On Üçüncü Bölüm

Taru – Strawberry

İlk uyanan Mercan’dır. Gözlerini açar açmaz gördüğü manzara karşısında gülümsemesine hakim olamaz. Hemen fotoğraf makinesini getirir ve gece ağabeyinin göbeğine bir güzel yerleşip mışıl mışıl uyuyan Hoo Jin ile onu sıkı sıkı tutan Sarp’ın fotoğraflarını çekmeye başlar. Kendini öylesine kaptırmıştır ki Soon Cheol’ün arkasında durduğunu fark edemez. Soon Cheol yavaşça kollarını kızın beline dolar ve arkasından sarılır “ Tüm fotoğrafçılar böyle midir?” Mercan gülümser ve arkasını döner “ Günaydın” Soon Cheol gülümser “ Böyle gizli gizli fotoğraf çekmenin sende alışkanlık olmasından korkuyorum. Acaba geceleri gelip benim uygunsuz fotoğraflarımı çekmiş olabilir misin?” der ve kollarını kendi göğsüne dolar. Mercan gülümser ve bir tane vurur “ Ya ne demezsin. Senin milyon dolarlık fotoğraflarını çektim. Kapış kapış gidiyor. İnternetteki sitelerde tıklanma rekorları kırıyorsun” Soon Cheol “ Haha güzel, zevk sahibi insanlarmış. Bu kasları boşuna yapmadık yani” Mercan biran sesini kontrol edemeden kahkaha atar ancak sonra hemen durur “ Ya tabi sendeki kas sadece parmaklarında canım. Klavye kullanmanın faydaları” Soon Cheol “ Çok seksi parmak kaslarım olduğu doğru ancak şimdi melek gibi görünen ancak uyandığından tam bir velet olan çocuk var ya onu taşımaktan kol kası, kovalamaktan bacak kası falanda yaptım yani” der ve gülümser Mercan içinden sabahları bu saçmalamanın dibine vurdukları sohbetlerden ne kadar hoşlandığını geçirir. Soon Cheol sayesinde güne hep kahkaha ile başlıyordur.  Mercan “ O zaman senin kovalamacalar başlamadan gidip kahvaltı hazırlayalım.  Yoksa bunlar uyandıklarında bizi yemeye kalkacaklar.” Soon Cheol “ Onlar seni yemeden önce ben şöyle güzel bir kahvaltı yapsam…” Mercan kaşlarını çatar “ İnanmıyorum sana beni yemeleri önemli değil yani. Sana kahvaltını hazırladıktan sonra sofralara sıcak olarak servis edilebilirim diyorsun” Soon Cheol kızı yerinden kaldırır ve mutfağa götürür “ Lafı nasılda hemen başka yöne çekiyorsun. Demek istediğim tamamen başkaydı.” Mercan “ Ne demek istedin? Anlat bakalım” Soon Cheol Mercan’ı öper “ Önce ben karnımı doyuracağım demek istedim” Mercan gülümser “ Hazımsızlık yapabilirim ona göre “ Soon Cheol “ Zevkle katlanırım” der ve Mercan’ı yine öper.

Sarp da erken uyanmış, kucağındaki çocuğu görünce afallamıştır. Hoo Jin uyanmasın diye elini bile kaldıramaz. Sağına, soluna bakar. Uras uyuyordur. Deli kızla diğer çocukta yatıyorlardır. Mercan ile Soon Cheol ortalıklarda yoklardır. Daha sonra seslerini duyar. Kısık sesle “ Hey! Öhöm, pişt! Mercan!” Mercan oturma odasına doğru gider. Sarp “ Alsana şu veledi üstümden. Ben… Şey… Şimdi bir şey falan yaparım. Ağlar falan. Hadi al bakalım” Mercan gülümser “ Ağabey olur mu hiç öyle şey. O senin yeğenin sayılır yani. Hem uykusu ağırdır uyanmaz ve ağlamaz merak etme. Üstelik çocuğun suçu ne bulmuş rahat yeri uyumuş işte. O bile anlıyor rahattan görüyor musun? İşte benim oğlum” Sarp “ Kız! İnatlaşma benimle al şunu üzerimden “ der ama Mercan çoktan yanından uzaklaşmıştır. Sarp çocuğun suratına bakar. O kadar masumdur ki. Yavaş hareketlerle doğrulur. Mümkün olduğunca Hoo Jin’i hareket ettirmemeye çalışır. Zorda olsa çocuğu uyandırmadan kalkmayı başarmıştır. Hoo Jin’i koltuğa bırakır etrafına birkaç yastık yerleştirir ve Kahvaltı hazırlayan Mercan ile Soon Cheol’ün  yanına gider. Sarp “ Bana bak seni öldürürüm. Ya uyansaydı ne olacaktı. Düzgün uyuyamazsa büyüyemez. Büyümezse böyle başa bela olur ona göre yani” Mercan abisine sarılır “ Günaydın ağabeyciğim. Rahat bir uyku çekmişe benziyorsun. Eminim şimdiden karnın zil çalıyordur.” Sarp gülümser “ Rakı ile geçirilen bir gecenin sabahı ne zaman tok oldum ki ben. Hem de deli gibi açım” Mercan “ Gönül isterdi sana şöyle sucuklu yumurta yapayım ancak dolap boş olduğundan pirinçle idare edeceksiniz.” Sarp’ın biranda gözleri açılır “ Şaka yapıyorsun değil mi? Sabah sabah pilav mı yedireceksin bana!” Mercan gülümser “ Pilav olsa ne iyi olurdu. Maalesef sadece pirinç” Sarp “ Bana hayatta kahvaltıda pirinç yediremezsin küçük hanım. Kabul etmiyorum” derken diğerleri de uyanır. Yong Gi “ Ne oluyor sabah sabah ya!” Uras’ın bir fikri vardır “ Ben tahmin edebiliyorum çingu” Yong Gi çocuğun açıklama yapmasını bekler Uras “ Ağabeyimin     açlık isyanları bunlar “ Yong Gi “ Bana bak bizi yemez değil mi?” Uras gülümser ve sonra hemen ciddileşir  “ Kemiklerimize kadar sıyırır çingu. Hemen beslenmesi lazım” der ve yanlarına gider “ Hadi bakalım pamuk eller cebe. Paraları toplayın markete ben giderim. Hem gezmişte olurum.” Soon Cheol Mercan’ın kulağına eğilir “ ‘Beni yemeden’ derken gerçekten yemelerinden bahsediyormuşsun” der “ Hadi Uras gidelim o zaman biz. Hem sana etrafıda gezdiririm. Zaten gitsen de ne alacağını bilemezsin şimdi “ Uras “ Tamam yazar bey hadi gidelim “ der ve çıkarlar.

Mercan “ Var ya bazen resmen çocuk oluyorsun. Ne vardı pirinç yeseydin?” Sarp “ Her şeye anlayış gösterebilirim. Ancak biliyorsun söz konusu midem olunca akan sular durur. Hem şu haline bak bir deri bir kemik kalmışsın. Her sabah pirinç, ramen yiye yiye Osman (Latince kemik anlamına gelen ossea’nin os ‘u ve ingilizce adam demek olan man kelimesinin birleştirilmesiyle oluşmuş,bazı tip fakültelerinde iskelet adama verilen isim) olmuşsun. Kıyamam ben kardeşime” der ve sıkı sıkı sarılır. Mercan “ Ağabey nefes alamıyorum” Sarp “ Pardon pardon. Kaptırdım biran kendimi”

Yong Gi ile Hae Mi oturma odasında olan biteni izliyordur. Yong Gi “ Hae Mi unutturma teddy daima beslenecek. Sürekli doyurulacak yoksa vallahi tek lokmada yutar bizi. “ Hae Mi gülümser “ Yong Gi bu muhteşem bir şey. Süper bir iştah. Daha önce bunu bir tek aynaya baktığımda görüyordum. Şimdi ise karşımda duruyor “ Yong Gi “ Harbiden yalnız! Ben bunu nasıl fark edemedim. Aslına bakarsan senin erkek versiyonun olabilecek potansiyele sahip” Hae Mi biranda çocuğa döner ve kolundan tutar “ Değil mi? Çömez. Kesinlikle öyle. Bende ilk gördüğümde böyle hissettim” Yong Gi pis pis gülümser “ İlk gördüğünde mi? Böyle mi hissettin? Hisler falan, kaşlara dokunmalar “ der ve kızın omzuna vurur Hae Mi kendine gelir “ Hayır yani tek olduğunu sanan biri için öyle olmadığını anlamanın yaşattığı garip hisler bunlar “ der doğruca banyoya gider. Yong Gi kızın arkasından hala gülümsüyordur “ Ya ya tabi. Tek olmamanın dayanılmaz hafifliği” Bu sırada Hoo Jin uyanır. Yong Gi Hoo Jin’i kucağına alır ve mutfağa gider “ Biz geldik! “ Sarp “ Bücür uyanmış. Bana bak buna da pirinç yedirmeyeceksin değil mi? Yazık çocuğa “ Mercan gülümser “ Bizden çok seviyor o pirinci ama yok kahvaltıda maması var “ Sarp Hoo Jin’e döner “ Bana bak küçük adam boş ver pirinci, sen benimle takıl hayatını yaşa “ Hoo Jin Sarp’a doğru atılır “ Bak görüyor musun bu çocuk işini biliyor”

Uras “ Buralar baya güzelmiş ama ya!” Soon Cheol “ Ablanla daha da güzelleşti” diyiverir. Uras gülümser “ Evet onun öyle bir özelliği var. Ortamı cennete çevirebildiği gibi biranda cehenneme de çevirebilir” Soon Cheol “ Cehenneme mi? “ Uras “ Oo sana daha denk gelmemiş. Zaten nadir olur öyle bir şey ama oldu mu feci olur” Soon Cheol “ Desene karşılaşmadığım için şanslıyım” Uras gülümser “ Hem de çok şanslısın” Markete girip alışverişe başlarlar Uras dün geceden aklına takılan soruyu sormak için can atıyordur “ Hyung” Soon Cheol şaşırır Uras hemen yanıtlar “ Dün Yong Gi öğretti “ Soon Cheol gülümser Uras devam eder “ Dün gece aklıma takıldı ancak soramadım. Hani Hoo Jin sizi anne babası sanıyor ya… Şey Hoo Jin’in babası nerde peki? Ablanı kaybettiğin için gerçekten üzgünüm hani ben ablamı kaybetsem nasıl olurdu düşünemiyorum bile. Hoo Jin’e senin yani sizin bakmanızda muhteşem bir şey ancak babasının yanında olsa daha iyi olmaz mı?” Soon Cheol elindeki  sebzeyi yerine koyar “ Hoo Jin’in babası… O adam ablamın hamile olduğunu öğrendiği an çekti gitti. Üstelik ablam onun için evi terk etmişti. Bir daha da geri dönemedi. O yüzden o adamın Hoo Jin’i görmeye hakkı yok Hoo Jin de eminim böyle bir babayla kalmayı istemeyecektir. Gerçi istese bile nerde olduğunu bilmiyorum.” Uras “ Peki zor olmadı mı?” Soon Cheol “ Oldu tabi ancak çok ta güzeldi. Biz daima birbirimize destektik. Ablam da  her ne kadar sevdiği adam tarafından terk edilmiş olsa da Hoo Jin’e inanılmaz bağlanmıştı ve dünyaya getirmeye kararlıydı. Ah hayatımda tanıdığım en güçlü kadındı. Sonra bir inanılmaz kadınla daha tanıştım. Ancak bunları inanılmaz kadının kardeşi ile konuşmayacağım  ” Uras “ Ben özür dilerim” Soon Cheol “ Niye özür diliyorsun? Arada eskilere gitmek beni mutlu ediyor aslında. Neyse en iyisi biz alışverişe devam edelim yoksa ağabeyin bizi yiyecek” Soon Cheol alışverişe devam ederken Uras “ Hyung gerçekten üzgünüm” Soon Cheol “ Hadi acele et bir an önce eve gidelim. Yarım saate işe gidecekler” Uras “Tamam geliyorum”

Sarp “ İşte ya kahvaltı dediğin böyle olur. En azından yumurta var yani “ Diyip krepleri bir bir yer. Hae Mi “ Böyle güzel kahvaltı için kardeşlerinin gelmesini  beklemem gerekiyormuş çingu” Mercan “ Ay Hae Mi aşk olsun. Daha geçen hafta yaptık böyle kahvaltı. Ancak her günde bekleme yani” Sarp “ Demek ondan bu kadar zayıf bu kız” Yong Gi “ Yok ya sürekli bir şeyler yiyor. Aç kaldığından değil. Kendinin dediğine göre aklını çok kullanıyormuş ondan böyle zayıf kalıyormuş” Mercan ile Soon Cheol ağızlarındaki suyu püskürtürler. Yong Gi “ Haha işte tam yerinde bir tepkiydi” Sarp gayet sakin bir şekilde “ Ne demeye çalıştıklarının farkındasın değil mi?” Hae Mi Sarp’ın suratına takılı kalır sonra “ Umursamıyorum” der Sarp kahkaha atar “ En iyisini yapıyorsun” Hae Mi yine ortamdan ışık hızıyla uzaklaşır “ Yong Gi “ Gördünüz mü yine aynı şeyi yaptı” Mercan ile Soon Cheol “ Hae Mi’nin arkasından bakıp kafalarını sallarlar. Hae Mi hemen geri döner “ İşe geç kalıyoruz” Mercan saate bakar kesinlikle doğrudur “ Yong Gi hadi çıkmamız lazım “ Yong Gi “ O işe geç kaldığı için kaçmadı ama biliyorum bunu” derken Mercan tarafından sürükleniyordur “ O her zaman işe geç kalır zaten” Mercan “ Tamam uzatma işte. Ne için olduğunu gayet iyi biliyorsun” Yong Gi gülümser “ Sende fark ettin değil mi? Haha o zaman kesin evet kesin” Mercan gülümser “ Ağabey biz çıkmak zorundayız. Soon Cheol sizi kafeye getirir” der ve çıkarlar. Sarp Soon Cheol’e döner “ Ne kafesinden bahsediyor? “ Soon Cheol “ Şey baristalık yapıyor da. Neyse gidince görürsünüz zaten” Sarp “ Görelim bakalım”

*

Cloud Cockoo Land – Coffee is…

Mercan “ İşte asıl burada ayıkıyorum ben. Bu kahve kokusu muhteşem” Yong Gi “ Bir insan kahveyi ne kadar sevebilir ya! Tamam evet güzel kokuyor ancak ne bilim…” Mercan “ Yine sabah felsefelerine başlama istersen” Yong Gi “ Tamam sustum. Ben üzerimi değiştirmeye gidiyorum” der ve personel odasına yönelir. Mercan ise Kang Mo’nun  ofisine girer “ Oppa! Günaydın” Kang Mo “ Ooo günaydın küçük kız. Hayırdır suratında bir haber vereceğine dair kanıtlar var” Mercan gülümser “ Beni nasıl bu kadar iyi tanıyabiliyorsun?” KAng Mo koltuğunda gerinir “ O da benim sırrım olsun. Hadi söyle bakalım” Mercan “ Hazır mısın? Bak söylüyorum” Kang Mo gülümser Mercan devam eder “ Ağabeyimle kardeşim geldiler” KAng Mo “ Ne! İnanmıyorum. Sen iyi olduğuna endişe edecek bir şey yok gerçi ama… Ne bilim nasıl oldu? Neden gelmişler?” Mercan “ Evet endişe edecek bir şey yok. Beni özlemişler, dayanamamışlar, gelmişler. Bugün buraya gelecekler. Seninle tanıştırmak için sabırsızlanıyorum” Kang Mo “ Senin adına sevindim. Bunca yıldan sonra aileni görmek iyi gelmiştir.” Mercan “ Oppa, muhteşem bir şey bu. Tarif bile edemiyorum. İlk gördüğüm an resmen elim ayağım titredi. O kadar özlemişim ki. Görünce daha iyi anladım bunu” Kang Mo çok iyi anlıyordur “ Yalnız bir şey diyeceğim. Soon Cheol hayatta mı?” Mercan kahkaha atar “ Biran öldü sandım biliyor musun? Karşısında ağabeyimi görünce felaket oldu. “ Kang Mo “ Ah orda bende olmalıydım. Ne eğlence olmuştur” Mercan “ Kesinlikle olmalıydın. Muhteşemdi” Mercan günün her dakikasını anlatır. Kang Mo ile gülme krizlerine girerler. Kang Mo sonunda küçük kızın hak ettiği mutluluğa yaklaşmasından gayet memnundur.

Öğlen olmuştur. Kafedeki sabah yoğunluğu bir nebze hafiflemiştir. Yong Gi “ E ne zaman gelecek bunlar?” Mercan “ Birazdan burada olurlar. Soon Cheol yiyecek bir şey alıp geleceklerini söyledi” derken Sarp, Uras, Soon Cheol ve Hoo Jin kafeden içeri girerler. Hoo Jin Mercan’ı görür görmez “ Anne” diyerek kollarını uzatur. Mercan “ Hoş geldiniz. Hemen terasa çıkalım “ der ve merdivenlere yönelirler. Masaya otururlar. Sarp “ Kızım bir karar ver. Kahveci misin? Fotoğrafçı mısın? “ Mercan “ Çalışkanım ben “ der ve göz kırpar. Uras “ Abla sana hayranım biliyor musun? Bu ne çalışkanlık böyle.” Sarp “ Hayran olacağına sende çalışkan ol. Yaptığın anca ilham beklemek. İki nota çizdir kağıda da sen de rahatla biz de rahatlayalım” Uras “ Ne kadar rahat söylüyorsun. İki nota çizdirmiş. O kadar kolay olsa herkes müzisyen olurdu zaten “ Mercan “ E ilhamla alakalı bu tür şeyler ağabey sen anlamazsın” Sarp “ Ne demek sen anlamazsın.” Der ve bir müddet durur “ Tamam evet anlamıyorum. Siz sanatçılar her şeyin suçunu ilhama atıyorsunuz. Yazık  adama “ Mercan Soon Cheol’e döner “ Duydun mu yazık adama” Soon Cheol “ Benim problemim yok biz şuan çok iyi anlaşıyoruz. Üstelik benim ilhamım adam değil. Muhteşem bir kadın” Yong Gi ile Uras aynı anda “ Oooooo” diyip kahkaha atarlar. Mercan başını Soon Cheol’ün omzuna koyup ağabeyine bakar eli ile Soon Cheol’ü gösterip ağız hareketleriyle “ Benden bahsediyor” der ve gülümser. Sarp da gülümseyerek karşılık verir ancak içinden “ Nasıl söyleyeceğim?” diye geçirir.

Yemeklerini yemişlerdir. Mercan Kang Mo’yu alıp terasa getirir. Kang Mo “ Mercan , siz gerçekten kardeş misiniz? “ Mercan gülümser “ Birbirimize ne kadar çok benziyoruz değil mi?” der ve göz kırpar. Kang Mo “ Ya ya ne demezsin, hık demişsin burnundan düşmüşsün” Sarp kendilerine doğru gelen adamla kardeşine bakar “ Ya bu kızın etrafında neden hep erkekler var? O deli kızdan başka kız arkadaşı yok mu?” Diye içinden geçirir. Kang Mo elini uzatır “ Tanıştığıma memnun oldum.” Sarp ayağa kalkar ve adamın elini sıkar “ Bende memnun oldum. Kardeşime göz kulak olduğunuz için teşekkürler” der ve adamın oturması için sandalyeyi işaret eder. Sarp “ Buraya gelirken ne haldedir diye çok endişe etmiştim ancak görüyorum ki endişe etmeme gerek yokmuş. Benim yapamadığım ağabeyliği yapmışsınız” Kang Mo, Soon Cheol ile sohbet eden Mercan’a bakarak “ Aslına bakarsan kardeşin öyle bir insan ki sanırım o bana göz kulak oldu desem yeridir. Buradaki  insanların dışında daha bir çok kişinin hayatına öyle bir dokundu ki kocaman bir aile yaptı bizi. Bir çok şey borçluyuz aslında ona” Sarp tebessümle  “ Bizim olmadığımız aileyi kendine burada yaratmış yani “ Kang Mo  “ Hayır bence öyle değil. Buraya gelerek zaten bunun öyle olmadığını kanıtlıyorsunuz. Mercan’ın yaptığı sahip olduğu ailesini buraya yansıtmak” Sarp biran adama döner “ Gerçekten böyle mi düşünüyorsunuz? Çünkü bence bizden nefret etmeliydi, hatta sizde bizi böylesine iyi karşılamamalıydınız. Çocuklarına sırtını dönen bir aile bizimkisi. İğrenmeli , kınalamalısınız. Bencilliğimizden tiksinmelisiniz. “ Kang Mo gülümser ve Sarp’ın omzuna dokunur “ Evet en başta aynen böyle düşünüyordum. Bunların hepsini yaşamış  bir ailenin ferdi olarak nefret ettim sizden. Mercan gibi bir kızı nasıl olurda anlamazlar dedim. Ancak şimdi buradasınız, pişmansınız ve en önemlisi Mercan çok mutlu. Geçmiş şuan çok önemli değil. Bundan sonra her dakikanızı doyasıya yaşadıktan sonra gerisi önemli değil bence” Sarp cevap vermez.  Asıl şimdi ona en büyük haksızlığı yapacaklarını düşünür.

Modern Juice – Would you want to start love

Yong Gi Urası alır ve aşağıya indirir “ Birazdan gelir çingu. Her gün bu saatlerde buraya geliyor. Hazır sende buradayken bir şeyler yapıp tanışmam lazım.” Uras “ Sen o işi bana bırak. Aklımda süper bir fikir var” derken kız içeri girer ve masaya oturur “ Aman Tanrım! Geldi işte bu o “ Uras Yong Gi’nin gösterdiği tarafa doğru bakar “ Vay vay vay! Aferin kanka sana da böyle bir hatun yakışırdı” Yong Gi zevkten dört köşe olmuştur. Uras “ Hadi git siparişini al “ Yong Gi “ Almama gerek yok. Hep aynı şeyi içiyor zaten” Uras o zaman daha ne göster hünerini. Bu arada ne istiyor” Yong Gi “ Latte. Favori kahvesi. “ Uras “ O zaman işte plan geliyor” Yong Gi kahveyi alır ve kızın masasına götürür ve hemen geri döner “ Sence gerçekten işe yarayacak mı?” Uras “ İzle ve gör” der. Kız kahvesini eline alır ve gülümser Yong Gi “ Gülümsüyor. Ha ha gerçekten gülümsüyor” Uras “ İlk adım tamam. Şimdi ondan gelecek bir sonraki tepkiyi beklemek gerek” Yong Gi “ Beklemekten nefret ediyorum” Bir süre sonra kız masadan kalkar ve kafeden çıkar. Yong Gi “ Hani  tepki nerde? her şeyi mahvettik bence. Latte’nin üzerine ‘Hi’ yazmakmış. Ne işime yaradı? “ Uras “ Çok orijinal bir fikirdi ama ya! Dün gece düşündüğümde onunda sana gelip aynı şekilde karşılık vermesi gerekiyordu. Sonra sen muhabbeti falan kuracaktın. Nasıl işe yaramaz?” Yong Gi sinirli bakışlarla masaya boş fincanı almaya gider ve donup kalır. Uras dikkatle çocuğu izliyordur. Yong Gi “ Bembeyaz bir suratla geri döner “ Ne oldu çingu? Bu suratın hali ne?” Yong Gi elindekini gösterir. Bir konser biletidir. Üzerinde küçük bir kağıt. Uras hemen kağıdı alır “ Ne yazıyor burada? Hiçbir şey anlamıyorum” Yong Gi biraz kendine gelir ve kağıttakileri okur “ Hi! Ben Kim Byeul Chan” Uras kahkaha atar “ İşe yarayacağını biliyordum. Harbi biliyordum. Ben süper çöp çatıyorum ya! Peki bu ne?” Yong Gi donuk bir vaziyette “ Konser bileti.” Uras “ Oooo ilk randevuda hazır. Daha ne istiyorsun? Ya ben işte. Mükemmelim diyorum kimse anlamıyor” Yong Gi sonunda kendine gelir ve Uras’a sarılır, zıplayıp durur “ Harbi mükemmelsin. Ben hala inanamıyorum. Bu kadar kolay olacağını düşünmemiştim. Yalnız gerçekten kolay oldu. Altında başka bir şey olmasın bunun?” Uras “ Ne başka bir şeyi ya! Kız senin adım atmanı bekliyormuş işte. Çaktın mı?” Yong Gi “ Çingu! Dile benden ne dilersen” İki çocuk büyük bir zafer kazanmanın zevkinden dört köşe olmuşlarıdır.

*

“ Menajer Kim ben klip için istediğim yönetmeni buldum.” Menajer Kim “ Gerçekten mi kim peki? Bak bu önemli bir seçim. İlk klibin baya etkili olmalı” Dae Han “ Merak etme. Süper bir yönetmendir” Menajer Kim “ Tamam o zaman ver bana iletişim bilgilerini hemen bir anlaşma yapalım” Dae Han “ Yok gerek yok ben konuşurum. Sen bana seçtiğin senaryoyu ver. Ben gideyim” Menajer Kim “ Dae Han kim bu adam? Önceki işleri neler? Kimlerle çalışmış. Referansları kim?” Dae Han “ Ya boş ver bu ayrıntıları sana muhteşem bir yönetmen diyorum. Dua et kabul etsin. Ha bir de adam değil, kadın” der ve çıkar.

Zitten – Tv Show

“Siz eve geçin biz Soon Cheol ile küçük adama mama alıp gelelim” Sarp “ Gecikmeyin bak. “ Yong Gi “ Evet  gecikme sakın. Sana anlatmam gereken bir şey var” Mercan “ Belli zaten bir şeyler olduğu. Merak etme hemen döneriz” Uras “ Abla yoksa bunlar yalnız kalma bahaneleri mi? Seni, seni , seni” Sarp Uras’a bir tane vurur “ Ne diyorsun sen çocuk? Ne çabası, ne yalnız kalması. Mercan bana bak beş dakikaya evdesin ona göre” Soon Cheol tedirgin bir şekilde “ Yok öyle bir şey ağabey. Olur mu ya?  Sen içini rahat tut” Mercan gülümser ve Soon Cheol’ü kendine doğru çekip öper “ Evet yalnız kalma çabaları bunlar. Senin korkundan öpüşemiyoruz bile” Soon Cheol gözleri sonuna kadar açılmış bir Mercan’a bir Sarp’a bakıyordur. Sarp boğazını temizler “ Hadi hadi oylanmadan gidip gelin. Yarım saatten uzun sürerse polise haber veririm, kız kardeşimi alı koyuyor derim yalnız ona göre” diyip tehditkar  bakışlar savurur Soon Cheol “ On beş dakika. En fazla on beş” Mercan elinden tutar “ Biz kaçtık” der onlardan ayrılırlar.

İkisi markete giderken Hae Mi ile karşılaşırlar. Hae Mi “ Diğerleri nerde?” Mercan “ Eve gittiler onlar. Bizde markete uğrayıp geleceğiz” Hae Mi gülümser “ Baş başa kalmanın vermiş olduğu mutluluk yüzünüzden okunuyor çingular. Hadi gidin bakalım” Soon Cheol “ Yahu neden herkes böyle söylüyor. Yok öyle bir şey. Ne yalnız kalması” Mercan, Soon Cheol’e bakar “ Demek öyle. Yalnız kalmak istemiyorsunuz beyefendi. Tamam o zaman sen geri dönebilirsin. Ben tek başıma giderim markete” der ve hızla yürümeye başlar. Hae Mi “ Daha ne kadar salak olabilirsin Soon Cheol ya! “ Soon Cheol “ Hae Mi… Ölümle burun buruna olan sen değilsin” Hae Mi “ Ölüm dediğin Sarp mı?” Soon Cheol “ Başka kim olacak. Ağabeyler korkutucudur ancak onun ağabeyi apayrı bir şey” Hae Mi “ Neden öyle diyorsun? O gayet tatlı bir adam. Üstelik gülümseyince süper şirin oluyor. Hiç de korkutucu değil” Soon Cheol Hae Mi’nin omzuna kolunu atar “ Sen aşık olduğundan olmasın bu düşüncelerin?” Hae Mi “ Aşık olmamla ne ilgisi var, aşık olmasaydım da böyle düşünürdüm” Soon Cheol gülümser “ Ha aşık oldun yani. Vay ilk görüşte” Hae Mi hemen kendine gelir Soon Cheol’ün kolunu omzundan indirir “ Ne ilk görüşü ne aşkı canım. Kime? Ben? Haha komik adam. Sen benim aşk hayatımla ilgileneceğine gidip kendi aşk hayatına yetişsen daha iyi olmaz mı?” Soon Cheol Mercan’a bakar çoktan köşeyi dönmüştür “ Seninle konuşacağız bunu . Böyle kurtulamazsın” der ve Mercan’ın arkasından koşar. Hae Mi alnını siler “ Ne diyorum ben yahu? Benimkisi sadece tek olmadığını bilmenin yaratmış olduğu bir duygu o kadar. Aşkmış yok öyle bir şey” diyerek eve doğru yürür.

Soon Cheol “ Ya Mercan ya! Bekle beni. “  Mercan “ Hae Mi ile eve gitmedin mi sen?” Soon Cheol “ Gidecektim de bu sefer seni tek bıraktım diye azrailin sağ bacağıyla burun buruna gelebilirdim ondan geri döndüm. “ Mercan “ Bak ya özrü kabahatinden beter.” Soon Cheol “ Tamam tamam abartmış olabilirim. Ama ne yapabilirim böyle hazırlıksız yakalandım. Nasıl davranmam gerektiğini bilmiyorum. Üstelik sen hiç bahsetmedin ağabeyinin huyundan suyundan. Bende kendimce bir şeyler yapıyorum işte” Mercan adamın suratına bakar “ Şaka yapıyorum zaten. Haklısın hiç bahsetmedim onlardan. “ Mercan’ın suratının düştüğünü görür “ Hey seni suçlamak için söylemedim bunu.” Der ve sarılır “ sadece tanıdığın biri ile uğraşmak tanımadığınla uğraşmaktan çok daha kolay. “ Mercan gülümser “ O zaman sana ağabeyimi anlatayım” Soon Cheol “ Kulaklarımı açtım ve dinliyorum” Mercan Soon Cheol’a ağabeyi ve Uras ile ilgili aklına gelen her şeyi anlatır. Nelerden hoşlanırlar, dayanamadıkları şeyler nelerdir. En çok neye gülerler, lise zamanlarında başlarına gelen komik olaylar… Mercan uzun bir süre sonra geçmişe bu kadar rahat gidebilmenin rahatlığını yaşıyordur. Soon Cheol ise Mercan’ın geçmişinden kendine bahsetmesinden memnundur. Onu kendisine artık daha yakın hissediyordur.

Marketten çıkarlarken Mercan’ın telefonu çalar. Soon Cheol “ Beş dakika geciktik diye hemen telefona sarılıyorlar görüyor musun?” Mercan gülümser ve cebinden telefonunu çıkartır. Ancak evden aramıyorlardır Mercan “ Arayan Dae Han” der Soon Cheol “ Açmayacak mısın?” Mercan telefonu açar “ Efendim Dae Han” Dae Han “ Sanho! Şey yani Mercan! Ne yapıyorsun? Nasılsın?” Mercan “ Alışverişten eve dönüyorduk biz de.  Ben iyiyim sen nasılsın? Nasıl gidiyor?” Dae Han, Soon Cheol ile olduklarını anlar “ Ah şey ne yapayım bende albüm bitti, ayrıntıları ile uğraşıyorum. Neyse ben sizi rahatsız etmeyim o zaman sonra konuşuruz.” Mercan “ Yok ya ne rahatsızlığı. Sevindim sonunda albümün bitmesine. Eminim çok güzel olmuştur. “ Dae Han “ Fena değil işte. Ya Mercan aslında ben senden bir şey isteyecektim. Ama dediğim gibi sonra konuşalım istersen. Şimdi telefonda olmayacak” Mercan meraklanmıştır. Üstelik bu garip diyalogdan da rahatsız olmuştur “ Bana bak çalgıcı sen iyi misin? Bir garip konuşuyorsun. Ne söyleyeceksen söyle. Ağzında geveleyip durma” Dae Han şaşırır. Mercan için hala çalgıcıdır. Biraz da olsa mutlu olmuştur “ O zaman sizin evin yakınlarındayım, oraya geliyorum ben. Sana bir şey de vereceğim” Mercan daha da meraklanmıştır “ Tamam hadi bekliyorum. “ der ve kapatır. Bir süre sessiz kalırlar Mercan “ Sormayacak mısın?” Soon Cheol gülümser “ Neyi?” Mercan “ Hani neden aramış? Ne istiyor? Ben neyi bekliyorum?” Soon Cheol gayet sakin bir şekilde “ Meraklanmadım desem yalan söylemiş olurum. Kıskanmıyorum desem en büyük yalancı benim. Ama onun senin için önemli olduğunu biliyorum, sana güveniyorum o yüzden bir şey sormama gerek yok” Mercan, Soon Cheol’ün önünü keser. Elindeki poşetleri bırakır ve öper. Gülümseyerek “ Sorsaydın da bir şey diyemezdim. Çünkü bana da bir şey demedi” Soon Cheol “ Demedi mi?” Mercan “ Demedi” Soon Cheol de kızı öper “ Peki o zaman” der ve eve doğru devam ederler.

Onlar apartmanın önüne geldiklerinde Dae Han çoktan varmıştır. Mercan’ları görünce arabadan iner ve yanlarına doğru yürür. Mercan “ Yakınlardayım derken baya yakını kast etmişsin” der ve gülümser. Dae Han Soon Cheol’e selam verir ve karşılık alır. Soon Cheol kızın elindeki paketleri alır “ Ben çıkıyorum. Görüşürüz Dae Han” der ve içeri girer. Mercan ile Dae Han da bahçedeki bir banka otururlar. Mercan “ Evet seni dinliyorum” Dae Han yanındaki poşeti verir “ Bunu getirdim. Geçen cdleri karıştırırken bir not buldum “ der ve gösterir Mercan notu gördüğünde “ Dae Han bunu daha yeni mi buldun?  İnanmıyorum sana” der ve gülümser “ Ne yapabilirim? Sende en az dinlediğim albümün içine koymuşsun “ Mercan “ Bak bak hemen de benim üstüme atıyorsun. Bir kere ben o notu coldplay cd’sinin içine koymuştum” Dae Han “ Coldplay mi? Ben onun içinde bulmadım ama… Neyse buldum sonuçta değil mi?” Mercan gülümser “ Evet sonunda buldun. Yalnız şimdi sen bunun ayakkabı olduğunu söyleme sakın” Dae Han hiç ses çıkarmaz. Mercan “ Sen ciddi misin?” Dae Han “ E söyleme dedin” Mercan “ Dae Han ne gereği vardı ya! Bak birde gidip aynısını bulmuş. Yok ama alamam ben bunu. O zaman da gerçekten istediğim için yazmamıştım zaten. “ Dae Han “ Neden yazmıştın?” Mercan tebessüm eder “ O geceyi unutmamak içindi “ der ve kutuyu geri verir ancak Dae Han geri almaz “ Tamam unutmayalım işte. “ Mercan “ Peki unutmayalım” Bir süre konuşmadan oturduktan sonra Mercan “ Neyse benim artık yukarı çıkmam lazım. Sende gelmek ister misin?” Dae Han “ Şey.. Yok ben gelmeyeyim. Yalnız Sanho aslında bir şey daha diyecektim. “ Mercan “ E niye söylemiyorsun kırk saattir? “ Dae Han gülümser ve yerde duran diğer poşeti uzatır. Mercan “ Bu ne?” Dae Han “ Senaryo “ Mercan Dae Han’ın suratına baka kalır. Dae Han devam eder “ Benim ilk klibimin senaryosu. Senin çekmeni istiyorum. “ Mercan “ Ben mi? Yo yo yo ben bunu yapamam. Çok uzun zamandır yönetmenlik yapmıyorum. Sete adım atmayalı yıllar oldu. Bence en doğrusu daha tecrübeli birinin yapması bunu” Dae Han “ Saçmalama Sanho! Sen tanıdığım en yetenekli yönetmensin” Mercan “ Kaç yönetmen tanıyorsun?” Dae Han durur “ Bir tek seni tanıyorum ama bu önemli değil. Ben senin çekmeni istiyorum” Mercan senaryoyu geri uzatır ancak Dae Han almaz ve arabasına doğru gider “ İlk klibimi sen çekeceksin. İtiraz istemiyorum. Yönetmen bir arkadaşım varken yabancı birine mi çektireceğim. Şaka yapıyor olmalısın” der ve arabaya biner, uzaklaşır.  Mercan’ın kalbi ağzındadır. Elinde senaryo tutmayalı epey olmuştur. Aklını toparlayıp eve çıkacakken Müdür Gwang ile Min Ji unni’yi görür

“Kokumuzu alıp yollara mı düştün?” Mercan gülümser “ Ya evet Müdür Gwang. Dört gözle bekliyordum” Min Ji “ Şımartma şu adamı Mercan” Müdür Gwang “ Neden şımartmayacakmış. Ben onun patronuyum. İllaki beni şımartması lazım” Mercan’ın aklı biranda  dağılmıştır. “ Doğru söylüyor unni. Hayatımda özellikle şımartmam gerek insan Müdür Gwang” Adam kocaman bir kahkaha atar “ Bu arada ne iyi ettiniz de geldiniz. Hadi yukarı çıkalım. Sizinle tanıştırmak istediğim kişiler var Min Ji” Desene tam zamanında gelmişiz. Bizde size bir şey getirdik” Mercan içinden “ Bugünde herkesin bir şey getiresi tuttu yarabbim” diye geçirir “ Merak ettim şimdi.” Müdür Gwang “ Yukarı çıkalım da hemen vereceğiz” der ve eve çıkarlar.  Kapıyı Sarp açar. “ Nerde kaldın? “ Mercan gülümser “ Bak sana kimleri getirdim. Gwang Tae ile Min Ji içeri girince Sarp gönlünce Mercan’a kızamaz. “ Hoş geldiniz” demekle yetinir. Sarp’ı gördüklerinde verecekleri tepkiyi dört gözle bekleyen Yong Gi’nin hevesi kursağında kalmıştır. Çünkü Min Ji bir sürü yabancı mankenle çalıştığından, Gwang Tae de yurtdışı ile bağlantıda olduğundan onlar için normal bir insan oğludur. Gwang Tae “ Tanıştırmak istediğin kişi bu beyefendi miydi?” Mercan kafasını sallar “ Evet ağabeyim Sarp buda kardeşim Uras” Min Ji “ Kardeşinle ne kadar benziyorsunuz.” Mercan “ Evet onunla ikimiz anneme çekmişiz, ağabeyim ise babama. Hadi oturun bakalım neymiş bize vereceğiniz şey?” Herkes oturma odasına geçer Gwang Tae cebinden zarfı çıkarır “ İşte bu” Yong Gi hemen zarfı alır ve içini açar “ Vay canına haftaya düğün var millet!” Herkesten sevinç sözcükleri dizilir. Soon Cheol “ Bu kadar çabuk mu? “ Gwang Tae “ E doğru insanı bulduktan sonra beklemeye lüzum var mı?” der ve göz kırpar Min Ji “ Hepiniz geleceksiniz ona göre” Gwang Tae “ Eğer gelmezseniz çok fena yaparım “ Konuşmalara yapancı kalan Uras ve Sarp’a Mercan açıklama yapar “ Müdür Gwang benim galeri müdürüm, Min Ji ise Hae Mi’nin ajansında sorumlu. Evlenmeye karar verdilerde haftaya düğünleri varmış. Davetiye getirmişler” Sarp “ Ha öyle mi? Güzel bir haber” der ve onlara döner “ Tebrik ederim. Ayrıca tanıştığıma memnun oldum” Gwang Tae “ teşekkürler. Bende memnun oldum. Burada olmanız çok güzel. En yetenekli sanatçımın ailesine tanışmak beni mutlu etti. Sizde mutlaka gelmelisiniz buradasınız değil mi?” Uras, Sarp’a bakar “ Şey… buradayız yani.” Mercan garip bir şeyler hissetmiştir. Min Ji “ Çok güzel. Kocaman bir aile mutluluğumuza şahit olacak. Kızlar nedimelerim olacaksınız haberiniz olsun. Çok güzel elbiseleriniz var. Bu hafta provalara geleceksiniz kendinizi hazırlayın” Hae Mi “ Ah çok güzel olacak unni! “ Gwang Tae “ Soon Cheol, çömez çocuk sizde benim sağdıçlarımsınız ona göre” Soon Cheol “ Onur duyarım” der ve gülümser.

Hep beraber yemek yerler, sohbet ederler. Gwang Tae her zaman ki gibi kahkahalarla bir şeyler anlatıyordur. Mercan kalkar ve mutfağa gider Soon Cheol’de ardından “ Bugün güzel bir gün. Hep güzel haberler alıyoruz. Biliyor musun senin ki kızdan randevu koparmış” Mercan biran durur “ Yong Gi’mi Byeul Chan’dan mı? Vay canına hangi ara olmuş bu olay?” Soon Cheol “ Bugün kız konserine bilet vermiş” Mercan “ Haha hele ondan sana anlatacaklarım var diyordu. Hadi bakalım. Evet bugün güzel haberler geliyor” der sesinde biraz ima ile. Soon Cheol “ Ne oldu?” Mercan sırtını tezgaha dayar “ Dae Han… “ Soon Cheol “ Ne olmuş ona?” Mercan “ Albümü tamamlamış” Soon Cheol “ Ne güzel işte. Emeklerinin karşılığını alır umarım. Bunda sorun ne?” Mercan “ Bir sorun yok. İlk klibini benim yönetmemi istiyor” Soon Cheol biran durur “ Ama?” Mercan sarılır “ Ama ben bunu yapamam” Soon Cheol “ Dae Han olduğu için mi? Yani öyleyse bence bir mahsuru yok.” Mercan gülümser “ Biliyorum. Sorun Dae Han değil. Sorun yönetmenlik. Soon Cheol ben yapamam. Yıllardır sete adım atmadım. Ah kesinlikle bunu yapamam” Soon Cheol kızın suratını elleri arasına alır “ Saçmalıyorsun Mercan. Sen yönetmenlik için doğmuşsun. Bu senin içinde var. Farkında değilsin belki ancak olabileceğin en büyük setin içindesin ve ustalıkla yönetiyorsun. Şu insanlara bak. Hepsinin hayatına dokunuşların var. Öyle dokunuşlar ki bunlar doğru yerde, doğru zamanda. İnanılmaz bir şekilde ilerliyor sahneler. Kurgu başarılı. Şu görüntüye bak. “ Mercan kafasını adamın göğsüne gömer “ Sette olmak çok değişik bir şey. Söylediklerin beni inanılmaz mutlu etti ancak buradakilerle, orası o kadar farklı ki” Soon Cheol “ Tek farkı burası daha zor, orası daha kolay. Sen bu zorluğu aşabiliyorsan üç dakikalık bir klibimi yönetemeyeceksin” Mercan “ Ah bilmiyorum! “ Soon Cheol “ Ben biliyorum “ der ve kızı öper.

Epitone Project – Spring, Cherry Blossom and You

Sarp ile Uras terasa çıkmışlardır. Uras “ Nasıl olacak? Nasıl diyeceksin?” Sarp “ Bilmiyorum Uras. Gerçekten bilmiyorum. Ben düşünmüştüm ki burada zor durumdadır. Mutsuzdur. Evini özlemiştir ancak dönmek için      cesareti yoktur. Yabancı bir ülkede ne kadar mutlu olabilirsin ki” Uras “ Sanırım kendi ülkende mutlu olduğundan daha mutlu olabilirsin. Ancak ağabey bunun burada mutlu olmakla çokta alakası yok ki? Her ne kadar bir birlerine kızgın olsalar da şuan babamın ablama ihtiyacı var. Her ne kadar görmek istediğini söylemese de biliyoruz ki içten içe onu görmek istiyor. Dönmek zorundayız. ” Sarp “ Bilmiyorum. Yani biliyorum evet gitmek zorundayız. Ancak ona nasıl derim bu kadar emeğini arkanda bırak “ Konuşmanın ortasında Yong Gi geliverir “ Çingu oyun başlıyor hadi” Uras Yong Gi ile içeri girer. Sarp terasta düşüncelere  dalmıştır ki Hae Mi gelir. “ Ne düşünüyorsun böyle?” Sarp “ Hiç… Güzel bir şehir şu Seoul “ der Hae Mi “ Evet böyle bakınca çok masum görünüyor. Ancak göründüğünden çok daha zorludur” der ve salıncağa oturur. Sarp da kızın yanına geçer “ Demek zor ha. Her güzel şey gibi” Hae Mi “ Aynen öyle. Ama biz şanslıyız. Bu zorluğa dayanabilmek için süper insanlara sahibiz” Sarp kıza dikkatlice bakar. Uzun dağınık siyah saçları, iri gözleri ile çok güzel görünüyordur “ Evet şanslısınız. Birilerine sahip olmak güzel bir duygu. Bende öyle birilerine sahip olmayı isterdim “ der ve bakışlarını tekrar şehrin manzarasına çevirir. Hae Mi’nin kalbi ağzında atmaktadır “ İstersen bana sahip olabilirsin “ Sarp biranda gözleri pörtlemiş şekilde Hae Mi’ye döner. Hae Mi ne dediğini tekrar düşünür ve abartılı bir kahkaha atar “ Haha yani demek istedim ki zor zamanlarında ben sana destek alabilirim. Hani öyle… Birbirimize sahip oluruz şey yani destek oluruz” Sarp yüksek sesle kahkaha atar. O gülmeye devam ederken Hae Mi hala açıklama yapmaya çalışıyordur “ Ne demek istediğimi anlatabildim değil mi? Onu kastetmemiştim. Benim demek istediğim…” derken Sarp kızın elini tutar “ Ne demek istediğini anladım ben. Teşekkür ederim “ der bir müddet öylece kalırlar. Sonrasında konu konuyu açar, sohbet koyulaşır ve zamanın nasıl geçtiğini anlayamazlar. Sarp “ Vay canına saat kaç olmuş. Deli kız sohbet için teşekkür ederim “ Hae Mi gülümser “ Benim için bir zevkti” Sarp “ Benim içinde öyle “ der ve kızın yanağına bir öpücük kondurur, içeri girer. Hae Mi nefes alamıyormuş gibi hisseder. Suratı közün içine gömülmüş patates gibi ısınmıştır. Kendi kendine “ Tek olmadığını anlamak felaket bir duyguymuş” der.

Sarp içeri girdiğinde Mercan’ın patronunun ve eşinin gittiğini görür. Uras ve kankası ikili koltukta uyuya kalmıştır. Mercan ile Soon Cheol ise üçlüde yatıyorlardır. Karşılarındaki masaya oturur “ Mercan özür dilerim. Ancak söylemenin vakti geldi “ der üzerlerini örter. Hae Mi içeri girer “ Neyi söylemenin vakti geldi?” Sarp kızın elinden tutar ve mutfağa götürür “ Ben Mercan’a söylemeden, ona söylemeyeceğine söz ver Hae Mi” Hae Mi “ Söz veriyorum”

*

Dae Han sabah ilk yaptığı iş telefonunu ve maillerini kontrol etmek olmuştur. Ancak Mercan’dan hiçbir dönül olmamıştır. Kendine bir şeyler hazırlarken Menajer Kim gelir “ Günaydın Dae Han. Ne oldu senin yönetmenle konuştun mu?” Dae Han “ Düşüneceğini söyledi. Yakında haber gelir “ Menajer Kim “ Çabuk cevap verse iyi olacak. Gecikirsek iyi bir yönetmen bulma şansımızı kaybedeceğiz” Dae Han “ Merak etme. Sen bir çaresini bulursun “

Yong Gi uyandığında gördüğü manzara karşısında ne yapacağını şaşırır. Mercan’ın yanına gider ve kızı yavaştan uyandırır. Mercan gözlerini açar “ Vay canına erken kalkmışsın.” Yong Gi eliyle kızın ağzını kapatır “ Şşşttt. Şuraya bak “ Mercan gülümser “ Sakın rahatsız etme. makinen nerde?” Yong Gi hemen makinesini getirir “ Çekim mi?” Mercan “ Tabiki çekeceksin bu poz kaçar mı?” Yong Gi birkaç poz çektikten sonra podyum cadısına karşı elindeki kozdan memnun bir şekilde banyoya gider. Mercan uzunca ikisini izler. En yakın arkadaşı ve biricik abisi “ Zaten o kadar gülmesinden belliydi” der “ Seni güldüren kızlara karşı koyamıyorsun değil mi?” Ardından Soon Cheol uyanır oda gördüğü şey karşısında gülümsemeden duramaz. “ Hangi ara bunlar böyle oldu?” Mercan “ Dün terasta gülüşüyorlardı. Eğer ağabeyim elini tuttuysa iş resmiyete dökülmüş demektir. Hoşlandıysa hoşlanmıştır, uzatmaktan hoşlanmaz” Soon Cheol “ Vay esaslı adammış” Mercan “ Öyledir”

Rutin bir geçen bir günün ardından herkes yine evde toplanmıştır Sarp “ Niye sürekli Soon Cheol’lerdeyiz? Günüde burada geçirmiyoruz. Burada yatıyoruz, kalkıyoruz” Mercan “ İşte asrın sorusu bu. İnan henüz bizde bir cevap bulamadık” derken Yong Gi içerden gelir “ Nasıl olmuşum” Mercan “ Vay canına bu ne yakışıklılık böyle” Uras “ her şeyi Hae Mi unni’ye borçlu.” Yong Gi “ Takımın içindeki yakışıklı bir kere “ Mercan “ Harbiden çok yakışmış.” Der ve yanaklarını sıkar  “Tamam , tamam umarım asıl kişide aynı tepkiyi verir “ der ve çıkar Sarp “ Çocuğun cebinde parası var mıydı acaba? Kıza rezil olmasın “ Mercan gülümser “ Emin ol olmasa yakamıza yapışmıştı”

Nell – Down

İlerleyen saatlerde Sarp “ Mercan biraz dışarı gelsene “ Uras ağabeyine bakar. Sarp “ Merak etme” dercesine eline kaldırır ve terasa çıkarlar. Mercan “ Ne oldu? Hayırdır?” Sarp “ Mercan burada mutlu olmana gerçekten sevindim. Aslında mutlu olman birazda hayal kırıklığı yaşattı. Ancak güvende olman, iyi insanlarla birlikte olman rahatlatıcı” Mercan “ inanmıyorum kardeşinin mutlu olması sana hayal kırıklığımı yarattı? “ Sarp gülümser “ E buraya gelme nedenimi mutsuz olsaydın daha anlayışlı karşılardın” Mercan “ Bu ne demek şimdi?” Sarp derin bir nefes alır “ Babam…” Mercan endişelenir “ Ne olmuş babama? “ Sarp “ O unutuyor Mercan. Yavaş yavaş her şeyi unutuyor. Geceleyin biranda kalkıyor seni soruyor. Neden geç kaldığını, ne zaman eve geleceğini. Sonra fotoğraflara bakıyor tek tek bizleri soruyor. Kimiz, kimin oğluyuz. Annemi kaç kez yataktan kovdu. Sonra tekrar hafızası yerine geliyor. Birkaç gün sorun olmuyor ancak git gide ağırlaşmaya başladı. “ Mercan durur “ Alzheimer?” Sarp başını sallar “ Uras ile seni almaya geldik. Henüz hala hatırlayabiliyorken seni görsün istedik. Seni başka birinin yerine koyup yaptıklarından ne kadar pişman olduğunu anlatıyor, kötü bir baba olduğundan kızını bir başına yabancı bir ülkeye gönderdiğinden bahsediyor. Daha geç olmadan, sonrasında pişman olmadan bizle dönüp geçmişe bir nokta koymanı istiyorum. Ancak yinede zorlayamam seni. Kızgınlığın hala devam ediyor mu? Bilmiyorum yinede son hatıralarını da yitirmeden eskiden olduğu gibi sohbet etmenizi istiyorum. O Uras ile ikimizin kıskandığı baba-kız ilişkinizi iyice unutmadan tekrar yaşa istiyorum. Fakat uzun süre buraya dönemeyebilirsin. Sana bu haksızlığı da yapmak istemiyorum. Arkanda bırakacağın çok şey var. O yüzden iyice düşün” Mercan’ın gözleri dolmuştur. Nefes almakta zorlanıyordur. Hae Mi hemen terasa çıkar. Sarp’ı tutar “ Söyledin mi? Gerçekten söyledin mi?” Sarp cevap veremeden Hae Mi arkadaşının yanına koşar “Mercan sakin ol. Her şey yoluna girer “ Mercan Hae Mi’ye bakar “ Yapmam gereken bir sürü şey var. Nedime kıyafeti denememiz lazım. Yong Gi’ye taktik gerek. Hoo Jin… Hoo Jin’in bu hafta doktorla randevusu var. Bir sürü şey yetiştirilmeli” Hae Mi arkadaşını sarsar “ Mercan kendine gel! “ Mercan sakinleşir, gözlerini siler “ Hae Mi henüz kimseye söyleyemezsin. Yapmam gereken şeyler var. Gidemem” Hae Mi sıkıca kıza sarılır “ Merak etme bir çaresine bakarız”

Yong Gi heyecanla konserin ardından Byeul Chan’ı bekliyordur. Kız sahne arkasından çıkar elinde çiçek bekleyen Yong Gi’yi görünce gülümser ve yanına gelir Yong Gi “ Senin için” Byeul “ Teşekkür ederim. Ayrıca sonunda fark etmene de sevindim” Yong Gi “ Neyi fark ettim?” Byeol “ Gerçekten far etmedin mi?” Yong Gi o an kafasını vuracak bir yerler arıyordur. Çocuktan ses gelmeyince kız açıklar “ Sürekli Heaven’a geliyorum, hep aynı masaya oturuyorum, sürekli aynı kahveyi istiyorum” Yong Gi “ Evet onu fark ettim canım. Çok sadık bir müşterisin. Çokta kararlı” Byeol Chan gülümser “ Tanıştığıma memnun oldum Yong Gi” Yong Gi de gülümser “ Bende çok memnun oldum” Konserin verildiği mekandan çıkarlarken bir adamın dikkatini çekerler “ Efendim inanamayacaksınız ancak onu bulduk. Evet takip ediyorum” Yong Gi kızı evine bırakır. Byeol Chan “ Geldiğin için ve beni eve bıraktığın için teşekkür ederim. “ Yong Gi “ Benim için bir zevkti. Bu arada çok güzel üflüyorsun yani çalıyorsun” Byeol Yong Gi’nin yanağına öpücük kondurur “ İyi geceler” Yong Gi öpücüğün şoku ile sadece el sallayabilir. Bir süre sonra kendine gelir “ Bu gece inanılmazdı. Aferin Yong Gi işte böyle. Hangi kız cazibene karşı koyabilir ki?” diyerek sokak çıkar ancak önünü bir araba keser. İçinde iki adam iner ve çocuğu arabaya bindirirler. İçerdeki adamı görünce Yong Gi şok olur. Adam “ Babandan ne kadar saklanabileceğini sandın?”

*

Sabah olmuştur. Dae Han her sabahki gibi yine maillerini ve telefonunu kontrol eder. Bir mesaj vardır. Mesajı açar ve gülümser “ Biliyordum. Kabul edeceğini biliyordum”

On Üçüncü Bölümün Sonu

6 Yorum (+add yours?)

  1. hikaruivy
    Haz 28, 2011 @ 00:03:45

    Sermincim senden bi isteğim var: bu hikâye hiç bitmesin, tamam mı?? artık aklına yazacak bir şey gelmese de arada bir mercan’ın, soon cheol’un, sarp’ın, yong gi’nin, hae mi’nin günlük hayatlarından birkaç sahne döktürsen bile ben razıyım 🙂

    soon cheol ve hae mi bu bölümde beni gülmekten öldürdüler 😀 soon cheol’un sarp’ın çatılmış kaşlarının karşısında “sadece on beş dakka! söz veriyorum on beş dakkayı geçirmiycez!” diye kekelediği sahneyi görmüş kadar oldum. hae mi safınınsa “istersen bana sahip olabilirsin” demesiyle kocaman bi kahkaha attım! çok komik kız bu yaaa 😀 😀 ayrıca yaşasın, sarp’la sevgili oldular! yaşasın yaşasın, bi daha yaşasın ^^ 😀 “osman” da süper lafmış,öğrendiğim iyi oldu, bundan sonra söylerim ben 😀

    uras ve yong gi’nin kanka oluşu ve yong gi’nin sonunda flütçü kızla tanışabimesi süperdi. dae han’ın mercan-soon cheol ilişkisini kabullenmiş halleri ve soon cheol’un anlayışlı davranıp ikisi konuşsunlar diye onları yalnız bırakması falan da çok hoş sahnelerdi, kendileriyle gurur duydum ve çaktırmadan gözlerimi sildim 🙂 ayrıca sonunda mercan’ı geri götürme konusundaki sırrı öğrenmiş olduk. son sahne ise tam bir sürprizdi; yong gi’nin zorlu geçmişini ve babasıyla sorunlarını uzun zamandır unutmuştum. bakalım bunun altından neler çıkacak? kısacası yine aynı anda bir sürü duygu yaşatan dolu dolu bir bölümdü, çok sevdim canım. artık yeni bölümü inşallah daha kısa zamanda yazarsın, di mi? merakla bekliyorum ^^

    Cevapla

    • Ser_min
      Haz 28, 2011 @ 05:32:27

      @Hikaru
      Zaten inan bir türlü bitiremiyorum 😀 Ancak bu bölümde her şeyi oturtturdum bazılarına yer yaptım. Üzgünüm ancak son yakındır 😦

      Soon Cheol’ün aslında şebek olduğunu son bölümlerde anlamaya başladık. Hae Mi ise zaten süper tatlı bir kız. “Bana sahip olabilirsin” kısmı benimde kahkaha ile yazdığım bir yerdi 😀 Bunu anca o söyler yani 😀 Evet herkes Yong Gi ile aralarını yap diyordu ancak ben ikisini en başından beri abla kardeş olarak yazdım. Aklımda hep böyle bir şey vardı. YAzacak ortamda yaratabildim, sarp ile Hae Mi’yi başgöz ettik çok şükür 😀

      Aslında Dae Han hala bir yol peşinde içten içe ancak evet baya baya kabullendi. Çünkü Mercan’a sonuna kadar hak veriyor, yanında hiç olmamasındansa iki kelam edebiliyor olmak ona yetiyor.
      Mercan’ı geri götürme kısmı zorladı beni klasik bir “Babam kanser” ya da ” Beyninde tümör var amelyat olmuyor” gibisinden şeyler geliyordu aklıma ancak içimden bunları yazmak gelmiyordu. En sonunda doğru hastalığı buldum.

      Ve evet aslında bu bölümün asıl bombası bu. Yong Gi’nin geçmişi. Bu çocuğun babasıyla alıp veremediği ne var. Adam kaçırır gibi aldılar götürdüler. Derken şöyle bir onada değinmek istedim. Çünkü ben olsam “Neci lan bu çocuk? Evet iyi hoş, komik ancak hakkında hiç bir şey bilmiyoruz ” derdim.

      Ah evet Hikaru yeni bölüm çok beklemez. artık sahalara dönüş yapmış bulunuyorum. Her ne kadar annemin ” Kalk kız artık pc’nin başından” söylemleri olsada özlem gideriyorum.
      Öperim;)

      Cevapla

  2. 4astrea
    Haz 28, 2011 @ 21:04:26

    Anam anam o ne sondu öyle, bir yerden sonra öyle bir heyecanlı oldu ki sonuna kadar ne zaman geldim nasıl hemencik okudum biledim.
    Bu kalabalık kocaman aile böyle süper oldu derken sonunda Sarp ağzındaki baklayı çıkardı, ah çok fena duygulandım oraları okurken boğazıma yumru oturdu.
    Birde yukardaki yorumda kafama bir taş geldi sanki cık cık cık:P ama haklısın beyin tümörü klasik oluyor ama ben klasikleri severim azizim 😉
    Young gi’nin olayı baya süpriz oldu bakalım yavrucağın başına ne gelicek^^
    Bu bölüm için ellerine sağlık kuzu ve bir dahaki bölüm için kolaylıklar dilerim 😉

    Cevapla

  3. kimbapsushi
    Tem 03, 2011 @ 12:22:58

    Eline sağlık.

    Şimdi öncelikle Osman’ın bu anlamda kullanıldığını ilk kez duydum ve şaşırdım, zira Osman bana hep şişman kişileri çağrıştırmıştır. Bunda O harfinin etkisi büyük, gerçi benim ismim de Ö ile başlıyor ya neyse:P
    Sarp’la Hae Mi kavuştu, hatundaki şansa da imrendim yahu. Göz koyduğu adama hiç uğraşmadan kavuşuverdi. Yalnız Sarp ülkesine dönmeyecek mi, Hae mi de bunu bilmesine rağmen neden onunla, ne olacak halleri merak içindeyim.
    Yong gi de istediğini aldı, meğer hatunun gözü uzun zamandır üzerindeymiş, Yong gi odunluğundan anlamasa da biz anladık.
    Tahmin ettiğim gibi Sarp ve Uras Mercan’ı götürmek için gelmiş, bakalım ilerde ne olacak? Bu durumda illa ki gitmesi gerek yani gitmemesi ona yakışmaz bence. Ancak giderse ardında bıraktıkları ne olacak bilemiyorum. Bence herşeyi halleder, Dae Han’ın klibini çeker ve sessizce gider. Bir kaç sene sonra ya da daha kısa zamanda döner. Tahminim bu şekilde.
    Yine süper bir bölüm olduğunu söylemeden geçmeyelim. Severek okuduk. Ama çok kötü yerde bitirdin yahu, umarım yeni bölüm çabuk gelir:)
    Ellerine sağlık kuzum.

    Cevapla

  4. winpohu 'ca
    Tem 06, 2011 @ 08:23:41

    uras ne güzel çöp çatıyormuş öyle ben mükemmelim hahah süper bir kişilik 🙂
    yong i sonunda kızı tavladı aferin ona taktikler işe yaradı .ama babası çıktı merak içindeyim sonunda bizimkinin derdini öğreneceğiz.

    sarp ile hae min çok tatlıydı valla güzel bir çift oldular . çalgıcının yeniden ortaya çıkması ve klip için mercanla anlaşması çok iyi oldu .arada görünsün bu çalgıcı hele romantiklik edip ayakkabıyı bilem bulmuş 🙂

    mercan geri dönecek mi ? bölümün sorusu bu merakla bekliyoruz efem belki klibi çekip ileri yoluna koyup gitmeyi planlıyordur ?

    güzel bir bölümdü ellerine sağlık .bir aileyi izliyormuş gibi hissettim bölümü okurken hem bir çift evilik yolunda ilerliyor bile darısı diğerlerinin başına .
    kusura bakma geç okudum yeni bölümde görüşürüz çingu 🙂

    Cevapla

    • Ser_min
      Tem 06, 2011 @ 11:43:08

      @Winpohu
      Canım valla tam zamanında okudun, yeni bölümde taze taze çıktı fırından sıcağı sıcağına okuyabilirsin.
      Uras feci çöp çatıyor evet. Oda Yong Gi kafasında işte ne de olsa yaşıtlar. evet Yong Gi’nin geçmişini tozlandırmıştım sonunda aldım o tozu biraz daha derine bakacağız.

      Dae Han arada böyle kendini gösteriyor. Bencede iyi oluyor. Üstelik toparlandığını görmek iyi geliyor yani. En üzüldüğüm karakterim kendisi 😦
      Sarp ile Hae Mi iyi bir çift oldular evet. Onlarda o potansiyel var.

      Mercan geri dönecek mi? Bu bölümün sorusu diğer bölümde açıklanıyor. İp ucu vermeme gerek yok 😉

      Evet benimkisi resmen aile hikayesi oldu. Düğünümüzde var dediğin gibi. Neler olacak bakalım. Az kaldı ama haberin olsun 😉 Aslında fazla bile uzadı da neyse :D:D
      Yorum için sağol canım. Okuman yeter 😉

      Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: