On İkinci Bölüm

The Daylight – Happy

“Sonunda kayıtlar bitti. Birde ilk klibini çektik mi her şey tamam olacak. Kim olsa acaba? Senin aklında biri var mı?” Dae Han Menajerinin dediği hiçbir şeyi duymuyordur. Aslında düşündüğü bir şeyde yoktur. Sadece boşluktadır. Menajer Kim Dae Han’ı sarsar “ Sana diyorum! Aklında bir yönetmen var mı? Gerçi haklısın albüm tamamlanınca bir garip hissettin değil mi kendini? Ah aynen bende öyleyim. Değişik bir duygu bu…” Dae Han konuşmaya dalan adamın suratına bakar ve gülümser “ Menajer Kim! Hyungnim! Hyungnim!!” Adam biran durur “ Ah sonunda dünyaya iniş yaptın.” Dae Han “ Ben buradaydım da sen uçuşa geçtin” der ve gülümser. “ Aklımda kimse yok açıkçası benim için fark etmez. Sen uygun gördüğün birini bulabilirsin. Bana da uyar yani” der ve kalkar. Ceketini alır “  O zaman ben gidiyorum. Yönetmeni bulunca bana haber verirsin” der ve dışarı çıkar.

Elini cebine atar ve telefonunu çıkarır “ Arasam mı acaba? Şimdi işten çıkmıştır. Eve gidiyordur. Gerçi Soon Cheol ile birliktedir. Aramamak en iyisi” der kendi kendine ve telefonu geri cebine koyar “ En iyisi eve gidip albümün tamamlanmasını kutlamak” der ve arabasına doğru gider. Yansımasına bakar “ Güzelce kafalarımızı çekelim ne dersin Dae Han”

Anahtarını çıkarır ve eve girer. “İşte geldim.” Der “ Kimsenin beklemediği, menajerimden başka kimsenin uğramadığı, evim evim güzel evim” Ayakkabılarını çıkarır mutfağa geçer. Dolaptan altılı birasını alır ve kendini koltuğa atar kendi kendine konuşmaya başlar “ Şerefe Dae Han. Seni kutluyorum. Sonunda albümün tamamlandı. Peki şimdi mutlu musun? Bence de. Aslında hiçbir şey hissetmiyorsun değil mi? Sonuçta  bu albüm için uğraşmanın tek bir nedeni vardı ama artık yok. Ah evet aslında o sana demişti nedenin ben olmayayım hiçbir zaman. Bir şey yapacaksan bunu kendin için yap demişti. Ama sen ne yaptın öyle yapmadın. O zaman hadi şimdi iç işte yalnızlığına. “ der ve birayı kafasına diker. Televizyonu açar. Amaçsızca kanalları değiştirir, cd’lerini karıştırır bir kaçını dinler ve bir not bulur “Bana bir ayakkabı borçlusun çalgıcı” Hatırlayınca gülümser “ Ah Dönme dolapta kalan ayakkabısı” der kendi kendine. Sonrasında durgunlaşır “ Of Dae Han hiçbir şeyi doğru düzgün yapamıyorsun. Verdiğin sözlerin hiç birini tutmuyorsun ve hala neden diye soruyorsun kendine. İşte nedenleri burada. Zaten en başından beri hak etmemiştin sen onu. Kang Mo hyungun dediği gibi kumar oynadın ve olabilecek en kötü şey oldu. her şeyini kaybettin. Şimdi nasıl mutlu olacaksın?” Son birayı bitirdikten sonra maillerine bakmak için bilgisayarını açar. Menajer Kim kendi seçtiği birkaç yönetmenin profilini göndermiştir. “ Bu ne acele hyung ya?” diye kendi kendine söylenir ve bilgisayarı kapatır. Ardından bir anda “ Buldum evet buldum. Acaba sorsam ne der?”

*

“Enjoy The Ride” – Extreme Production Music

Yong Gi “ Hyungnim bu ne?” Soon Cheol “ İnan bende bilmiyorum ancak içimden bir ses yakında öğreneceğiz diyor” Mercan Hoo Jin’i Soon Cheol’e verir “ Ben hemen geliyorum” der ve abisinin yanına gider. Onlara yaklaşınca Uras daha fazla dayanamaz ve kıza sarılır “ Abla seni çok özledim ben!” Mercan’ın içinde bombalar patlamıştır. Çocuğa sıkıca sarılır “ Bende seni çok özledim “ Uras “ Hadi oradan eğer özleseydin arardın. Hadi anneme, babama kızgınsın ama beni niye aramadın ? Çok kötüsün biliyor musun?” Mercan daha fazla göz yaşlarını tutamaz ve çocuğa tekrar sarılır, ağlamaya başlar. Uras “ Tamam ağlama şimdi. Üzerimi sümük yapacaksın. Ya abla!” Mercan gülümser ve çocuğun tişörtüne burnunu siler “ Ya iğrençsin!” Mercan “ Biliyorum” der ve çocuğun saçlarını karıştırır. Sarp yanlarına gelir “ Konuşacak çok şey var sanki.” Mercan “ Her şeyi anlatacağım” dercesine gözlerine bakar. Uras’ın  elini tutar “ Hadi eve gidelim” der

Yong Gi “ Çok garip konuşuyorlar. Ah çok merak ediyorum kim bunlar?” Soon Cheol “ Biri Mercan’a benziyor ancak şu uzun boylu olan tahminlerimin çürüme sebebi. En iyisi beklemek” Mercan apartmandan içeri girdiklerinde asansörün bozuk olduğunu görür “Ya inanmıyorum! Kim çıkacak şimdi!” Yong Gi gülümser “ Cevap vereyim mi? Gerçekten cevabını bilmek istiyor musun? “ Mercan gülümser “ Hayır istemiyorum” Uras “ Bu çocuk kim acaba? Ağabey sen merak etmiyor musun?” Sarp “ Buraya neden geldik Uras? Merakımızdan değil mi? Şu merdivenleri bir çıkalım soruların cevaplarını bir bir alacağım. Mercan! Kaçıncı kattasın sen?” Mercan asansörün sık bozulmasın dolayı antrenmanlı olduğundan gayet rahat “ En son kat “ Uras ile Sarp birbirlerine ölüme yaklaşmışlarcasına bakarlar.

Son kata geldiklerinde Sarp “ Su içmem lazım hadi Mercan ne taraftan?” Mercan ile Soon Cheol ilk Soon Cheol’ün dairesine gider sonra Mercan nereye gittiğini fark eder ve kendi dairesine yönelir Soon Cheol ile Yong Gi’de o tarafa gider. Mercan Soon Cheol ile Yong Gi’ye kaş göz işaretini yapar ve onları kendi dairelere yollar. Üçünün bir sağa bir sola gidip gelişini izleyen Sarp “ Ne oluyor ya burada? Bir karar verin. Mercan neresi sizin?” Mercan kapıyı açar “ Burası.” Soon Cheol’ü göstererek “ O neden oraya gidiyor?” Mercan “ Onun evi orası” Sarp “ Peki neden ilk o tarafa gittin?” Mercan “ Çoğu zaman orda kalıyorum” Sarp Mercan’ın kulağını çeker “ Neler karıştırdın sen burada küçük cadı kim bilir” der ve içeri girer. Uras onları pür dikkat izleyen Yong Gi’ye bakar ve el sallar İngilizce “ Sonra görüşürüz “ der Yong Gi de aynı şekilde cevap verir kendi kendine “ Bu çocuk kim ya?” der ve gülümser.

“Sunday Afternoon” – Rachael Yamagata

Hae Mi koşa koşa kapıya gelir ve karşısında Sarp’ı gördüğü an çığlık atar. Mercan korkudan bayılmak üzere olan arkadaşını tutar “ Hae Mi bak bende buradayım. Hey ! Kendine gel!” Hae Mi gözlerini Sarp’tan ayırır ve Mercan’a bakar “ Mercan bu ne? “ Mercan kahkaha atar “ Bu ne denmez ona bu kim denir. Önce sen şöyle git otur söyleyeceğim şimdi. Ağabey sizde geçin oturun. Aç mısınız bu arada?” Uras “ Ben kurt gibi açım abla. Ama burada yiyecek bir şey var mıdır ki?” Sarp “ Aklın fikrin yemekte. Biz bir şey yemeyeceğiz önce sen bize neler olduğunu anlat” Mercan ağabeyini çok iyi tanıyordur. Aklına koyarak geldiği şeyi öğrenmeden, açıklığa kavuşturmadan başka bir şeyi hayatta yaptırılamayacak olması su götürmez bir gerçektir. Oturma odasına geçerler Hae Mi, Mercan’ın dibine oturmuş, gözlerini Sarp’a dikmiş sessizce beklemektedir. Sarp derin bir nefes alır ve başlar “ Gayet iyi görünüyorsun. En azından bir evin var. Neler yaptın anlat bakalım. Bizi hiç düşünmeden bırakabilecek kadar sevdiğin bu Kore’de ne yaptın? “ Mercan da derin bir nefes alır verir “ Okulu bitirdim, çalışmaya başladım. Şimdide çalışıyorum  yani olması gerektiği gibi. Değişik başka bir şey yok” Sarp sakince “ Bunu Türkiye’de de yapabilirdin yani dediğin gibi değişik bir şey yokmuş” Mercan gülümseyerek “ Bunun farkındaydınız yani. Bunları Türkiye’de de yapabileceğimi biliyordunuz ancak Amerika’ya gitmediğim ve burada kaldığım için beni evlatlıktan sildiler ağabey buna ne diyeceksin?” Sarp biraz sesini yükselterek  “ Türkiye’ye dön deseydik gelecek miydin? Yine gelmeyecektin. Senin problemin Amerika’ya gitmek ya da gitmemek değildi. Kore’de kalmaktı.” Mercan “ Sizin derdinizde benim mutlu olup olmamam değildi, başarım ile hava atmaktı” der ve o da sesini yükseltmiştir. Sarp daha yüksek bir sesle “ Ben hiçbir zaman böyle düşünmedim. Yıllarca kardeşimin sesini duyamamak nasıl üzdü beni biliyor musun? İstersen çöpçü ol, istersen şarkıcı ne bilim ne olursan olsaydın beni ilgilendirmezdi. Mutlu olduğunu bilmek bana yeterdi. Ben sadece küçük kardeşimin beni nasıl böyle arkasında bırakıp gittiğini anlayamadım. Bir kez bile telefon açmayan küçük cadının nasıl olduğunu düşünmekten geceleri gözüme uyku girmedi.” Mercan gözleri dolmuş bir şekilde ağabeyine bakar ancak aynı tonda devam eder “ Ama annemlere böyle diyemedin. Onlar bana ne halin varsa gör dediklerinde sesini çıkarmadın.” Uras çoktan göz yaşlarını salmıştır “ Nerden biliyorsun? Ağabeyim günlerce yalvardı. Yanına giderim onunla kalırım dedi. Ancak onu da terslediler zaten beni hiç dinlemiyorlardı.” Bir süre sessizlik olur. Ortam sessiz kaldıkça Hae Mi gerilir ve Mercan’a biraz daha yaklaşır. Mercan biraz sakinleşmiştir “ Peki şimdi nasıl geldiniz? Şimdi nasıl izin verdiler?” Uras “ Çektik kapıyı çıktık. Sensiz olmaktan bıktığımızı söyledik. Seslerini çıkaramadılar” Sarp “ Eskisi gibi kızgın değiller sana. Onlarda özlediler ancak işte gururlarına yediremiyorlar. Yoksa ertesi gün babamı elinde senin fotoğrafınla yakalamıştım”

Hae Mi gergin ortamlardan hep uzak kalmıştır. Üçünün bağrışması kendini çok kötü hissettirir. Mercan’ın böylesine çıkışması ve küçük olanın tipine bakarak tahminlerinin doğruluğuna inanır. Ancak daha fazla orda kalamayacağına karar verir ve evden çıkar.

Yong Gi ve Soon Cheol yan daireden gelen bağrışmaları duyduklarında hemen kapıya koşarlar. Soon Cheol kapıyı açmak için elini kulpa götürürken kapı açılır. Adam Hae Mi’yi kapının önünde görünce daha da telaşlanır ancak Hae Mi Soon Cheol’ü tutar “ Merak etme sadece konuşuyorlar. Ha bir yandan da ağlıyorlar. Yani kısacası sorun yok” der Soon Cheol “ Nasıl sorun yok. Birileri ağlıyor, birileri bağırıyorsa illaki bir sorun vardır” Hae Mi kapıyı kapatır ve ikisini içeri götürür. Kucağına Hoo Jin’i alır “ Tahminimce o ikisi Mercan’ın kardeşleri. Biri ağabeyi ötekisi küçük kardeşi. Hani Mercan bahsederdi ancak hiç fotoğraflarını görmedim o yüzden tam emin değilim. “ Yong Gi “ O teddy cidden annemin ağabeyimi yani? Vay canına !! Küçük kardeşi ile benziyorlar ama  teddy…. Allah Allah acaba üvey kardeşi olabilir mi? Yok yok kesin üvey. Abi alakaları yok ya!” Soon Cheol hala endişeli “ Hae Mi bak eminsin değil mi? Sorun yok yani? Of yanlarına gitsek mi acaba ? Mercan çok ağlıyor mu?” Hae Mi “ Of Soon Cheol ya! Dedim ya sorun yok. Zaten emin ol birazdan buraya gelirler” Yong Gi Soon Cheol’e yakınlaşır “ Hyung bence de gelirler. Aşağıda sizi öpüşürken görmedi mi? Of kesin dayak yiyeceksin. Onun elide bayağı ağırdır ha şimdi” Hae Mi kendinden emin bir şekilde “ Oooo eğer yakalandıysanız kesin gelirler. Yani hangi ağabey olsa kız kardeşinin yanındakinin kim olduğunu merak eder. Ah hele birde yanınızda Hoo Jin varken gördüyse sizi…” Soon Cheol git gide kendi için endişelenmeye başlar. Yong Gi ise sırra kadem basmaya yeltenmektedir Hae Mi fark eder “ Ne yapıyorsun sen?” Yong Gi “ Saklanacak bir yer arıyorum” Hae Mi “ Sen neden saklanıyorsun ki?” Yong Gi “ Üzerime kan sıçrasın istemiyorum da ondan ancak olacakları da kaçırmaman lazım. O yüzden temiz kalabileceğim ve manzarası iyi bir yer bakıyorum” Hae Mi Soon Cheol’e bakar ve gülümser “Yong Gi bulunca bana da yer ayır tamam mı?” Soon Cheol’ün suratı bembeyaz olma yolunda ilerliyordur. Bir yandan Mercan’ın yanına gitmek ister bir yandan da yaşamak istiyordur. En son karar verir ne olursa olsun Mercan’ı savunmaya gidecektir. Kapıya doğru gider ancak artık çok geçtir Mercanlar kapıya gelmişlerdir.

***

Sarp daha fazla dayanamaz ve ağlayan kardeşine sarılır. Mercan ağabeyi sarılınca daha çok ağlamaya başlar. Sarp “ Çok özledim seni küçük cadı. Affettin mi bizi? Ağlamayı da kes artık. Yoksa bak Uras…” derken Uras kendini tutamaz o da tekrar ağlamaya başlar ve onlara sarılır “ Abla!! “ Mercan daha fazla dayanamaz “ Tamam ya yeter. İlk gördüğümde sizi affetmiştim zaten ben. Aslında böyle konuştuğuma bakmayın ben en başından beri sizden hiç vazgeçmemiştim “ der Uras “ Gizli gizlide olsa arayamadın mı?” Mercan “ Ben birkaç kez aradım ama sizle görüştürmediler. Cep telefonlarınızı da aradım ancak kapanmıştı” Sarp “ Numaralarımızı zorla değiştirdiler. Senin numaranı da istediğimiz halde vermediler. Bu kadar ileri gidebileceklerini düşünmemiştim” Mercan yalnızca gülümser “ Peki bir şey soracağım, burayı nasıl buldunuz?” Uras hemen cevap verir “ O zor olmadı Seoul Üniversitesinde olduğunu biliyorduk oraya gittik bir tane kadın vardı adı neydi?… Ha He Ra! Harbi Hera gibi kadın yalnız. Onunla konuştuk adres bilgilerinden öğrendik.Taşınmış olmaman için dua ettik durduk” Sarp devam eder “ Sadece adresini değil başka şeylerde öğrendik” Mercan başka ne öğrenebileceklerini düşünür “Ne öğrendiniz?” Sarp “ Birincilikle mezun olmana rağmen yönetmenlik vs yapmıyormuşsun. Fotoğrafçılık yaptığını söyledi. Nasıl yani? “ Mercan gülümser bu açıklanamayacak bir şey değil diye düşünür. “ Şimdi bunları konuşmasak. Uras sen açım demiştin değil mi? Gelin bir şeyler yiyelim” Sarp “ Dur şimdi değil!” Uras “ Ya of ya! Sarp bey istediğiniz cevapları almadınız mı? Gerisini sonra yanıtlasa?” Sarp keskin bakışlarla, gözleriyle Uras’a cevap verir “ Ne kadar çabuk unuttun. Mercan asıl şu bebekle, adam kim?” Uras’ın gözleri açılır “ Haa gerçekten ya abla onlar kim? Çocuğun sana ‘omma’ dediğinden yüzde yüz eminim üstelik onun anne demek olduğunu da biliyorum yani” Mercan’ın yanakları kızarıverir. Sarp “ Niye kızarıyorsun. Düşündüğümüz şey doğru mu? Mercan dayımı olduk biz?” Mercan gülümser dolabın kapağını kapatır “ Evde bir şey kalmamış. Aslında bugün içmeyi planladığımızdan markete gidecektik bir şeyler alacaktık ama…Gidemedik işte. Soon Cheol’de ramen olması lazım. Oraya geçelim. Hem tanışmışta olursunuz” Sarp “ Ya vallahi kafamdaki sorular yüzünden beynim kulaklarımdan çıkacak şimdi” der ve Mercan’ı takip ederler. “ O tarafa geçelim bakalım”

Naru – 무지개

Mercan kapıyı açar ve içeri girer Hoo Jin Hae Mi’nin kucağından kurtulur ve Mercan’a doğru koşar Mercan “ Yavaş küçük adam yavaş. Düşeceksin şimdi” Yong Gi Hae Mi’ye yaklaşır “ Hazırlıksız yakalandık ne olacak şimdi?” Hae Mi “ Mercan’a baksana. Her şey yolunda “ Mercan Soon Cheol’e bakar adam resmen bayılmak üzeredir. Yanına gider yanağına elini koyar “ Ramen var değil mi?” Soon Cheol şaşkın şaşkın bir kıza bir adama bakar. Sarp’ın sert bakışlarına maruz kalınca kızın elini yanağından çeker dişlerinin arasından “ Mercan sen ne yapıyorsun. Arkandaki gözleriyle beni benzetti biliyor musun?” Mercan gülümser ve ağabeyine bakar  “ Korkutmasana ya!” Sarp iki elini havaya kaldırır “ Vallahi ben bir şey yapmıyorum. Ama aferin akıllı çocukmuş kimden korkması gerektiğini biliyor” Uras “ Hadi hadi yemek istiyorum açım” Mercan “ Tamam siz geçin şöyle oturun biz hazırlar getiririz” Yong Gi kendilerinin oldukları yere geldiklerini görünce “ Hae Mi buraya geliyorlar. Hae Mi…..” Sarp ile Uras koltuğa otururlar Uras gayet cana yakın bir şekilde İngilizce konuşarak “ Merhaba. İngilizce biliyor musunuz?” Yong Gi “ Evet biliyoruz. Yani ben biliyorum onun yeni bir dil öğrenecek kapasitesi olduğunu sanmıyorum “ der Uras gülümser. Hae Mi “ Onu da nerden çıkardın. Çalıştığım çoğu manken yabancı. Üniversitede de ingilizce okudum yani ingilizcem gayet iyidir” Uras “ Demek mankensin. Ya sen?” Yong Gi bu çocuğu sevmiştir. Sevmesinin  en büyük nedeni de onun Mercan’a benzemesidir. “ Ben annemle şey yani Mercan ile aynı kafede çalışıyorum “ Sarp biran durur “ Anne mi dedin bana mı öyle geldi?” Yong Gi Sarp ile göz göze gelince histerik bir kahkaha atar “ Hah yani şey böyle bizim annemiz gibi, sürekli şunu yap bunu getir onu yapma diyip duruyor da onun için anne diyorum yani” Sarp “ Haa evet öyledir ağabeyi olmama rağmen bana da annelik taslar.” Sonra çocuğa yaklaşır “ Ama bak uyarayım anne dersen cidden annen oluverir”  Uras’ta  Hae Mi ile konuşuyordur “ Gerçekten mi? Ablamla aynı bölümdeydiniz ha? Sen niye mankenlik yapıyorsun?” Hae Mi “ Bu iş daha kolay. Sette ömrümü çürütemezdim” Uras “ O ise ömrünü sette çürütmek için, özellikle bunun için geldi buraya” Hae Mi gülümser “ Biliyor musun sen ona inanılmaz benziyorsun?” Uras “ Evet bunu genellikle söylerler” Hae Mi “ Hayır sadece dış görünüş olarak değil. Onunla ilk tanıştığım zamanki Mercan bakışları var gözlerinde” Bu sırada Mercan’lar gelir “ Yine kişilik analizlerine mi başladın Hae Mi” Hae Mi gülümser “ Ama gerçekten öyle” Soon Cheol “ Mercan gerçekten ağabeyin ile kardeşin mi? “ Mercan “ Evet öyle belli olmuyor mu?” Soon Cheol “ Kardeşin olduğu belli ama ağabeyin biraz şüpheli. Gerçi gözlerindeki tehdit vari bakışlar kanıtlıyor ama…” Sarp “ Siz ikiniz! Size Korece konuşmak yasak anlayacağımız dilde konuşacaksınız.” Mercan gülümser “ Emredersiniz efendim!”

Herkes ramenlerini yemiştir. Sarp daha fazla dayanamaz “ Evet hanginiz başlıyor” Gözlerini Soon Cheol’e diker “ Sen! Konuş bakalım. Kardeşimle aranızda ne var?” Soon Cheol dilini yutmuş bir şekilde kalır. Mercan gülmemek için kendini zor tutuyordur daha fazla bekleyemez “ Sevgilim” der ancak bir an kendiside böyle dediği için şaşırır. Soon Cheol’e “Sevgilim” diye hitap etmek garip hissettirmiştir. Soon Cheol ise gözlerini ayırarak Mercan’a bakar adam korkudan biraz önce Mercan’ın olayı iyice resmiyete döktüğünü bile anlamamıştır. “ Mercan sen ne yapıyorsun? Hemen bıktın mı benden? Kendi ellerinle beni ölüme yolluyorsun” Sarp elini Soon Cheol’e  uzatır “ Sen! Sana demedim mi Korece konuşmak yok. Ben hiçbir şey anlamıyorum. Fısıldaşmayın aranızda!” Soon Cheol “ Özür dilerim. Gerçekten özür dilerim” Hae Mi ile Yong Gi yerlere yatmak üzeredir. Sarp devam eder “ Demek sevgilisiniz. Peki bu çocuk ne? Kaç yaşında bu?” Soon Cheol “ Yakında ikiye girecek. Hoo Jin benim yeğenim.” Sarp biraz rahatlamıştır. Fakat yinede bozuntuya vermez “ Neden kardeşime anne diyor o zaman?” Soon Cheol “ Şey biz Mercan ile beraber büyüttük bu yaşa kadar. Hoo Jin’de Mercan’ı annesi beni babası olarak görüyor o yüzden yani” Uras “ Neden öyle görüyor ki ? Annesi nerde? Babası nerde?” Mercan elinin altındaki yastığı hiç düşünmeden kardeşine fırlatır. Sarp hemen anlar ne olduğunu. Soon Cheol’ün cevap vermesine izin vermeden “ İyi , iyi aferin size. Sorumluluk sahibi olmak güzeldir. Gayette güzel büyütmüşsünüz. “ Sarp kardeşi ile gurur duyuyordur. Aslında her zaman biliyordur Mercan bir şey yapıyorsa bu boşuna değildir. Burada kalmasının illaki böyle bir nedeni olmalıydı diye düşünür içinden. Soon Cheol ilk kez bu kocaman adamın o sert görünüşünün altındaki yumuşak kalbi görmüştür. Mercan adamın saçlarını düzeltir ve gülümser. Soon Cheol de kızın gülümsemesine karşılık verir. Bu arada Hoo Jin yerinden kalkar Uras’a doğru gider ve yanına oturur. Çocuğun bacağına vurur Mercan’ı gösterir sonra Uras’ı gösterir “ Anne. Anne “ diyip durur Uras gülümseyerek “ Dayı dayı. Ben senin dayınım” der Hoo Jin birkaç saniye durduktan sonra “ Dayı*” diyiverir. Uras “ Allah Allah duydun mu ağabey bana ne dedi? Hehe harbi dayı oldum. Aferin abla doğursan bu kadar akıllı olmazdı” Mercan yerinden fırlar “ Bu ne demek şimdi? Sen ne demek istedin bir daha söyle bakalım” Uras hemen yerinden kalkar “ Bir şey demek istemedim. Vallahi istemedim. Yani ne kadar akıllı çocuk maşallah demek istedim” Evin içinde koştururlarken Yong Gi “ Demek doğasında var. Yazık acıdım şimdi çocuğa yıllarca kovalanmıştır böyle” der ve Sarp ile göz göze gelir “ Pardon Korece yok. Korece yok. Dedim ki Uras yıllarca kovalanmıştır herhalde böyle” Sarp gülümser “ Küçüklüklerinden beri böyleler. Mercan Uras’ı ben ikisini. Hayatımız hep birbirimizi kovalamakla geçti. Baksana bu sefer de ta Türkiye’den Kore’ye Mercan hanımı kovalamaya geldik” Yong Gi “ Bu ikisi de beni sürekli kovalıyor da. Üstelik eminim benide millerce kovalayabilirler gerçi iyi spor oluyor aslında.  “ Sarp “ Kaç yaşındasın sen?” Yong Gi “ Yirmi” Sarp “ Haa Uras ile aynı yaştasınız. Mercan’ın annelik taslaması çok normal. Ama dediğim gibi anneliğe kaptırdı mı gider yani.” Yong Gi “ Biliyorum, biliyorum” der ve gülümser. İçinden o da Soon Cheol’ün düşündüğü gibi düşünür. Bu adam sert görünse de bellidir ki çok iyi bir ağabeydir.

Hae Mi meraklı gözlerle Sarp’ı izliyordur. Mercan ağabeyinden bahsederken bir kez “ Tam kara kaşlı kara gözlüdür” demiştir o zaman tam olarak ne demek istediğini anlamamıştır ama şimdi gözleriyle görmüştür. Gayet saf haliyle  kaşlarını gösterir “ Bunlar senin değil mi? Yani gerçekler” diye sorar ve bu sorusuyla Yong Gi ile Soon Cheol’ü yere yatırır. Sarp ise ne diyeceğini bilemez. Kaçmaktan bitap olmuş Uras ağabeyinin yanına gelir ve kaşlarını tutar “ En kalitelisinden türk kaşı “ der ve güler sonra sakallarını okşar “ Uzadıkça yumuşar. Bunlar da son derece kalitelidir” Sarp çocuğu başından atar ancak Hae Mi “ Ya bir kez dokunabilir miyim?” Soon Cheol “ Hae Mi manyaklaştın mı?” Kız gayet net bir şekilde “ Ya hiç böylesini görmedim. Soon Cheol sen gördün mü?” Soon Cheol başını sallar “ Görmedim” Hae Mi” E merak etmiyor musun? “ Soon Cheol gülümser “ Hayır etmiyorum.” Sarp ne yapacağını şaşırır tepki bile veremeden Hae Mi adamın sakallarına dokunmuştur “ Vuah! Gerçektende yumuşakmış. Yong Gi Teddy dediğin kadar var. “ Mercan’da Hae Mi’ye katlır ve ağabeyinin sakallarıyla oynar “ Aman da aman cidden yumuşacıkmış. Kaç senedir kesmiyorsun ağabey bunları?”  Sarp iki kızında elini çeker “ Ya uğraşmayın benimle.” Der ve yerinden kalkar. Mutfağa gider bir bardak su doldurur. İçinden “ Ne garip kız o ya! Korkudan ölecektim” diye geçirir. Yong Gi “ Adam hemen anladı senin manyak olduğunu kaçtı görüyor musun?” Hae Mi “ Ne alakası var canım. Bak susamış ondan gitti” Yong Gi alaycı bir tavırla “ Ya, ya sen öyle san. İlk dakikada sakallarına hücum edince, kaşlarını sorunca her şeyi açığa verdin bir kere. “ der ve gülümser.

Mercan tekrar Soon Cheol’ün yanına oturur “ Şimdi daha iyisin değil mi?” Soon Cheol gülümser “ Evet iyiyim. Yalnız cidden çok korktum” Mercan kahkaha atar “ Onu ilk gören herkes aynı şeyi yaşıyor. Biz alıştık bu duruma” Soon Cheol “ E haklılar şimdi sizin yanınızda o koca ayak gibi kalıyor. “ Mercan bir kez daha güler “ Biliyor musun lisede ona hep böyle derlerdi. “ Soon Cheol sağına soluna bakar, Sarp’ı kontrol eder tehlikenin olmadığına karar verince Mercan’ı öper “ Her şeyin yolunda olması gerçekten çok güzel” der kızın saçlarında parmaklarını gezdirir ve Mercan’da aynı şekilde Soon Cheol’e karşılık verir “ Evet bence de çok güzel” der ve devam eder “ Of güya bugün içecektik. Şaşkınlıktan bira falanda almadık ne olacak şimdi” derken Sarp gelir “ Ya kaç kez söyleyeceğim…” Yong Gi ve Uras aynı anda “ Korece yooook!” Sarp kendini tutamaz ve gülümser. Hae Mi bir anda yerinden kalkar ve mutfağa koşar. Yong Gi ile Uras da aynı anda söylemenin verdiği mutlulukla beşlik çakışırlar. Mercan Hae Mi’nin yanına giderken Soon Cheol de konuştuklarını açıklar “ Biz bugün bir şeyler içelim demiştik de yukarı çıkarken almayı unuttuk. Onu konuşuyorduk” Sarp “ İçmek derken hani içkiden mi bahsediyorsun?” Soon Cheol başını sallar “ O zaman size sürprizim var. Ancak bavullar Mercan’ın evinde. O nereye gitti?” Soon Cheol “ Hae Mi’nin yanında. Beraber gidelim” Kalkarlar ve evden çıkarlar. Biranda Sarp durur “ Sen nasıl giriyorsun onun evine böyle rahat bir şekilde?” Sarp’ın yine ağabeylik damarı tutmuştur. Soon Cheol ise hemen mantıklı bir açıklama bulmak zorundadır “ Şey çünkü… Ha hani acil bir şey olur falan diye bir birimize şifrelerimizi söylemiştik.” Sarp yarı tatmin olmuş bir şekilde başını sallar “ Hımm… Bana bak öyle gecenin bir vakti falan acil bir şey oldu bahanesiyle eve dalarsan bende sana dalarım ona göre” der elini çocuğun omzuna atar göz kırpar. Soon Cheol korkuyla gülümser ve düşünür beraber kaldıklarını  hatta aynı yatakta uyuduklarını öğrense kim bilir neler olur?. Kendi kendine “ Herhalde kimliğimi bile teşhis edemezler” der.

Mercan “ Hae Mi sen iyi misin?” Hae Mi bir sürahi suyu içmiştir “ Şimdi daha iyiyim. Biran böyle bir garip oldum. Uh galiba bağrışmalar, ağlaşmalar sonra bu gergin ortam sonra… Öyle yani fazla geldi sanırım” der ve gülümser Mercan da karşılık verir “ E tabi alışık değilsin. Kaç hemen. Yalnız hadi evde bağırış çığırış vardı kaçtın, burada öyle bir şey yoktu” Hae Mi “ E zaten bende oradan kaçmadım ki susamıştım sadece” Mercan “ Tabi, tabii”der ve kıza sarılır Hae Mi   “ Cidden öyle!” Mercan “ Tamam öyle. Bir şey mi dedim?”

“Together We’re Never Alone” – Right The Stars

Yong Gi ile Uras yanlarında Hoo Jin ile fısır fısır bir şeyler konuşuyorlardır Uras “ Bu o mu? Vay canına hoşmuş. Adı ne?” Yong Gi “ Adını bilmiyorum. Hoş ama değil mi? “ Uras bir an kalır “ Nasıl yani daha öğrenemedin mi? Nerdeyse bir ay olmuş oğlum. Ne kadar yavaşsın” Yong Gi “ Yavaş değilim aslında , sadece hızlı  değilim” Uras kahkaha atar “ Süpersin kardeşim. İşte böyle. Yalnız ablama söylesene o hemen halleder. Bu konularda gerçekten iyidir” Yong Gi “ Ya ne demezsin. Kaç kez sordum ama bana ismini söylemedi. Üstüne birde dalga geçti” Uras “ Kesin geçerli bir nedeni vardır. Yoksa hayatta böyle bir şey yapmaz” Yong Gi  “ Aslında var. Etrafında hep çalgıcılar var diye  çok dalga geçtim. Hatta etrafındakilerden uzak dursun diye baya gönül yaptım ve gittim bir çalgıcı buldum” Uras şaşkınlıkla gülümser “ O zaman benden de nefret etmen gerek” Yong Gi “ Ne nefreti ben seni çok sevdim.” Uras “ Yok yok nefret edeceksin. Çünkü ben konservatuar öğrencisiyim” Yong Gi “ Şaka yapıyorsun değil mi?” Uras başını iki yana sallar Bu sırada Mercan yanlarına gelir “ Görünüşe göre çalgıcıları yanına çeken tek ben değilim ha Yong Gi “ Anlaşılmıştır. Seninle bağlantısı olanın illaki bir şekilde çalgıcılara işi düşünüyor demek ki. “ Mercan devamını getirir “ Ve gönlü…” Yong Gi gülümser. Bu arada Mercan’ın aklına Yong Gi’nin bu kadar akıcı İngilizce konuşuyor olması takılır. Geçmişi ile ilgili çok az şey bildiği bu çocuğu biranda içlerine almışlardır ve hiç konuşmamışlardır dayanamaz “ Yong Gi bu arada ingilizceyi sen nerde öğrendin? Süper konuşuyorsun.” Yong Gi gayet rahat bir şekilde “ Beş yaşımdan liseyi bitirene kadar, İngilizce, Almanca, Çince, Japonca eğitimi aldım. Bu dört dili çok akıcı bir şekilde konuşabilirim. “ Mercan’ın gözleri yuvalarından fırlayacakmışcasına açılır “ Vay canına sen ciddi misin?” Yong Gi” İnan ciddi değilim demeyi isterdim ama öyle.” Mercan şaşkınlığını gizleyemiyordur “ Gerçekten vah yani hiç bahsetmemiştin. “ Yong Gi Mercan’ın durmayacağını biliyordur ve hemen konuyu değiştirir “ Konu nasıl bana geldi ya? Size geri dönelim. Mesela ağabeyin ile hyungnim ne zaman dışarı çıkmışlardı da şimdi içeri giriyorlar”  Mercan merakla arkasını döner  “gerçekten de ne ara ikisi dışarı çıktılar” diye düşünür ve sorar “ Nereye gittiniz siz?” Sarp sırıtıyordur arkasına sakladığı şeyi masanın üstüne bırakır Mercan “ İnanmıyorum sana! Ağabey sen bir harikasın. Cidden diyorum bak senin üstüne kimseyi tanımıyorum” der ve adamın boynuna atlar” Uras “ Haha sana böyle tepki vereceğini söylemiştim.” Mercan Soon Cheol’e yaklaşır “ Hani sana hep bahsettiğim içkimiz vardı ya, işte bu o “ Soon Cheol  “ Vay canına gerçekten mi? İçmek için sabırsızlanıyorum bakalım dediğin kadar var mı?” Sarp “ Bunlar kokusundan sarhoş olurlar ya!” Mercan gülümser “ Kesinlikle öyle”

Büyük bir heyecanla masanın etrafına otururlar. Mercan geçen haftadan sağlam kalan meyveleri masaya koyar, bardakları getirir “ Evet tam bir çilingir sofrası olmasa da idare eder “ Sarp “ Daha ne olsun? Hadi otur bakalım” der ve rakıyı eline alır. Soon Cheol’ün bardağına uzanır. Soon Cheol hemen bardağı iki eliyle kavrar ve adama uzatır. Sarp “ Hop ne yapıyorsun sen? Koy o bardağı yere” Mercan gülümser “ Eline almana gerek yok.” Der ve abisine döner “ Burada adet böyle. Büyüğün içki dolduruyorsa iki elinde tutarsın bardağı” Sarp “ Saçmalığa bak tek elinle tutsan ölüyorlar mı? Hem başta hata var büyüğüne neden doldurtuyorsun? “ Mercan “ Ağabey biliyor musun bakış açına hastayım” Sarp gülümser “ Bende sana hastayım”

Rakılar Yong Gi ve Uras’ınkiler hariç doldurulmuştur. Yong Gi “ Ama bende tadına bakmak istiyordum. Hani kokusu bir garip ama…” Mercan “ Olmaz Yong Gi bir kişinin içmemesi lazım Hoo Jin’e göz kulak olmalısınız” Yong Gi “ Ama Hae Mi içiyor. “ Mercan “ Uras sevmediğinden içmiyor. E ikiniz anca bir kişi ediyorsunuz” der ve gülümser “ Ama bu haksızlık” Sarp “ Hadi gevezeliği kesinde içmeye başlayalım” der ve kadehini kaldırır.

Soon Cheol  “Değişik bir tadı varmış. Ancak seni yanılttım görüyor musun? Bir kadeh nerdeyse bitecek ve ben hala ayaktayım. Hani ilk kadehte yıkılırdım” Mercan gülümser “ Biraz daha bekle. O zaman göreceğim ben seni”

“Home” – Ry Cuming feat. Jesse Carmichael

Bir saat sonra Hae Mi içtiği yarım bardaktan, Uras ve Yong Gi Hoo Jin’le uğraşmaktan bir köşede bayılmışlardır. Soon Cheol yarı uyur vaziyette ve dili dolarak “ Hyung ben kız kardeşini gerçekten seviyorum biliyor musun?. İlk gördüğüm andan beri seviyorum hatta.” Mercan şaşkınlıkla “ Hastanede, o karmaşada nasıl oldu bu iş?” Soon Cheol gülümser “ Hastanedeki seni ilk görüşüm değildi” Mercan “ Nasıl yani?” Soon Cheol “ Ben apartmandan çıkıyordum, sen ise bana doğru geliyordun. Saçların uçuşuyordu, suratında o muhteşem gülümsemen ile yanımdan geçtin ve apartmana girdin.  İşte o an seni ilk gördüğüm ve aşık olduğum andı. Hemen döndüm kaçıncı kata çıktığına baktım. Bizim kattı. Ve açıkçası ben o günden sonra ablamı daha fazla ziyaret etmeye başladım. Yalnız o gün hariç” der ve biran neşesi kaçar . Mercan yanına geçer ve sarılır sonra ani bir hareketle yanağını çeker “ Bunca zamandır  seviyordun ama daha yeni cesaret edebildin. Çok ayıp “ der ve gülümser ancak Soon Cheol gayet ciddi bir şekilde “ Senin yüzünden hep. Sen kolay mı sanıyorsun sana seni seviyorum demeyi. Zor hem de çok zor. Ya tamamen gitseydin, ya bir daha seni görmeseydim. Hem sen bana bakmazdın” Mercan kahkaha atar “ Soon Cheol kendine gel. Ne alakası var ben neden sana bakmayacak mışım?” Soon Cheol “ Bilmiyorum. Bakmazdın işte” Mercan tekrar sarılır adamın kulağına fısıldar “ Bakmamakta ne demek, ben sana bakmaya doyamıyordum. Senin yüzünü her gördüğümde her şeyi unutuyordum. Beni bu denli mutlu eden, gülümseten bir surata bakmamazlık yapar mıydım hiç?” Sarp “ Hey siz ben ne dedim Korece yok demedim mi? En heyecanlı yerinde dublajı hatalı bir film izliyormuşum gibi hissettim. Altyazı seçeneğinizde yok   lütfen ingilizceye dönelim” Mercan ile Soon Cheol gülümser o sırada Soon Cheol’ün midesi bulanır ve zar zor tuvalete yetişir. Dönüşte bulduğu ilk yere yatar ve sızar.

Artık ayakta sadece Mercan ve Sarp vardır. Sarp “ Bakıyorum da performansın düşmemiş. Hala ayıksın yani aklın yerinde. Ben sende ilk dublede bayılırsın diyordum” Mercan gülümser “ Olur mu öyle şey. Bedenim dün gibi hatırlıyor.” Sarp gülümser “ Senin konuşman bir garip olmuş ya! Rakıdan mı yoksa türkçeyi mi unuttun?” Mercan “ Galiba ikisi de “ der ve bir süre sustuktan sonra Sarp “ Bu çocuğu sevdim. Belli ki sende seviyorsun ” Mercan başını sallar “ Evet seviyorum. Ona kızdım ama bende sevdiğimi çok geç anladım. Galiba şimdi olması gerekiyordu” Sarp “ Demek ki… Biliyor musun? Buraya gelirken inanılmaz korkuyordum. Ölmüş olabileceğin bile aklıma geldi. Ama neyse ki muhteşem insanlar bulmuşsun güzel bir hayat kurmuşsun kendine. Çok rahatladım” Mercan gülümser “ Üstelik bunlar bir kısmı daha birkaç kişi var tanışmadığın” Sarp “ Ha bu arada o ne iş yapıyor. Meslektaş mısınız?” Mercan “ Yok o yazar. Haftalık hikayeler yayımlıyor “ Sarp “ Kitabı falan yok mu?” Mercan “ Henüz değil. Ancak olacak inşallah öyle umuyoruz yani. Bu aralar bir şeyler yazıyor. Kimseye de okutmuyor. Bekliyoruz bakalım” Sarp derin bir nefes alır “ Peki buda sana şimdilik son sorum” Mercan gülümser “ şimdilik?” Sarp “ Evet şimdilik daha bir sürü var ama anca bu kadarını yetiştirebildim bugün. Neyse sorun geliyor. O kadar istediğin bölümü okuduktan sonra neden mesleğini yapmıyorsun?” Mercan “ Neyse kolay bir soruymuş. Kısaca özetlemek gerekirse fotoğrafçılığa aşık oldum. Kendimi muhteşem hissettirdi. Hani bu demek değil yönetmen olma hayallerimi suya attım. Onun için hala zaman var bence. Çünkü  yeterince iyi değilim gibi geliyor.” Sarp  “ Daha ne kadar iyi olmayı bekliyorsun ha küçük cadı? Ama neyse sen mutlu olduğun sürece sorun yok demektir” der ve kollarını açar. Mercan abisinin kollarına gider. Sarp Mercan küçükken yaptığı gibi kızın saçlarını elleriyle tarar ve uykuya dalmasını bekler. İçinden geçirir “ Burada böylesine mutlu olmamalıydı. O zaman her şey daha kolay olurdu”

On İkinci Bölümün Sonu

5 Yorum (+add yours?)

  1. hikaruivy
    May 31, 2011 @ 23:09:32

    evet bu sefer okuyup sıcağı sıcağına karşındayım canımcım 🙂

    her zamanki gibi çok tatlı bir bölümdü; artık bunu söylememe gerek bile yok 😉 uras ve sarp da en az diğer karakterlerin kadar şirin çıktılar. uras’ın yong gi’yle hemencecik kanka oluvermesine, sarp’ın kardeşini koruyup kollayan ama bir yandan da onun seçimlerine saygı duyan ağabey tiplemesine resmen bayıldım! bu arada yong gi’nin sarp’a teddy demesi ve hae mi’nin “mercan bu ne?” diye sarp’ı işaret etmesi ve sarp’ın kaşlarının gerçek olup olmadığını sorması gülmekten gözlerimden yaş getirdi! 😀 😀 ben bu ikisine bayılıyorum yaa… madem bu iki şirini birbirine yapmaycaksın, bari hae mi ve sarp birbirine aşık olsun da bizim kız yabancıya gitmesin 😛

    diğer sahneler de birbirinden hoştu: soon cheol’un ölüm fermanını bekleyen kurbanlık koyun tavırlarına bittim 😀 sarp’ın sürekli onları ingilizce konuşmaları için uyarmasına bayıldım 😀 hele o “en heyecanlı yerinde dublajında sorun çıkan film” benzetmesi beni kendine hayran bıraktı; aferin sarp’a, süper çocuk valla 😀 rakı muhabbetleri harikaydı; eee, sarp ve mercan en sona kalacak tabii; aslan sütü bize dokunmaz, türk’üz biz oğlum! 😀 😀 ama en son anda bombayı patlattın çingu: sarp’ın dilinin altında bir bakla var, pek de hayırlı bişiy diil gibi, ama ben gene de “hadi hayırlısı” diyeyim:P

    yeni bölümü en kısa zamanda bekliyorum şekercim ^^

    Cevapla

  2. 4astrea
    Haz 04, 2011 @ 20:43:06

    Çingum ellerine sağlık çok şirin güzel bir bölüm olmuş, tüm bölümü sırıtarak okudum valalhi 😀
    Ah Uras ve Sarp’ı ayrı ayrı sevdik, Uras bizim yong gi ile iyi anlaştı zaten karakter olarak benzettim ben onları ee bir de Mercan ikisine de annalik yapınca tam oluyor. sohbetleri Ypng gi’nin hoşlandığı kıza bile gelmiş 😀

    Sarp karakterinin önce ciddi görünmesi sonrada aiçinde ki dosthane karakteri çıkarması hoştu, her zaman söylediğim gibi önce mesefali görünen ama konuştukça tanıdıkça iyi olduğunu anladığımız karakterleri ayrı bir severim. (Acaba kendimde böyle olduğum için mi:P )

    Mercan olayları iyi idare etti vallahi, kordünatör olmalı bu kız. ayrıca süper yönetmenlik yapar benden demesi dön Mercancım yönetmenliğe sen 😀
    Ve Soon cheol’ün de Mercan’a ilk ne zaman aşık olduğunu öğrendik ah ah meğer bizimkisi ilk görüşte aşık olmuş.
    İçki muhabbeti geçince ben anladım bizimkilerin rakı getirdiğini, o sahneler çok güzel olmuştu hele sarhoş olduklarında sohbet hoştu.

    Dae Han’ı unuttum sanmayın yönetmen lazım diyince aklıma direk Mercan geldi ama onun aklına biraz daha geç geldi, bakalım Mercan ne diyecek:)
    Sarp’ın son söylediği sözden kıllandım acep götürmeye mi gelmişler kızı? Onuda bir sonraki bölümde göreceğiz;)
    Tekrar ellerine sağlık canum, diğer bölümde kolaylıklar diler öperim kocaman 😉

    Cevapla

  3. winpohu 'ca
    Haz 06, 2011 @ 14:01:11

    aa nasıl bitti ya be anlamadım 😦
    en bomba kısım asıl neden büyüklere doldurtuyorlar ki hahahah sarp ı sevdim keşke geçici olmasa .bu bölüm mercan ve ailesi ile baya güzeldi.
    mercanın soon cheoul a olan duygularını daha çok belli etmesi o sahiplenici tavrı çok güzeldi .diğer taraftan dae han için üzüldüm yazık ona da onu da utlu edemez misin?
    hae min için planların var mı mera ediyorum .bu kıza bir aşk yok mu ?

    alt yazının yok bu diyaloglar çok güzeldi ben tuttum bu sarp ı bir süre takılsın buralarda 🙂
    yongi bu kadar dili nerden biliyor onun da bir gizli geçmişi mi var acaba ?
    yeni bölümde bizi neler bekliyor acaba ? müzikler de her zaman ki gibi çok sevdim .ellerine sağlık çingu 🙂

    Cevapla

  4. kimbapsushi
    Haz 17, 2011 @ 13:38:48

    Öncelikle ilk paragrafta güldürüp ikincide ağzımıza mıçtığın için sağol, Dae han ciğerimizi dağladı, ben onun yalnızlığına çare olurum^^ Baştan beri Soon Cheol diye yırtınıyorum ama Dae Han alçağı da üzüyor be kardişim. Bir de sanıyorum kliple ilgili Mercan’a teklif götürecek.

    Kardeşlerin gelişi de şaşırttı. Daireye çıkınca bir sağa bir sola gidişlerine çok güldüm^^ Bir başka yarıldığım yer Yonggi’nin “Ev arıyorum” der gibi bir rahatlıkla “Temiz kalabileceğim ve manzarası iyi bir yer bakıyorum” demesiydi. Ben bu Yonggi’yi yerim^^

    Mercan’ın kardeşi Uras 2. Yonggi vakası, iki şirinlik abidesinin kanka hallerine çok güldüm ve sevdim. Sarp’a da bayıldım tabi, korkunç görünen yumuşak kalpli abi rolüne cuk oturmuş.

    Yalnız sonda Sarp’ın söylediği cümleden Mercan’ı Türkiye’ye geri götürmek için geldikleri sonucunu çıkardım. Bakalım öyle mi gerçekten ve öyleyse nasıl sonuçlanacak meraklardayım.

    Ayrıca bak sen şu hınzır Soon Cheol’a! Demek ta o zamanlardan göz koymuş Mercan’a, aslan sütü bu tabi, şişedeki gibi durmaz, adamın dilini çözüverir ahahah

    Canım eline sağlık, heyecanla yeni bölümü bekliyoruz^^

    Cevapla

  5. Lee
    Haz 18, 2011 @ 23:25:56

    Hemen öncelikle en sevdiğim kısmı yazayım. “Hae Mi “ Sen neden saklanıyorsun ki?” Yong Gi “ Üzerime kan sıçrasın istemiyorum da ondan ancak olacakları da kaçırmaman lazım. O yüzden temiz kalabileceğim ve manzarası iyi bir yer bakıyorum” Kahkaha attım burada, pek güzeldi. Zaten genelde bir bomba cümle oluyor hep senin bölümlerinde çingu 🙂

    Hae mi ile Sarp çıkacaklar, biliyorum. Bak, bu kesin olacak, yoksa benim adım Lee değil 😀 O mesajı feci aldım ben nedense ^^

    Yong Gi ile Uras’ın (nedense hep Aras diye okudum bölümde aha) kanka halleri süperdi. Yong Gi yine kendine bir adet çalgıcı buldum, çok güldüm o kısımda.

    Feci tatlı bir bölümde yine çingu, ellerine sağlık. Dae Han cephesinde neler olacak, en çok bunu merak ediyorum ben. Mercan yönetmenliği yapacak gibi, yoksa o kısımlardan bahsetmezdin sen 🙂 Bir de son cümlesinden dolayı Türkiye’ye götürme planları var ama bu kadar mutlu olduğunu gördüklerine abi kardeş yerleşecek Kore’ye bence aha 😛

    Tahminlerimin tutması dileğiyle der ve çok çok öperim 🙂

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: