Onuncu Bölüm

Mercan tepki vermeyişine şaşırır. Gördüğü rüyanın da etkisiyle Soon Cheol’e karşılık vermiştir. “ Evet kesinlikle o yüzden” der kendi kendine. Soon Cheol kızın gözlerine bakar. Kızın bir tepki vermesini bekler. Mercan biranda daldığı alemden çıkar ve Soon Cheol’ün kolunda tutar terasa doğru götürür. Terasa çıktıklarında “ Kendini Hyun Bin mi sandın Soon Cheol, seninle çok fazla Secret Garden izledik herhalde. Beni herkesin ortasında böyle aniden… Sen… Nasıl?” Soon Cheol’ün gülümseyen suratı biranda yerlere uzamıştır. “ Ben…” der ve uzun bir süre sessiz kalır sonra “ Özür dilerim” der ve içeri doğru yönelir. Mercan adamı durdurur “ Konuşalım lütfen”

Every Single Day –  노을

Soon Cheol konuşmanın nereye gideceğini tahmin ediyordur. Mercan hala Dae Han’ı sevdiğini söyleyecektir. Onu sadece bir arkadaş, dost olarak gördüğünü daha ilerisini hiç düşünmediğini anlatacaktır ona. Daha fazla dayanamaz “ Bugün, burada yaşananları unutalım hadi” der gülümseyerek “ İçtiğim şampanyalardan böyle oldum galiba. Hafiftir diyordum ama demek bünyem alışık olmadığından böyle oldu. Haha şampanyada böyleysem senin rakıda nasıl olurum kim bilir? Dediğin gibi en iyisi rakıyı denememek” Mercan gülümser sonra ciddileşir “ Soon Cheol… Olanları unutmayalım. Erteleyelim” Soon Cheol bir dakika kadar durur “ Ben anlamadım” Mercan derin bir nefes alır adama doğru yaklaşır “ Şuan öyle bir durumun içine girdim ki net bir karar veremiyorum. Hani yapacağın şey doğrudur ancak doğru zamanı ve yeri beklemen gerekir ya bazen, onun gibi işte. Yanlış bir şey yapmadın, unutulması gereken bir şeyde, sadece doğru zaman değil” Soon Cheol başını öne eğer “ Hala Dae Han’ı seviyorsun değil mi?” Mercan bakışlarını uzağa çevirir “ Sevmek gibi değil. Sadece henüz konuşmadığımız şeyler var. Noktayı koymadığımız şeyler. Üç noktalarla gidiyoruz, hiç tamamlanamayan cümlelerden oluşuyor şimdi hikayemiz.” Der ve Soon Cheol’e tekrar döner. Soon Cheol “ Sana unut beni dedi, unutabilirsin dedi. Niye bu kadar ısrarcısın. Seni bırakıp gitmedi mi? Hiç aramayan, sormayan o değil miydi? Böyle bir adamı neden unutmak istemiyorsun ki?” Mercan sakinliğini hiç bozmaz. Aslında söyledikleri doğrudur ama kendince nedenleri vardır “ Evet unutmak istemiyorum. Ben sadece onu değil kimseyi, hiçbir şeyi unutmak istemiyorum. En kötülerini de, en iyilerini de” Soon Cheol “ Peki ama neden? “ Mercan demirlere doğru yürür, kolları ile kendini sarar “ Ailemle olan durumu biliyorsun değil mi? Burada kaldığım için benimle tüm iletişimlerini kestiler. Anlatmıştım.” Soon Cheol “ Evet biliyorum” Mercan yüzünde tebessümle devam eder “ işte kavgalarımızın olduğu o dönemde başlamıştı Dae Han’la ilişkimiz. Mezuniyet projesiyle uğraşıyordum, param git gide azalıyordu, kalacak bir yer bulmam gerekiyordu vs derken Dae Han hayatıma öyle bir hızla girdi ki, hayatım bir masalmış gibi hissediyordum. Evet sonrasında gitti ama bana gelebilirsin demişti. Fakat ben gidemezdim. Bir yeri terk etmiştim, birilerini terk etmiştim bir kez daha yapamazdım bunu. O yüzden bu sefer terk edilen olmak istedim. Yalnız o zaman terk etmelerden nefret ettim işte” der ve kocaman bir gülümseme yerleşir yüzüne. Ancak Soon Cheol kızın dolan gözlerini görmüştür. Mercan devam eder “ Ben unutulmuştum, terk edilmiştim. Ailemi arkamda bıraktığımda onların nasıl üzüldüğünü artık biliyordum. Ve karar verdim Soon Cheol, hiç kimseyi unutmayacaktım, hiç kimseyi arkamda bırakmayacaktım. Ben üzülmüştüm, bir çok kişiyi de üzmüştüm daha fazlasına ne gerek var? Dae Han gittiğinde de ilk bir ay çok zorlandım ancak ona hiçbir zaman kızamadım, darılamadım ya da ondan nefret edemedim. Çünkü dediğim gibi bende bırakıp gidenlerdendim”

Soon Cheol ceketini çıkarıp kızın omuzlarına koyar “ Peki ne olacak şimdi? Sonunda önce kendime sonra sana itiraf ettikten sonra bana ne cevap veriyorsun? Seni seviyorum Mercan. Seviyorum… Bunu o kadar çok içimde tuttum ki orda bir yerlerde olduğunu unutmuştum. Şimdi üzerindeki tozu alıp sana bulduğum bu hazinemi gösteriyorum. Hiç mi kabul etme şansın yok? Bana tutunman için hiç mi nedenin yok?” Mercan arkasını döner ve adama sarılır “ Sana haksızlık etmek istemiyorum Soon Cheol. Dediğim gibi Dae Han’ı bir yere oturtur oturtmaz hazinen için sana döneceğim.” Bir adım geri çekilir adamın suratına bakar “ Sana tutunmam için emin ol çok güzel bir nedenim var” der ve içeri doğru yönelir. Soon Cheol arkasından bağırır “ Nasıl bir neden bu?” Mercan durur ve geriye döner “ İlk gelen sensin” der ve içeri girer. Soon Cheol kızın verdiği cevabı düşünür “ Nereye ilk gelen benim? Nasıl geldim? Ahh! Hiç bir şey anlamadım. “ diye söylenir ancak gülümser “ Yalnız hayır demedi” der “ Hayır demedi”

*

The Czars -Paint The Moon

Yong Gi başını masaya dayamış “Ah!! Galiba mide fesadı geçiriyorum! Hae Mi !! Hep senin yüzünden” diye söylenmektedir. Hae Mi ise masaya dayanmış “ Şuan bulumia olmayı isterdim” der Yong Gi bunu duyunca “ O zaman işte geri zekalının önde gideni olurdun. Sakın aklından geçireyim deme” Der Hae Mi “ Saçmalama ya yapacağımdan değil. Ancak zaten ben istemesem de sanırım onlar çıkacaklar” der Yong Gi “ Çok yedik çok! Annemi dinlemeliydik. Küçük görünüyorlar ama mahvettiler bizi” diyip kalan bir kanepeye bakar. Hae Mi ” Çömez!” diyerek Yong Gi’nin omzuna vurur “Sana diyorum çömez” Yong Gi bir sinirle başını masadan kaldırır “ Daha fazla bir şey yiyemem ben git başımdan” der Hae Mi “ Ya bu ikisi…Mercan ile Soon Cheol…” Hae Mi lafını tamamlayamaz. Kızın bu hallerinden bir şeyler olduğunu kabul eden Yong Gi arkasına döner ve görür “ Ne oluyor orda?”  Hae Mi “ Soon Cheol Mercan’ı öptü sonra bir daha öptü hala öpüyor” der Yong Gi kıza üç numaralı bakışını atar “ O kadarını anladım öpüşüyorlar” der kafasını sallayarak. Sevinir ancak sonra “ Ya ben bunu istiyordum ama şimdi böyle olunca ne bilim bak bir fena oldum” der Hae Mi gülümseyerek “ Haha annenin bir adamla öpüşmesini miden kaldırmadı herhalde. Birde kanepe ve kekle dolu bir mide böyle bir anı kaldıramaz zaten” der ve kendi kendine gülme krizine girer. Yanlarına henüz gelmiş olan Kang Mo , Hoo Jin’i Yong Gi’ye verir ve koşarak yanlarından ayrılır. Yong Gi” Patron nereye gidiyorsun? Ne oldu?” demeye kalmadan Kang Mo galeriden ayrılmıştır. Bir süre sonra Mercan’ın adamı Terasa sürüklediğini görürler Yong Gi “ Hae Mi yürü çabuk acaba ne yapacaklar orda?” der ve gülümser. Hae Mi çocuğun kafasına vurur “ Saçma sapan şeyler düşünmesene sen ya! “ Yong Gi kızın kolunu cimcikler “ Ne saçma sapan şeyleri düşüneceğim. Aman tanrım! Hayatta düşünemem. O tür şeyleri annem için düşünmek beynimin fazla ısınmasına ve infilak etmesine neden olur. Görmeye de gözlerim hazır değil. Iyyyyy bak aklıma düşürdün şimdi” Der ve aklına gelen düşünceleri düşürebilirmişçesine kafasını sallar “ Hep senin yüzünden” der ve dışarıda olanları anlamaya çalışırlar.

Hae Mi “ Hiç bir şey duyamıyoruz ki” Yong Gi “ Olsun hareketlerini takip et” Hoo Jin “ Ellerini cama vura vura ikisine seslenmektedir. Yong Gi “ Anne , baba diye diye harbi ikisini anne baba ettin ya helal olsun sana çocuk” der ve Hoo Jin’i öper. Hala dışarıda olanları izleyen gençlerin yanına Müdür Gwang, Min Ji ve sahneden henüz inmiş Alex gelir. Müdür “ Olayı kaçırmışız. Sonunda bizim yazar çocuk adım atmış. “ Kahkaha atar ve devam eder “ Min Ji sana demiştim bugün açıklarsak çok güzel olur diye. Yazar çocuğun içine de ateşi düşürdük mü ne?” Min Ji gülümser “ Bence bizden çok önce onun içine düşmüştü de o ateş körükledik belki de” Yong Gi laflarını keser “ her şeyin sebebi benim bir kere. Haha ben olmasaydım açılamazlardı böyle” Hae Mi “ Senin yüzünden değil boşuna koltuklarını kabartma  Dae Han geldi diye oldu bunlar” Yong Gi “ Onunla ne alakası var canım. O gelmeseydi de ben bu ikisinin arasını yapardım” Hae Mi “Orası meçhul bence sonsuza kadar kalırlardı  böyle. Ben arkadaşımı tanırım, e Soon Cheol de yıllardır karşı komşumuz. Yok yok kesinlikle bir gelişme olmazdı” İkisi tartışırken Alex herkesi böylesine heyecanlandıran şeyi anlamaya çalışır  “ Bir şey soracağım şimdi Mercan’ın sevgilisi değil miydi zaten o… Yani Soon Cheol” Yong Gi, Hae Mi ile olan tartışmasını yarıda keser “ İşte nede olsa çalgıcı zekası anca notalara, akorlara çalışır. Gel ben sana anlatayım şimdi.” Alex’in omzuna kolunu atar ve olayları biraz da abartarak anlatır. Olaya artık dahil olan Alex “ O zaman şuan olan olaylar gerçekten heyecanlandıracak seviyede.” Müdür Gwang “ Alex’ciğim ben sana demiştim bu Daisy parçası ortalığı sallayacak diye. Söyle, dememiş miydim?” Alex gülümser “ Gerçekten demiştin”

Terasın kapısında dışarıdakileri gözlerlerken Mercan’ın kapıya doğru geldiğini fark ederler. Hae Mi “ Dağılın, dağılın” diye telaşlanırken Mercan içeri girer ve Yong Gi ile burun buruna gelir. Mercan “ Burada durmuş ne yapıyorsunuz siz?” Herkes biranda sağına soluna bakar. Mercan gülümser ve kollarını ona uzatmış olan Hoo Jin’i kucağına alır. Hoo Jin kafasını direk kızın göğsüne koyar ve esner Mercan “ Senin uykun geldi tabi. Hatta bu saate kadar nasıl dayandın bilmiyorum. Yong Gi, Kang Mo oppa nerde?” Yong Gi sağına soluna bakar “ Harbiden nereye gitti. Hoo Jin’i bana bıraktı sonra görmedim” Mercan “ Ne zaman oldu. Bize bir şey söylemeden ayrılmamıştır herhalde” Hae Mi “ O zaman taksi çağırmamız gerekecek” Müdür Gwang “ Ben bırakırım derdim ama bugün iki kişilik arabamla geldim” der Mercan adamın suratındaki ifadeyi görünce gülümser “ Önemli değil eğer gittiyse taksiyle gideriz ne olacak” Alex sözlerini keser “ Eğer isterseniz bizle gelebilirsiniz. Minibüste yer çok “ der Bu arada içeri Soon Cheol girer. Yong Gi ile Hae Mi dikkatlice ikisine bakıyordur. Her hangi bir temas, el tutuşması, göz teması; dışarıda ne konuşulduğuna dair ipucu verebilecek herhangi bir şey arıyorlardır. Soon Cheol “ Niye herkes burada toplanmış?” der ve etrafına bakar. Galeride yalnızca kendilerinin kaldığını görür. Sonra Mercan’ın kucağında ki Hoo Jin’e bakar “ Hemen kendini senin kollarına mı attı?” Mercan gülümseyerek adama bakar “ E biz birlikte yatmaya alışığız. O bensiz, ben onsuz uyuyamıyoruz artık” Soon Cheol kızın bu cümlesine manalı bir bakışla karşılık verir. Mercan’ın o gözlerde anladığı ve o gözlerin anlatmak istediği ise aynıdır.

Yong Gi daha fazla dayanamaz. Aslında ikisinin etrafında toplanan diğer dört kişinin de bilmek istediği şey aynıdır Yong Gi “ Anne şimdi siz… Yani…Ne olacak şimdi. Ne oldu yani. Bir açıklasanız da rahatlasak.” Mercan “ Hımm…” der biraz düşünür , etrafındakilerin meraklı bakışları  kahkaha atma  hissi uyandırıyordur. Yong Gi’ye döner gülümser kulağını tutar “ Büyüklerin işine karışma ufaklık” der Yong Gi sinirlenmiştir çıkışa doğru ilerleyen kızın ardından “ Ama bu yaptığın haksızlık. Bak uyarıyorum eğer bir açıklama yapmazsanız istediğimi düşünürüm, istediğimi yayarım. Hey!!” Müdür Gwang çocuğun yanına gelir “ Henüz olanları anlayacak yaşta değilsin. O yüzden ben anlatayım. Bak evlat kısacası onlarda ne olduğunu bilemiyor gibi görünüyorlar. Henüz bir karara varmamışlar. Ancak konuşmaya devam ettiklerine göre -üstelik eskisi gibi- olumsuz bir şey konuşulmamış. Yani en iyisi beklemek” der ve yanından ayrılır Yong Gi adamın arkasından bakarken “ Bir insan daha ne kadar garip olabilirdi” diye düşünür ancak en iyisinin adamın dediği gibi beklemek olduğuna karar verir. Mercan “ Evlat hadi! Yoksa seni galeride bırakıp gideceğiz”

*

Alex’in minibüsüne binerlerken Mercan’ın telefonu çalar. Arayan Kang Mo’dur “ Mercan kusura bakmayın haber vermeden çıkmak zorunda kaldım ve geri dönemiyorum. Siz kendiniz eve gidebilir misiniz?” Mercan “ Oppa o sorun değil de sen nerdesin? Ne oldu geri dönemedin” Kang Mo “ Ben..” der ve biran ne söylemesi gerektiğini düşünür. Bir süre sonra Mercan “ Dae Han” der Soon Cheol kızın suratına bakar. En olmadık zamanlarda o adamın adının anılmasından iyice sıkılmıştır ve bir şekilde bu gece Mercan’la beraber eve dönmeyeceklerini hissediyordur. Telefonun diğer ucunda ki  Kang Mo ise ne demesi gerektiğini bilmiyordur. Taraf tutmayacağını, tutamayacağını en başında söylemiştir kendine ancak Dae Han’ı gördüğünde öylece çekip gitmesine izin verememiştir. Mercan adam cevap vermeyince “ Nerdesiniz?” Kang Mo “ Beraber değiliz. Ben onu bulmaya çalışıyorum. Arabasına binip bir hışımla gitti yetişmeye çalıştım ama kaybettim. Evine baktım, stüdyoya baktım şimdi ama iki yerde de yok” Mercan’ın aklına gidebileceği bir yer geliyordur. Hoo Jin’i Soon Cheol’ün kucağına verir “ Ben sizinle gelemeyeceğim. Bir yere gitmem gerekiyor” der ve iner Soon Cheol “ Bu saatte bu kılıkla nereye gidiyorsun.  Her ne ise sorun yarını bekleyebilir” Kızın Dae Han’ın yanına gideceğini biliyordur. Alex “ Biz bırakalım seni. Yani bence de bu saatte tek başına gitmen iyi bir fikir değil” Yong Gi Alex’e bakar “Hiç fena değil. Hemde hiç.” der ve devam eder “ Bu arada gerçekten bu  nerden çıktı? Bu saatte nereye gideceksin?” Mercan, sadece Soon Cheol’e bakar bir elini adamın yüzüne götürür gülümser “ Merak etme geleceğim” der ve minibüsten iner. Birkaç dakika sonra taksi gelir, Mercan Dae Han’ın tahmin ettiği yerde olmasını umarak biner.

*

Taksici orta yaşlarının sonlarına yaklaşmış bir adamdır. Kızın yüzündeki ifade, üzerindeki elbise ve gitmek istediği yer çelişki yaratmış olacaktır ki sormadan edemez “ Kızım sen bu saatte bu kılıkla neden oraya gidiyorsun? Evin ordadır diyeceğim ama orda oturacak birine benzemiyorsun” Mercan gülümser içinden “ Demek memleketime özgü değilmiş, her taksici yolcusuyla sohbet etme girişiminde bulunuyor” diye geçirir içinden sonra adama yanıt verir “ Hayır amca orda oturmuyorum ama bir arkadaşım orda olabilir. Ona bakmaya gidiyorum” der Adam “ Telefonu yok mu? Neden aramıyorsun? Annen, baban merak etmeyecek mi şimdi seni?” Mercan kahkaha atar ve “Amca sende Türklük mü var nedir?” diye dışından söylenir Adam “ Türkçe biliyor musun?” der yüzünde kocaman bir gülümsemeyle. Mercan şaşırmıştır. Adama doğru yaklaşır. Karanlıktan ve acelesinden fark etmemiştir ancak adam Koreli değildir. “ İnanamıyorum” der “ Gerçekten türk çıktınız. tepkiniz o kadar tanıdık geldi ki en azından türk bir arkadaşınız vardır diye düşünmüştüm ama türk olmanızı hiç beklemiyordum” der adamda en az Mercan kadar şaşkındır “ Asıl ben senin Türk olabileceğini hiç düşünmemiştim. Böyle gözler falanda çekik. Konuşman iyi” Mercan uzun bir aradan sonra Türkçe konuşunca çok garip hissetmiştir. Sanki dili dönmüyormuş gibi gelir “ Ah Türkçe konuşmak ne kadar da güzelmiş” der kendi kendine. Bu gece sürprizlerini dökmeye devam ediyordur.

Adamla uzunca konuşurlar. Özlenen yemekler, şehirlerin kokuları, dostlar derken Mercan varmak istediği yere gelmiştir. Taksici “ Emin misin? Onun arabası mı?” Mercan “ Evet Ahmet ağabey bu onun arabası. Burada olmasına sevindim” Taksici “ Ne olur ne olmaz diye bekleyeyim mi seni? “ Mercan gülümser “ Yok yok sağol. Bir şey olmaz, öğrenciyken az gelmedik buraya. Sen Selma yengeyle, bücürleri bekletme daha fazla” Taksici “ İçim hiç rahat etmedi. Bak eve gidince haber ver tamam mı? Bir sorun falanda olursa saat önemli değil çekinmeden ara. Hemen gelirim “ der Mercan adamın omzuna dokunur “ Sağ olasın ağabey. Ararım” der en yerli şivesiyle ve kendine güler. Adamla konuştuğunda memleketinden rüzgarları hisseder gibi olur üzülür ancak kendini hemen toparlar.

Cloud Cuckoo Land – 하루

Geldiği yer, Seoul’ü ayaklarının altına alacak kadar yüksekte, müstakil evlerin olduğu, orta halden biraz daha düşük seviyede olanların yaşadığı bir yerdir. Ancak öyle bir yerde öylesine güzel bir bank vardır ki dersten kaçmasına değecek kadar iyi hissettiriyordur kendini. Dae Han bu bank sayesinde Mercan’ı az kandırıp dersten çıkmaya zorlamamıştır. Üstelik Mercan her defasında teklife yenik düşmüştür. Birkaç adım daha atar ve Dae Han’ı o bankta otururken bulur. Kendide sessizce diğer tarafa oturur. Dae Han yanına oturan kişiye bakar. Mercan’ı görür. Bir hızla gözlerini siler “ Beni buldun” der “ Hem de çok çabuk. Sen gelene kadar bekleyecektim burada. Eskiden olduğu gibi, yine seni bana çeker diye geldim. Demek hala sihrini kaybetmemiş. Geldin, buradasın” der ve gülümsemeye çalışır. Mercan ne diyeceğini bilmiyordur. Birkaç dakika öylece birbirlerine bakarlar. Mercan “ Ben bu gece olanlar için üzgünüm.” Dae Han “ Üzgün değilsin” der “ Sadece üzgün olmak istiyorsun. Ancak üzgün olman için en yanlış akşam” Mercan “ Hayır ben gerçekten üzgünüm. Ben seni üzmek istemedim. Senin üzülmen beni de üzüyor. Görm…” Dae Han kızı durdurur  “ Neden seni üzsün ki? Neden üzülesin ki? Benim için üzülmen zaman kaybı. Mercan, benim için üzülme gerçekten, ben ikimiz içinde üzgünüm. Sadece bu akşama değil ama  bir çok şeye üzgünüm bu akşam. Geç kalışlarıma, zamansız dönüşlerime, gereksiz nedenlerime… Bir çok şeye. Ancak biliyor musun üzgün olmama rağmen bir yandan da mutlu hissediyorum. Sanki yüreğimdeki yükün  büyük bir kısmı kalktı. Seni bırakıp gittiğimde nedense korkmuştum. Korkumun nedeni sadece beni tekrar sevmemen değildi, bir daha hiç sevememenden korkmuştum. Ama sen sevebilmişsin, sevilebilmişsin ve seni seven adam seni benim sevdiğimden çok daha fazla seviyor bunu gördüm bu akşam. Sen ise hiç bakmadığın gibi bakıyorsun ona” Mercan’ın gözleri dolar “ Dae Han, ben… “ diye bilir sadece. Adam ise konuşmaya devam eder “ Biliyor musun? Aslında sizi kafede ilk gördüğüm an anladım bunu. Birbirinize bakışlarınız öylesine muhteşemdi ki ‘ Dae Han şat-mat sın ‘ dedim daha ilk dakikada. Ama vazgeçemedim. Belki azıcıkta olsa şansım vardır dedim. Biran olduğunu da sandım” der ve gülümser “ Ah! Hala seni seviyorum ama  seni özgür bırakmanın zamanı geldi” der Mercan adamın elini tutar. Gözlerinde biriken yaşlar yüzünden süzülür “ Sen değilsin beni özgür bırakacak olan” der “ Benim seni özgür bırakmam asıl olması gereken. Farkına varamadım, göremedim, acı verdim sana. Halada veriyorum biliyorum. Ama benim için o kadar önemlisin ki, o kadar değerlisin ki geri döndüğünde benim için değerli oluşunla sana duyduğum sevgiyi ayırt edemedim, karar veremedim. Aklımı, kalbimi karıştırdı ve bu yüzden ben sana acı çektirdim. Özür dilerim Dae Han. Benim için hala çok değerlisin, seni hala çok seviyorum ancak artık net bir şekilde bakabiliyorum kalbime. Senin ilk geldiğin gün gördüğünü bende görüyorum şuan kendimde. Benim için en değerli insanlardansın, hepte öyle olacaksın. Hayatıma girdiğin için, hayatımda olduğun için minnettarım. “ Dae Han kıza sarılır “ Beni tamamen kovmadığına o kadar sevindim ki anlatamam sana. Sen git diyene kadar, beni kovana kadar ne yaparsan yap yanında olacağımı bil” Mercan gülümser “ Dae Han…Teşekkür ederim”

Bir süre bankta otururlar. Geçmişi yad ederler. Beraber gülerler beraber hüzünlenirler. Güneş yavaş yavaş kendini gösterirken  ikisi de içlerindeki her şeyi anlattıkları için inanılmaz hafiflemişlerdir. Dae Han “ Hadi seni eve bırakayım” der Mercan “Olur” diyerek başını sallar ve arabaya binerler.  Yola çıktıklarında Mercan ayakkabılarını çıkarır, bacaklarını kendine çeker ve camı  açar. Sabahın serinliği ve bahar çiçeklerinin kokusu arabaya dolar. Güneş ise ilk gülümsemesini gösterir. Kırmızı rengi Mercan’ın saçlarında parıldar. Dae Han kendini durduramıyordur. Şuan yanındaki kadına baktıkça tekrar tekrar aşık oluyordur. Kendi kendine “Yapabilirsin” der “ Onun yanında kalmasını istemiyor musun? O senin yanında kalacağını söylemedi mi? Şimdi yapacağın tek şey ona olan aşkını unutmak. Karşılığını alamayacaksın, o başkasını seviyor senin için çok geç. Onu unutmak istemediğine göre unutamayacağına göre en azından aşkını unut ki kalbin daha fazla acımasın” Dae Han bu tür düşüncelere dalmışken Mercan’ın evine gelmişlerdir. Mercan uykuya dalmıştır. Dae Han arabadan iner, kızın kapısını açar bu arada Mercan uyanır. Dae Han “ Seni uykucu seni. Arabaya biner binmez uyudun” Mercan “ Nasıl uyudum anlamadım bile. Şuna bak gelmişiz.” Dae Han kızın inmesine yardım eder “ Geleli bir saat oluyor da seni uyandırmaya kıyamadım” Mercan telefonunu çıkarır saate bakar “ Şaka yapıyorsun değil mi? Aman tanrım otuz cevapsız arama. Eve girince direk cesetimi çıkaracaklar” der ve gülümser ayakkabılarını eline alır merdivenlere doğru koşar. Dae Han arabaya binerken Mercan “ Görüşürüz Dae Han. Beni öldürmezlerse ararım seni” diye bağırır Dae Han eliyle telefon işareti yapar, el sallar ve arabasına binip uzaklaşır. Eve varır kapıyı açar ve içeri girer. Kapıyı kapatır. Daha fazla gücü kalmamıştır. Kapının arkasına oturur ve göz yaşlarını tutamaz.

Taru – Kasio

Mercan kapının şifresini girer “ Buda amma ötüyormuş ha! Şimdi anahtar olsaydı çıt çıkarmadan kapıyı açmıştım. “ derken karşı kapı açılır Soon Cheol Mercan’ı görünce derin bir nefes alır kapıyı hafif açık kalacak şekilde kapatır kızın yanına gelir “ Sonunda gelebildin. Nerdeydin? Neden bu kadar geciktin? Telefonuna da bakmıyorsun, kafayı yiyecektim biliyor musun?” der ve sarılır “ En azından telefonuna baksaydın. Bir mesaj atsaydın” Mercan da adama sarılır “ Aradığını duymadın. Sessizde kalmış. Haklısın haber vermem gerekiyordu ama aklımdan uçup gitti.” Soon Cheol geri çekilir. Mercan adamın suratına baktığında aklına neler gelmiş olabileceğini düşünür ve açıklama yapma gereği duyar “ Yani konuşmaya öylesine dalmışım ki “ Soon Cheol “ Onu buldun, konuştunuz yani” Mercan başını sallar Soon Cheol sorup sormamak arasında gider gelir. En son bir şey sormama kararı alır “ Güzel. Bulabilmene sevindim. Polisi aramamıza gerek kalmadı. Neyse o zaman hadi sen git uyu, iyice dinlen. Çok garip bir geceydi. Baya yorulmuşsundur. Sizde kimsede yok herkes bizde rahat rahat yatabilirsin. Öyleyse iyi geceler. Yani günaydın… aman işte tatlı rüyalar” diyerek eve doğru gider Mercan “ Soon Cheol!” Soon Cheol arkasına döner. Mercan “ Sormayacak mısın?” Soon Cheol “ Korkuyorum” der hafif bir gülümsemeyle. Mercan adama doğru yaklaşır, parmak uçlarına yükselir ve öper. Soon Cheol gülümser. Cevabını alabileceği en güzel şekilde almıştır. Mercan geri çekilir. Adamın gözlerinin içine bakar gülümser. Soon Cheol de aynı şekilde karşılık verir ve kızı yeniden öper kıza tekrar “ Seni seviyorum” der Mercan sonuna kadar emin bir şekilde “ Bende seni seviyorum” der ve içeri girerler.

*

Yong Gi uyanmıştır “ Aman Tanrım hala tokum” der. Mutfağa su içmeye giderken kapıyı fark eder. Açıktır “ Hırsız mı girdi acaba?” diye düşünür etrafa bakar ortamın dağınıklığı dün geceden kalmadır. Sonra aklına Hoo Jin gelir “ Yok canım o kadar da değil” der ama yinede koşarak çocuğun odasına gider. Hoo Jin mışıl mışıl uyuyordur. “Acaba şu podyum cadısı mı açık bıraktı?” diye düşünür ama mantıklı gelmiyordur. Soon cheol’ün odasının kapısını açar ancak Soon Cheol odasında değildir “Markete gitti kapıyı da kapatamadı sanırım” der sonra aklına Mercan gelir “ Annem! O geldi mi acaba” diyip evden çıkar. Mercan’ların şifresini girer ev sessizdir. Direk Mercan’ın odasına gider kapıyı açar. Kapıyı açmasıyla kapaması bir olur. Gözlerini kapatır ve “ Biri yardım etsin kör oldum galiba!!! Göremiyorum!!” diye bağırır. 😛

Onuncu Bölümün Sonu

22 Yorum (+add yours?)

  1. hikaruivy
    Nis 12, 2011 @ 21:35:29

    Öhömmm, facebook’ta hemen yeni bölüm geldiğini okuyup buraya damladım, şimdi de ilk yorumlayan olmanın haklı gururunu yaşıyorum 🙂 Yine çok şeker, çok romantik bir bölümdü çingum. Ama kısaydı yaaa 😦

    Bölümün başlarında Mercan’la Soon Cheol’ün arasının yeniden bozulduğunu düşünüp korktum bir an. Neyse ki hallettiler. Hem de nasıl hallettiler! O son sahne neydi öyle, haha 😀 Yong Gi bastı bunları di mi, ben yanlış anlamadım 😀 Hahahaha 😀 😀

    Dae Han, ah Dae Han… Beni bitirdi bu bölüm… Bu kadar duygusal bir adam olduğunu fark etmemişim onun. Şu sözlere bak, aman Allah’ım, ne süper bir adammış bu!

    “Seni bırakıp gittiğimde nedense korkmuştum. Korkumun nedeni sadece beni tekrar sevmemen değildi, bir daha hiç sevememenden korkmuştum. Ama sen sevebilmişsin, sevilebilmişsin ve seni seven adam seni benim sevdiğimden çok daha fazla seviyor bunu gördüm bu akşam. Sen ise hiç bakmadığın gibi bakıyorsun ona”
    “ Biliyor musun? Aslında sizi kafede ilk gördüğüm an anladım bunu. Birbirinize bakışlarınız öylesine muhteşemdi ki ‘ Dae Han şat-mat sın ‘ dedim daha ilk dakikada. Ama vazgeçemedim. Belki azıcıkta olsa şansım vardır dedim. Biran olduğunu da sandım.. Ah! Hala seni seviyorum ama seni özgür bırakmanın zamanı geldi”

    Snıf snıf! Dae Han için ağlayacağımı hiç düşünmezdim ama oluyormuş 😛

    Ayrıca Mercan’ın terk etme/edilme konusunda söyledikleri, Dae Han’a neden kızamadığını anlatması… süper düşünmüşsün sermincim, okurken “evet, işte böyle olmalı” dedim içimden.

    Ayrıca Türk şoför olayı da tatlı bir sürprizdi 🙂

    Ellerine sağlık çingum! Yeni bölümde görüşmek üzere ^^

    Cevapla

    • Ser_min
      Nis 13, 2011 @ 08:13:19

      @Hikaru
      Evet normal bölümden kısa oldu yaklaşık 3 sayfa kadar 😀 Ama burda bitmesini istedim kafalar başka şeylere gitmesin tek bir odak noktası olsun. O yüzden evet kısa oldu. Ancak bir çok şeyin rahatlaması bakımında iyi geçen bir bölüm olduğunu düşünüyorum. Beğenmene sevindim çingu 😉

      Son sahne hep aklımda olan bir sahneydi. Bilmem bastımı acaba? Yoksa pisliğe çalışan aklıyla öyle mi sandı 😛

      Ya ben ilk baştan demiştim Dae Han’ım canım benim çok duygusal bir adam gerçekten. Uçarıdır, çocuk gibidir kocaman bir kalbi vardır. İnanılmaz bir üzüntüyle yazdım açıkçası o satırları. Ama oları yazmasaydım başkasını yazacaktım. Kaçınılmaz yani. Bakalım şimdi ne olacak…
      Dae Han için hep beraber ağlayalım. Sanırım en çok Lee üzülecek. Ben herkesi mutlu edeceğim ya bir şekilde yapacağım yani. Yoksa gözüme uyku girmez 😀

      Mercan’ı yanlış anladı herkes. İkili oynuyor sandı ama neymiş hemen fesat düşünmeyecekmişiz 😀 Akira herkese boncuk dağıtıyor bu kız dedi ama mantıklı bir açıklaması varmış. En azından canım mantıklı bulmana sevindim. Çünkü bana göre böyle bir neden olabilirdi zaten dimi dimi :D:D Bakalım diğerleri nedene ne diyecek. 😉

      Türk şoför biranda aklıma geldi. Doğaçlayıverdim 😀 Tatlı bulumasına sevindim. Ahmet Dayı 😉
      Yeni bölümde görüşelim…

      Cevapla

  2. akira
    Nis 13, 2011 @ 10:54:02

    kısa ve doyurucu bir bölüm olmuş çok da güzel olmuş ellerine sağlık yazarım 😀 hemen de dedikodumu yapmışsın Mercan’a da toz kondurmaz 😀 şimcii gelelim yorumlara 😀

    Dae Han yüreğimi cızlattın be 😦 Ahh Mercan’ı gel de kıskanma iki tane cillop gibi eleman aşık eriyip bitiyorlar ben 1 tane bile ademoğlu bulamıyorum, nerde bu devlet nerde bu millet 😀 Yong Gi gene formundaydıi bu çocuğun deliliğini tok karın, mide fesadı bile engelliyemiyor hastasıyım 😀 “ İşte nede olsa çalgıcı zekası anca notalara, akorlara çalışır.” Yong Gi’nin bu lafına bayıldım 😀 Çalgıcılara bu kadar laf ediyor kendisi çalgıcı birine kör kütük aşık olursa ne gülerim ama 😀 gerçi Hae Mi’den mi hoşlanıyor halen aydınlatılmadık 😀 Herkesin toplaşıp balkonu gizlice izlemelerine ve yorumlarına bayıldım. Bütün halk çiftimizden yana geç ve güç olsada kavuştular birbirlerine kalplerini açtılar ya benden mutlusu yok şu anda 😀 Dae Hancım yandı gülüm keten helva diyor acınla mutluluklar diliyorum 😀 ama en azından tam anlamıyla terk edilmedin arkadaş oliceksiniz ee kısa günün karı buna da şükür 😀 Basıldılar mı bunlar yoksa birbirlerine sarılıp kardeş kardeş uyuyorlar mıydı 😀 Yong Gi’nin tepkisi ise ayrı mükemmellikteydi velet seviyorum seni 😀

    Cevapla

    • Ser_min
      Nis 13, 2011 @ 18:34:08

      @Akira
      Dedikodu demeyelim, kulağını çıntattım 😛 Olmaz kondurmam… Mercan’a toz konar mı hiç? 😀

      Efendim o olmayan devlet ve olmayan millet benide duysun karakterlerim gibi ademoğlu istiyorum yanında da çingularıma da göndersinler birer tane 😀
      Yong Gi ortamın şebeği. O olmazsa olmazı bu hikayenin. Bende onun hastasıyım 😉 Dermana gerek yok 😀 Yong Gi’nin nasıl birinden o birinin neci olduğundan bahsedeceğim yakında güzel olacak 😉 Aydınlanacaksınız 😀 ÜZerinize nur yağacak 😀

      Son sahne karar aşamasında 😀 Ama benim aklımda daha ilk bölümde canlanmış birşey olduğu için değişmez heralde. Zaten ne demişti Lion “Aklına ilk gelen şey doğrudur :P” ( Kendi hikayem üzerinden alıntı yapıyorum vay benim halime :D) Yong Gi zaten taa galeride verdi sinyalleri bakalım sonrasında ne yapacak?

      Cevapla

  3. bures_mi
    Nis 15, 2011 @ 15:12:30

    hikayenin tüm bölümlerini bir solukta okudum.İnsanın içini ısıtan sıcacık bir hikaye yazmışsın.Yüreğine sağlık.:)Yong-Gi’ye bayıldım.Ayrı bir alem hele Dae Han ile çekişmeleri yok mu hikayeye ayrı bir hava vermiş.Ya şimdi bu Dae Han ile Mercan arkadaş mı kalacaklar?Yok ya benim kafa basmıyor eskiden özel bir anlam taşıyan biri nasıl olur da senin için arkadaşa dönüşür?Her iki taraf da içsel tuhaflıklar yaşamazlar mı?Ben adamı gördüğüm an eskiler ortalığı darma duman eder.Nese umarım Dae Han Mercen’ı bırakmanın verdiği acıya daha fazla dayanamaz da temelli ortadan yok olur.Absürd bir sebep için bıraktı gitti.Haketti.Soon Cheol’e sevindim.Yumuşak ruhlu biri üzülmesini istemedim nitekim de üzülmedi.

    Cevapla

    • Ser_min
      Nis 15, 2011 @ 16:49:00

      @bures_mi
      Çok teşekkür ederim Bures 😉 Yong Gi sevilesi bir karakter oldu gerçekten. Yaratırken böylesini düşünmemiştim 😀
      Dae Han ile Mercan cepesi için birşey diyemiyorum. İnan şuan aklımda net birşey yok bakalım kalabilecekler mi? Dae Han’a kızmayın ama 😀 Aslında saftirik bir tip biranda saçma bir nedenle doğru olduğunu düşündüğü bir nedenle gitti. Onun açısından mantıklı bir nedendi. Hangisi olursa olsun ben üzülecektim vallahi. Her türlü üzüldüm ama bir yandanda sevindim. İkisininde eksik yönü vardı Soon Cheol çok bekledi Dae Han çok gecikti derken olan oldu Mercan yazar oğlana gitti. Bakalım ne olacak devamında bende merakla bekliyorum 😛

      Cevapla

  4. 4astrea
    Nis 15, 2011 @ 20:14:28

    Öncelikle vizeler başladığı için okuyamadım kuzum yeni okuyabildim kusura bakmayasın 😉
    Her zamanki gibi klavyede yazan o parmacıklarına sağlık diyerek yorumuma başlıyorum 🙂
    Bu bölümde çok sevdiğim sözler oldu mesela
    “Noktayı koymadığımız şeyler. Üç noktalarla gidiyoruz, hiç tamamlanamayan cümlelerden oluşuyor şimdi hikayemiz”
    “Çünkü dediğim gibi bende bırakıp gidenlerdendim”
    “Onu unutmak istemediğine göre unutamayacağına göre en azından aşkını unut ki kalbin daha fazla acımasın”
    “Mercan “ Sormayacak mısın?” Soon Cheol “ Korkuyorum” der hafif bir gülümsemeyle..” Bu söz ve devamında gerçekleşen şeylere bayıldımm 😀

    Ahh bir an korktum Mercan konuşalım diyince ama sonunda tatlıya bağladık. Ohh bir çiftin kavuşmasını görmenin huzuruyla uyuyacağım bugün. Hemde istediğim çiftin, darısı diğer tahminlerimin başına (Amninnnn) ahahaha

    Alex’i de alıp yanlarına gözetlediler yaa bravo onlara diyorum:) Bu arada Mercan’ın güzel bir sebebei varmış günahını almışız kızın:) Noktayı da koyduklarına göre artık Soon cheol’cüğümle mutlu mesut yaşasınlar da ben şu ilk sen geldin olayını merak ettim. Onuda yakında öğreniriz. acaba hastaneye mi ilk geldi nereye ilk geldi bu çocuk:)

    Dae Han bir şairdi bugün maşallah, tabi burda yazar hanımı tebrik etmek gerekiyor:)
    Ahh çok mutlu oldum ben bu bölüm bugün mutlu bir şekilde uyuyucağım saolasın kuzu:)
    Bu arada sonra kesin kardeş kardeş uyuyolardır da Yong gi’nin geniş hayal dünyası fazla mesei yapmıştır o gün ahaha
    Tekrar dan ellerine sağlık böbeğim:)
    bu hikaye sona yaklaşıyor gibi, bir yandan çiftimiz için sevinirken sona yaklaşmanın verdiği bir hüzün de var içimde, ahh ahh bakalım neler olucak. Merak maddeleri Yong Gi’nin kalbini çalan kişi ve İlk gelen sendin sözü haydi bakalım yeni bölümde kolaylıklar dilerim, öpüyorum çokkk 😉

    Cevapla

    • Ser_min
      Nis 18, 2011 @ 18:53:14

      @Astrea
      -Biliyorum çingum vizelerinin başladığını hiç sorun değil. Geç olsun güç olmasın diye boşuna dememişler.
      O yazdığın cümleler arasında benim favorim “onu unutamayacağına göre en azından aşkını unut.” Nasıl aklıma geldi vallahi bilmiyorum. Sanırım benim Dae Han’a tavsiyem bu yönde olurdu o yüzden geldi.
      -O sahneyi bir kaç kez yazdım sildim sonunda öyle birşey çıktı. Baya zorlayan kızımlardandı ama neyseki dediğin gibi tatlıya bağlayabildim 😀
      -Sebebin uçuk kalmamasına sevindim. Çünkü bazen yazarken mantıklı gelen şeyler sonrasında bana bile ” Yuh lan böyle şey olur mu?” dedirtiyor. Çekiniyordum sebep nasıl bulunur acaba diye. Korktuğum başıma gelmedi. İlk sen geldin olayı bir sonraki bölümde çıkacak gibi gibi az sabır 😀
      -Yong Gi’nin kalbini çalan kişi…. Hımm…. Coming Soon diyorum merak maddelerine cevap olarak 😀

      Cevapla

  5. bures_mi
    Nis 15, 2011 @ 22:34:59

    İlk gelen sendin olayı Lion’un Mercanla konuşurken dedikleriyle alakalı değil mi .Bu satırları okuyunca ilk aklıma gelen o oldu.Hangisi ilk önce göz önüne geliyor ve beliriyorsa önem verdiğin odur.3 aşağı 5 yukarı hikayedeki cümleler bu kapıya çıkıyordu.Yoksa ben mi yanlış hatırlıyorum.Yanlışlık varsa biri düzeltsin.Sen de çaktırmadan çetin ceviz çıktın Kimbapsushi gibi hikayen hakkında ser verip sır vermiosun.Dae Ha’a üzüldüm üzülmedim desem yalan olur ama sadistliğim uyandı bir kere kalbi tamamen ortalıktan toz olmasından yana.Belki de Dae Han bana birilerini hatırlattığı için ona bu kadar kıl olmuşumdur .Kim bilir?Bişi soracağım ama kendime blog oluşturmam için ne yapmam gerekli?

    Cevapla

    • Ser_min
      Nis 18, 2011 @ 18:57:11

      @bures_mi
      E artık birşey söyleyemiyorum çünkü söylediğim tek bir cümle bile ön bilgi yerine geçecek. O yüzden bu aralar baya bir cevizim, çetinim 😀
      Olabilir tabiki canım bazı karakterler sevilecek, bazıları birilerini hatırlatacak vs. Ne mutlu bana aslında birilerini hatırlatacak şekilde bir karakterim varmış sevindim ama üzüldüm. :S
      Bures blog içinde açmaya karar vermen yeterli. Sonrası çok kolay. WordPress’e git bir tanesi senin olsun 😉 Daha detaylı bilgi istersen mail aracılığı ile hallederiz 😉

      Cevapla

    • bures_mi
      Nis 18, 2011 @ 21:45:05

      valla cancağızım açmayı düşünüyorum.Her renkten her telden birşeyler katmaya çalışacağım bloğuma.Uzmanı olduğum konular ayrıca yer kaplayacak. yemek tarifleri (bu dünya mutfağı olur özellikle uzakdoğu türk mutfağı)olur,örgü-dantel modelleri,kendime ait hikayeler ama bu hikayeler ilk etapta yer almayacak zaman lazım bana :)Kısacası kendime ait bir çokşey düşünüyorum ama dediğim gibi şu wordpressle ilgili ayrıntılı bilgiye ihtiyacım var ayrıca çok uğraştırıcı değildir değil mi?Bana basit şeyler lazım.Pc ve net dünyasıyla aram pek iyi değildir de nese ayrıntıları mail aracılığıyla hallederiz umarım.Yardımların için şimdiden teşekkürler

      Cevapla

  6. Lee
    Nis 17, 2011 @ 19:53:09

    Olmaz, yakarım yıkarım. Okumuyorum daha, çocuğumu kesmeye gidiyorum. bu bana, bu Dae Han’a, bu gözü yaşlı bize yapılır mı çingu ha? 😀

    Böyle olacağını biliyordum ama dediğim gibi ben ekstradan beri kararımı vermiştim, Dae Han’dı hak eden, çünkü geldiği gibi yeniden elde etmeye, beraber olmaya çalıştı. soon Cheol ise her gün yanında olduğu halde sadece ve sadece kaybetme korkusuyla bekleyip durdu, ağzını bile açmadı. Ne zaman bir rakip geldi, o zaman atakta bulunma cesaretini gösterdi, zar zor o da. İşte bu yüzden ben Dae Han’ı destekliyordum ama oldu bir kere, geri dönüşü olacağını pek zannetmiyorum^^

    Bu bölümdeki diyalogları ayrı sevdim ben. Çingum senin hikayen diyalog ağırlıklı ve hiçbir şekilde sakil durmuyor, bu diyaloglar hikayeyi daha güçlü kılıyor, o yüzden okunması çok zevkli. Türk taksici karakteri de ayrı bir şirinlik olmuş 🙂

    Merakla ve deli gibi 11. bölümü beklemekteyim. Asıl macera şimdi başlayacak gibi geliyor bana 😀

    Cevapla

    • Ser_min
      Nis 18, 2011 @ 18:46:33

      @Lee
      Kesme çocuğu dur ne oluyor 😀
      Evet böyle olmasının tek suçlusu parmaklarım 😀 Öyle yazıverdiler geri dönüşü olmayan bir yola girdiler ha yok mu 😉 Aslında neden olmasın? Hiç bir şey kesin değil değil mi? 😀 Ne yalan söyleyeyim bende Dae Han olsun istiyordum ancak hatırlıyor musun 2. adamlara üzülüyorum ve ben hikayemde ikinci adamı seçtireceğim falan demiştim. İşte sırf bu yüzden oldu. Soon Cheol ikinci adamdı ve ben ona üzüldüm 😀

      Diyalogların beğenilmesini beni çok mutlu ediyor. Sakil durmaması süper bir haber çünkü gerçekten hikaye diyalog ağırlıklı. Zaman zaman betimleme olsada benim karakterler çok geveze susmak bilmiyorlar iki anlatım yapalım 😀 Türk taksici biranda oldu tamamen doğaçlama 😀 Dikkat çekmesine sevindim. Hoş bir ayrıntı oluverdi 😀

      Dimi dimi sanki bu bölümden sonra hikaye başlıyormuş gibi ama acaba öyle mi? 11 de görüşürüz 😀

      Cevapla

  7. kimbapsushi
    Nis 17, 2011 @ 21:51:18

    oh be sonunda okuyabildim, kaç gündür meraktan çatlayacaktım. şu ara garip şeyler oldu, çok koşturdum falan ancak okuyabildim ama kısa da olsa beklediğime değdi.

    öncelikle bu tür hikayeleri okurken 2 nolu erkek genelde tuttuğum kişi olur. bu yüzden soon cheol’cu olarak başladım. ancak son 2 bölümdür- ekstrayı da okuyunca- dae han diye ağlar oldum, tabi bu saf değiştirme uzun sürmedi malum soon cheol’a karşı önleyemediğim bir sevgim var. kısacası sonuçtan memnunum.

    o halde geçmişteki sorunlar hallolduğuna göre soon cheol ve mercan’ın mucuk sucuk sahneleriyle eriyebiliriz. ay nasıl bir çift olacaklar merakla bekliyorum. bu arada yong gi nasıl işkenceler çekecek o konuda daha da meraklıyım hehe garibim daha öpüşmeyi kabullenemeden gördüğü şeye bak. çocuk aklını oynatacak.

    neyse mercan’ın çok naz yapmadan kabul etmesi süperdi. herhalde zor dayanmışlar direkt yatak odasında aldılar soluğu ahaha
    mercan’ın “ilk gelen sendin” demesi de ayrıca süperdi, tabi okurlar olarak biz anladık zavallı soon cheol anlamayıp bütün gece boş yere stres oldu.
    ama kısaydı be çingu doyamadık. bu bölüm tamamen aşk üçgeninindeki bulutların dağılmasına ayrılmış gibiydi, gelecek bölüm artık resmen çift olan soon cheol ve mercan’dan bolca aksiyon bekleriz.

    ellerine sağlık çok güzeldi.

    Cevapla

    • Ser_min
      Nis 18, 2011 @ 19:05:19

      @Kimbap
      Anlayabiliyorum bazen öyle birşey oluyor ki kendimizi bile kaybediyoruz bir yerlerde. Ama olsun işte geldin burdasın 😉

      Son bir kaç bölümdür benide bu ikisi çok zorladı ancak bir karar vermenin zamanı gelmişti. Dae Han’ı çok seviyorum ancak Soon Cheol de şeytan tüyü olduğuna karar verdim – benim karakterlerim olduklarını unutup yazdığım satırlar- Bir şekilde çekiyor kendine beni :S

      MerCheol ikilisi hımm güzel olacak heralde bende merak ediyorum. Tam anlamıyla vahiy inmedi o konularla ilgili 😀 Parça parça geliyor ona sıra gelmedi heralde 😀 YA da hatlarda bir sorun var şu aralar yoğun olduğundan alacak yer yok 😀 (Tamam iğrençti kabul ediyorum) Yong Gi evet ya allak bullak oldu. İkisini en çok isteyenlerden ama değişik bir kıskançlığı var. Küçük oğlu kendini babasından kıskanıyor durumu var orda 😀

      Evet sürünmedi iş. Zaten yapması gerekeni biliyordu zamanını bekliyordu o zaman kendiliğinden geldi oda noktayı koydu. Homini gırtlak tumba yatak 😛

      Doğru canum bu bölümde sadece üçkeni bozmak istedim. Çünkü ben ona odaklanmıştım yani. Bu işi çözmeden diğerlerine sıra gelmiyordu. 11 de dediğin gibi olur heralde bakalım. Vahiy bekliyorum 😛

      Teşekkürler çingu 😉

      Cevapla

  8. winpohu 'ca
    Nis 19, 2011 @ 19:33:18

    ne romantik bölümdü bu böyle .başlarda mercanın kafası hala karışık sandım am neyse ki sonunda onunda aklı başına geldi.yine de ben dae han ‘a üzüldüm ya yazık oldu garibime .türk şöför de iyyi fikirmiş güzel bir detay oldu ve final tabi bu çocuk ne gördü acaba 🙂 ellerine sağlık yine çok iyi bir bölümdü müziklerle falan her sahne gözümde canlandı 🙂

    Cevapla

  9. koredelisi
    Nis 23, 2011 @ 10:07:38

    Yahu ben bu Yong Gi’ye bayılıyorumm, şirinlik abidesi, yenilesi bişi:D Artık öyle bir hale geldimki çocuğun her adı geçişinde sırıtıyorum;
    “ Aman Tanrım hala tokum”
    “ Biri yardım etsin kör oldum galiba!!! Göremiyorum!!”
    Hahhah dur daha Yong Gicim sen daha neler görcen neler:D
    Benim tatlı şebeğim ve Hae Mi’nin sonları ne olacak merakla bekliyorum;)

    Bu arada şu Dae Han isimli herife bu bölümde daha bir gıcık oldum yaa. Bankta kıza söyledikleri ne bilim, Dae Hana acımam yada üzülmem gerekirken; salak seviyosan sonuna kadar arkasında dur, ne diye yok bu çocuk seni seviyor gözlerinden anladım, sizi daha görür görmez şah-mat dedim ıyyy sulugöz nolcak. :D:D Valal içimden bunlar geçti napım:D

    Soon Cheol’e de kızmıyor değilim hani kızı öptü hemen hadi unutalım. Hay Allah’ım zaten unutun silin hafızanızı hemen, olum dokuz bölümdür zar-zor bi adım attın bizi o kadar kıvrandırdın şimdi bu ne yani dimi ama:D Biraz kendine güvenin olsun Mercan senden iyisinimi bulcak a şaşkaloz Soon Cheol:D:D

    Cevapla

    • Ser_min
      Nis 23, 2011 @ 10:40:24

      @Koredelisi
      Ay Deli’ciğim beni yerlere yatırdın resmen 😀
      Dae Han’ında Soon Cheol’ünde kızdığın davranışları tamamen kızı kaybetmemek için yapılan şeyler. Soon Cheol sanıyor ki Mercan onu sevgili olarak istemez o yüzden bari üzerine gitmeyeyim yine böyle kalalım diye düşündü. Dae Han ise baktı mücadele etse bile kazanma şansı yok yiğide hakkını teslim etti yani 😀 E dışardan öyle görünmesede Dae Han çok duygusal bir adam. Evet hatta sulu gözlüdür kendisi 😀 (Sanki birebir muhabbetim var tanıyorum gibi konuşuyorum. Üşüttüm ben kesin 😀 )

      Sanırım en büyük Yong Gi’ci sensin canım 😀 Adı bile güldürüyorsa. Yapayım mı aranızı? 😀 Ha ? Şaka bir yana o çocuk benide çok güldürüyor inanılmaz zevk alıyorum onu yazarken. Yong Gi ve Hae Mi cephesi ; Çok Yakında …. 😀

      Cevapla

  10. koredelisi
    Nis 24, 2011 @ 21:40:06

    Valla ben onu bunu anlamam Dae gözümde an itibariyle düştü (hahahh çokta umrundaydı sanki, çocuk sevdiği kızın halaa onaylamadığım kendi yöntemleriyle peşinde…televizyondaki dizilere yorum yapan yaşlı kadınlara döndüm ya:D:D) Cık cık cık bak işte sinir olmam için bir neden daha ah Dae ah beni ne hallere sokuyon:D Soon Cheol de üstüne bonus, anacım bak baştan uyarayım seni, kaç bölümdür bu iki adamı kıvrandırıp duruyon hikayenin sonunda Soon Cheol şöyle okkalı bir atak yapmazsa dağıtırım burayı, hikayeni sabote ederim ona göre:D:D

    Yong Gim bidenem akide şekerim, hikayede bu çocuk olmasa belki bir nebze Soon Cheol ve Dae’nin yüzüne bakardım ama napıyım, bu neşe kaynağını bırakıpta onlarımı destekleyeyim hıh…

    Yalnız varya çingu sana içten bir eleştiride bulunucam; Sen bir hikayede kaldıkı on bölümü tamamlanmış bir hikayede nasıl bu kadar merak duygusu uyandıra bilirsin. Yahu hiçbir karakterin sonu belli değil. Mercan, Soon Cheol’in yüzüne gülüyor ama Dae’yede yanındayım diyor. Yong Gi şeker kıvamında gidiyor ama ne olacağı belli değil, zaten kalbim güm güm atıyo Hae Mi ile aralarında bişi olcak diye… Aigoooooooo

    Cevapla

    • Ser_min
      Nis 25, 2011 @ 04:43:19

      @Koredelisi
      İçten eleştirin için teşekkür ederim Deli çingum 😀 Ve hemen cevabını veriyorum; İnan bende sonlarının ne olduğunu bilmiyorum (En azından ayrıtılı bir şekilde) Bu yüzden de hikaye merak uyandırıyor 😀 Ayrıca hikayeden artık sıkılmamış olman sevindirdi. BEn aslında şöyle tepkiler bekliyordum ” E yeter ama artık bir sonuca bağlasan. Sıkıldık yani” 😀 Bakalım ne zaman gelecek?

      Yeni bölümde gönüllere biraz su serpeceğim sabredelim hep beraber. İlhamlar gelmek üzere yazarım şipşak 😀

      Cevapla

  11. sarang
    May 03, 2011 @ 07:38:35

    🙂 Ellerine,yüreğine sağlık… Çoooooook beğendim,hatta bayıldım. 😀
    Geç okuduğum için özür diliyorum 😉 okunması ve okutulması gereken yegane hikayelerden birini yazıyorsun çünkü 😉

    Sonunda şükürler olsun ki sevimli çiftimiz bir arada artık 😉

    Dae Han geleceğiyle ilgili karar vermiş,sen de gel demiş ama her gidenle gidilmez ki? Hem o zaman aşka ne olacak? Malum aşk yaşanmayınca çıkıyor ya ortaya bazılarına göre(!) 🙂 Soon Cheol yanında kalabilmeyi başarmış,her şeye rağmen,karşılık göremeyeceğini bile bile. O yüzden de seviyorum ve destekliyorum Soon Cheol’u. 😉
    Cümleler süperdi
    “Seni bırakıp gittiğimde nedense korkmuştum. Korkumun nedeni sadece beni tekrar sevmemen değildi, bir daha hiç sevememenden korkmuştum. Ama sen sevebilmişsin, sevilebilmişsin ve seni seven adam seni benim sevdiğimden çok daha fazla seviyor bunu gördüm bu akşam. Sen ise hiç bakmadığın gibi bakıyorsun ona” Bu beni yerle yeksan etti azizim. Bir erkekten bunları duymak çok etkileyiciydi.
    Tekrar yüreğine sağlık 😉 Yeni bölümü dört gözle bekliyorum… 😉

    Cevapla

    • Ser_min
      May 09, 2011 @ 19:11:57

      @sarang
      Ne demek arkadaşım ya geç olsun güç olmasın.
      Güzel sözlerin içinde çok müteşekkirim. Bunları duymak inanılmaz motive ediyor 😉
      Evet Soon Cheol ne olursa olsun daima yanındaydı. İşte aslında her zaman yan yana olduklarından fark edemediler birazda birbirlerini. Saçma ama gerçekten böyle oluyor 🙂 İnsan burnunun dibindekini görmüyor görsede kabul edemiyor 😉

      Bencede bir erkekten bunları duymak süper etkileyici. Dae Han’a kocaman bir alkış 😀

      Gel hadi yeni bölüm geldi görüşelim 😉

      Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: