On Birinci Bölüm

Yozoh – Harmonica Sound

Güneş pencereden yatağa düşmektedir. İlk uyanan Mercan’dır. Gözlerini açar. Yanında biriyle uyanmayalı baya olmuştur ancak garip bir şekilde sanki hiç yalnız uyumamış gibi hissediyordur kendini. Bir süre yanındaki adama bakar. Gözleri, burnu, dudakları… O kadar huzurlu uyuyordur ki bir şekilde gülümsemesine neden oluyordur. Elini Soon Cheol’ün yüzüne götürür. Uyandırmamaya çalışarak dudaklarından öper ancak biranda Soon Cheol uyanır . Mercan hemen gözlerini kapatır. Kalbi o kadar hızlı çarpıyordur ki sanki dışarılara kadar sesi gidiyordur. Soon Cheol kızın alnından öper. Biraz daha kendine yaklaştırır ve sarılır. Mercan biran nefes alıp almamak için bile tereddüt eder. Sonrasında kendi kendine güler Soon Cheol kızın güldüğünü görünce “ Uyandırdım mı?” Mercan gözlerini açar “ Yok aslında ben seni uyandırdım” der Soon Cheol “ Nasıl yani? “ Mercan tekrar gülümser “ Boşver sonuçta uyandık değil mi?” Soon Cheol “ Bana baksana sen buda yeni huyun oldu biliyor musun? Bir şeyleri söyleyip açıklama yapmadan geçiştiriyorsun. Beni merakta bırakıyorsun. Dün gecede öyle yaptın. Ne yani şimdi bu?” Mercan şaşkın gözlerle adama bakar “ Aman tanrım! Günaydın demeden azarlıyorsun şuna bak” der ve adamın kollarından kurtulur. Tam yataktan inecekken Soon Cheol kızı yakalar “ Nereye gidiyorsun? Oo öyle çabucak kalkmak yok! “ der ve tekrar yatağa yatırır Mercan “ Bu ne cüret böyle ? Ne hakla…” Cümlesini tamamlayamadan Soon Cheol “ Asıl sana bu ne cüret? Hiçbir yere gitmiyorsun” Mercan “ Ya Soon Cheol! Şimdi bizimkiler uyanırlar. Yong Gi kurt gibi açtır. Yani dün yediklerinden sonra emin değilim ama… Neyse Hoo Jin’in maması var. Sonra sen.. Şahsen ben çok açım mesela bir şeyler hazırlasam” Soon Cheol’ün kızı bırakmaya hiç niyeti yoktur Gülümser “Öncelikle günaydın “ der ve Mercan’ı öper. Mercan şaşkınca gülümsüyordur “ Sana da günaydın”

Soon Cheol  “ Bugün böyle kalsak. Herkes kendi karnını doyurur. En azından bu sabah annelik yapma. Bugün sadece benim sevgilim ol. “ Mercan sarılır. Gayet ciddi bir şekilde “ Sadece bugünlük mü? O zaman yarın aşağı kattaki çocuğun, markette çalışan kasiyerin sonra galeriye yeni gelen elemanın  sevgilisi olmaya  devam edebilecek miyim?” Soon Cheol’ün gözleri açılmıştır “ Yapma bunu bana! “ der ve kıza iyice sarılır. Mercan ne olur bu esprilerinden vazgeç. Ne olur! “ Mercan “ Espri olduğunu kim söyledi? Ben çok ciddiyim. Sadece bugünlük mü senin sevgilin olayım?” Soon Cheol kızın gözlerine bakar “ Sonsuza kadar. Hep benim ol, hep benimle ol, sadece benim ol” Mercan kahkaha atar “ Haha emin misin? Sen bana sonsuza kadar katlanabileceğinden gerçekten emin misin?” Soon Cheol gülümser “ Yok ben emin değilim. Soon Cheol’üm” Mercan “ Iyyy!!! Soon Cheol inanmıyorum sana!” derken bir yandan gülümser bir yandan da adama yastık fırlatır. Soon Cheol “ Bir kere bu çok kaliteliydi” der ve yastığı tekrar Mercan’a atar. Mercan “ Ya tabi tabi.” Soon Cheol “ O zaman son noktayı koyuyorum” der ve kızı öper. Bir süre sonra Mercan “ Bu iğrenç esprini bu şekilde unutturamazsın.” derken Soon Cheol kızı tekrar öper Mercan “ Soon Che..” yine susturulmuştur. En son pes eder. Kollarını adamın boynuna dolar ve tek uyanmadığı bu sabahın tadını çıkartır.

*

Yong Gi bir heyecanla eve dönmüştür “ Hae Mi uyan! Kalk hadi kalk” der ve bir yandan da kızı sarsmaktadır. Hae Mi biranda fırlar ve Yong Gi ile kafaları çarpışır. İkisi de aynı anda acı dolu garip sesler çıkarırlar. Yong Gi “ Ya yavaş yavaş! “ Hae Mi ters ters bakar “ Öyle uyandırırsan böyle uyanırım işte “ der ve bir süre çatık kaşlarla birbirlerine bakarlar. Hae Mi “ E ne var? Günaydın bu arada “ Karnını tutar “ Çok açım ben. Mercan kahvaltı hazırladı mı acaba?” Yong Gi şaşkın bir ifade ile “ Ciddi misin sen? “ der ve kızın sağına soluna bakar “ Yediklerin nerene gidiyor senin ya? Doğruyu söyle yoksa dün yer gibi yapıp beni mi kandırdın?” Hae Mi gülümser “ Haha “ elini çocuğun omzuna atar “ İşin sırrı ne biliyor musun?” Yong Gi cevap vermeden kızın suratına bakar “ Bilmiyorsun tabi. Neyse ben söyleyeceğim. “ Eli ile kafasını gösterir “ Beynini çok kullananlar kilo almazlar “ Yong Gi önce tepki vermez sonra kahkaha krizine girer sakinleştikten sonra “ Bu işte kesin bir yanlışlık var. Yani olması lazım çünkü sen yediklerini yakabilecek kadar beynini kullanmıyorsun bu şüphe götürmez. Birde beynini tam kapasite kullanman için beyninin bak bu kadar olması lazım ki oda yine boyut olarak kurtarmaz ya “ der ve elindeki fıstığı gösterir Hae Mi Bir süre çocuğun ne demek istediğini anlamaya çalışır. Kız tepki vermedikçe Yong Gi daha da gülmektedir. Hae Mi ani bir hareketle çocuğun kafasını tutar kolunun altına alır ve başını ovalamaya başlar “ Bana bak çocuk sen beni salak yerine koyuyorsun ama senin bildiklerini ben unutalı çok oldu canım. Dua et açım yoksa çok feci şeyler olurdu” derken Yong Gi kızın elinden kurtulur “ Artık seninle aynı dairede kalmaktan korkar oldum yakında beni de yersin sen” Hae Mi “ Gel bakim sen buraya “ der ve evde koşturmaya başlarlar. Sonra Yong Gi aniden durur “ Haa ben sana diyeceğimi unuttum. Hep senin yüzünden” Hae Mi “ Oo sende her şeyi benim üzerime atıyorsun. Üzerine yıldırım falan düşse onu da benden bileceksin” Yong Gi “ Neyse dur şimdi. Ben ne gördüm biliyor musun?” Hae Mi “ Ben nerden bilim? Şimdi senin sorduğunda soru mu?” Yong Gi “ O zaman iyi dinle.” Der ve olanları anlatır.

Hae Mi “ Ne yani şimdi bir bacak gördün diye hemen aklına bu mu geldi?” der ve çocuğun kafasına vurur. Yong Gi “ Ama… Böyle bacağı Hyung’un üzerindeydi. Sonra… “ Hae Mi sözünü keser “ Allah’ım ya! Aklın hemen başka şeylere çalışıyor. Neyse gençliğine veriyorum. Ama seni çığlık atarken görmek isterdim” der ve hayal ettiği Yong Gi’ye  güler. Yong Gi “ Gidip kontrol etmeye var mısın?” Hae Mi gittiği alemden döner “ Saçmala çocuk bırak rahat rahat takılsınlar. Ne biçim düşüncelerin var senin öyle. Kontrol etmekmiş. Neyi kontrol ediyorsun?” der ve ciddi tavrını takınır. Yong Gi biran utanır. Bunlar çok normal şeylerdir. “Büyütecek bir şey değil canım olabilir. Üstelik alışmalısın oğlum. Bunu istemiyor muydun?” der kendi kendine. Bu sırada Hoo Jin uyanmış ve yanlarına gelmiştir Hae Mi “ Bu çocuk var ya dahi dahi” der “ Sen yataktan in, kapıya git, buraya gel” Yong Gi kızın suratına boş boş bakar “ Sana göre baya zeki kesinlikle haklısın” Hae Mi gözlerini kısar ve sert bakışlar fırlatır Yong Gi “ Ooo çok korktummm” Hae Mi, Hoo Jin’i kucağına alır “ Hoo Jin-a demek anne ile babayı özledin ha. O zaman hadi götüreyim seni onlara” der ve kapıya doğru gider. Evden çıkarlarken Yong Gi “ Sen… Sen var ya! Hani rahatsız etmeyecektik” Hae Mi gülümser “ Aaa Yong Gi rahatsız etmiyoruz ki. Hoo Jin-a annesi ile babasını istiyor, değil mi Hoo Jin-a?” Hoo Jin Mercan’ın kapısına elini uzatarak “Anne” der Hae Mi “ Aferin velet. Hemen anlıyorsun bak” der ve gülümser Yong Gi “ Ne garip insansın ya!” Hae Mi “ Hadi konuşmada aç bakalım şu kapıyı” der ve içeri girerler.

*

Soon Cheol “ Bu odadan hiç çıkmasak yokluğumuzu fark ederler mi acaba?” Mercan “ Çok komiksin. Eminim şimdi kapının önündelerdir” Soon Cheol gülümser “ Yok canım o kadar da değil” derken içeri Hoo Jin girer. Kollarını uzatarak onlara doğru ilerler. Soon Cheol çocuğu görünce biran heyecan yapar Mercan “ Ne oluyor?” derken Hoo Jin’in “ Anne, baba “ dediği duyar, arkasını döner ve çocuğu yatağa alır “ Kimler gelmiş, kimler gelmiş. Bücürüm sen burada olduğuna göre en az iki kişi daha buradadır ve sen tek başına odaya girdiğine göre o ikisi kapıdadır “ der ve bir yandan Soon Cheol’e bakar bir yandan odanın kapısına gider. Kapıyı biranda açar. Dışarıda kulaklarını kapıya dayamış olan Hae Mi ve Yong Gi şaşırırlar. Yong Gi direk gözlerini kapar Hae Mi ise gülümseyerek arkadaşına bakıyordur. Hae Mi “ Haha uyanmışsınız neyse ki. İşte böyle Hoo Jin’i tutamadıkta biz. İlle sizi istedi.” Bir yandan da Yong Gi’ye gözlerini açsın diye vuruyordur. Mercan gülümser “ Hayırdır çocuğum niye gözlerini kapatıyorsun?” Yong Gi gözlerini açar “ Ne bilim… şey… yani… işte siz…” Yong Gi bir türlü cümle kuramayınca Hae Mi gülümser ve Mercan’ın bacaklarına vurur “ Gördüğün bacak bu işte. Yani sadece bacak. “ Yong Gi kıpkırmızı olmuştur “ İnanmıyorum sana ya ! Harbi cadısın sen. Podyum cadısı!” der ve evden kaçar. Mercan çocuğun arkasından seslenir ancak bir yandan da  gülmeden duramaz. Hae Mi “ Sabah sana bakmak için gelmiş kapıyı biranda açıp senin bacakları görmüş. Kör oldum diye  dolaşıyordu” der ve kahkaha atar “ Boşuna bu kadar heyecan yapmış” der içeri ve arkadaşlarına göz atarken. Mercan kızın yanağını tutar “ Hanımefendi ancak sizde az değilsiniz yani “ der ve gülümser Soon Cheol kucağında Hoo Jin ile odadan çıkar ve “ Emellerinize şu çocuğu da alet ediyorsunuz ya. Bari onu uzak tutun” der yanlarından geçerken. Hae Mi “ Farkında değilsin o asıl emellerine bizi alet ediyor. Bize fikri veren Hoo Jin’di” der gülümseyerek. Mercan “ Evet kesin odur.” Der ve mutfağa Soon Cheol’ün yanına gider Hae Mi “ Çok ciddiyim böyle bir bakışıyla aklındaki planı anlattı. Tabi bende üstün yeteneğimle onun ne demek istediğini anladım “ Bu sırada Yong Gi geri dönmüştür “ Ya tabi üstün yetenekmiş. Onun tek nedeni Hoo Jin ile aynı yaşta olmanız.” Hae Mi “ Bana bak sen buraya gel bakim. Çok fazla oldun ama. Hem ne dedin sen biraz önce. Podyum cadısı mı?” der ve yine evde Yong Gi’yi kovalar. Mercan ile Soon Cheol ise ellerinde kahveleriyle ikisinin koşuşturmasını izliyordur. Soon Cheol “ Söyle oğluna düşüncelerine hakim olsun “ der gülümseyerek Mercan “ Hangisine?” Soon Cheol bir şey diyecek gibi olur sonra kıza sarılır “ İkisine de” der ve gülümser.

*

Hepsi kahvaltı masasına oturmuştur. Yong Gi hala sabah ki olay yüzünden utanmaktadır. “Anne!” Mercan “ Ne oldu?” Yong Gi bir hışımla “ Bir daha bu şortu giyme! “ der Hae Mi kopmuştur. Mercan gülümser “ Neden? Ne oldu? Hep giydiğim şortum” Yong Gi bir süre durur “ Yakışmıyor sana” der  Soon Cheol “ Allah Allah sana ne çömez? Gayette yakışıyor. Sen neden karışıyorsun?” Yong Gi “ Hani yani yanlış anlaşılmalara mahal vermeyin diye… Ben şey…” Soon Cheol “ Neyi yanlış anladın ki sen?” der ve Mercan’ı kendisine çeker Yong Gi “Hiçbir şeyi” der ve yemesine devam eder. Bu sırada Soon Cheol gülümsemesini daha fazla saklayamaz Mercan “ Çok kötüsün” Soon Cheol “ Ne kötüsü canım kendisi en başından beri bana neler diyordu haberin yok senin. Şimdi  gerçekleşince biran kaldıramadı. Gerçi bende annem ile babamın böyle çok yakın olmasına dayanamazdım. Ama maalesef o alışacak çünkü bunu yapmaktan hiç bıkmayacağım” der ve kızı öper. Yong Gi “ Ben doydum” der ve masadan kalkar Hae Mi ise arkasından kahkaha ile “  Kız arkadaşın olduğu zaman ne yapacaksın? Öpüşmeyecek misiniz?” Yong Gi uzaktan seslenir “ Kes sesini!”

Donawhale – I Love You More Than Universe

Hae Mi en yakın arkadaşının tekrar her şeyi ile güldüğünü görmekten çok memnundur. Eskisi gibi, onunla ilk tanıştığı zamanlardaki gibi ışık saçıyordur etrafına. Göz kamaştırıcı bir şekilde parlıyordur. “ Ya gözlerimi kamaştırıyorsunuz. Unutturmayın da yanınıza gelirken güneş gözlüğü falan takayım” Soon Cheol “ O yetmez bu kaynak maskelerinden bulmalısın” Hae Mi “ Ah kesinlikle onlar daha çok işe yarar” der ve yerinden kalkar yanlarına gider. Ellerini ikisinin omzuna atar “ Çok mutlu oldum. Tebrik ederim “ der ve Mercan’ın kulağına “ Tüm olanları en ince ayrıntısına kadar anlatacaksın” der ve kapıya doğru gider “ Sonra görüşürüz dostlar. İşe gitmek gerek” Mercan “ Ah kesinlikle. Biraz daha oyalanırsam geç kalacağım” Soon Cheol masayı toplamaya başlayan kızı durdurur “ Sen git hazırlan ben buraları toplarım” der Mercan “ Tamam o zaman hemen bir duş alayım, giyineyim, çıkayım.” Der ve banyoya gider. Soon Cheol  “ Hoo Jin-a her şey mükemmel oldu değil mi? Şuan her şey tamamlanmış gibi” Hoo Jin çığlık atar bir yandan da kalan mamasını her yere fırlatıyordur Soon Cheol “ Ne yaparsan yap sanırım bugün ben her şekilde mutlu olacağım. O yüzden dağıtabildiğin kadar dağıt. Başka gün yapamayacaksın” der Hoo Jin kahkaha atar. Soon Cheol de suratından kocaman sırıtışı bir türlü silemiyordur.

*

Mercan eşyalarını alır ve banyoya girer. Aslında değişen pek bir şey yoktur. “Biz hep böyleydik “ der “ Zaten aynı yatakta yatabiliyorduk, zaten aynı masada yiyorduk, beraber içiyorduk. Ancak bu üzerimdeki hafifliği bir türlü anlayamıyorum” der ve gülümser “ Tek farkı öpüşüyor olmak” derken elini ağzına götürür ve kimsenin gülümsemesini duymaması için sıkı sıkı kapatır.

*

Taru – Kasio

Mercan işe gitmek için hazırdır. Kapıda Yong Gi’nin gelmesini bekliyordur “ Hadi çabuk! Birde kadınlara bir türlü hazırlanamazlar diyorsunuz” Yong Gi içeriden bağırır “ Tamam, tamam geliyorum” Soon Cheol kıza arkasından sarılır “ Ya gitmeni istemiyorum. Hani bugün kalacaktın.” Mercan gülümser “ Yoo ben öyle bir şey söylemedim. İşe gitmezsem çok agrasif olurum biliyorsun” Soon Cheol “ Olsun o halinde güzel” Mercan gözlerini açar “ Ya! Kes şunu” Soon Cheol “ Neden? Ne yaptım?” Mercan “ Seninle didişmeye alışmışım böyle çok garip geliyor. Yoksa sende sevgilisi olduktan sonra kişiliğini değiştirenlerden misin?” Soon Cheol kızın kafasına vurur “ Sende iki gün sabredemedin. Cicim günleri yaşatayım dedim sana. İstemiyorsan, sen bilirsin yani” Mercan gülümser “ Boş ver cicim aylarını. Hiç bana göre değil” Soon Cheol derin bir nefes alır “ Oh be! Tamam hadi işe. Bende evleri toparlayayım bari” der ve kızı ite ite asansöre bindirir. Mercan kendi kendine “ Aferin işte böyle evinin erkeği olacaksın” der kahkaha atar Yong Gi “ Yine aklından neler geçiyor?” Mercan çocuğun kulağını çeker “ Sen kendi işinle ilgilen. Zaten geciktik bak senin yüzünden şimdi koşmak zorundayız” der ve apartmandan çıkar çıkmaz koşmaya başlar “ Hadi! Çok yavaşsın çok!” Yong Gi “ Aldın tabi ateşi koşarsın böyle. Anne!! Beni bekle!” der ve arkasından koşar.

Soon Cheol yine Hoo Jin’i karşısına almış “ Bu kadar sıkmasam daha iyi değil mi? Ama Hoo Jin-a böyle onu sürekli şımartmak istiyorum, şımarmak istiyorum” der ve kendini koltuğa atar “ Aman Tanrım ergen aşıklar gibi oldum değil mi? Kendine gel Soon Cheol! Farklı bir şey yok. Sakinleş biraz. “ der ancak bir türlü yüzünde ki kocaman gülümsemeyi atamıyordur. “ Neyse o zaman en iyisi çalışmak” der ve bilgisayarının başına geçer Hoo Jin elini başına götürür. Suratında “ Ne yapacağım ben bunlarla” der gibi bir ifade takınır ve sonra oynamaya devam eder.

*

Mercan kafeye ilk girendir “ Yuh sana Yong Gi! Birde genç olacaksın. Anneni bile geçemiyorsun” Yong Gi nefes nefese “ Ya.. Du..r Şimdi… Tazı gibi koşuyorsun bunun yaşla alakası yok.” İkisi keyifle taze çekilmiş kahve kokusuyla dolu kafeye keyif getirmiştir. Kang Mo “ Günaydın Mercan. İyi gördüm seni” Mercan elini beline koyar “ Evet gayet iyiyim bu sabah. Hatta çok iyiyim” Kang Mo rahatlamıştır. Sergiden sonra işlerin karışacağından emindir ancak “Demek ki Dae Han daha fazla dayanamadı  “ diye düşünür. Bir yanı üzülsede sevinen yanı ağır basar. Çünkü görünüşe göre çok hafif atlatılmıştır, Mercan gülümsüyordur “ E madem bu kadar enerjiksiniz Terası temizleme işini size veriyorum” der muzır gülümsemesiyle odasına gider. Mercan “ Bak ya nasılda kandırdı. Alçak oppa. Ne yapacağımı biliyorsun odana kaçıyorsun” der ve odasına delici bakışlar atar. Sağına döndüğünde Yong Gi’ninde sıvışmaya çalıştığını görür kulağından tutar “ Sen nereye canım. Kaçamazsın beraber temizleyin dedi” der ve yukarı çıkarlar.

*

Bir yandan şakalaşıp bir yandan da bitkileri suluyorlardır. Bu sırada terasa müşterilerin çıktığını duyarlar Mercan “ Tamam yeter bu kadar ciddi ol bakalım. Müşteri geliyor” Yong Gi kıza gülümser ve göz atar. Gelenler masaya otururlar, Mercan’larda sulamayı bitirir.

Feist – Secret Heart

Masadakiler “ Size demiştim gördünüz mü? Çok güzel bir yer değil mi?” , “ Gerçekten öyleymiş. Bir şey soracağım, biz buraya ne içmeye gelmiştik?” , “ Türk kahvesi. Üniversitedeyken birkaç kez buraya gelmiştim sunbaem tattırmıştı. O zamanlar bilmiyorlardı hatta o göstermişti baristaya nasıl yapılacağını. Uzun zaman oldu içmiyorum” , “ Hımmm anladım o zaman içelim hadi”

Mercan “ Git siparişlerini al bakalım” diyip Yong Gi’yi masaya yollar kendiside hortumu topluyordur. Yong Gi birkaç saniye sonra Mercan’ın yanına gelir “Anne masadakiler Türk kahvesi istiyorlar” Mercan şaşırır “ Nasıl yani? Yabancılar mı?” Dönüp şöyle bir masaya bakar. Güneşten masadakilerin yüzünü tam göremez ve yaklaşır. Masadaki kız “ Sunbae!!!” Mercan eliyle güneşi engeller “ Song-i? Nun Song-i?” Mercan da kız da çok şaşırmışlardır. Song-i ayağa kalkar “ İnanmıyorum gerçekten sensin.” Mercan hemen ciddileşir ve kızın kulağından çeker “ Nerelerdesin sen? İnsan sunbaesini hiç aramaz mı?” Song-i kulağının ağrısından yana doğru eğilmiştir “ Sunbae! Ben özür dilerim. Kulağımı bıraksan da hani affetsen. “ Bu sırada masada oturanlardan daha genç olanı bir ötekine “ Görüyor musun Song-i’nin hakkından nasıl geliyor. İyi izle taktik falan al” Öteki “ Çok mantıklı. Kendi ayağıyla buraya gelmeside ayrı bir hoş hani” der ve gülümserler Song-i “Ya Leun bari sen yardım et. Sunbae gerçekten telefonumu değiştirmek zorunda kaldım öyle olunca telefonun yoktu sonra, dönmüşsündür diye düşündüm.” Leun “ Noona! Acıma acıma nasıl olur da insan sunbae’sinin numarasını kaybeder?” der ve kıza dil çıkarır. Olaylara bir anlam vermeye çalışan Yong Gi “ İşte bu bir Mercan gazabı” der ve daha önce birkaç kez yaşamış olan Song-i kahkaha atar “ Kesinlikle” der Mercan gülümser ve kızın kulağını bırakır ve kendine doğru çeker sıkı sıkı sarılırlar. Song-i “ Ben çok mutlu oldum. Anlatamam yani gerçekten çok mutlu oldum” der ve gözleri dolar Mercan “ Deli kız seni “ der ve yanaklarından tutar “ Bende özledim seni”

Song-i masadakileri Mercan’la tanıştırır “ Kim Tae Yang ve Won Gu Leun “ Mercan ile tanışırken ikisi de ayağa kalkar. Tae Yang kızın elini sıkar “ Memnun oldum “ der Leun ise kıza sarılıverir “ İçimden bir ses çok güzel şeyler anlatacaksın diyor” der ve Tae Yang çocuğun ayağına ani bir şekilde basar Leun “ Ne yapıyorsun sen ya! Canım acıdı”   Song-i gülümsüyordur “ Ayağına basmana gerek yoktu. Sunbae Türk, o zaman anlatmıştı onlar sürekli sarılıyorlar. Hani kültürlerinde varmış “ Tae Yang gayet ilgili bir şekilde “ Türkiye’den mi geldin? İlginç. Ben oradakiler biraz daha mesafeli insanlardır gibi düşünmüşümdür hep ” der Mercan ” Maalesef öyle bir yargı var. Hepimizin kapalı, bağnaz vs olduğunu düşünüyor bir çok kişi ancak aslında öyle değil” İkisi ülkelerin siyasetine girmek üzereyken Leun ile Yong Gi aynı anda “ Kafeye dönseniz” der ve birbirlerine bakarlar sonra yine aynı anda “ Kahveler ne oldu?” Yong Gi “ E yeter ama!” Leun “ Asıl sana yeter. Neden benim dediklerimi tekrarlıyorsun” İkisi saçma bir tartışmaya girmişken Mercan “ Hadi siz kardeş kardeş oynayın” der Yong Gi’nin yanağını sıkarken Yong Gi dudaklarının arasından, dişlerini sıkarak “ Anne!” diyince Luen “ Anne mi? Noona sen çok genç gösteriyorsun ya da bir saniye ajumma mı demeliyim?” Mercan gülümser cevap vermesine imkan olmadan “ Kaç yaşındaydın anne olduğunda?” Mercan “ Hımm düşüneyim bakalım…  Yirmi beş “ der ve masadan kalkar. Tae Yang ile Leun’un gözleri fal taşı gibi açılmıştır. Yong Gi ile Song-i ise kahkaha ile gülmektedirler. Mercan “ Ben kahvelerinizi yapıp getireyim o zaman” Yong Gi ayağa kalkar “ Ben yaparım” der Mercan “Emin misin? İyice öğrendin mi?” Yong Gi “ Bana güven yaparım ben” der ve aşağıya iner. Mercan tekrar masaya oturur. Tae Yang “ Sende mi mimarsın?” Mercan “ Hayır biz aynı bölümden değiliz “ Song-i lafını keser “ Mercan sunbae bir yönetmen. RTS mezunu hem de birincilikle. Daha okulu bitmeden birkaç teklif almıştı” Leun’un gözleri parlar “ Beni de bir filminde oynatırsın o zaman ha ajumma?” derken Tae Yang “ Ne filmi ? Yok öyle bir şey” Song-i bıyık altından gülerken Leun’un keskin bakışlarına maruz kalır. Mercan “ Yok ben yönetmenlik yapmıyorum. Şuan sadece fotoğrafçılık yapıyorum işte birde burada baristalık” Song-i “ Nasıl yani ciddi misin? Ama neden?” Mercan “ Çünkü…” der ve gülümser Song-i “ Söylemeyeceksin değil mi?” Mercan cevap vermez sadece gülümser.

Mercan “ Anlat bakalım neler yapıyorsun? Kim Sun nasıl? O niye gelmedi seninle?” Song-i biran donup kalır. Mercan bir pot kırdığını anlar. Song-i biranda gelen sessizlikle gerilen ortamı dağıtmak için “ Bu arada ben evlendim “ der Mercan şok olur “ Ne? Nasıl yani ciddi misin? Kiminle?” Song-i Tae Yang’ın koluna girer “ İşte kocam” Mercan ne yapacağını, ne diyeceğini şaşırır “ Demek siz… Vay canına tebrik ederim Song-i ama bak yine beni kızdırdın” der ve kızın kulağını çeker “ Hani davetiye, hani düğün?” Tae Yang Song-i’nin üzerindeki yükü azaltmak için söze girer “ Ben pek sevmediğim için o tür şeyleri, kendi aramızda küçük bir tören yaptık” der Bir kere Mercan’ın burnuna kokular gelmiştir. Kız kardeşi gibi sevdiği bu kızın bir sorunu vardır. Üstelik öyle bir sorundur ki kendisine bile söylememiştir. Ancak bunu bu ortamda daha fazla uzatmamak ister. Bellidir ki aklındakilerden kaçmak istiyordur “ Neyse ya zaten çokta önemli değil. Bende evlenme kararı alırsam hiç uğraşmayacağım. Gideriz imzaları atarız biter” der ve kıza göz kırpar Leun “ Oo ajumma sen niye evleneceksin ki bak boyun kadar oğlun var. Zaten atlamışsın o evreyi” der ve Mercan’a göz kırpar Mercan çocuğun omzuna dokunur “ Doğru söylüyorsun. Bundan sonra ne evleneceğim.” Song-i “ Olur mu sanbae Dae Han oppa ne hayaller kuruyordu. Bu arada o nerde siz hep yan yanaydınız?” Mercan gülümser kendi kendine “ İşte bu tam isabetli bir atıştı” der Song-i “ Ne oldu?” Mercan “ Yok bir şey süper bir karşı ataktı” der Song-i bir şey anlamamıştır ama oda Mercan cevap vermeyince üzerine gitmez.

Sweetpea – Are You Ready?

Tae Yang Mercan’dan Song-i ile ilgili bir şeyler öğrenmek istiyordur “ Mercan-şi şimdi bir şeyi çok merak ettim. Eğer bir mahsuru yoksa sormak istiyorum” Mercan her şeye rağmen ciddiyetini bozmayan bu adamın, küçük kızın kocasının neyi merak ettiğini merak eder. Tae Yang “ Sana Mercan diyebilir miyim?” Leun kahkaha atar “ Merak ettiğin bu muydu?” Mercan gülümser bir yandan da kafasını sallar “ Evet diyebilirsin tabi ki. Hatta öyle dersen daha mutlu olurum” İçinde de ne kadar sert görünse de özünde yumuşacık bir kalbi olduğunu hissetmiştir. Tae Yang “ Aynı bölümde değildiniz peki nasıl tanıştınız?” Mercan “ Benim mezuniyet projem vardı. Hani kendi filmimizi çekmemiz gerekiyordu. Setlerimizin inşası içinde mimarlara ihtiyacımız vardı. Song-i bana tam da benim istediğim tarzda bir set çizimi ile geldi.” Song-i Mercan’ın gözlerinin içine bakar sanki Kim Sun’un ismini dile getirmediği için teşekkür eder bir hali vardır. Tae Yang “ Anlıyorum. O zamandan sonrada baya yakınlaştınız…” Mercan “ Baya yakındık tabi ben mezun olduktan sonra işte hanımefendi ne aradı ne sordu. Song-i “ Ama Sunbae!!” Mercan “ Tamam tamam şaka yapıyorum” Tae Yang istediği noktaya doğru geliyordur “ Peki o zaman bana onunla ilgili bilmeyeceğimi düşündüğün birkaç şey söyler misin?” Leun “ Haha süpersin ya! Nerden nereye getirdin lafı. Evet evet ajumma alehinde delil olarak kullanabileceğim şeyler istiyorum” der ve gülümser Song-i “Sunbae ne olur söyleme lütfen lütfen!” Mercan gülümser “ Çok feci geğirir. Yani öyle ki geğirirken –seni seviyorum- bile der yani” der ve Song-i’nin kızaran suratına bakarak kahkaha atar. Bu sırada Yong Gi gelir “ Kim geğirerek seni seviyorum diyor?” Mercan “ Sonunda geldin. Yani evde kalacaksın bak bir kahve bu kadar uzun sürede getirilir mi?” Yong Gi Mercan’a yan yan bakar Song-i’ye döner “ Bazen öyle feci horlar ki evin içinde traktör var sanırsın” der ve kıza göz kırpar Song-i “Bu daha kötü.” Der  Leun çok eğleniyordur “ Başka başka? Herkes kirli çamaşırlarını döküyor” Tae Yang çocuğa bakar “ Ayakların feci kokuyor. Sanırsınız ayağında balık ölmüş” Yong Gi kızaran çocuğa bakıp kahkaha atarken Mercan “ Yong Gi’nin de gazı öyle böyle kokmaz yani . O kadar çok şeyi karıştırıyor ki aslında bu çok normal “ der Yong Gi “ Anne!! İnanmıyorum sana ama ne zaman kokladın ki?” der ve merdivenlere doğru yönelir. Mercan “ Tuvaletten sonra kaç saat giremiyoruz biz oraya biliyor musun?” diye bağırır. Song-i “ Bir saniye bir tek Tae Yang kaldı. Leun senin aklına bir şey geliyor mu?” Çocuk düşünür, düşünür ve iki elini yana açarak “ Hiçbir şey gelmiyor” der Song-i “ Benimde gelmiyor. Ama bu nasıl olur illaki bir şey olmalı” Tae Yang “ Hiçbir şey bulamazsınız” der Song-i “ Hayır ya kesin bir şey olmalı” Tae Yang “ Boşuna uğraşmayın ben mükemmelim diyordum da inanmıyordunuz işte!” der ve gülümser

Tae Yang’ın mükemmel oluşunu konuşurlarken Mercan  Hoo Jin’in sesini duyar. Kafasını çevirdiğinde çocuğun koşarak kendine doğru geldiğini görür ve ayağa kalkar ona doğru yürür. Leun “ Ben şaka yapıyor sanıyordum ama cidden ajummaymış herhalde görüyor musunuz?” Tae Yang “ Vay canına, çocuk, eş ve kariyer. Hepsi birlikte olabiliyormuş gerçekten” Leun “ Sen niye çocuğu düşünüyorsun ki? İstesen de olmaz, olamaz yani” Tae Yang çocuğun kafasına bir tane vurur “ Fazla konuşuyorsun sen bazen” der.

Mercan Hoo Jin’i kucağına alır “ Siz ne arıyorsunuz burada? “ Soon Cheol kızı öper “ Seni özledik, geldik kötü mü oldu?” Mercan gülümser “ Çok iyi oldu.” Der ve oda Soon Cheol’ün öpücüğüne karşılık verir “ Gel seninle tanıştırmak istediğim birkaç kişi var” der ve masaya doğru giderler. Mercan “ Bu Song-i , Song-i bunlarda Soon Cheol ve Hoo Jin “ Song-i’nin gözleri şaşkınlıktan kocaman olmuştur. Elini Soon Cheol’e uzatır “ Memnun oldum” der ve yanındakileri tanıştırır “ Tae Yang eşim” der Leun’a gelince ne diyeceğini bilemez Tae Yang ile ikisi aynı anda “ Evcil hayvanımız Leun” derler Leun “ Ya!! İkinizde akşam görürsünüz”

Hoo Jin çiçeklerin bulunduğu tarafı gösterir “ Anne!” Mercan “ Yine böcek mi toplayacaksın?” Hoo Jin “ Böcek!” der ve el çırpar. Tamam hadi gidelim o zaman ama bak uyarıyorum yemem için zorlayacaksan külahları değişiriz” Hoo Jin ise durmadan “ Böcek, böcek” diyip duruyordur. Mercan “ Song-i sen buraya gel bırak onlar erkek erkeğe takılsınlar.” Song-i merakından dolayıda çabucak kalkar ve kızın yanına gider.  Mercan Hoo Jin rahat rahat böcek avlasın diye çiçeklerin yanına bırakır kendiside hemen sağ taraftaki banka oturur. Song-i “ Sunbaeeeee!! İnanmıyorum sana birde benim kulaklarımı çekiyorsun, evlendimde haber vermedim diye” Mercan rahat bir gülümsemeyle “ Ben evlenmedim ki” Song-i gözlerini daha çok açar Mercan “ Gözlerini yerlerinden çıkartmaya mı çalışıyorsun?” Song-i gülümser “ Ben çıkartmaya çalışmıyorum, sen çıkartmaya zorluyorsun” Mercan “ Ne yapıyorum ya gözlerini yerinden çıkartacak” Song-i kıza iyice yaklaşır “ Bu adam kim mesela? Bir çocukla geliyor,çocuk sana anne diyor öpmeler falan böyle” Mercan “ Sırayla mı cevap verim yoksa istediğimden başlayabilir miyim?” Song-i “ Subaeeee!!!” Mercan “ Hala aynısın ya. Tamam şöyle diyeyim kısaca biz kocaman bir aileyiz. Bir çok şey yaşadık, çok zor zamanlar geçirdik, hatta zaman zaman birbirimizden nefret ettik ama ne olursa olsun hep beraberdik. O yüzden Yong Gi’nin ve Hoo Jin’in annesiyim…” Song-i “ Soon Cheol’ünde karısı??” Mercan “ Ah dur söyleme! Bu çok garip bir cümle. Yani bu Cümle beni çok garip hissettirdi” Bu sırada Hoo Jin elinde birkaç değişik böcekle gelir “ Böcek! Hımmmmm…” Mercan “ Sana böcekleri yemem için getirme demiştim dimi anneciğim” Hoo Jin kocaman gülümseyerek “Anne! Hımmm…” Mercan “ Ya Hoo Jin ya.. Hadi babaya götür. O yer. O yemezse damada götür. O kesin yer. Yani hele yemesin “ der ve gülümser Hoo Jin bir “Damat” bir “ Baba” diye diye elinde böceklerle masaya gider.

ByeByeSea – Byeol Bichi Naerinda

Mercan “ Soon Cheol’ü seviyorum. Üstelik bu sevgi tarif edilemez bir şey. Hep yanımda gibi, zaten hep onunlaymışım gibi, tek bir bakışta her şeyi anlayabildiğim, anlatabildiğim bir şey bu. Onun için tam olarak o benim şuyum diyemiyorum. Çünkü açıkçası o her gün başka bir şey olabiliyor benim için hatta her an diyebilirim.” Song-i çok dikkatli bir şekilde Mercan’ın dediklerini dinliyordur. Mercan “ Saçlarımı havluyla kurularken biran babam, şımarıklık yaptığında küçük kardeşim, kıskandığında ağabeyim ve her öptüğünde kalbimi hızlandıran oluyor.” Song-i bunca şeyden sonra biraz çekinir ancak “ Peki ya oppa? O nerde, nasıl koptunuz. Ah bu şeyde nasıl sorulur ki ? En iyisi şöyle anlatayım; Dae Han oppayla ayrılmazdınız, birlikte yapacaklarınızın hayallerini kurmuştunuz, birbirinize seni seviyorum dediniz, beraber yattınız, birlikte kalktınız, bazen tüm gün gördüğünüz tek yüz birbirinizinkiydi ya da duyduğunuz tek ses, o zaman doğru insan olduğuna inandığın o değil miydi? Şimdi Soon Cheol için hissettiklerini o zaman onun içinde hissetmemiş miydin?” Mercan gülümser. Günlerce çeliştiği şeyleri, aklını kemiren şeyleri sesli bir şekilde dile getiriyordur Song-i. Mercan “ Bu sorular günlerce kemirdi durdu beni ancak çok basit yanıtı küçük kız” eliyle kalbini gösterir “ Burayla bakacaksın, düşüneceksin” sonra kafasını gösterir “ Burayla değil. Gözlerimi kapattığım zaman aklıma ilk Soon Cheol’ün yüzü geldi ve o an kalbim ağzımdan çıkacakmış gibi hissettim. Hayır dedim olamaz sen Dae Han’ı bekliyorsun, farkında değilsin ancak onu hala seviyorsun. Soon Cheol olamaz. Ancak doğru değildi. Yeni anlıyorum. Onu sevmiştim, hem de çok sevmiştim ama bu adamı sevdiğim gibi değilmiş” Song-i merakla sorar “ Nasıl anlıyorsun peki?” Mercan gülümser “ İşte onu bilmiyorum yani aslında tam emin değilim. Bir şekilde biliyorsun işte.  Beni uyandıran kemancı bir çocuktu. –Gözlerini kapadığında aklına ilk gelen doğru insandır- demişti. Sonrası ise garip bir dönemdi” Song-i “ Dae Han oppa ile görüşüyor musunuz?” Mercan “ Evet görüşüyoruz yani…” Song-i “ Zor olmuyor mu? “ Mercan “ Biraz zor tabi ancak elimden geldiğince o garipliği yok etmeye çalışıyorum.” Sonra biranda “ Ah Song-i içim bir fena oldu. Yeter benden bahsettik sıra sende. Bir işler dönüyor senin tarafta ancak biliyorum ki anlattıramam sana ta ki sen isteyene kadar. O zaman Tae Yang ile nasıl tanıştınız  onu anlat. “ Song-i gülümser ve Tae Yang’a bakarak “ Arabasını derin dondurucuyla parçaladım” der Mercan yüzünde şok bir ifade ile kalır sonrasında ise kahkahasını tutamaz.

Tae Yang heyecanla sunbaesi ile konuşan Song-i’yi izler. Gülümsüyordur, yüzünde ki şok ifadeleri kendisinin de gülümsemesine neden oluyordur. Biran düşünür “Bir hayatı vardı. Sevdiği bir adam vardı, hayalleri vardı, arkadaşları…Hepsini elinden aldın” der kendi kendine “ Song-i’nin geleceğini kendi çıkarların için elinden aldın.” Bunları düşünürken Song-i ile göz göze gelirler kız kocaman gülümser ve el sallar Tae Yang’ta karşılık verir. İçinden “ Bir şekilde mutlu olmasını sağlamalısın” der.

Soon Cheol “ Ne kadar oldu evleneli?” Tae Yang “ Çok olmadı dört ay sanırsam “ Soon Cheol “ Nasıl gidiyor peki? Bir değişiklik falan var mı?” Leun atlayıverir “ Nasıl bir değişiklik? Ne değişikliği? Bir değişiklik mi olmalı?” Yong Gi çocuğun neden böyle tepki verdiğini anlayamaz “ Sana ne oluyor bu kadar heyecanlandın?” Leun biran fazla tepki verdiğini anlar “ Yani yok canım değişiklik falan… Benim değişikliğe alerjim var ondan biran ben böyle…” Tae Yang “ Yeter istersen Leun” der ve sıkı bir bakış atar sonra sakin bir şekilde “ Aslında size sormak lazım. Biz henüz yeni evliyiz ve öyle pek bir değişim yok. Sadece sürekli farklı bir yönünü görüyorum. Çoğu zaman beni şaşırtıyor. –Nasıl yani?- diyorum. Ama siz bayadır evlisiniz herhalde. O yüzden tecrübelerinizden bir çok şey öğrenebilirim” Soon Cheol gülümser “ Evet uzun zamandır birlikteyiz ancak evli değiliz” der Yong  Gi “ Bence evliyiz diyebilirsiniz yani” Leun başını sallayarak onaylar “ Yani bence de çocuğunuz bile var. Niye evlenmiyorsunuz ki?  “ Soon Cheol içtenlikle “ Onu öpebilmem senelerimi aldı evlenme teklifini düşünemiyorum” Leun Yong Gi’ye döner “ Ciddi mi söylüyor? “ Yong Gi gayet rahat bir şekilde başını sallar “ Acı ama gerçek. Biz tanışmadan önce acınacak haldeydi. Ben olmasam halada öpmüş olamazdı yani” Leun “ İnanmıyorum peki çocuğu nasıl yaptınız?” Tae Yang çok utanır ilk kez tanıştıkları bir insana asla böyle sorular yöneltebilecek bir yapıda değildir. Her ne kadar samimi hissetmiş olsa da Leun’u oracıkta parçalamak ister “ İstersen o kadarına girmeyelim Leun” der dişlerini sıkarak Leun hiç sallamadan “Ya biz bir ay  arkadaş gibi takıldık sonra biranda öpüştük sevgili olduk. Bir yıldan fazla beklemişsin ya büyük başarı” Tae Yang ne diyeceğini bilemez “ Demek siz bir ay sonra öpüşüp sevgili oldunuz?” Leun “ Evet bir ay değil miydi? Yoksa daha mı kısaydı?” Tae Yang “ Ben nerden bilebilirim ki süresini onu sevgiline sorman gerekir” der ve Soon Cheol’e bakar “ Gençler işte “ der gülümseyerek Leun ise biran ne yaptığının farkına varır ve susar Soon Cheol “ Aslında cesaretim olsaydı bende yapardım. Yapmak istediğim zamanlarda oldu ancak hiç doğru zaman gibi gelmedi düne kadar” der ve gülümser Leun “ Dün mü başladınız daha! Ya ben hala çocuk işini anlamadım.” Tae Yang “ Sen ne içtin, ne yedin?” Leun “ Bir şey içmedim haa sadece bu kahve işte” Tae Yang “ Sana bundan sonra Türk kahvesi yasak tamam mı? Bu ilk ve son olacak” Yong Gi “ Çarptı çarptı” der gülümseyerek Soon Cheol gayet sakin bir şekilde “Hoo Jin benim yeğenim. Ablam doğum sırasında ölünce Mercan ile ikimiz bakıyoruz. Aslında hepimiz bakıyoruz ancak Hoo Jin bizi annesi ve babası olarak görüyor. Bizde şimdilik keyfini çıkarıyoruz” derken Hoo Jin elinde böceklerle gelir Soon Cheol ne olduğunu anladığı için direk Yong Gi’ye postalar Yong Gi hemen birini eline alır Leun da “ Sen getirirsinde ben yemem mi?” diyerek bir tane alır ve ikisi de iştahla ağızlarına atarmış gibi yaparlar. Leun “ Hımm benimkisi daha tazeydi galiba” der Yong Gi “ Benim şansıma gelen pek bir zayıfmış. Hiç kesmedi”  Hoo Jin gülümseyerek Tae Yang’ın yanına gider “ Damat! Böcek!” Soon Cheol Mercan’a bakar çok lezzetli işareti yapar ve gülümser. Tae Yang yanına gelen çocuğun elindekilere bakar Leun’a dönüp “ Sen çok şanslısın bana kala kala bak bunlar kaldı” der ve gülümser. Hoo Jin itina ile seçip getirdiği böcekleri iştahla yiyenleri görünce çok memnun olmuştur Soon Cheol “ Bu kadar lezzetli olduğunu bilseydim bende alırdım bir tane” der ve Hoo Jin’e “ Kalmadı mı? Bitti mi?” diye sorar Hoo Jin bir sağ eline bir sol eline bakar, ikisinide açar “ Bitti” der.

Ayrılma vakti gelmiştir Mercan “ Bana bak artık numaramı da aldın eğer aramazsan çok kötü şeyler olur” der ve kıza sarılır Song-i “ Sunbae! Her şey için teşekkür ederim. Bundan sonra başını çok ağrıtacağım.” Mercan “ Seve seve , istediğin zaman “ Tae Yang “ Tanıştığımıza çok memnun oldum. Bir gün yemeğe gelin, çok hoşumuza gider” Leun “ Ancak lütfen eğer yanınızda gelirken tatlı falan getirmek isterseniz onları bu küçük adama seçtirmeyin tamam mı?” Hoo Jin , Leun’a bakıp “ Böcek!” der durur Yong Gi “ Leun ararım seni tamam mı? Sakın açmamalık yapma, bak sakın!” Leun arabaya binerken “Tamam” diye bağırır Mercan yan yan bakar, merakını Soon Cheol giderir “ Taktik alacak” Mercan “ Hımmm alsın bakalım taktikleri” der ve çocuğun saçlarını dağıtır.

Kang Mo terasta oturan Soon Cheol’ün ve Mercan’ın yanına gelir “ Mercan hanım bakıyorumda işten kaytarıyorsunuz. Maaşınızdan düşmeye karar verdim” Mercan “ Ama hep onun yüzünden” der ve Hoo Jin’i gösterir Kang Mo gülümser “ Hımm geçerli bir mazeret. Tamam vazgeçtim kesinti yapmıyorum” Soon Cheol “ İşte patron dediğin böyle olur. Yaşa hyungnim!” Kang Mo “ Tabiki benim gibi patronluğum dünyanın dilinde ne diyorsunuz?” der ve gülümser Soon Cheol “ E madem patronluğun dünyanın da dilinde bize bir öğle yemeği ısmarlarsın değil mi?” der gülümseyerek Kang Mo “ Bir günde siz ısmarlasanız bu muhteşem patrona ne olur?”  Mercan ile Soon Cheol bir birlerine sarılır “ Ama patron biz kaç boğaz doyuruyoruz biliyor musun?” derler ve yavru köpek bakışı atarlar “ Tamam tamam acıtasyona gerek yok” Mercan ile Soon Cheol bir öğle yemeğinide bedava getirmeyi başarmışlardır ve mutluluktan uçuyorlardır. Bu sırada Yong Gi koşarak yukarı gelir “ Anne!! Burada, burada” Mercan biranda ayağa kalkar ve çocuğa doğru hızlı adımlarla yürür “ Ciddi misin? Dur bir saniye çok heyecanlandım.” Üzerini gösterir “Nasıl görünüyorum? Ha iyi mi?” Yong Gi “ Ya şimdi onu boşver hadi aşağıya inmeliyiz” der ve kızı aşağıya sürükler. Soon Cheol “ Yine ne işler çeviriyor bunlar?” Kang Mo “ Kötü bir şey olduğunu sanmıyorum. Elbet öğreniriz değil mi?” Soon Cheol “ E bizim yemek ne olacak?”

ByeByeSea – Proposal

Mercan “ Hani ya hangisi?” Yong Gi “ İşte orda görmüyor musun? Şapkalı olan. Tezgahın çaprazındaki masa” Mercan gülümser “ O mu? Gerçekten o kız mı? Şapkalı olan, tezgahın çaprazındaki masa” Yong Gi bu sırada kıza dalıp gitmiştir Mercan çocuğu dürter “ O Yong Gi çok feci dilime düştün sana söylüyorum” Yong Gi’nin gözleri koacamn açılır “ Ne demek istiyorsun?” Mercan ise pis pis gülümsüyordur “ Şimdi boş ver bunu. Siparişini aldın mı?” Yong Gi duvara yaslanır “ Sence? Tabi ki hayır!” Mercan “ Neyse o zaten hep aynı şeyi içiyor “ Yong Gi “ Onu biliyorum. Latte ama üzerinde değişik desenleri seviyor” Mercan “ Vay, vay, vay. Aynen öyle o zaman hadi gidip hazırlasana” Yong Gi “ Olmaz ben götüremem” Mercan “ Yaparsın yaparsın. Hem adını falan da öğren. Olmaz böyle” der ve çocuğu yapıştığı duvardan ayırır. Yong Gi “ Benimle geleceksin değil mi? Yani kahveyi yaparken diyorum” Mercan “ Tamam geliyorum hadi gidelim” Yong Gi heyecanla kahveyi yapar. Mercan “ Hadi bakalım” der ve çocuğu masaya yollar. Yong Gi hiçbir şey demeden kahveyi masaya bırakır ve Mercan’ın yanına gelir. Masadaki kız arkasını döner ve Mercan’a el sallayıp gülümser. Mercan da aynı şekilde karşılık verir. Yong Gi Mercan’a şaşırmış gözlerle bakar. Bu sırada Soon Cheol yanlarına gelir “ Ne yapıyorsunuz bakim siz burada?” Mercan “ Hani sana galeride söylemiştim, Yong Gi birinden hoşlanıyormuş diye hatırladın mı?” Soon Cheol “ Hayal meyal hatırlıyorum. Yani o sıra aklım biraz bulanıktı çok normal” Mercan gülümser “ Neyse işte o kişi şu kız” der ve masayı gösterir. Soon Cheol “ İnanmıyorum! Ciddi misin? Haha ne demişler büyük konuşmayacaksın. Ya da yok nasıldı… Ha! İstemediğin ot burnunun dibinde bitermiş” Mercan ile ikisi gülüşürken Yong Gi “ Ama biride bana açıklayabilir mi?” Mercan çocuğa masayı gösterir “ Masadaki şu çantayı görüyor musun?” Yong Gi kafasını sallar “ İşte onun içinde bir yan flüt var” der ve gülümseyerek çocuğa bakar Soon Cheol “ Yong Gi şöyle açıklayım;   O bir çalgıcı evlat “

Han Byeol (Min Hyo Rin)

*

Eve dönerlerken hala Yong Gi’nin başına gelene gülüyorlardır. Yong Gi “ Tamam ama yeter ya! Hem bir şey diyeceğim o çalgıcı sayılmaz telli bir şey çalmıyor o üflüyor yani bu onu üfleyici yapar yani benim nefret alanıma girmez değil mi?” Mercan ile Soon Cheol biran durup alkışlamaya başlarlar “ Bravo! Bravo! Kesinlikle inanılmaz mantıklı. Gördüğün gibi ayakta alkışlanıyorsun” Yong Gi de kahkasını tutamaz “ Tamam ya! İyice saçmaladım. “

Eve yaklaşmışlardır. Hoo Jin, Mercan’ın kucağındadır Soon Cheol de Mercan’ın omzuna kolunu atmıştır. Soon Cheol “ Ne dersin bu akşam bir şeyler içelim mi?” Mercan gülümser “ İçelim dedin de ne zaman yok dedim?” Soon Cheol kızı kendisine çeker ve öper “ Demedin”  Apartmanın kapısına birkaç adım kalmışken “ Mercan !” , “ Abla” Mercan “ Abi?, Uras?”

“ Kore’de kalmayı bu yüzden mi istedin? “ , “ Abi onu bırak ya! Biz dayı olmuşuz haberimiz yok”

Sarp - Uras Tekin

On Birinci Bölümün Sonu

*Song-i, Tae Yang, Leun “Bir Kar Tanesi Ol” hikayesinin karakterleridir. Okumak isteyenler burdan buyursun 😉 Astrea’ya sevgiler 😉

7 Yorum (+add yours?)

  1. winpohu 'ca
    May 09, 2011 @ 08:38:01

    dün gece yatmadan okudum ama yorun sabaha kaldı 🙂
    konuk oyuncu muhabbetini çok sevdim .çok eğlenceli bir bölüm olmuş.bizimkiler iyice bir çift oldu ama dae ne halde ben onu da merak ettim .yazık ona da üzülüyorum.leun ile yongi çatışması ayrı bir güzel hele o sahneler çok eğlenceli olmuş.merakla yeni bölümü bekliyorum.yongi için başka bir kız düşünmemiştim. şaşırdım .ve en can alıcı yerde bitti. bakalım abi neler diyecek 🙂 ellerine sağlık çingu 🙂

    Cevapla

    • Ser_min
      May 09, 2011 @ 19:07:45

      @Winpohu
      Malesef o saatlerde yayımlıyorum. Aslında özellikle yapmıyorum bunu hep öyle denk geliyor doğal olarak yorumun sabaha kalması normal 😀

      Konuk oyuncu muhabbetini bende çok seviyorum o yüzden aklıma uyarlayabileceğim bir şeyler geldiği an ayarlayı veriyorum. Sağolsunlar iki çingumda kırmadı beni. Verdiler karakterlerini ödünç 😀 Bölümü eğlenceli bulmana sevindim. Çünkü şahsen ben diğer bölümlerime nazaran biraz daha durağan yazdım sanki.

      Dae Han bir süre sessiz kaldı bu bölümde e ertesi gün onun için baya uyanması zor oldu. Bir sonrakinde gelecek inşallah hemde değişik bir fikirle 😉

      Yong Gi için en başından planım buydu. Hae Mi ile olamazdı hani Hae Mi onun için abla gibi. Ablasının iç çamaşırlarını çalıp arkadaşlarına gösteren yaramaz bir çocuk o :D:D

      Abi neler yapacak bende merak ediyorum. Teşekkürler çingu bir sonrakinde görüşelim 😉

      Cevapla

  2. 4astrea
    May 09, 2011 @ 21:30:13

    Ellerine sağlık kuzummm, valla uzun diyordun, bana hiç uzun gelmedi su gibi okudum^^
    İlk önce söylemeliyim ki bu bölümün şarkıları bir harika olmuş, hepsini ayrı ayrı beğendim ama en çok Donawhale’yi sevdim. Hatta şimdi onun eşliğinde yorum yazıyorum^^
    Nerden başlasam bilemedim en iyisi en baştan başlamak:)
    Mercan ve Soon Cheol sahnesini ilk başta bende Young gi gibi anladım, hatta kesin yanlış anlamıştır demiştim geçen bölüm ama doğrumu yoksa dedimki YoungGi’nin yanlış anladığı çıktı ortaya ahaha, orda bir merak bir esrarengizlik yaşadım^^
    Mercan ve Soon Cheol’ün cicim günleri pek bir güzel, sırıtarak okuyoruz valla:)
    Podyum cadısı lakabını tuttum, YoungGi’ye tebrikler”
    Gelelim benim evlatlarıma ahahah vallahi çok güzel yazmışzın kuzum ellerine sağlık.Leun ve Young Gi arasındaki muhabbeti ve Tae ile Leun’un durumu çaktırmamaya çalışmalarını çok sevdim:)
    YounGi’nin hoşlandığı kız tanıdık biri olur dedim ama Hea Min’den başka secenek yoktu, yeni gelen kız onun tabiri ile üfürükçü ahaha resimden anladığım kadarı ile tam Youngi ye uygun vallahi
    Ayrıca o telli birşey çalmıyor diye açıklama yapmasına koptum 😀
    Mercan 3 kardeşmiş demekki, diğer kardeşide onun gibi korelilere benziyor ahaha, İki oyuncuyuda severim valla hoşgelmişler hikayeye^^
    Artık yeni gelenlerden birini Hae Mi ye ayarlıyalım yahu, yazık o kıza ha ne dersin çingum olurmu olur mu ahaha
    Yeni oyuncu yeni hikayeler demektir, bakalım onların hikayeleri nasıl, geçmişleri şimdiki durumları ve gelecekte nasıl olacakları…
    Merakla bekliyorum kuzu, parmaklarına sağlık ve gelecek bölümde kolaylıklar 😉

    Cevapla

  3. Lee
    May 15, 2011 @ 22:42:01

    Çingu şu an kendime kızıp duruyorum, neden bu kadar geç okudum diye? Hep misafirler yüzünde^^ Büyük bir sırıtışla okudum bütün bölümü, enfes olmuş diyorum.

    Bir sürü koptuğum yer vardı.

    Hoo Jin’in böcekleri getirmesi ve sürekli böcek demesi ,bizimkilerin de yiyormuş gibi yapması.

    Hae Min ile Yong Gi’nin didişmeleri, evde kovalamacaların olması.
    Mercan ile Soon Cheol’ün mükemmel kimyası. Kimya deyince bu arada aklıma “Aşkın kimyası paranoya” cümlesi geldi. Not alayım 10. Bölümün ismi olabilir çünkü aha 😀

    Kardeşlerin gelmiş olması. Sevdiğim oyuncular benim de keyif katacak.
    Yong Gi’nin bula bula çalgısı bulması aha. Bu kısım enfesti. Oyuncu da pek sevimli hani, bu arada 3 karakter geldi. Hikayemiz oldukça genişliyor mu ne? Tabi bir de konuk oyuncularımız vardı.

    Hain çingular, hiç haberim olmadı bu durumdan, kimse de söylemedi bana! Bir anda Song-i’nin adını duyunca “a, aynı isim dedim” ilk başta. Jeton düşmedi hani. Ama ben bu konuk olma olayını çok seviyorum. Dolu dolu geçti bölüm Song-i, Tae Yang ve Leun’un katkılarıyla. Bizimkiler sevgili olduklarını söylemediler. Gerçi Leun potlar kırdı ama anlaşılmadı haha. Bir an Yong Gi ile iyi anlaşınca, hazır Tae de evli iken Leun onu bırakır Yong Gi ile olur dedim. Oha işte bana 😀

    Her bölüm olduğu gibi bu bölümde de müzikler oldukça güzeldi çingum. Okuma ziyafetinin yanında kulaklarımız da ziyafet çekiyor, süper! ^^

    Son olarak bu bölümün en sevdiğim cümlesi şu oldu:

    “Saçlarımı havluyla kurularken biran babam, şımarıklık yaptığında küçük kardeşim, kıskandığında ağabeyim ve her öptüğünde kalbimi hızlandıran oluyor”

    Çok beğendim, zaten senin cümlelerin, hikayedeki diyaloglar filan benim oldukça hoşuma gidiyor. Ellerine sağlık çingum, aynen böyle süper bölümlerle devam et hehe 🙂

    ^^

    Cevapla

  4. hikaruivy
    May 23, 2011 @ 16:38:49

    ben bu bölümü çok önceden okudum ama insan sıcağı sıcağına yorum yazmayınca sonra ne yazacağını unutuyor, mianeee! 😦 😦 ama üşenmedim, en baştan bir defa daha okudum (aja aja fighting!) ve şimdi yorumumla karşındayım 😀

    öncelikle mercan ve soon cheol ne şirin bir çift oldu öyle! sabah uyanma muhabbetlerine bayıldım! yong gi ve hae mi’nin muhabbetine de öyle 😀 yong gi çok afacan yaa… onun anne ve babasını kıskanması olayına koptum! şekerto 😀 ama bu arada hae mi’yle ikisi çok şirinlerrr, nolur bu ikisini de birbirine aşık et senarist hanım yav… o cafedeki çalgıcı kız da nerden çıktı?! olmaz, yong gi’ye hae mi’den başkasını ölürüm de yar etmem! 😀 😀 lee gibi yapayım ben de: çocuğumu keserim bak! 😀

    bu arada astrea’nın hikayesindeki karakterleri görmek çok tatlı bir sürpriz oldu! 🙂 leun’la tae yang’ın mercan “25 yaşında anne oldum” deyince faltaşı gibi açılmış gözlerle kalakalmasına koptum! 😀 çok şeker sahnelerdi. “evcil hayvan” leun bütün şirinliğini burda da konuşturdu. yalnız çenesi fazla düştü, nerdeyse her şeyi eleveriyordu, hehe 😀

    bu arada sondaki sürpriz tam anlamıyla sürpriz oldu! sarp levendoğlu ve hong ki’nin hikayeye dahil olması harika bir haber! onların maceralarını da merakla bekliyorum ^^

    ayrıca çok ara verdin çingum, artık yeni bölüm bir an önce gelsin, e mi? öperim ^^

    Cevapla

    • Ser_min
      May 25, 2011 @ 09:20:45

      @Hikaru
      Haha hep böyle aja aja çingu 😉
      Değil mi ikisi çok tatlı oldular bencede. Yong Gi HAe Mi ile çok güzel uğraşıyor. Bayılıyorum ben ona 😀 Aynen bir isim takılacaksa afacan doğru bir sıfat 😉 Her çocuk gibi (Erkek çocuğu gibi) annesini kıskanıyor. O konuda kesinim ama kuzum kusura bakmayın. Biliyorum herkes çok yakıştırıyor HAe Mi ile Yong Gi’yi ancak onlar abla kardeş gibiler. Hatta MErcan annesi ya Hae Mi’de teyzesi 😛 Kesmeyin çocuklarınızı onların suçu ne? Zaten Lee’ninki piskopat olup çıkacak. Çocuk sürekli ölüm tehlikesi altında 😀

      Evet süpriz yaptık size. Song-i Leun Tae Yang buralara kadar geldi 😀 Harbiden ama kız 25 yaşında anne oldu hemde boyu kadar oğlan çocuğu.
      Leun evet samimi bir ortam bulunca incilerini dökmeye kalktı ama neyseki Tae Yang vardı yanında 😀

      Evet o ikisi süpriz oldu. Sarp hep aklımdaydı aağabey olarak ancak küçük kardeşi seçerken zorlandım biraz. En son Hong Gi de karar kıldım onunda kahve saçlı halini bulmak zor oldu 😀

      Evet baya ara verdim. Çünkü artık sonlara yaklaşıyor bu yüzden bölümleri uzun tutuyorum 6000 kelimeyi geçiyor e yazmasıda uzun sürüyor 😀 Ancak yeni bölümün gelmesi yakın 😉 Bende öptüm seni xoxo

      Cevapla

  5. kimbapsushi
    Haz 17, 2011 @ 12:12:33

    Ellerine sağlık canikom, aslında bu bölümü okuyalı çok oluyor, zamanında bilgisayarım bozulduğunda cepten okumuş, bu yüzden yorum yazamamış idim. Şimdi tekrar okudum^^

    Her zamanki gibi çok samimi ve tatlı bir bölümdü. Soon Cheol ve Songi sonunda kavuştu ve çok tatlı bir çift oldular. Hatta pek tatlı oldular, bir yastıkta kocatsın diyorum. Her ne kadar Dae Han’a üzülsem de, Soon Cheol 4eva:P

    Bir de Astrea’nın hikayeden gelen misafirler var. Pek bayıldığım Leun ve Yonggi bir arada, daha ne isterim. Bu iki şirinlik timsali bence kanka olmalı, hatta onlara özel bir hikaye falan yazılmalı^^ Çok güzel olmuş hep beraber olmaları, ben bayıldım şahsen.

    Hoo jin benim bebişim olsun, zaten Moon’un da hastasıyımdır uzun zamandır.Böcek getirişini yerim, hatta getirdiği böceği yerim ahaha bayılıyoruz.

    Mercan’ın abi geldi son dakikada bakalım nolcak? Ay ben hemen diğer bölüme geçip merakımı gidereyim^^ Eline sağlık kuzum

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: