

Kendi evlerine gelmişlerdir. Mercan da Soon Cheol de şifreleri girerler ve kapılar açılır. Yong Gi “ Bu gerçekten çok ilginç” der uzata uzata Mercan’la Soon Cheol de katılır “ Gerçekten çok ilginç.” Yong Gi , Hoo Jin’ide alır içeri girer Mercan da içeri girecekken Soon Cheol “ Bugün ne yapacaksın? Direk galeriye mi gideceksin?” Mercan “ Galeriye gitmem yasak” der gülümseyerek “ Müdür Gwang sergi saatine kadar gelemezsin dedi. Oysaki Alex de ordadır şimdi oraya gitsem son provalarını izlesem “ derken Soon Cheol kızın lafını tamamlamasına izin vermez. Yanağından tutar “ Şuna bak ya fotoğrafı için heyecanlanacağına, Alex diyip duruyor. Hem o suratının  ifadesi ne öyle. Biraz daha devam edersen gözlerin kalp şeklini alacak, beyninden kalp baloncukları uçacak. Benim yanımdayken böyle fan girl olma bir daha hiç yakışmıyor” Mercan şaşkınlıkla adamın suratına bakar. Şaka yapıp yapmadığını ölçer. “ O ne demek canım. Ne kalp gözleri, baloncukları” Soon Cheol kıza biraz daha yaklaşır “ Aynaya baksaydın göreceğin tek şey onlardı. İstemiyorum benim yanımda konuşma, Bahsetme Alex’den bundan sonra” Mercan ne diyeceğini şaşırır “ Hımm… Tamam yani peki bahsetmem” der. Ancak neden böyle dediğini de bilemez. Neden ondan bahsetmesine karışıyordur ki? Soon Cheol “ Yani şimdi evde mi olacaksın?” Mercan “ Sanırım. Aslına bakarsan anca giyecek bir şeyler bulurum, anca saçımı yaparım. Büyük ihtimalle dolaptaki her şeyi deneyip fırlatacağım, sonra onları toplayacağım sonra bir daha… Derken bir bakmışım galeriye gitme zamanı” Soon Cheol gülümser “ Neden bu kadar uğraşıyorsun ki? Giy bir kot, gömlek tamam işte. “ Mercan da gülümser “ Zaten sonunda öyle olacak gibi görünüyor. Neyse ben içeri giriyorum, Hae Mi’yi uyandırayım bakalım o bugün ne yapacak” Soon Cheol “Tamam” der ve evlerine girerler. Yong Gi Soon Cheol’ü kapıda bekliyordur “ Kararlısın ha!” der “ Yani bakıyorum da kararını vermişsin. Bastır Hyung! Aja aja!” Soon Cheol gülümser ve ani bir hareketle çocuğun kafasını kolunun altına alır ve kafasını ovalar “ Aja aja Ha!  Bastır ha!” çocuk adamın kollarından kurtulur “ Destek verdiğimizi söylüyoruz dayak yiyoruz şuna bak ya!” Soon Cheol “ Hadi üzerini değişte işe git. Bugün sana tatil değil” Yong Gi “ Tamam gidiyorum” Soon Cheol kendini koltuğa atar “ Bu sabah nerdeyse olacak olan aklına gelir ve biranda yanakları kıpkırmızı olur. Kafasını yastığa gömer ve çığlık atar. Suratında kocaman bir gülümsemeyle Hoo Jin’e bakar ve biraz ciddileşir “ Ya! Seni velet seni. Hiç mi babanı düşünmüyordun? Nerdeyse anneni öpüyordum ama sen geldin. Kötü çocuk seni” Hoo Jin bir müddet adama bakar sonra elindeki oyuncağı fırlatıverir. Oyuncak Soon Cheol’ün tam suratına gelir “ Sende onu benden mi kıskanıyorsun yoksa” der ve çocuğun yanına gider gıdıklama başlar. Hoo Jin’in kahkahası tüm evde yankılanır.

*

Mercan eve girdiğinde kendini inanılmaz rahatlamış hisseder. Ancak dün gördüğü rüya ve bu sabah nerdeyse olacak olan aklına gelince elleri ile yüzünü kapar . Birkaç saniye öylece kalır sonra “ Hae Mi!! Hadi uyan artık” diye bağırıverir. Hae Mi yataktan fırlar ve kendini yerde bulur. “ Ben yapmadım. Gerçekten ben değildim” diye sayıklar. Mercan arkadaşının odasının kapısında ayıkmasını izler “ Aa bence kesinlikle sen yapmışsındır” der Hae Mi kıvılcım saçan gözerle Mercan’a  bakar. Mercan koşarak yatağa atlar. Hae Mi “ Kır, kır. Zaten kırmazsan içinde kalacak” Mercan “Çingu öyle deme ya. Bugün beynim yerinden fırlamazsa iyi” Hae Mi “ Neden? Ne oldu?” Mercan yerinden doğrulur ayaklarını bağdaş yapar “ Yuh yani Hae Mi bugün açılış var. Heyecandan ölecekmişim gibi geliyor” Hae Mi birkaç saniye Mercan’ın suratına bakar “ Aaaa sergi!!! Açılış!!” Mercan kahkahasını tutamaz. Hae Mi “ Şimdi saat kaç? Aman tanrım 2’ye geliyor. Sen burada ne yapıyorsun? Kalk çabuk kalk!” diyip kızı yataktan kaldırır Mercan “ Hehehey! Ne oluyor” Hae Mi altına bir kot üzerine bir tişört geçirir “ Gidiyoruz” Mercan “ Nereye?” Hae Mi “ Gidince öğrenirsin”

*

Mercan geldikleri yeri gördüğünde “ Saçmalama Hae Mi. Bu kadar abartmaya gerek yok” Hae Mi gözlerini açarak “ Bunu senin için yapmıyorum canım. Kendim için yapıyorum. Sen kıyafet seçene kadar benim ömrüm çürüyecek” Mercan gülerek “ Yok canım o kadarda değil.” Bir yandan içeri girerken Mercan hala abartmaması gerektiğini söyler durur ancak Hae Mi ikinci kapıdan geçer geçmez “ Bakın size ne getirdim. “ Mercan etrafına bir göz atar “ Selam” der Hae Mi “ Şimdi akşam bir açılışa katılmamız gerekiyor. Kendimizi size teslim etmeye geldik. Suzy benim işim kolay biliyorsun en iyisi sen önce Mercan’ı hallet ben bir şeyler yiyeyim. Bu arada en geç altı buçukta çıkmış olmamız lazım” Mercan saati duyunca “ Hae Mi en geç altı buçukluk kadar ne işimiz var ?” Suzy “ Oo tatlım inan altı buçukta biterse şanslısın demektir” der ve Mercan’ı alır götürür.

Birkaç saç modeli, uzun süren makyaj, sürüyle denen elbiseler sonrasında , sonunda Mercan hazırdır. Hae Mi “ Suzy sen bir harikasın! Çocuklar sizde. Meğer benim çingum nasıl bir şeymiş böyle. Neler saklamış benden utanmadan” Mercan henüz kendine bakmamıştır “ Hae Mi bence bu çok fazla oldu” Hae Mi “ Ya kızım sen manyak mısın? Önce bir bak istersen kendine sonra şikayet et” Mercan arkasını döner ve gözlerini açar. Tek bir kelime bile çıkmaz ağzından. Hae Mi kendiyle gurur duymaktadır. Hiç kimsenin kusur bulamayacağı tek yeteneği neyin nerden alınacağı, hangi işin kim tarafından iyi yapılacağını bilmesidir. Özelliklede konu giyim, kuşam ve makyaj ise üstüne kimseyi tanımaz. “ E hadi bakalım sergiye bir saat kaldı anca gideriz. Taksi dışarıda bekliyor. Sana diyorum! “ Mercan Hae Mi’ye bakar “ Sanırım aşık oldum!” Hae Mi şaşkın gözlerle” Kendine mi?” Mercan gülümseyerek “ Saçmalama, elbiseye” Hae Mi iki kat daha şaşırarak “ Aman tanrım senin içinde elbiseye aşık olacak kadar normal bir hatunda varmış” İkisi kahkahalarla gülümserler. “ Tamam hadi gidelim”

*

Beethoven – Violin Sonata #5 in F major Spring – 1

Taksiye binmişler ve açılışa yarım saat kala galeriye varmışlardır. Hae Mi telefonda Yong Gi ile konuşmaktadır “ Biz şimdi geldik. Tamam bekliyoruz. Ah Yong Gi nereye gideceğiz buradan illaki bulursun yani. Neyse tamam bekliyoruz işte. Pişşt bu arada çok büyük sürpriz var söyleyeyim. Hayır şimdi söylemem. Söyleyeyim derken sürprizden bahsetmiyordum. Yani evet ondan bahsediyordum da… Off neyse aklım karıştı gelince görürsünüz zaten” der ve kapatır. Mercan ise biran önce içeri girmek istiyordur. Kapıdan içeri girerken Müdür Gwang ile kapıda karşılaşırlar. Konukları tek tek karşılıyordur. Mercan “ Müdür Gwang sonunda açılış”  Müdür Gwang “ Ah hoş geldiniz. Evet sonunda bugün açılış günü” der ancak kızın gülümsemesi kendine getirir “ Mercan inanamıyorum. Ah biran cidden tanıyamadım. Çok güzel olmuşsun” Mercan’ın allıktan yanakları yeterince kızarmamış gibi birde bu sözler iyice kızartmıştır. Müdür Gwang “ Hadi içeri geçin. Min Ji de içeride . Şey yani bayan Min Ji” İki kız birbirine bakar ve gülümser ” Min Ji !!” Bekleme salonunda Min Ji ile buluşurlar. Min Ji “ Kızlar bayılacağım galiba”  Hae Mi “ Bende bu kanepelere bayıldım bile” Mercan gülümser “ Ne oldu unni? Neden bayılacaksın?” Min Ji kızın suratına bakar “ Boş ver öyle bayılacağım işte. Bu arada seni bir ara tanıyamadım. Yanında Hae Mi olmasaydı tanıyamazdım da. Meğer sen çok çok çok güzel bir kızmışsın” Mercan “Ama yeter ya! Tamam çıkaracağım şimdi şu elbiseyi ben alışık değilim.” Hae Mi gülerek “ Çıkarırsan daha fena şeyler olur içindekiler çok daha dikkat çekici” Mercan kızın koluna vurur “Hae Mi! Kapat lütfen şu çeneni “ Hae Mi “ Tamam sustum”

İçerde   açılış saatinin gelmesini beklerlerken Soon Cheol, Yong Gi, Hoo Jin ve Kang Mo da galeriye gelirler. Kapıda Müdür Gwang’tan Mercan’ların içeride olduklarını öğrenmişlerdir ve içeri doğru girerler. Yalnız girdiklerinde görükleri Hae Mi ve Min Ji olmuştur. Soon Cheol ile Yong Gi Hae Mi’nin yanına gelirler Yong Gi “ Annem nerde?” Hae Mi kendini tutamaz ve kahkaha atar.  Mercan yavaşça arkasına döner “ İnanmıyorum. Anneni bile tanıyamadıysan…” Yong Gi üç adım birden geriye gider “ Aman ta…tanrım! Sen gerçekten annem misin? Hani Mercan yani ?” Mercan gülümser. Soon Cheol ise  ağzını bile açamaz. Uzun, siyah, sırtı açık olan elbisesi, ensesinde topladığı saçları ile Mercan tanrıça gibi görünüyordur. Soon Cheol’ün aniden nefesi kesilir.  Mercan gülümseyerek “ Hoo Jin nerde?” Ancak Soon Cheol cevap verecek durumda değildir. Mercan Soon Cheol’e yaklaşır elini adamın suratına koyar “ Sana diyorum, Hoo Jin nerde?” Soon Cheol kızın yüzündeki elini tutar “ Çok güzelsin..” Mercan elini adamın suratından çeker ancak Soon Cheol kızın elini bırakmaz. Ardından Kang Mo yanlarına gelir. Hoo Jin kollarını direk Mercan’a uzatır ve “Anne” der. Mercan “ Bak görüyor musunuz? Kocaman adamlar tanıyamıyor ama bu küçük adam bir bakışta tanıyabiliyor” Mercan’ın kucağına gelen Hoo Jin kızın yüzüne dikkatlice bakar sonra elini hafifçe kızın yüzüne götürür. Mercan çocuğa gülümser, Hoo Jin de Mercan’a. Sonra kafasını kızın göğsüne yaslar. Mercan “ Bu çocuğa aşım ben ya!” derken yanlarına Alex gelir “ Bahsettiğin küçük adam bu mu?” Mercan Yong Gi’ye bakıp kısık sesle “ Bak görüyor musun? O bile tanıyor” der ve Alex’e döner “ Evet işte benim oğlum” der. Bu cümle Soon Cheol’ü mutlu etmiştir ancak Yong Gi “ Ya ben bende oğlunum” Mercan gülümser “ Ah evet buda büyük oğlum” der Yong Gi iki parmağını önce kendi gözüne götürür sonra Alex’e doğrultur. Açık açık tehdit ediyordur ancak bu tehdit korkutmak yerine herkesin kahkaha atmasına neden olmuştur. Alex Hoo Jin’i kucağına alır “ Bahsettiğin kadar şirinmiş gerçekten. Hatta daha da şirin” Hoo Jin dikkatlice adamın yüzünü inceler sonra Mercan’a bakar Mercan’ın gülümsediğini görünce oda gülümser ve adama yapmadığı şirinlik kalmamıştır. Hep beraber Hoo Jin’in Alex ile olan diyaloglarına gülerlerken Mercan’ın telefonu çalar. “ Muhteşem görünüyorsun. İnan şuan kalbim duracak” Mercan sağına soluna bakar ve kalabalığın arasından yürüyen Dae Han’ı görür “ Abartma sende hepsi elbise yüzünden.” Dae Han “ Gülümseyerek “ İçindeki güzel olmasaydı elbise bu kadar güzel olmazdı. Güzel olan sensiz” der Mercan izin isteyerek yanlarından ayrılır. Soon Cheol kızın gittiği yöne bakar ve Dae Han’ı görür. Biran kan basıncı yükselir ve onları izler.

Mercan “Senin burada ne işin var?” Dae Han “ Davetiye göndermişler. Eser sahipleri arasında seninde ismini görünce geldim.  Ama sana çok kırıldım neden bana sen söylemedin?” Mercan ilk kez karşısında duran adama yalan söyleyecektir “ Ah şey yoğun olursun diye düşündüm o yüzden” der ancak sonrasında bunun ne kadar basit bir mazeret olduğunu düşünür. Nede olsa bu zamana kadar toplasa 3-4 kez yalan söylemiştir. Dae Han kızın yalanını anlamıştır ancak anlamamazlıktan gelir “ Her zaman böyleydin zaten. Hep önce başkalarını düşünürdün işte benim Sanhom ya! Evet yoğundum ama gördüğün gibi eğer senin içinde olduğun her şeye varım” Mercan “ Demek öyle. İyi ki geldin  hadi bizimkilerin yanına gidelim” Dae Han hoş karşılanmayacağını bilmesine rağmen “Peki” der “ Gidelim”

Dae Han Mercanın kulağına eğilerek “ Bu Alex değil mi? Siz birbirinizi tanıyor musunuz?” Mercan da Dae Han’ın kulağına doğru “ Evet yeni kankam olur kendisi” Dae Han şaşırır “ Vay canına ben yan stüdyomdaki sanatçıyla bile tanışamıyorum sen durduğun yerde ünlüleri kendine çekiyorsun. Süpersin ya!” Mercan kahkaha atar “ Yani övünmek gibi olmasın ama süperimdir” Soon Cheol Dae Han’ın Mercan’ı güldürmesini bir türlü çekemiyordur. Yong Gi ile beraber hofurdanıp dururlar. Dae Han “ Bir ben ünlü olup da seni kendime çekemedim” der ve kızın elini tutar “ Çekim alanıma girmene az kaldı Sanho. Bundan sonra hep yanımda tutacağım seni” Soon Cheol elele tutuştuklarını görür. Mercan Soon Cheol’e bakar ve göz göze gelirler. Kız elini Dae Han’ınkinden kurtarır. Dae Han Mercan’a bakar ve kızın Soon Cheol’e baktığını görür, Soon Cheol ise kafasını çevirmiş Alex’in kucağındaki Hoo Jin ile ilgilenmektedir.

*

Alex – Daydreaming

Müdür Gwang sonunda sergiyi açar “ Değerli sanat severler, hepsi birbirinden değerli fotoğraf sanatçılarının en güzel eserleri ile sizleri baş başa bırakıyorum. Geldiğiniz için teşekkürler. Sergi de güzel şarkıları ile bizimle olacak Alex’e de bir kez daha teşekkür ediyorum. Beni kırmadı ve bu akşam bizimle birlikte” Der ve içeri davet eder. Bir heyecanla Mercan fotoğrafların olduğu alana doğru gider. O kadar heyecanlıdır ki elinin titremesine engel olamaz. Elindeki çantayı sımsıkı tutmuş ilerlerken yanına Yong Gi gelir “ Anneee!! Heyecandan bayılmak üzereyim.” Mercan kıvılcım saçan gözlerle çocuğa bakar “ Sus sus sen mi ben mi? Bayılacak gibiyim” Kol kola girip içeri adım atarlar. Mercan içeri girdiği anda kendini rahatlamış hisseder. Çünkü her bir fotoğrafta başka dünyalara gitmektedir. Yong Gi ise gördüğü her fotoğrafa aşırı tepkiler verip etraftakilerin delici bakışlarını üzerine çekiyordur. “ Anne bende bir gün böyle fotoğraflar çeker miyim dersin? “ Mercan “ Tabi ki evlat ben eminim sen bunlardan daha güzelini çekeceksin” Yong Gi bu cümleyi duyunca havalara uçar. O mutlu olunca Mercan da mutlu olmuştur.

Mercan tekrar tekrar dolanmasına rağmen bir türlü kendi fotoğrafını göremez. Müdür Gwang’ı ararken adam suratında  muzır bir gülümseme ile yanına gelir “Bulamadın değil mi?” Bulamazsın çünkü henüz ortaya çıkmadı” Mercan “ Nasıl yani. Doğruyu söyleyin son anda vazgeçtiniz değil mi? Laik olmadığını anladınız” Müdür Gwang “ Şşşth şimdi geliyor” der ve yürümeye başlar. Üstü açılmamış bir fotoğrafın başına geçer “ Bir dakika dikkatinizi buraya verir misiniz? Eminim bu örtünün neden burada olduğunu merak etmişsinizdir. İşte şimdi açıklıyorum. Bu sergide eseri olan her bir sanatçının kararı ile bu eserin bu serginin en değerlisi olduğuna karar verdik.” Der ve üzerindeki örtüyü kaldırır. Fotoğrafı gördükleri an Mercan ile Soon Cheol’ün gözleri dolar. Fotoğrafta hastane koridorunda koltuklardan birine oturmuş ağlayan bir adam vardır. Kucağında ise bir bebek. Çocuk adamı teselli etmek ister gibi ellerini adama uzatmıştır. Salondaki herkes duygusallaşmıştır Müdür Gwang “ Eserin sahibi olan sanatçı Mercan Tekin” der ve galeri alkışlarla dolar.  Soon Cheol Mercan’ın yanına gelir “ Ne zaman çektin bu fotoğrafı?” Mercan “ Ben sana söylemeden çektiğim için özür dilerim ama ben bu fotoğrafın olduğu kartı kaybetmiştim” Soon Cheol “ Mercan özür dilenecek bir şey yok. Şuan fotoğrafa baktığımda minnet duyuyorum, beraber atlattıklarımız aklıma gelir. Beraber üzüldüğümüz, güldüğümüz şeyler geliyor.” Der ve kızın elini sımsıkı tutar. “ O küçücük şey nasılda çabuk büyüdü değil mi?” Mercan’ın gözleri dolmuştur ve o dolan gözlerle adama bakar. Soon Cheol” Sakın ağlayayım deme. Eğer şimdi sen ağlarsan bende kendimi tutamam zaten şuan herkes beni ağlarken gördü erkeklik gururu yerlerde bir beş kat daha aşağıya gömmeyelim” Mercan gülümser ancak gözünden bir damla yaş düşer. Soon Cheol kızın göz yaşını siler ve alnından öper. Uzaktan onları izleyen Dae Han’ın yüreği paramparça olmuştur. “ Onun olmadığı zamanlarda birlikte bir çok şey yaşamışlardır. Kim bilir Mercan ne kadar göz yaşı dökmüştür ve o adam hep o yaşları silmiştir, o zaman elini tutan o adam olmuştur , güce ihtiyacı olduğunda, sevindiğinde sarıldığı adam yine odur. Mercan’ın hayatında artık o adam vardır.

Müdür Gwang yanlarına gelir ve “ Senin gibi bir sanatçıya sahip olduğum için çok gururluyum”der  Mercan teşekkür eder ancak aklını kurcalayan bir soru vardır “ Patron bir şey soracağım. Bu fotoğrafı nerden buldun?” Müdür Gwang “ Senin filmlerini ve kartlarını koyduğum çekmecedeydi. Bana verdiğin kartları yerine koyarken dikkatimi çekti bilirsin meraklı bir adamım ve dayanamadım açtım baktım. Karşıma çıkan ilk fotoğraftı ve görür görmez aşık oldum. Bilirsin ben genelde ilk görüşte aşka inanmam ancak birisi fikrimi tamamen değiştirdi” der ve bir ara Min Ji’ye bakış atar. Herkes Min Ji’ye bakar ancak adam konuşmaya devam edince tekrar Müdüre dikkat kesilirler. “Evet ne diyordum ha fotoğraf o kadar güzeldi ki kesinlikle sergilemeliyim dedim. Sana sormadım çünkü içimden bir ses –ki bilirsin hep dinlerim- senin buna izin vermeyeceğini söyledi. Bende sana sormadan sergiye dahil ettim.” Mercan “ Doğru söylemiş izin vermezdim ama iyi ki o sesi dinlemişsiniz” der ve Hoo Jin’i kucağına alır “ gördün mü velet sen bizi böyle az ağlatmadın” Hoo Jin her şeyin farkındaymış gibi kıza sarılır “ Tamam tamam önemli değil. Bir o kadarda güldürdün. Halada güldürüyorsun” der

*

Mercan hayranı olduğu sanatçılardan da tebrikleri aldıktan sonra gökyüzüne uçuşa geçmiştir.  Alex en güzel şarkılarını söylüyordur. Bir süre onu dinler Arada göz göze gelirler ve birbirlerine gülümserler. Yong Gi” Şuna bak ya şuna bak! Ben sana demedim mi çalgıcılardan uzak duracaksın diye?” der ve Mercan’ı Alex den uzaklaştırır. Mercan sürüklenirken Alex’e gülümser ve el sallar. Mercan “ Farkında mısın bu iyice fobi olmaya başladı. “ Yong Gi “ Sayende anneciğim, sayende. Ne zaman görsem çalgıcı buluyorsun kendine e bende seni onlardan uzak tutacağım diye fobi edindim iyi mi?” Bu sırada Hae Mi yanlarına gelir “ Çömez çabuk buraya gel bak burada ne buldum. Harika kekler” der Yong Gi’nin gözleri fal taşı gibi açılır “ Nerde, nerde?” Koşarak Hae Mi’nin zula yaptığı yere giderler. Mercan arkalarından bakarken içinden “ Boş boğazlar” diye geçirir “ Sanki evde aç bırakıyoruz”

İçerde biraz bunalınca hava almak için terasa doğru gider. Kapısına geldiğinde terasta tek başına duran Dae Han’ı görür. Arkasından sessizce yaklaşır ve adama korkutur. Dae Han gülümser. Mercan “ Ne yapıyorsun burada tek başına?” Dae Han “ Manzaranın tadını çıkarıyorum” der Mercan da gece ışıl ışıl parlayan şehre bakar. Bir süre sessizce dururlar. Sessizliği bozan Dae Han olur “ Dönme dolapta ayakkabılarını unuttuğumuz zamanı hatırlıyor musun?” Mercan gülümser “ unutmak ne mümkün” Dae Han” Unutabilirsin” Mercan biran sinirlenir “ İstemiyorum!” Dae Han “ Neden?” Mercan bir süre sessiz kalır “ Neden unutmak isteyeyim ki? Anıların hiçbir zaman unutulmaması gerektiğini düşünüyorum. Böylece anılardaki kişileri de unutmazsın” Dae Han “ O zaman beni de unutmak istemiyorsun.” Mercan “Hayır senide unutmak istemiyorum” Dae Han “ Beni unutman senin için daha iyi olmaz mı? Benim gibi yanında olmayan , seni bırakıp giden bir adamı neden unutmak istemeyesin ki?” Mercan “Sen beni neden unutmuyorsun?” Dae Han bir müddet durur “ Çünkü eğer seni unutursam yapmak istediğim, yaptığım her şeyi unutmak zorunda kalırım. Hayatımı unuturum, Seni unutmak demek her şeyi unutmak demek.” Mercan “ O zaman sen beni unutana kadar benim seni unutmamı bekleme” der Dae Han kıza doğru yaklaşır eli ile kızın suratını tutar tam öpecekken Yong Gi “Anne!! Sonunda seni buldum!” Diye terasa gelir. Dae Han hemen geri çekilir. Yong Gi “ Yanından iki dakika ayrılıyoruz sen hemen çalgıcının yanına gidiyorsun olmaz ki ama bu böyle. Yeter yani yeter!” Sonra Dae Han’a döner “ Kış kış çalgıcı” der ve Mercan’ı alır çıkar. Dae Han gülümser “ Kış kış çalgıcı ha! O da güzel”

Mercan terastan çıkarken “ Senin diline biber süreceğim ben. Kış kış denir mi öyle insanın suratına” Yong Gi “ Müdür Gwang yine bir bomba patlatacak gibi herkesi salona çağırıyor” Mercan merakla salona girer ardından Soon Cheol ile Dae Han da gelir. Müdür Gwang “ Evet herkes geldiğine göre beni bu akşam asıl heyecanlandıran olayı açıklayabilirim.” Mercan “Gerçekten bir bomba geliyor galiba” Hae Mi “ Bende şuan çatlamak üzereyim” Mercan gülümseyerek “ Bu çatlama hissi yediğin onca kek ve kanepeden olmasın” Hae Mi” Mercan!! Tamam biraz fazla yemiş olabilirim ama lütfen yani. Abartmayalım. Üstelik konuşma lütfen ne dediğini duyamıyorum” Mercan “Tamam tamam sustum. Benim aç manken çingum “  Müdür Gwang “ Bu zamana kadar saklamak istedik ancak dün aldığım güzel cevaptan sonra açıklamayı dört gözle bekledim.” Mercan “ Aklıma bir şey geliyor ama…” Müdür Gwang “ Mercan!” Mercan biranda irkilir “ Efendim patron?” Müdür “ Daha önce söylemiştim değil mi? Bilirsin ben öyle ilk görüşte aşık olacak bir adam değilim. İlk görüşte aşk benim içim mümkünatı olmayan bir kavram. “ Mercan gülümseyerek “ Bildiğiniz gibi biliyorum patron” Hae Mi ile  Yong Gi kahkahaya gömülürler “ Evet aferin. İşte ben öyle bir kadınla tanıştım ki mümkünatı olmadığını düşündüğüm ilk görüşte aşkı bana tattırdı. Min Ji!” Mercanlar nasıl tepki vereceklerini şaşırmışlardır. Mercan “ Aman tanrım! Düşündüğüm doğrultuda ilerliyor” Hae Mi “ Sanırım şuan çok nadir bir an yaşıyoruz çünkü sanırım bende seninle aynı şeyi düşünüyorum” Min Ji kızların beyin fonksiyonları bozulmuş halde gülümsemelerine  anlam vermeye çalışır ve Müdür Gwang’ın yanına geçer. Müdür Gwang “ İşte bu kadın dün beni dünyanın en mutlu erkeği yaptı. Şimdi aynı heyecan ile sizin önünüzde bir kez daha sormak istiyorum” Müdür Gwang kadının önünde diz çöker ve elini tutar “ Benim gibi bir adamla bir ömür geçirmeyi, beraber üzülmeyi, gülmeyi, her adımı birlikte atmayı kabul eder misin?” Min Ji bu kadar insanın arasında utanmıştır ancak “ Evet” der “ Sonsuza kadar”

Mercan ile Hae Mi yerlerinde zıplıyorlardır. Müdür Gwang “ Alex şimdi” der ve adam “Daisy” parçasını söylemeye başlar. Açıklamanın verdiği şoku atlattıktan sonra Mercan “ Hae Mi , Min Ji unnideki değişikliği hiç fark etmedin mi gerçekten?” Hae Mi “ Ya şimdi bazı şeyler anlam kazandı. İşe geç gelmeler, erken çıkmalar. Normalde bunları hiç yapmazdı ama meğer Müdürcüğü ile buluşmak için kaytarıyormuş.” Mercan “Vay canına Müdür Gwang hiç belli etmedi. Adama bak iş yerinde Clark Kent , dışarıda superman” der ve gülümser “ Ah inanamıyorum yakında düğün var demektir bu” Hae Mi “ Ah düğünlere bayılırım. Ama ne giysem acaba?” Mercan “ Yuh Hae Mi şimdiden mi?” Kızlar şakalaşırken yanlarına Yong Gi gelir “ Güzel bayan benimle dans eder misiniz?” Hae Mi “Tabi ki! Neden olmasın” Yong Gi Mercan’ın elini tutar “ Güzel bayan dedim. Neden hemen üstüne alınıyorsun ki” Hae Mi “ Ya Mercan ya! Şu oğluna bir şey söyle bugün hep benimle uğraştı” Mercan “ Yong Gi’nin koluna girer “ Senin ağzına cidden biber süreceğim. Hele bir eve gidelim ama önce dans”  Yong Gi ile Mercan dans etmeye başlarlar.

Mercan “ Biliyor musun şuan çok garip hissettim. “ Yong Gi” Nasıl yani?” Mercan “ Hiç tatmadım ama sanki oğlum kocaman olmuşta annesiyle dans edecek yaşa gelmiş hissiyle doldum. Gurur duydum yani” Yong Gi “Anne” diye Mercan’a sarılıverir. Mercan gülümser “ Efendim?” Yong Gi “ Teşekkür ederim” der “Ben en başta seni annem olarak gördüğümde, annem olmanı istediğimde bu kadarını beklemiyordum. Yani senin gerçekten annem olacağını düşünmemiştim. Ancak sanki gerçekten annemmişsin gibi hissediyorum inan” Mercan bu cümlelere o kadar sevinmiştir ki çocuğa biraz daha sarılır “ Allah’ım evlendiğin… yok yok o kadar değil bir sevgilin olduğu zamanı düşünemiyorum. Yok mu kız arkadaşın?”   Yong Gi  bir süre durur. Mercan çocuk hemen cevap vermeyince “ Erkek arkadaşın mı var? Ya da erkek arkadaşın yok mu?” Yong Gi gülümser “ Henüz kız arkadaşım yok” der Mercan “ Hayır yani erkek arkadaşında olabilir benim için sorun değil. Bu konularda açık fikirliyimdir” der ve göz kırpar. Yong Gi “ Yok kızlar” der Mercan “ Hımm anlıyorum. Eğer erkeklerden hoşlansaydın Lion’u arar boş ver sen seninkini gel seni oğluma alayım. Bak mis gibi çocuk derdim” Yong Gi “ Kahkaha atar eğer hoşlansaydım bulduğun kim olursa olsun kabul ederdim. Bir çalgıcı bile olsa” der Mercan “ Peki ne zaman olacak? Söyle de kendimi ona göre hazırlayayım.” Yong Gi “Bilmiyorum. Şey.. aslında biri var ama…” Mercan “İnanamıyorum bugün bombaların ardı arkası kesilmiyor. Nerden var? Nasıl bir kız? Nerde oturuyor? Başka ne sorulurdu ha! Babası ne iş yapıyor? Kimlerdenler?” Yong Gi “ Hey hey sakin ol! Sonra gösteririm” Mercan “ Göstermek mi? Ah dur bir saniye kalbim sıkıştı. Benim oğlum büyümüşte annesine kız gösterirmiş. Bugünleri de gördüm ya gözüm açık gitmeyeceğim” Yong Gi “ Nasılda abarttın ya!” der ve Soon Cheol’ün yanına doğru gider “ Hyung annemi sana teslim ediyorum. Biraz daha dans edersek – Dans ederken nefessiz kalan genç- olarak gazetelerin 3. sayfalarını süsleyeceğim. Mercan “Ama ne yapabilirim. Bir ergenliğe girdiğinde bu kadar gururlanmıştım birde şimdi” der ve kahkahayı basar Yong Gi “ Anne!!” Diye çığırınca “ Tamam tamam sustum hadi” der ve çocuğu azat eder. Yong Gi yanlarından giderken suratında kocaman bir gülümseme vardır.

Soon Cheol ile Mercan dans ederken Mercan “ Biliyor musun bizimkinin beğendiği bir kız varmış” Soon Cheol düşmüş suratı ile “Hımm demek öyle” diyince Mercan bir sorun olduğunu anlar “Neden yüzün düşmüş senin?” Soon Cheol cevap vermez “ Sana diyorum ne sorunun var?” Soon Cheol kızın suratına bakar “Sorun?” Mercan “ Evet sorun” Soon Cheol kıza sımsıkı sarılır “ Böyle olduğu sürece sorunum yok” der ancak aklına sürekli Mercan’la Dae Han’ın terastaki konuşmaları gelmektedir. Mercan unutmak istemiyordur e o, o adamı unutmadıkça kendisinin nasıl bir şansı olabilir düşüncelerindeyken Mercan da Soon Cheol’e sarılır. “ Eğer her sarılışımızda sen sorunlarını unutacaksan, senin için sorun olmayacaksa böyle sonsuza kadar kalabilirim” der Soon Cheol biraz geri çekilir ve aklına ilk gelen şeyi yapar. O an zaman donmuştur, sesler kesilmiştir. Koskoca galeride onlardan başkası yoktur. Kızın dudaklarıyla kendininkiler birleşmiş ve kalp atışını artırıyordur. Eliyle kızın yüzünü tutar gözlerini açar “ Mercan…” Mercan da gözlerini açar ve adamın gözlerine bakar “ Seni seviyorum” Mercan ne diyeceğini bilemez ancak Soon Cheol’ün dudakları o kadar tanıdık gelmiştir ki. Aynı rüyasındaki gibidir. Rüyasında hissettiği dudakların aynısıdır. Adamın dudaklarında parmaklarını gezdirir “Tanıdıklar” der Soon Cheol kızın elini dudaklarından çeker ve tekrar tekrar öper. Uzaktan olanları izleyen Dae Han göz yaşlarını tutamaz ve sessizce galeriden ayrılır.

Geceyi bitirecek olan konuşmayı Alex yapar “ Bu muhteşem gecede burada olup bu muhteşemlikle dolu havayı beraber solumaktan büyük zevk duydum. Güzellikleri paylaştığınız ve buraya geldiğiniz için teşekkürler. İyi geceler”

Dokuzuncu Bölümün Sonu

Sergide Alex sahnedeyken başka parça kullanmayı gönlüm el vermedi 😀 Alex olsun çamurdan olsun 😉 Umarım parçaları beğenirsiniz.

12 Yorum (+add yours?)

  1. kimbapsushi
    Nis 04, 2011 @ 22:34:15

    amanın çingu naptın, valla mercan’ın dediği gibi bombaları patlattın:)
    ama çok sevdim bu bölümü de şimdi bana kızacaksın. soon cheol fanatiği olarak ben dae han’a baya üzüldüm. zaten her daim ikinci plana atılan adama üzülürüm. o kadar laf ettik ama ağlayarak ayrılmadı mı, anam üzüldüm yahu neyse:(

    şimdi öncelikle bir kısmı okurken gözlerim doldu be, hani şu fotoğrafı anlattığın yer. ne kötü olmuş yahu, kıyamam hoo jin’ime soon cheol’uma.

    yong gi her zamanki gibi pek şirindi. ama bu kez köstek değil destek oldu, aferin.
    müdürün atağına şaşırmadım, bekliyordum valla.
    yong gi, hae mi’den hoşlanıyor, ahan da şuraya yazıyorum^^
    alex’i görmek güzel oluyor^^

    ay dağınık dağınık yazıyorum yine, toparlayayım. müzikler süperdi, dediğin gibi alex işte:)
    soon cheol’un cesur atakları sonunda amacına ulaştı, ama kızmadım da değil. dae han’ı kıskandıkça gaza gelmesi, bu kadar zaman duygularını fark edememesi. bunlara sinirlendim. ama o bizim soon cheolumuz yine de, her haliyle bağrımıza basarız.

    mercan’ın rüyasında soon cheol’u görmesi (ben öyle anladım) de şahaneydi.
    ben artık dae han mevzusunu kapattığını düşünüyorum mercan’ın. zavallı dae han bir köşede onu unutmaya çalışacak gibi.
    asıl merak ettiğim ise mercan ve soon cheol’un bir çift olarak nasıl olacakları? çok sevimli sahneler beklemekteyim çingum.
    yalnız mercan’ın seni seviyorum cümlesine cevabı “tanıdıklar” oldu ahahah. bakalım o ne zaman dile gelecek. bu arada öpüşme sahnesinde bir secret garden havası yakalayıp, mutlu olmadım değil:) o da ne güzel sahneydi yahu^^

    her zamanki gibi yine sıcacık, içten bir bölümdü. bayılıyoruz:)) yeni bölüm bu kez çok bekletmesin ama olur mu? ellerine sağlık kuzum:)

    Cevapla

    • Ser_min
      Nis 05, 2011 @ 04:53:51

      @Kimbap
      Dae Han’a bende üzüldüm o gece. Bakalım sonrasında ilişkileri nasıl olacak. Dae Han kuzudur aslında ama işte… 😀
      -Anam gözleri doldurdum bak görüyor musun? Sende beni ağlatmıştın ama ödeştik 😀
      -Yong Gi bu bölümde tam kararında davrandı 😀 Ama resmen çıldırdı sergide bir sürü çalgıcı vardı :D:D Yong Gi cepesi dediğim gibi ilerleyen bölümlerde aydınlanacak 😀
      -Müziklerin beğenilmesine sevindim. Yani Alex işte 😀
      -Soon Cheol evet gecikti ama daha öncede analizini yapmıştım. Bu zamana kadar atak yapmasını gerektirecek bir durum yoktu ki. Mercan zaten onunlaydı, yanyanalardı. Bu ona yetiyordu ne zaman kaybedebileceğini anladı işte o zaman onu sadece kendisine istediğini fark etti. Bu bile iyi erkekler sonuçta :D:D:D Puhaha iplerin kendi elimde olduğunu unutuyorum bazen 😀
      -Evet geçen bölümdeki gece itirafı ile ilgili planlarım var demiştim. Bu şekilde hissettirmek istedim. Ama çok net olmamış sanırım. Neyse şahane demişsin ya oda yeter 😀
      -MErcan ve Soon Cheol’ün çift olma durumunu bende merak ediyorum 😀 Sen şimdiden beklentilere girdin ha 😀 Peki sevimli sahneler (Yazdım aklıma)
      -O şokun üstüne teşekkürde edebilirdi 😀 Zor tuttum. Klişe olmasın dedim “tanıdık” gelsin dedim :D:D Sonuçta gerçekten tanıdık yani 😀
      Burdan birşey açıklıyorum benim aslında aklımda sergide öpüştürmek yoktu. Ben apartmanın önünde falan öpüştürecektim bunları ama Soon Cheol daha fazla dayanamadı 😀 Bir bakmışım öpüşmüşler :D:D (BEn ne biçim yazarım yahu :S )
      İnşallah uzatmam çingucuğum. Bizde size bayılıyoruz 😀 Seninde ellerine sağlık 😉

      Cevapla

  2. hikaruivy
    Nis 05, 2011 @ 00:04:19

    Çingu çok tatlı bir bölümdüüüü :)) şu anda bilgisayar karşısında erimiş bir biçimde yazıyorum… senin bu hikayen var ya, bende resmen mutluluk hormonu hissi yaratıyor; bir çeşit “feel good movie”, hehe 🙂 gelelim yorumlara:

    1. öpeyim de geçsin: oyhh! bayıldım ben buna! diyaloglar çok doğal, bir o kadar da iç ısıtıcı… yerim sizi soon cheol-mercan ikilisi!

    2. yong gi’nin menemene kusmuk demesi süperdi! yabancı biri kesinlikle öyle tepki verirdi, çok iyi düşünmüşsün 🙂

    3. soon cheol içindeki maçoyu çıkarmaya başladı, hahaha 😀 mercan’ınsa önce kuzu kuzu tamam, alex’den bahsetmem deyip sonra “noluyoz yav?? ne hakkı var ki?” diye kendi kendine şaşması süperdi: hatun aşık ama farkında değil, hahah 😀

    4. bu hae mi de beni çok güldürüyor: “Sanırım aşık oldum!” Hae Mi şaşkın gözlerle” Kendine mi?” Mercan gülümseyerek “ Saçmalama, elbiseye” heheh, saf hae mi 😀 😀 sergide de tıka basa yedi zaten 😀 süper kız yaa!

    5. milletin mercan’ı tanıyamaması, bir tek hoo jin’in tanıması da süperdi 😀 😀 demek ki erkek milleti hormonlar devreye girdikten sonra güzel kadın gördü mü aptala bağlıyor 😀 😀

    6. yong gi, yaaa! bu çocuğu ilk başlarda uyuz buluyordum ama bir açıldı, pir açıldı kerata! mercan’ı böylesine sahiplenmesi çok hoşuma gidiyor. alex’e gözüm üzerinde bakışları atmasına sesli güldüm 😀 😀 bu arada bu yong gi hae mi’den hoşlansa ne süper olur! senarist hanım, duy sesimi 🙂 🙂

    7. mercan’ın fotoğrafının hak ettiği üne kavuşması, hem de bu fotonun soon cheol – hoo jin fotosu olması çok etkileyici ve duygu yüklü bir sahneydi… yalnız, ehemmm, ben bir şeye takıldım. ama kızma 😛 bu mercan da az çakal diilmiş; soon cheol’un o aclı zamanında fotoğrafını çekmeyi nasıl akıl etmiş yahu?! ben olsam en son aklıma gelen şey olurdu! 😛 😛

    8. dae han’a üzüldük doğrusu, ama kendi de olayın farkında: bunca zamandır mercan ağladığında, üzüldüğünde yanında olan kişi soon cheol’du. o yüzden artık tren gitti gider… (yalnız burda gene bir kaşım kalktı: bu mercan da az diil haa… çocuk “beni unut” dedikçe “unutamam” deyip nerdeyse dae han’ın kendisini öpmesine izin verecekti! vay çapkın…) soon cheol’un mercan’ı sonunda öpebilmesiyle ben de bir “oh bee!” çektim! bu çocuğun çekingenliği beni bile kanser edecekti! neyse ki kavuştular, ohhh!

    9. alex şarkıları, özellikle de daisy, beni de can evimden vurdu çingu… daisy’yi ben de hikayemde kullanıcaktım ama, oldu mu bak şimdi? 😛 😛 neyse, ben gene de kullanırım, ahah 😀

    fiyuvvv! resmen destan yazdım çingum, düşün yani ne çok beğendiğimi… artık bol bol mercan-soon cheol sahnesi istiyoruz. ellerine kollarına beynine sağlık, öpüldünüz!

    Cevapla

    • Ser_min
      Nis 05, 2011 @ 04:42:05

      @Hikaru
      Haha Çingu bu süper ve üper yorum için çok teşekkür ederim. Buralarda sabah şimdi 😀 Kalkar kalkmaz yorum var mı diye baktığımda böylesini görünce çığlık attım resmen. Tekrar teşekkürler.

      -Bence bir türkün en belirleyici özelliklerinden biri bu öpimde geçsin muhabbeti. Yani en azından benim için. Ben çok samimi buluyorum. O sahnede de içimden böyle demesi geldi. Yazı verdim hoşuna gitmesi, hoşuma gitti :D:D
      -Menemen kesinlikle ilk kez yedirilecekse gözleri kapatılmalı. Bir kaç kez bu tepkiyle karşılaştım. Bunu diyebilecek tek insan Yong Gi’ydi ağzına cuk oturdu yani 😀
      -Soon Cheol garip bir karakter olma yolunda ilerliyor 😀 Çocuğu allak bullak ettim resmen 😀 Ani patlamalar yaşıyor. Aslında çok normal içinde tuttuğun bir şeyi söylemedikçe arççı şokların gelmesi kaçınılmaz. Oda Alex’e vurdu bu sefer 😀 MErcan da neye uğradığını şaşırdı. Zaten son zamanlarda karakterinden sıyrılıyor.
      -Hae Mi ayrı bir bomba. Bende yazarken saf kız diyerek yazıyorum o saf kızı oynamayı seviyor. Aslında çok zeki 😉 Fakat biraz uçuk
      -Evet Mercan’ı kimse tanımasada Hoo Jin tanımalıydı. Km öteden hisseder çocuklar. Garip birşey…
      -Yong Gi süper açıldı, saçıldı. Gelişimini en sevdiğim karakterlerimden oldu. Hele Mercan’a anne gözüyle bakmaya başladıktan sonra ister istemez tepkiler vermeye başladı. Alex’e yaptığı benimde sesli kahkaha atmama sebep olmuştu. Yong Gi cepesi bir sonraki bölümde 😉
      -Evet yorumdaki asıl nokta bu. Mercan o durumda fotoğraf çekecek kadar zalım mı? Tabiki değil. Bu her sanatçıda vardır aslında. Kendilerince muhteşemliği dondurmak ister fotoğraf sanatçıcı. Bu bende de var o yüzden biliyorum. Durduramıyorsun kendini. Ağlayan bir çocuğu gördüğünde önce şeker vermek yerine o anı durduruyorsun sonra şeker veriyorsun. Aslında o fotoğrafı çekmesindeki en büyük neden hayranlığı idi. Gidip geldim yazsam mı yazmasam mı diye sonra dayanamadım yazdım. Bu arada kızmadım, kızmam :D:D
      -Evet Mercan unutmak istemiyor. İlerleyen bölümlerde nedenini anlatacak. Mercan Dae Han’ı bırakmakta zorlanıyor nedeni gelecek yakında. Evet aslında MErcan çapkın bir kız 😀 Haha sevdim bunu çapkın kız Mercan. Her çiçekten bal alır 😀 Soon Cheol son raddedeydi artık birşeyler yapmalıydı. Yoksa bende kanser olacaktım 😛
      -Alex Special gibi oldu aslında bu bölüm. Kullan çingu kullan ne olacak sanki 😀 Tekrar teşekkürler üper yorum için. sende öpüldün;)

      Cevapla

      • hikaruivy
        Nis 05, 2011 @ 14:34:30

        @sermin: doğrudur, ben fotoğrafçı falan olmadığım için o duyguyu bilemem… belki de cidden o an’ı yakalama isteği her şeyin önüne geçiyordur…

        çapkın kız mercan 😀 😀 ben de çok tuttum bunu… eh, hep erkekler mi çapkın olucak, di mi ama? 😉

        bu arada soon ceol’ün mercanı sergide öpmesi fikri sonradan geldi demişsin ya, çok iyi olmuş bence. evet, insan bazen yazarken tam olarak kafasındakini yazamıyor; o anda olaylar başka bir yön alıyor 😀 ben de sık sık yaşıyorum bunu. bence bu, bizim karakterlerimizin başka bir paralel evrende yaşadığının kanıtıdır! hahaha 😀 ayrıca böylesi çok daha güzel olmuş çingucum; şimdi mercan geri adım atamaz, böyle herkesin içinde öpüşerek ilişkiyi resmileştirmiş gibi oldu! yaşasın kötülük! 😀 😀

  3. kubiii
    Nis 05, 2011 @ 08:57:38

    kuzuuuuuu napmışınnn sen :)bunların hepsini birleştirmeni bekliorum 🙂 tatlım bu bölümün hepsini okuyamadım okumaya devam edeceğim ama koptuğum yer öpümde geçsin bir de menemen olayıydı. direkt aklıma o sürekli anlattığın menemen geldiiii iğğ içim ürperdi bi an 😀 bebişimmm devamı gelsin diyorum ama kitaplığımın içinde bi kitabın olsun diyorum artık. elime alıp hissetmeyince kitabın sayfalarını çok lezzet vermiyoreeeee. sen var anlamak beni. öpüldünnnn :))

    Cevapla

    • Ser_min
      Nis 05, 2011 @ 09:59:13

      @Kubiii
      Amaniiinn :D:D
      Diğer bölümleri okudun mu kuzum? Eğer öyleyse bu bölümü yarım bırakmanı anlayış ile karşılayacağım 😛
      Eğer diğerlerini okumadıysan direk bu bölümü okuduysan vay haline (Dermişim 😀 )
      O menem süperdi ama…Ağzım sulandı nihaha :D:D
      İnşallah birleştireceğim. Sen şimdilik böyle oku ben sana yazıcıdan çıkarır gönderirim 😀

      Cevapla

  4. kubiii
    Nis 05, 2011 @ 10:14:55

    kuzum tek bunu okurmuyum tabiki de okudum :)birinciyi okudum ekstrayı okudum sekizi bölümü okudum dokuzunda yarısındayımmm nıhahaahahaa 🙂 vaktim olmuo olsa baştan saracaz şunuda 😛 kendimi kınıyorum sen kınamadan ve çıkkk dışarı diyorum kendime 🙂 bu arada hakkaten bnde çıkarırım yazıcıdan burda var 😛 kuzum elimde şu an 5 tane beni bekeyen kitap var onlar bitsin seni okumaya başlayacağım :))
    ağzının sulandığı şeye bak ya iğğğğ

    Cevapla

  5. winpohu 'ca
    Nis 05, 2011 @ 12:21:33

    okudum ama yorum geç geldi 🙂 çingu ne desem sana bilemedim.şimdi mercan kimi seçse ben üzeleceğimi biliyordum .ikisini de sevdim galiba bu yönüyle mercan gibi düşünüyorum.sağ olsun mercancığımda her ikisine tav önce dae ‘Yi öpecek sandık sonra gitti diğerini öptü .üstelik dea ‘yi unutmak istemiyor.kafam karıştı umarım bir sonra ki bölümde bunlar biraz aydınlanır çünkü mercanın kimi sevdiği benim için hala muğlakta .
    hikayenin diğer ayrıntıları yine çok hoş olmuş mercan ile kocaman oğlu çok sevimliler 🙂 müdüre sevindim.yongi kimden hoşlanıyor merak ettim.hea min mi acaba .o kız da çok iyi .gözlerinden öpmeler falan çok romantik sahnelerdi hakkını vereyim ama dae ağlayınca içim burkuldu .gel etme şu ikisin mutlu edecek bir yol bol 🙂 ellerine sağlık bolca ısrar ve istekle canını sıktım ama gönlüm el vermiyor ne yaparsın birbirinden iyi iki karakter çizen sensin çingu 🙂 gelecek bölüm için yanıp tutuşuyorum .bomba etkisi yaptı bu .

    Cevapla

  6. 4astrea
    Nis 05, 2011 @ 18:30:26

    Hiiii ben bu bölüm hem çok güldüm hem çok üzüldüm çingumm, ellerine klavyede yazan parmaklarına sağlık çingu yine çok çok çok güzel bir bölüm olmuş

    Ahh nerden başlasam bilemedim, en iyisi en üzücü sahneden başlamalı, tabiki o fotograf! O fotografın bomba birşey olacağını bekliyordum ama ne bileyim bu olacağı hiç ama hiç aklıma gelmemişti. Zaten o hastanenin anlatıldığını bölüm üzülmüşyük şimdi yine içim sızladı resmen:(

    Tekrar başa dönüyorum:) İlk uyandığında rüyasında Soon Cheol’ün öptüğünü gördüğünü anladım nedense, ya içime doğdu yada hani olurya gerçekten olanlar rüya gibi gelir falan öyle bir durum olduğunu düşündüm ve dünkü rüyadan sonra böyle bir rüya diyince anladıkki 7. bölümdeki o rüyasında gördüğü kişi kesin Soon Cheol 😀 Mutfaktaki menemen sahnesi de çok hoştu, Yong gi nerde diye düşünürken bu sefer ufaklık geldi, meğer Kang Mo tutuyomuş onu yoksa atlardı o çocuk durmaz durmaz 2 dakika ahahha Ağzına menemeni tıkması ise süperdi 🙂

    Sonracıma şu kapıların açılması sahnesinde Soon Cheol’ün o kıskançlıklarını yerim yerimm:)

    Aferin HaeMi ye kızı güzelleştirdide bizimki elini çabuk tutması gerektiğini anladı. Yanlız kimsenin tanımaması ama Hoo jin ve Alex’in tanıması süperdi çok güldüm o sahnelere

    Ahh o teras sahnesini hiç sevmedim ben:P o ne öle seni unutmak istemiyorum falanlar filanlar, Yalnız Mercan’da az değil hani yaa ikisine de umut veriyor alttan alttan 🙂 Kesin o unutmak istememesinin altında yatan başka neden vardır ama olsun Dae Han yanlış anlıcak onu gariban, gerçi o öpücük olayından sonra anlamasın oda canım ahaha (Kendi kendime konuştum resmen bu kısımda:P )

    Yong gi’nin yari Hae Min olacağü gibi geçti içimden hadi hayırlısı bakalım:)

    Alex bölüme renk katta hele Daisy şarkısı süperdi, ve sergide ki Beethoven, tam sergilik bir eser, dinlerken okuması ayrı bir keyifti çingum;)
    Tekrar ellerine sağlık, gelecek bölümde kolaylıklar diler kocaman öperim 😉

    Cevapla

  7. akira
    Nis 06, 2011 @ 17:27:46

    ohhhhhhhhhhh be sonunda sonunda havai fişekler patlasın, davul zurnalar çalmaya başlasın 😀 Bugün bayram ilan edilsin 😀 Oh be yumurta kapıya dayanınca atak yapmak aklına geldi ama ne ataktı bee yavrum Soon Cheol’um işini bilen yazarım 😀 Her ne kadar bir yazarlığını görmesek de, yoksa bu pabucumun yazarı mı 😛

    Dae han hadi güle güle ya da Yong Gi’nin demesiyle kış kış çalgıcı 😀 Aldın mı babayı ohh ohh içimin yağları eridi 😀 Ama Mercan’a da balkon sahnesinde kızmadım değil. Unutamadım falan ne o laflar. Elini tutmasına izin veriyor falan Yong Gi cim yetişmeseydi kızın dudaklarına yapışıvericekdi mazallah 😀 Sonra al başına belayı. Herkese boncuk dağıtıyor gibiydin Mercan kendine gel Soon Cheol’ü üzmee 😀

    Bizimkiler sergiye gelip Mercan’ı görücekleri anı okurken bir heyecanlandım ki anlatamam, bir ara tırnaklarımı kemiriyordum o derece 😀 Acaba ne tepki vericek ne söylücek diye diye büyük bir merak ile okudum 😀 Dae Han olaya maydanoz olmuyaydı iyiydi ama o da çabalıyor şimdi hakkını yemiyelim ama sen bu fırsatları yurt dışına giderken yok ettin beeebeeem 😀 Ben Dae Han’ın bu lafına bayıldım: Çünkü eğer seni unutursam yapmak istediğim, yaptığım her şeyi unutmak zorunda kalırım. Hayatımı unuturum, Seni unutmak demek her şeyi unutmak demek. Ama unutmak zorunda mı acaba 😀 yoksa pes etmeyip çabalamaya devam edicek mi 😀

    Yong Gi ve Hae Mi gene fazlasıyla formlarındaydı bu ikili beni feci eğlendiriyor. Ayy yerim ben bunları 😀 Kesin Hae Mi’den hoşlanıyor bizimki 😀 kıza takılması laf sokması ve en önemlisi başka kız tanımaması bu tezimi güçlendiriyor 😀 Ters köşe yapmada 😛 Anne-oğulun diyaloglarına bayıldım bayıldım. Lion’u da hemen Yong Gi ile yakıştırdı ama artık L’nin başı bağlı geç kaldı 😀

    Tam bu müdür ile Min Ji ikilisi nerdeler yahu diyordum ki çiftimiz evlenme kararı almış bile 😀 saman altından su yürüten ikili, gençlere bile taş çıkarttılar 😀 Mercan ile Soon cheol 2 senede bir arpa boyu yol katedemediler ama müdür efendi şip şak işi bitirdi 😀 Örnek al büyüğünü Soon Cheol efendi 😀

    Alex bir konserle yırtamazsın şimdiden söyliyeyim seni daha sık görmek istiyoruz hatta kadroya katılsan fena olmaz aha:P Soon Cheol’un Mercan’ın yanağını sıkıp yanımda fan girllük yapma demesi ve benzetmeleri süperdi 😀 offbu bölüm herşeyiyle süperdi yazıcak 38 şey daha var ama ben sırıtmaktan başka bişi yapamıyorum şu an 😀 Ellerine sağlık, ohh beee sonunda kaplumbağa hızında ilerleyen Soon Cheol içine Usain Bolt kaçmış gibi hızlandı ve atak yaptı 😀 beni de pek mutlu messud eyledi 😀 Çiftimizin birbirine aşık hallerıni okumak eğlenceli olucak gibi yeni bölümü iple çekiyorum haberin olsun^^ ve tabi ki de kolay gelsin:D

    Cevapla

  8. Lee
    Nis 17, 2011 @ 19:40:41

    Çingum yorum yazmıştım ama ilk kez WP’nin gazabına uğradım 🙂 O yüzden yeniden yazıyorum.

    Müdürümüz ile Min Ji’nin durumuna ne kadar sevindiysem de Dae Han olayına o kadar üzüldüm. Yazıktır, gariptir. Çocuğumu keserim valla, geri döndür 😀

    Yong Gi’nin hoşlandığı kişi kesin Hae Mi çıkacak, buraya yazıyorum. Bu bölüm fazla aklımda kalmadığı için hemen diğer bölüme geçmek istiyorum, önceki yazdığım yorum ne güzel uzundu 😦

    ellerine sağlım Sermin’cim ^^

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: