On Dördüncü Bölüm

Cloud Cuckoo Land – 다시 -Again- Dashi (original ver)

“Sen ne yaptığını sanıyorsun? Gerçekten oğlunu bu şekilde alı mı koyacaksın?” Yong Gi hareket halinde ki arabanın kapısını açmaya çalışıyordur. “ Bana başka seçenek bıraktın mı? Eğer şans eseri burada olmasaydım, görmeseydim, kim bilir ne zaman bulurdum seni” Yong Gi “ Beni bulmanı isteseydim bulurdun. Amacım zaten senden uzak durmaktı. Daha niye peşimdesin? Ne paranı ne de gücünü umursuyorum. Hala neden peşimdesin?” , “ Çünkü sen benim oğlumsun. Seni zorlada yanımda tutmam gerekse emin ol bunu yapacağım. Bu sefer kaçamayacaksın” Yong Gi sinirden nerdeyse ağlayacaktır. O adamın sesini duymaya bile tahammül edemezken hemen dibinde olmak midesinin bulanmasına neden oluyordur. “ Bırak ineyim şu arabadan. Senin aksine beni merak eden insanlar var. Biraz daha geçikirsem telaştan mahvolurlar. “ , “ Benim merak etmediğimi, telaşlanmadığımı mı sanıyorsun? Ne kadar bencil bir çocuksun sen. Sadece kendini düşünüyorsun” , “ Bencil mi? Ben mi? “ Yong Gi histerik bir kahkaha atar “ Beni kendinle karıştırıyorsun galiba. Bencil görmek istiyorsan önce aynaya bak” , “ Bencil olacak ne yaptım Yong Gi? Seni en iyi şartlarda büyütmek için gece gündüz çalıştım. İstediğin her şey elinin altında olsun diye elimden gelen her şeyi yaptım. Annen hayata gözlerini kapadığı zaman…” Yong Gi adamın sözünü keser “ Annem öldüğünde sende öldün. En iyi şartlarımı istedim senden? Bunu hiç söyledim mi? Benim tek istediğim…” Biran sözcükler boğazında düğümlenir. Dilinin ucuna gelen kelimeyi karşısındaki bu adama söylememeye yemin etmiştir. “ Her neyse. Zaten hiçbir zaman asıl istediğim şeyi bilemedin. Yanımda olmayan, yüzümü dahi görmeye tahammülü olmadığı için eve dahi gelmeyen bir adamsın. Benim gözümde bir pirinç tanesi kadar bile değerin yok. Şimdi şoföre arabayı durdurmasını söyle. Ailemin yanına gitmem lazım” Adamın söyleyecek sözü yoktur. Arabayı durdurması için şoföre emir verir. Yong Gi inmeden önce bir müddet bekler ve daha sonra iner. Ancak adamın vazgeçmeye niyeti yoktur. Oğlu haklıdır. Ona ne kadar değer verdiğini, önemsediğini en önemlisi ne kadar sevdiğini hiç söylememiştir. Artık zamanı gelmiştir. Yong Gi’yi bulmuşken tekrar izini kaybetmeyecektir “ Nereye gidiyor öğrenin. Sürekli izlenmesini istiyorum. Bu sefer izini kaybederseniz olacaklardan sorumlu değilim” der ve uzaklaşırlar.

Yong Gi sinirinden yerleri tekmelercesine yürüyordur. Kravatını gevşetir, saçlarını dağıtır “ Nerden çıktı şimdi bu adam? Lanet olsun! İstemiyorum. Yüzünü dahi görmek istemiyorum. Yine kaçmak istemiyorum. Muhteşem bir aile bulmuşken bir kez daha kaçamam. Yalnız kalmak istemiyorum” der ve daha fazla göz yaşlarını tutamaz. Zar zor evin önüne gelir “ Evet şimdi olanı biteni unutuyorsun. Byeol’u getir gözünün önüne. O küçük şirin suratını” Yavaş yavaş yüzü gülüyordur “ Ah çok şirin suratı var” diyip ellerini yüzüne kapatır “ Hemen her şeyi anneme anlatmalıyım” der ve yukarı çıkar.

Mercan gözü kapıda Yong Gi’nin içeri girmesini bekliyordur. Soon Cheol yanına gelir “ Bu akşam gelmeyebilir” Mercan “ Ne demek istiyorsun. Tabi ki eve gelecek. Ne oluyor da gelmiyor?” Soon Cheol “ E yeni nesil pek bir hızlı “ Mercan Soon Cheol’e geçiriverir “ Saçmalama Yong Gi öyle bir çocuk değil. Gayet centilmendir benim oğlum” Soon Cheol acıyan başını ovalarken “ Aman oğluna toz da kondurmazmış. “ derken kapı açılır Yong Gi darma duman içeri girer Soon Cheol “ Gece pek hareketli geçmiş gibi görünüyor “ diyip çocuğun yanına gider “ Aferin, aferin “ Mercan da yerinden fırlar “ Ya Soon Cheol! Bana bak Yong Gi başına bela açma valla yakarım seni. Kıza istemediği bir şey yaptıysan keserim” Yong Gi şaşkınlıkla ikisine bakar “ Siz kafayı mı yediniz? Ne diyorsunuz ya!” Mercan rahatlamıştır “ Oğlum bak, kız istese de yapma şimdiki kızlar bir acayip sonra başına dert olur söyleyeyim. Hiç dizi izlemiyor musun? Adamı nasılda avucunun içine alıyor  hamileyim falan diye” Yong Gi “ Ne hamilesi, ne adamı? Ne dizisi? Siz ne içtiniz ya böyle uçtunuz. Hayır ne olduğunu söyleyin de bende alayım hafiften uçuşa geçeyim” Mercan gülümser ve çocuğun zaten dağınık olan saçlarını biraz daha dağıtır. Soon cheol  “ Kısacası hoş geldin demeye çalışıyor. Sen bakma bize yaşlanmışız biz “ Yong Gi içinden burada, onlarla ne kadar mutlu olduğunu düşünür ve istem dışı ikisinede sarılır. Soon Cheol “ Hayırdır evlat? Sen iyi misin?” Yong Gi cevap vermez yalnızca başını sallar. Mercan “ İyi o zaman hadi hemen duşunu al ve yatağa gir. Yarın çok işimiz var” Yong Gi “ Bugün seninle yatsam?” Mercan Soon Cheol’e bakar ve göz kırpar. Soon Cheol dudaklarını büzer. Mercan “ Tamam beraber yatalım. Seni koca bebek” Yong Gi banyoya gider. Mercan “ Kesin bir şeyler olmuş. Yoksa böyle davranmaz. Şimdiye çoktan olup biteni anlatmaya başlamalıydı” Soon Cheol “ Sen ağzından alırsın her şeyi şimdi” Mercan gülümser ve adamı öper “ İyi geceler “ Soon Cheol karşılık verir “ Koltukta sızma bahanesi de olsa bugün yan yana yatamayacağız ama…” Mercan “ Bir günde bensiz uyu olmaz mı?” Soon Cheol “ Sensiz yeterince uyudum ama ben “ Mercan, Soon Cheol’ün yanaklarını sıkar “ Hadi koltuğa” Soon Cheol istemeyerekte olsa oturma odasına geçer. Mercan da yatak odasına doğru gider. Penceren dışarı izler bir yandan da Yong Gi’nin neden böyle bir şey istediğini düşünür. Bu sırada Yong Gi içeri girer. Mercan “ Biraz daha iyi misin?” Yong Gi kızın suratına bakar. İstem dışı gözleri dolmaya başlar. Mercan hızlı adımlarla çocuğun yanına gelir. Yüzünü ellerinin arasına alır “ Yong Gi sen iyi misin? Ne oldu?” Yong Gi ani bir hareketle Mercan’a sarılır.   Mercan çocuğu yatağa oturtur “ Hey, hey! Tamam sakin. Ağlama artık. Ne olduğunu anlat” Yong Gi derin bir nefes alır. Birkaç saniye sakinleşmeyi bekler ve aniden söyler “ Babam beni yine buldu” Mercan “ Baban yerini bilmiyor muydu?” Yong Gi “ Bilse burada durabilir miydim? Asla! Hatta eminim beniyedi yirmi dört izlemesi için iki adam görevlendirmiştir. Onlarda apartmanın önünde bekliyorlardır.” Mercan “ Oğlum sen şunu doğru düzgün anlatsana. Öncesinde şöyle bir anlatmıştın. Hani babanla anlaşamadığını, annenin küçükken öldüğünü, liseden sonra evden ayrıldığından bahsetmiştin ancak daha mühim şeyler var gibi duruyor” Yong Gi kendini geriye atar ve sırt üstü yatağa uzanır “ Mühim olup olmadığı tartışılır ancak benim için her karşılaşmamız yaraya tuz basmak gibi” Mercan’da   Yong Gi’nin yanına uzanır “ Dinliyorum” Yong Gi başlar “ Babam HanSoon Holding’in sahibidir (Tamamen atmaca) bildim bileli sürekli çalışır. Ancak hatırlıyorum da küçükken beysbol oynardık. Bana bisiklete binmesini öğrettiği zamanı, baba oğul takıldığımız zamanları çok net hatırlıyorum. Sonra annemin ölümüyle ben babamı nerdeyse hiç görmedim. Ya eve çok geç gelirdi ya da hiç gelmezdi. Ortaokulu bitirip liseye geçtiğimde piano hocamı babamdan daha sık görür olmuştum” Mercan biran durur “ Sen piano mu çalıyorsun? Hani çalgıcılardan nefret ediyordun” Yong Gi gülümser “ Evet nefret ediyorum. O dersi istediğim için almıyordum. Annem ben küçükken çalardı. Bende ona eşlik ederdim. O gitti bende devam ettirmek istemedim ancak babam… Onun için sevsen de , sevmesen de başladığın işi bitirmelisin. Belki çok iyi çalarsam babam yanıma gelir, aferin der diye sonuna kadar devam ettim ancak o hiçbir zaman gelmedi. Bir kez bile dinlemedi. Neyse liseyi özel bir kolejde okudum. Her kesin belirli zümreden olduğu, formaların yüzlerce dolar olduğu saçma sapan bir liseydi. Bana göre değildi. Sürekli kaçıyordum. Bir gün yaşlı adam beni karşısına aldı. Onu utandırdığımı, benim gibi bir evlada sahip olmanın  onca işinin yorgunluğunun üstüne tuz birer olduğunu, benle uğraşmaktan bıktığını, emeklerine acıdığını söyleyip durdurdu. Bende beğenmiyorsa evladı olmayacağımı söyledim. Zaten onun gibi bir baba istemiyordum. O benden ne kadar nefret ediyorsa, utanıyorsa, yoruluyorsa ben binlerce katını hissediyordum. Ancak dayandım. Çalıştım. O liseyi birincilikle bitirdim ve o gün evden ayrıldım. Daha doğrusu kaçtım. İşte bunca olaydan sonra bugün gelmiş bana endişeli olduğunu, beni merak ettiğini söyleyip durdu. Ne hakkı var? Meraklansın istemiyorum, endişelensin istemiyorum. Beni istemeyen bir babayı ben hiç istemiyorum” der ve tekrar ağlamaya başlar. Mercan ne yapacağını bilemez. Çocuğu kolları arasına alır “ Herkes ikinci bir şansı hak eder Yong Gi. Sonrasında onunla konuşmadığın, görüşmediğin için pişmanlık duymaktansa şimdi, yapabiliyorken bunu yapmak ikiniz içinde en doğrusu. Eğer içindekileri babana söylemezsen o hiçbir zaman bunu anlamaz. İnsanlar böyledir. Ne hissettiğini şip şak anlamalarını beklemeyeceksin. “ Yong Gi biran geri çekilir “ Ya bana bir kere olsun seni seviyorum demedi. Bir kere bile demedi. “ Mercan sakince “ Sen ona hiç dedin mi?” Yong Gi durur başını iki yana sallar ve tekrar kafasını mercanın göğsüne dayar. Mercan “ O zaman ilk sen söyle.” Yong Gi “ Ben onu sevmiyorum ki” Mercan gülümser “ İnsan sevmediği bir insan için bu duruma gelmez. Sakın kaçayım deme. En yakın zamanda babanla oturacaksın konuşacaksın ona göre” Yong Gi “ Ne zaman hazır hissedersem” Mercan gülümser “ Evet ne zaman öyle hissedersen” Bir müddet öylece yatarlar. Sonra Mercan “ Haaa bu arada Han Byeol ile olup biteni anlatmadın?” Yong Gi’nin anında ruh hali değişir. Yüzünde kocaman bir gülümseme oluşur. Buluşmada olan her şeyi en ince ayrıntısına kadar anlatır. O gece yüreği hafiflemiş bir şekilde Mercan’ın kollarında , rüyasında Han Byeol’u görmek umuduyla uykuya dalar. Mercan ise gitmeden önce en azından bu biranda bağlandığı şebek çocuğun güvende olacağından, onu babasıyla barıştırma olasılığından memnun bir şekilde günü bitirir.

*

No Reply – 안락의자

Sabah henüz güneş doğarken uyanır Mercan. Yanında yatan ve kendine sıkı sıkı sarılmış çocuğa bakar “Biraz daha sıksaymış, şuan uyanamamış olurdum” diye düşünür. Gülümser. Saate bakar “ Yong Gi! Hadi uyan. Bir yere gitmemiz gerekiyor. “ Yong Gi küçük bir çocuk gibi gözlerini açar “ Ya sen ne acımasız bir annesin. İnsan evladını böyle erkenden uyandırır mı?” Mercan gülümser “ Bu söylediklerine pişman olacaksın. Hadi kalk yirmi dakikaya çıkıyoruz” Yong Gi meraktan çatlıyordur “ Bu saatte nereye gidiyoruz. Kimseye de bir şey demedik? Neler oluyor yahu? “ Mercan sessiz kalmaya devam eder. Dışarıda hava serin ancak muhteşemdir. Birkaç dakika sonra bir araba yanaşır. Yong Gi “ Bunun bu saate burada ne işi var? Onu geçtim senin bununla bu saatte ne işin var? Hadi onu da geçtim, benim burada bununla ve seninle ne işim olabilir?” Mercan “ Başka sorun var mı?” Yong Gi “ Yok sen içlerinden birine cevap versen yeter” Mercan “ Atla hadi. Gidince öğreneceksin” Yong Gi istemeyerekte olsa arabaya biner Dae Han “ Günaydın millet. Kahvaltı ettiniz mi?” Mercan “ Maalesef o şansımız olmadı” Dae Han “ Yong Gi yanındaki poşette kahve ve kruvasan var. Bir tanesini buraya ver bir tanesini de sen ye” Yong Gi “ Benim canım bir şey yemek istemiyor. “ Mercan gülümser “ O zaman hepsini buraya ver biz yeriz” der ve poşete uzanır “ Vuah en sevdiklerimden. Uzun zaman oldu ama yemeyeli. “ Taze kruvasanların ve kahvenin kokusu arabayı doldururken Yong Gi’nin midesi de tepki vermeye başlamıştır. Mercan “ Yemeyeceğinden emin misin?” Yong Gi “ Sen sevdiysen tadına bakabilirim” der ve birkaç tanesini alır. Dae Han “ Sanho gerçekten teşekkür ederim. Bunu çok istiyordum. Hani aslında kabul etmen şaşırttı ancak çok mutlu oldum teşekkürler” Yong Gi’nin ağzındakiler boğazına dizilir “ Bana bak sen karıştırıyorsun? Annem falan demem, acımam yani. Senin Soon Cheol’ün var. Niye başka adamları mutlu ediyorsun” der ve Dae Han’a yumruklarını gösterir. Mercan çocuğun kulağını çeker “ Bana bak yine o sivri zekanla neler düşündün sen? Acımazmış… Kim kime acımaz gösteririm ben sana. Dae Han’ın albümü tamamlandı. İlk klibini de benim çekmemi istedi. Bizde klip çekmeye gidiyoruz. Daha doğrusu mekana bakacağım Büyük ihtimalle yarın çekimlere başlarız. Ne de olsa senaryo hazır” Yong Gi “ Yani şimdi biz sete mi gidiyoruz. Hani gerçek bir sete. Vay canına. Hani ben senin yönetmen olduğunu biliyordum da göreceğimi hiç sanmamıştım. Peki ben niye geliyorum?” Mercan makinesini Yong Gi’ye uzatır “ Set fotoğraflarını çekeceksin. “ Yong Gi “ Ben mi? Yok canım ben yapamam. O kadar iyi değilim” Mercan “ Saçmalama. Çektiğin fotoğrafları gördüm. Gayet başarılılar. Yapabilirsin” Yong Gi “ Ne ara gördün? Nerden buldun?” Mercan “ E Hoo Jin’in odasına koyarsan illaki bulurum yani. Üstelik göstermeye niyetin yoktu herhalde. Sakladığına göre” Yong Gi “ Yok ben en güzeline karar verip öyle gösterecektim ama…” Dae Han araya girer “ En güzeline hiçbir zaman karar veremezsin. Hiç biri en güzel değildir. Hiç biri seni tamamen memnun etmez. Taki birini birilerine gösterene kadar. Senin görmekte zorlandığın tüm güzellikleri ortaya çıkarırlar. Sanho bu konuda muhteşemdir. En küçük ayrıntıda bile kocaman güzelliği, muhteşemliği görür. “ Yong Gi biran bir şey diyemez. “Bu adam böyle cümleler kurmasını da mı biliyormuş” diye düşünür. Onun Mercan’a bakışları şuan aşktan çok hayranlıktır. Ne zaman annesinin peşinde koşmaktan vazgeçmiştir? Yalnız bu kız işini biliyor diye düşünür. “Öyle muhteşem bir insan ki kimsenin kalbini kırmadan olması gerekeni olduruyor” der Artık bir tehdit olarak görmediği Dae Han’a Yong Gi “ Sen nerden biliyorsun böyle olduğunu?” Dae Han “ Zamanında yaptığım hiçbir besteyi beğenmezdim. Hepsi iğrençti, kulak tırmalıyordu. Bana göre tabi. Bir gün müzik öğretmenim bestelerimden birini çalarken beni yakaladı. Suratındaki hayranlık dolu bakış beni öylesine sevindirmişti ki. Ondan sonra hiç çekinmedim. Bazıları gerçekten iğrençlerdi ancak çoğu dinlemeye değerdi” Yong Gi “ Peki bunun annemle ne alakası var?” Dae Han bu çocukla böylesine sohbet edeceğini hiç düşünmemiştir. Kaç kez daha kafeye giremeden yoldan çevirmiştir. Küfür gibi verdiği cevaplar hala kulaklarında çınlamaktadır “ Üniversitede onun mezuniyet projesini çekerken okuldakilerin mezbaha dedikleri bir yerin  cennetten bir köşe olduğunu göstermişti. Kimse oranın aslında mezbaha olduğuna inanamamıştı. Bu en basit örneği” Yong Gi gülümser “ Tamam tamam yani fotoğraflarınızı çekmem için bu kadar lafa gerek yoktu. Çekeriz canım problem değil. Hatta çok şanslısınız bugün programımda yoktu hani” Mercan kahkaha atar “ Şuna da bakın. Şu tipe bak. Çocuk bana bak seni yiyeceğim bir gün haberin olsun.” Yong Gi “ Yiyecek sen olacaksan seve seve yani sofrayı da ben hazırlarım” Mercan çocuğu tutar yanağından öper. Yong Gi “ Bu tür hareketleri uluorta yerde yapmasan ne güzel olacak” Mercan “ne olacak sanki. Bir şey yapmadım ki.” Yong Gi hafif kısık bir sesle “ Hayır dışarıdakiler başka sanabilirler yani. Kendinden küçük sevgili yapmış. Ay bu ne biçim kadın böyle. Utanması da yok falan derler ” Mercan şaşkındır “ Ne saçmalıyorsun sen deli. Kimse öyle bir şey demez bir kere. Ben yaşıtın gibi görünüyorum” Yong Gi kahkaha atar “ Küçülde cebime gir anne. Şuan hatta resmen otuz görünüyorsun” diyince Dae Han arabada  harp çıkacak sanır. “ Tamam tamam gençler işte geldik. “ Mercan önüne bakar olabildiğince geniş yemyeşil bir arazidir.  Bir köşede kocaman bir ağaç vardır. Dae Han arabayı durdurur durdurmaz Mercan aşağı iner. Gözünde senaryoyu canlandırır. “ Burası muhteşem” Yong Gi “ Kesinlikle çok güzel”

*

Cloud Cuckoo Land – Vintage House

Çekim yapacakları yerde işleri bitmiştir ve Dae Han ikisini kafeye bırakır. “ O zaman yarın yine aynı saatte almaya geliyorum sizi” Mecran “ Tamam öyle yapalım. Bir aksilik olursa haber verirsin” der ve içeri doğru yönelir son anda aklına “ Dae Han! “ Adam durur “ Bu arada ekip işi ne oldu? Ben hiç sormadım. Hani aslında benim ayarlamam zor olur ama bir şeyler yapmaya çalışırım” Dae Han gülümser “ Sen merak etme ekibin hazır. Seni görmek için sabırsızlanıyorlar” Mercan’ın kalbi yerinden çıkacakmışçasına  çarpar “ Tamam yarın görüşürüz” der ve içeri gider. Bu sırada telefonu çalar arayan Sarp’tır. “ Nerdesin sen? Beni çıldırtmak için doğmuşsun. İnsan bir haber verir gittiğini, nereye gittiğini söyler. Sen ne biçim kardeşsin böyle!” Mercan gülümser “ İşlerimi halletmek zorundayım. Yapacak çok şey var. Çok erken çıktık o yüzden sizi uyandırmaya kıyamadım. Şimdi kafedeyiz” Sarp “ Bu arada bu Soon Cheol var ya seni hiç merak etmedi. Aramaya yeltenmedi hatta bana da arama dedi. Bilmiyorum bir düşün istersen.” Mercan “ O alışık benim evden erken çıkmama. Ne olduğunu da tahmin etmiştir zaten” Sarp “ Neymiş bakalım benim tahmin edemediğim ama onun tahmin ettiği? Söyle bende rahatlayayım” Mercan “ Acele etme gelince anlatırım. Hadi kapatıyorum şimdi. Ha bu arada Hae Mi’ye söyle bugün nedime kıyafetleri için provaya gideceğiz. “ Sarp biran heyecanlanır “ Ben niye söylüyor muşum? Sen arasana” Mercan “ Söyleyi ver işte ne olacak? Bu arada seninle konuşacaklarımda var” Sarp “ Sen kapatmıyor muydun? “ der ve kızın suratına kapatır. Mercan şaşkınlıkla “ Çok enteresan. Daha önce böyle utangaçlığını görmemiştim” Kang Mo “ Kimin?” Mercan “ Ağabeyim” Kang Mo “ Ah evet ona utangaç olmayı yakıştıramıyorum” Mercan gülümser “ Oppa bu arada seninle bir şey konuşmam lazım” der ve ikisi Kang Mo’nun odasına geçer.

Öğleden sonra Sarp ile Hae Mi kafeye gelirler. Hae Mi’yi görür görmez Yong Gi “ Oooo kimler gelmiş? Kimle gelmiş? “ Hae Mi donuk bir şekilde çocuğun suratına bakar Yong Gi gülümser “ Bak bak nasılda anlamazlıktan geliyor. Seni seni seni” Hae Mi “ Ne diyorsun sen çömez? “ Yong Gi eliyle yaklaşmasını söyler “ Muhteşem kanıtlarım var. Konuşalım” Bu sırada Mercan gelir “ Ah gelmişsiniz. Hadi Hae Mi biz çıkalım” Hae Mi “ Bence de çıkalım “ Sarp “ Hadi sizi ben bırakacağım “ Mercan gülümser “ Saçmala ağabey. Biz gideriz. “ Sarp “ Olmaz ben bırakırım” Mercan “ Ya! Bana bak gelirsen sanada nedime elbisesi giydiririm ona göre” Sarp “ Tamam ya siz gidin hadi. Ben de bir kahve içeyim o zaman “ Kızlar kafeden ayrılıken Yong Gi Sarp’ın yanına gider “ Al Hyung kendi ellerimle yaptım” Sarp “ İçelim bakalım” der ve bir masaya oturur Yong Gi de yanına. Yong Gi “ Buraya yerleşme düşüncesindesiniz herhalde” Sarp “ Aslında şuan için öyle bir düşüncemiz yok” Yong Gi şaşırır “ Nasıl yani. Madem kalmayı düşünmüyorsunuz neden Hae Mi’ye yakınlaşıyorsun? Tamam sürekli takılıyorum, gıcıklık veriyorum ama noona’mı benden başkası üzemez ona göre” Sarp şaşkındır “ Yakınlaştığımızı kim söyledi?” Yong Gi “ Kimsenin söylemesine gerek yok ki. Hae Mi’nin her halinden belli sana karşı boş olmadığı. E sende son birkaç gündür baya yakın davranıyorsun. Hatta geçen sabah sarmaş dolaş uyuyordunuz. İnkar edemezsin kanıtım var” Sarp ne diyeceğini bilemez. Aslında çocuk haklıdır. Ne diye kıza karşılık vermiştir. Ondan etkilenmiştir, basit bir duyguda değildir ancak döneceğini bile bile neden bu kadar yakınlaşmıştır “ Aklına saçma şeyler gelmesin çocuk. Aramızda yok öyle bir şey. Onun tarafında bir şeyler olsa da asla yeşil ışık yakmam” Yong Gi’nin içine kurt düşmüştür. İstediği cevap bu değildir. Sarp’ın biraz daha üzerine gidecekken içeri Han Byeol girer “ Yong Gi!” Çocuk aniden ayağa kalkar “ Byeol Chan, hoş geldin” Kız Yong Gi’ye sarılır “ Hoş buldum” Yong Gi ” Otursana. Bu Sarp Hyung. Mercan noonanın ağabeyi” Kız biran şaşkınlık geçirir “ Gerçekten kardeşler mi?” Yong Gi gülümser “ İnanması güç ancak öyle” Üçü masada oturur ve sohbet ederler. Sarp sürekli Yong Gi’yi sıkıştırır. Yong Gi utanıp sinirlendikçe Han Byeol gülümser.

Mercan ve Hae Mi anlaştıkları gibi gelinlikçide Min Ji ile buluşurlar. “ Hoş geldiniz   kızlar. İşte burada kıyafetleriniz bir deneyin bakalım” Kızlar soyunma odasından çıkarlar. O sırada Min Ji de gelinliğini deniyordur. Mercan “ Unni!! Muhteşem görünüyorsun. Gördüğüm en güzel gelinsin” Min Ji “ Saçmalamayın. Ben gördüğünüz en yaşlı gelinim bir kere. Ama güzel olmuş değil mi?” Hae Mi “ Güzelde kelime mi unni? Ötesi olmuşsun. Bende bir gün gelinlik giyer miyim acaba?” Mercan “ Artık bilemeyeceğim. İşler iyi gibi görünüyor” Hae Mi “ Nasıl yani? “ Mercan “ Ağabeyim ile senden bahsediyorum deli kız. Onu etkilemiş olmalısın. Tüm gece yanında durduğuna göre gerçekten öyle olmuş olmalı” Min Ji “ Oo Hae Mi sonunda buldun mu kendine göre birini. Bende bu deli kıza kim dayanır diye düşünüyordum. “ Mercan “ Ağabeyim bayılır kendini güldüren kızlara. Hae Mi de bu konuda bir numara” Hae Mi biranda suratını asar “ Bana umut vermeyin tamam mı? Zaten gidiyorsunuz neden hayal kurmaya zorluyorsunuz ki?” der ve koşarak dışarı çıkar Min Ji “ Kim gidiyor Mercan. Sen gidiyor musun?” Mercan ne yapacağını şaşırır ve arkadaşının arkasından koşar. Hae Mi merdivenlerde oturmuştur. Mercan’ı görünce göz yaşlarını siler. Mercan da kızın yanına oturur “ Hey! Neden umut vermek olsun ki yaptığımız. Senide ağabeyimide çok iyi tanıyorum. Bence birbiriniz için yaratılmışsınız. “ Hae Mi kızın suratına bakar “ Gitmeyecekmişsiniz gibi konuşuyorsun Mercan. Oysaki gideceksin hemde çok yakında. Uzun bir süre gelmeyeceksin, belki hiç gelmeyeceksin. Gerçekleri bilmeme rağmen nasıl olurda mutlu mesut hayaller kurabilirim. Evet ağabeyini ilk gördüğüm zaman bir şeyler hissettim ancak bunu sürdüremem. Sen geri dönecek olsanda o dönemez. “ Mercan ne diyeceğini bilemez yinede arkadaşını umutsuz bırakmak istemiyordur “ Sen onu tanımıyorsun. Eğer göründüğü gibi gerçekten senden hoşlandıysa hiçbir şey onu tutamaz” Hae Mi’yi hiç böyle ciddi görmemiştir “ Hiçbir şey değil ama içinde bulunduğunuz durum. Bu babanız” Mercan “ Sen demedin mi her şey yoluna girer, bir çaresine bakarız. Yaparız Hae Mi. Bir çaresine bakarız mutlaka. Şimdi olumsuz düşünme. Ben düşünmüyorum” İki kız birbirine sarılır. Min Ji “ Hey ikiniz beni bırakıp dışarı sarılmak için mi çıktınız?” Mercan gülümser “ Geliyoruz, geliyoruz. “ der ve içeri geçerler.

*

Mercanlar eve geldiklerinde mis gibi kokular geliyordur. Yong Gi “ Vuah çok güzel kokuyor” Mercan kokuyu tanımıştır “ Bizimki döktürmüş” Hae Mi ile Yong Gi direk mutfağa geçer. Sarp  yemek pişirmiştir Yong Gi “ Makarna mı? Makarna böyle güzel kokar mıydı?” Uras “ Ağabeyim yaptıysa kokar. Vallahi şanslısınız normalde böyle bir mutfakta hayatta yemek yapmazdı” Yong Gi “ Bizim mutfağımızın neyi eksik? Tezgah var, fırın var, tencere var. Daha ne olsun?” Uras güler bu çocuğun düşünce şekline bayılıyordur “ Ondan değil çingu. Kendisi profesyonel mutfaklara alışık olduğundan, öyle her mutfakta yemek pişirmez” Yong Gi “ Sarp Hyungnim aşçı mı?” Uras başını sallar “Öyledir kendileri. Ancak sadece yabancılara birde kız arkadaşlarına yapar. Çok nadirdir onun bize yemek yapması” Hae Mi ile Sarp göz göze gelir. Kız gülümser ancak Sarp başını çevirir. Hae Mi içinden “ İşte böyle davranmalısın. Yol yakınken daha fazla ileri gitmeyelim” der. O an Sarp da aynı şeyleri düşünüyordur “ İkimiz içinde en iyisi bu deli kız. Keşke o gece hiç konuşmasaydık”

Nell – Down

Mercan Soon Cheol ile Hoo Jin’in yanına gider. Soon Cheol “ Hoş geldiniz. Gözlerimiz yollarda kaldı” Mercan sarılır “ Ah seni çok özlemişim” Soon Cheol gülümser “ Seni duyanda yıllardır görüşmüyoruz sanır” Mercan “ Ne yapabilirim sürekli özlüyorum işte” Soon Cheol “ Güzel böyle sürekli özle beni. Aklında hep ben olayım.” Mercan biran ağlayacakmış gibi olur. “İnsan diledikleri şeylere dikkat etmeli” diye düşünür. “ Ama ben seni özlemek istemiyorum. Hep böyle yanında kalmak istiyorum” Soon Cheol daha fazla dayanamaz ve kızı öper “ O zaman kal. Hep yanımda böyle kal” Mercan cevap veremez. Evet tek bir yol vardır. Özlemek istemiyorsa kalacaktır. Ancak şuan için bu imkansız görünüyordur. Onunkisi bu sefer zorunlu bir terk ediş olacaktır.

Akşam ortam her zamankinden biraz daha farklıdır. Bunu hissedenlerin başında hiçbir şeyden habersiz olsa da Yong Gi vardır. Hae Mi ile Sarp hiçbir şekilde konuşmuyordur. Mercan ise çok durgundur. Kesin bir şeyler dönüyordur. “ Öğrenmeliyim neler olduğunu öğrenmeliyim” Diğerlerinin yanından kalkar ve Hoo Jin’in odasına geçer. Telefonunu eline alır “ Kesin Kang Mo hyung biliyordur” der ve çevirir “ Ne oldu Yong Gi bir problem mi var?” Yong Gi hiç çaktırmadan “ Biliyordun değil mi? Her şeyi biliyordun ama söylemedin” der Kang Mo bir müddet durur. Yong Gi “ Acaba yutmadı mı “ diye düşünürken “ Söyledi mi? Bende bugün öğrendim” Yong Gi devam ettirir hala bir şey anlamamıştır “ Sonuçta biliyordun. Benden önce biliyordun. Hyung nasıl olur?” Kang Mo çocuğu sakinleştirmek ister “ Yong Gi, bak evlat gitmesi gerekiyor. Sonuçta babası. Bir gün gelip kızını hiç hatırlamadığında pişman olmanın da bir faydası olmayacak. Bir gün gitmesi gerekeceğini hepimiz biliyorduk” derken Yong Gi’nin gözleri dolmuştur. Annesi, Mercan gidecek midir? Bunu ona nasıl yapar? “Ondan geç kalmaktan bahsedip duruyordu” der kendi kendine “ Babamla barışmam için bu yüzden bu kadar ısrar etti. Çünkü beni bırakıp gidecekti” Kang Mo hattın diğer ucundan seslenip durur ancak Yong Gi o an hiçbir şey duymuyordur. Kendi gürültülü düşünceleri arasında kaybolmuştur. Bir zombi gibi dışarı çıkar. Sessizce masaya geri oturur. Her şey yerine oturuyordur. Yönetmenliği kabul etmesi, çekimlere hemen başlaması, durgunluğu. Ancak aklı hala almıyordur. Kalbi paramparça olmuştur. Neden sevdiği güvendiği herkes onu bırakıp gidiyordur. Daha fazla dayanamaz ve masada patlar “ Neden bunu yapıyorsun? Senden nefret ediyorum!” der ve odaya koşar. Masadakiler şok olmuştur. Mercan hemen çocuğun arkasından koşar “Yong Gi bekle!” Soon Cheol Hae Mi’ye bakar. Kız “ Hiç öyle bakma bana. Ben bir şey diyemem” der. Sarp’ta başını çevirir. Uras ise çoktan ortamdan uzaklaşmıştır.

Mercan yatağa kapanmış hıçkıra hıçkıra ağlayan çocuğun yanına oturur “ Yong Gi yapma böyle konuşalım” Yong Gi “ Git başımdan. Konuşmak istemiyorum seninle” Mercan kendini ağlamamak için zor tutar “ Nerden öğrendin? Uras mı söyledi?” Yong Gi yattığı yerden kalkar “ Nerden, kimden öğrendiğimi boş ver. Yalan olduğunu söyle. Yanlış anladığımı söyle. Gitmeyeceğim de. “ Mercan kelimeleri toparlamaya çalışıyordur “ Yong Gi ben… Yalan diyemem, yanlış anladın diyemem, gitmiyorum diyemem” Yong Gi biranda kıza sarılır “ İnanmıyorum sana. Bir anne çocuğunu böyle kolayca terk edebilir mi? Üstelik tek beni de değil Hoo Jin ne olacak? Peki ya Soon Cheol? Bizi hiç düşünmüyor musun?” Mercan “ Ama babam… Yong Gi babam…” Yong Gi sinirli bir şekilde “ Seni bir başına bırakan baban değil miydi? Aramayan sormayan. Şimdi niye sen onun için bizi terk edesin ki? Babalar hep böyle işte hepsi aynı!” Mercan “ Yong Gi söyleme öyle. Ya bu son şansımsa. Ya bir daha hiç konuşamazsam. Beni hatırlayamazsa. Hatta belki şimdi bile geçtir” Yong Gi sarılmayı bırakır ve ayağa kalkar “ Yarın git o zaman, hemen şimdi git. Ne de olsa çok çabuk vazgeçebiliyorsun her şeyden. Bizi de bırakıp gidebilirsin” der odadan çıkar, diğerlerinin meraklı bakışları arasından sıyrılıp evden de çıkıp gider. Mercan içerden çıkmayınca Soon Cheol ayaklanır. Hae Mi tutar “ Dur ben giderim. “ Mercan’ın şimdi Soon CHeol ile yüzleşmek istemeyeceğini biliyordur. Eğer yanına giderse yalan söyleyemez ve hazır olamadan gideceğini söylemek arkadaşını daha da yıpratacaktır. “ Mercan iyi misin?” Mercan kıza sarılır “ Hae Mi neden sürekli terk edişler beni buluyor? Neden sürekli birilerini arkamda bırakmak zorunda kalıyorum? Ve onlar hep sevdiklerim oluyor” Hae Mi kızı sakinleştirmeye çalışır “ Belkide henüz yapman gerekenleri yapmamışsındır çingum. Henüz zamanı gelmemiştir. Sen Yong Gi’ye ne bakıyorsun. Düşününce oda gitmenin en doğrusu olduğunu anlayacak” der ancak kelimeler boğazında düğümleniyordur “ Gitmeniz en doğru yol gibi görünüyor. Hem ne olacak sanki bir uçaklık mesafe. Atlar geliriz yanına” İki kız daha fazla kendilerini tutamaz ve ağlamaya başlarlar. İçerde Soon Cheol daha fazla dayanamaz ve odaya gelir “ Ya neler oluyor burada? Odaya giren ya çıkmıyor ya çekip gidiyor. “ Hae Mi “ Bir şey olduğu yok. Yong Gi benim canım arkadaşımın moralini biraz bozmuş. Ancak olanlar ikisinin arasında bana da anlatmadı sende üzerine gitme. İki öpücük falan ver keyfi yerine gelsin kızcağızın” Mercan gülümser “ Hae Miiii!!” Hae Mi “ Bak öpücüğü duyunca nasılda morali yerinde geldi” der ve çıkar. Soon Cheol kızın yanına gider “ O velet nasıl benim bir tanemin moralini bozarmış” der kıza birkaç öpücük verir. Mercan “ Bu az geldi biraz daha moral lazım” Soon Cheol gülümser “ Seve seve hanımefendi” Mercan “ Ah işte şimdi kendimi süper hissediyorum” Soon Cheol “ İyi bari. Biran çok gerildim biliyor musun? Neymiş derdi diye soracağım ama anlatmazsın değil mi?” Mercan iki yana başını sallar Soon Cheol “ Tamam o zaman ısrar etmiyorum” Mercan adamın yüzünün iki elinin arasına alır “ Soon Cheol seni çok seviyorum biliyor musun?” Soon Cheol “ Bu nerden çıktı şimdi?” Mercan “ Galiba pek söylemiyorum bunu” Soon Cheol gülümser “ Söylemene gerek yok zaten ben hissediyorum” Mercan şaşkınlıkla “ Gerçekten mi?” Soon Cheol muzır bir şekilde “ Tabi o kadar kuvvetli bir aşkın var ki resmen çarpıntısını hissediyorum” Mercan o an karşısındaki adamı hiç olmadığı kadar tutkuyla öper. Tekrar dönünceye dek dudakları, bedeni onu unutmasın istercesine bir öpücüktür bu. Soon Cheol içerdekileri biran unutur. Onu parmak uçlarına kadar titreten kadına sonuna kadar karşılık verir. Saçlarının kokusunu, yumuşak dudaklarını bir bir hafızasına kazır. Biraz daha devam ederlerse asla duramayacaktır. Ancak bu doğru zaman değildir. Sonuçta içerde ağabeyi onların odadan çıkmasını bekliyordur. Soon Cheol zorda olsa durur. Son bir buse verir “ İnan bu burada bitsin istemezdim ancak biraz daha burada kalırsak şahsıma münhasır Azrailim kapıya dayanacak.” Mercan gülümser oda en az Soon Cheol kadar bitsin istemiyordur. Fakat ağabeyi gelirse olacakları düşünür ve Soon Cheol’e hak verir. Mercan “ O zaman hadi içeri gidelim” Yataktan kalkıp kapıya doğru giderler. Soon Cheol odadan çıkmadan kızı tutar ve son bir kez öper “ Böyle gizli saklı işler çevirmeninde ayrı bir zevki varmış canım” Mercan “ Kesinlikle doğru söylüyorsun” der ve göz kırpar. Şimdilik atlatmıştır ancak daha fazla uzatmadan Soon Cheol’e de her şeyi anlatmalıdır.

Yong Gi gece yarısı eve gelir. Mercan’lar yoklardır “Herhalde bugün kendi evlerinde yatmaya karar verdiler” der ve karşı daireye geçer. Tahmin ettiği gibi ordadırlar. Sarp ile Uras’ı uyandırmadan Mercan’ın odasına gider. Hafif kapıyı açar, göz ucuyla ortama bakar. Mercan uyuyordur. Yavaşça Mercan’ın yanına gelir “ Özür dilerim anne. Sana öyle bağırmamalıydım. Biliyorum elinde olsa asla bizi bırakmazdın ancak gitmek zorundasın. Ben yalnızca annemi bırakmak istemedim. Biri daha beni terk etsin istemedim. Özür dilerim bencilce davrandım. Seni seviyorum hep bu yüzden böyle biliyorsun değil mi? Neyse iyi geceler” der ve kalkamaya yeltenir o sırada Mercan çocuğun kolunu tutar, arkasını döner “ Gel buraya velet. Bende seni seviyorum bundan şüphen olmasın. Ne demiştim sen  bıksan da ben senden asla bıkmayacağım. Evet gidiyorum ancak bu konuşmayacağımız, görüşmeyeceğimiz anlamına gelmiyor ki. Benden kurtuluş yok” der ve çocuğun suratının her yerini öper. Yong Gi “ Eğer bu hareketi dışarıda ya da başkasının yanında yaparsan külahları değişiriz ona göre “ Mercan “ Tamam öpmüyorum işte !” Yong Gi alnının bir köşesini gösterir “ Burası kaldı” Mercan gülümser “ Gel bakalım buraya”

Sabah uyandığında Mercan günlerin çok çabuk geçtiğini hisseder. Gitmesine  üç gün vardır. Ancak Mercan’a hala gitmek düşüncesi korkutucu geliyordur. Her geçen gün ise alışacağına daha çok korkuyordur. Yong Gi “ Anne uyandın mı?” Mercan arkasını döner “ Vay canına direnmeden ayaktasın “ Yong Gi “ Ne kadar erken kalkarsam seninle o kadar çok vakit geçiririm. “ Mercan çocuğa dalıp gider sonra “ Hadi daha fazla oyalanmayalım Dae Han birazdan burada olur” Hemen hazırlanır ve çıkarlar. Mercan kapıyı açar açmaz karşı kapıda açılır Soon Cheol “ Kahvaltı etmediniz değil mi?” Yong Gi “ Vay canına  bunu nasıl yaptın? “ Soon Cheol gülümser “ Kapınızın önüne düğme yerleştirdim demeyi çok isterdim ancak yaklaşık bir saattir kapının açılmasını bekliyorum” Yong Gi “ Ne iyi etmişsin” diyip elindekileri alır. Soon Cheol “ Bu çocuğu hiç beslemiyorsun” der ve gülümser. Mercan’ın sabah mahmurluğu o kadar tatlıdır ki Soon Cheol “ Yong Gi istersen asansöre bin sen” Yong Gi “ Neden” demeye kalmadan Soon Cheol Mercan’ı öper. Yong Gi ani bir hareketle asansöre atlar “ Ben hala alışamadım bu ikisine ya!” Soon Cheol “ Günaydın” Mercan “ Sana da günaydın “ Soon Cheol “ Hadi git şimdi” Mercan gülümser ve asansöre biner “ Gidiyorum” Soon Cheol “ Bir dakika, bir dakika!” Yong Gi hemen kapıyı tutar “ Yine oldu?” Son cheol son bir kez daha öpmek için Mercan’a uzanır ancak Yong Gi adamı durdurur “ Kaçamayacağım ve üç kişinin   yeterince daralttı ortamlarda bunu yasaklıyorum” der kapıyı kapatır ve aşağıya inerler.

Epitone Project -손편지 

Dae Han gelmiştir. “ Bende tam seni arayacaktım nerde kaldınız diye “  Yong Gi sandviçi ağzına tıkıştırırken “ Yukarda ikisinin birbirinden ayrılması biraz uzun sürdüde ondan geciktik” Dae Han biraz bekler “ Ha o zaman erken bile gelmişsiniz” Yong Gi artık emindir. İçinde hala bir şeyler olan bir erkeğin hayatta böyle bir tepki vermeyeceğini bilir. Dae Han’ın omzuna elini koyar “ Bende onu diyorum ya” Mercan her geçen gün Dae Han’ın yanında kendini daha iyi hissediyordur. Gerçekten aklında her şeyi bitirmiş gibi bir hali vardır. Hani bunu net bir şekilde bilemese de hislerine güveniyordur. Artık onun için sadece yakın bir arkadaştır.

Klibin çekileceği yeri gördüğünde Mercan’ın kalbi resmen kulaklarında atıyordur. Uzaktan kalabalığı görür “ Herkes gelmiş gibi. Git gide daha da heyecanlanıyorum”  Dae Han gülümser “ Heyecanlanacak bir şey yok. Bana güven demedim mi?” Mercan kafasını sallar “ Tamam sakinleşiyorum. Hem beni böyle görsünler istemem yani”  Dae Han arabayı durdurur. Mercan kendini hazır hissetmeden etrafa bakmamaya özen gösteriyordur. Ancak gelen çığlıklarla başını kaldırır “ Sanbaeee!!!!” Gülümsemesine hakim olamaz. Ekibin tamamı sınıf arkadaşları ve alt dönemlerinden tanıdığı çocuklardır. Mercan “ Herkes sabırsızlanıyor derken bahsettiğin bumuydu?” Dae Han başını sallar “ Sana endişelenme demiştim” Kızlardan biri “ Sanbae tekrar seninle çalışacak olmaktan o kadar mutluyum ki. Bu işi bıraktığını duyup çok üzülmüştüm. Ancak seni burada görmek beni çok mutlu etti” Mercan’ın konuşmasına izin vermiyorlardır. Sınıf arkadaşlarından Seung Nam “ Ne vefasız çıktınız siz ikiniz. O gitti haberimiz olmadı bir bakmışız dönmüş albüm bitirmiş klibimi çeker misiniz diyor, sen ise sırra kadem bastın sonra baktık yönetmenimiz Mercan hanım. Çok kötü bir arkadaşsın” Mercan “Ya Seung Nam !! deme böyle. Ya da yok aslında diyebilirsin haklısın” Çocuk kahkaha atar “ Tabi ki haklıyım. “ İçlerinden bir diğeri “ Fotoğrafçılık yaptığını duydum hatta geçen sergilerden birinde fotoğraflarından biri varmış. Baya beğenilmiş. Hatta olaylar falanda olmuş” Mercan biran safça “ Ne olayı olmuş benim niye haberim yok?” Hong Bae “ Ya aslında ben o olayı duyduktan sonra Dae Han gelip seni falan söylediğinde şaşırdım. Şimdi siz hala beraber misiniz yoksa ayrıldınız mı? Çünkü sergide başkasıyla görmüşler seni” Mercan gülümser “ Hong var ya hiç değişmemişsin. Hala dedikodular sende. “ Çocuk gülümseyerek “ Harbi ben bir şey yapmıyorum. Onlar beni buluyor. Lafı değiştirme cevap ver” Mercan “ Dae Han ile biz ayrılalı baya oluyor ve evet şuan başka biriyle birlikteyim. Dae Han ile de arkadaşız “ Seung Nam “ Yoksa sevgilin şu çocuk mu?” der ve Yong Gi’yi gösterir. Mercan gülümser Yong Gi “ Ne sevgilisi yahu. Gördün mü ben sana öyle sanırlar demiştim” Mercan “ Saçmalama. Hayır o benim oğlum” Bu cümle herkesi çok şaşırtır. Mercan açıklama yapmak zorunda kalır “ Yani manevi oğlum. Benim asistanlığımı yapıyor. Neyse daha fazla gecikmeyelim ne dersiniz. Bugün bu klibi bitireceğimize inanıyorum” Seung Nam “ Hala eskisi gibisin. Canımızı çıkaracaksın değil mi?” Mercan “ Hemde nasıl”

Gece yarısına kadar canları çıkmıştır ancak herkesin içine sinen bir klip olmuştur. Mercan o küçücük monitörün karşısına geçip üçten geriye sayarken sanki kalbi duracakmış gibi hissetmiştir. Işık, ses, kamera ve motor… Sanki hiç bırakmamış gibi, ezelden beri yapıyormuş gibi hissetmiştir. Onu en çok yoran ise arkadaşlarının soru yağmurudur. Okuldayken nasıl bunca şeyin altından kalktığını düşünür.  Dalıp gittiği düşüncelerinden sıyrıldıktan sonra ekibe iyi iş çıkardıklarını söyler ve hepsini özgür bırakır. Vedalaşan herkes bir gece toplanıp bir şeyler içmek için söz alır. Ancak Mercan hepsini geçiştirir. Onları uzun bir süre sonra görmüştür ve uzun bir süre daha görememe ihtimali büyüktür. Dae Han ile Yong Gi yanına gelir Dae Han “ Yönetmenim hadi sizi evinize bırakayım. Bu çocuğunda pili bitti. Birazdan bulduğu bir yerde sızacak” Mercan gülümser “ Siz gidin, maalesef benim için henüz bitmedi” Dae Han “ Seung Nam’larla mı gideceksin” Mercan “ Tabi ki kurguyu da bitirmeden içim rahat etmeyecek” Yong Gi “ Bende geleceğim seninle” Mercan “ Saçmalama çocuk. Haline baksana. Benim işim sabaha kadar sürer. Mahvolursun sen” Yong Gi “ E eve sensiz gittiğimde Sarp ağabey beni mahvetmesin sonra” Mercan “ Yok yok haberi var söyledim ben. Hadi gidin” Dae Han ile Yong Gi giderken, Mercan da Seung Nam ile yola çıkar.

Tahmin ettikleri gibi sabaha karşı kurgu tamamlanmaya yaklaşmıştır. Seung Nam “ Yalnız harbi güzel klip oldu. Bu iş senin kanında var Mercan “ Ya evet damarlarımda otuzbeş milimetre dolaşıyor. Hadi şu son birkaç kareyide halledelim gidelim” Seung Nam “ Sen git istersen yarım saatlik bir iş ben halleder çıkarım” Mercan “ saçmalama olmaz öyle şey. Ne zaman böyle bir şey yaptığımı gördün?” Seung Nam “ Ah seni çılgın Türk tamam hadi bitirelim o zaman”

Yong Gi eve gelir gelmez kendini koltuğa atar. Soon Cheol  “ Attı mı seni başından? “ Yong Gi “ Ah attı ne iyi etti. Hyung var ya onda ne enerji var öyle. Bir sağa gidiyor, bir sola gidiyor. Bir bakıyorum kameranın başına kendi geçmiş. Felaket bir kadın. Fotoğrafları gösteririm” Soon Cheol “ Bende görmek isterdim. Hani fotoğraf çekerken hayran kalıyorum. Asıl aşık olduğu şeyi yaparken izlemesi çok daha zevklidir.” Yong Gi “ Kesinlikle öyle. Hani sanki… Yok yok tarif edilemez bir şey bu. Bir gün kesin görmen lazım.” Soon Cheol “ Sen bana adresi ver ben ona sürpriz yapayım en iyisi” derken kapı çalar. Gelen Sarp’tır “ Velet Mercan ne zaman gelecek. Gittiği yerin adresini ver gidip alayım. Gecikmem dedi ama tek başına bu saatten sonra dışarıda gezmesin” Soon Cheol “ Ben almaya gidiyorum. Merak etme ağabey” Sarp “ Tamam o zaman arayın beni mutlaka. Alışamıyor işte insan. Yoksa okurken de böyleydi. Mercan sabahlara kadar atölyede biz o gelene kadar ayakta” Soon Cheol “ Ben çıkıyorum. Görüşürüz” der ve çıkar.

The Koxx – The Words

Mercan Seung Nam ile vedalaşır ve dışarı çıkar. Keskin ancak muhteşem bir hava vardır. Derin bir nefes alır, gerinir. “ Muhteşem hislerden birisi” der kendi kendine Soon Cheol banktan kalkar “ Demek muhteşem hislerden biri” Mercan adama doğru koşar ve sarılır “ Sen ne arıyorsun burada?” Soon Cheol “ e artık sevgilimizi anca şafakta görebiliyoruz. Zinciri kırmayayım dedim” Mercan ağzını doldura doldura Soon Cheol’ün adını söyler. Soon Cheol kızın taklidini yapar “ Soon Cheol ya ! Sen benim gibi sevgiliyi nerde bulacaksın kıymetimi bil bak” Mercan yanaklarını sıkar “ Bence de sigortalatmam lazım seni. Ne olur ne olmaz “ Soon Cheol “ O ne demek yahu? İstersen bankaya yatır “ Mercan “ Olmaz benim yanım dışınca hiçbir yerde yatamazsın” Soon Cheol kahkaha atar “ Ne de güzel çevirirmiş lafı” der ve bir yandan da kızın yanaklarını sıkar “ Hadi sen daha yorulmadın mı? “ Mercan “ Seni görünce tüm yorgunluğum geçti” Soon Cheol kızı sırtına alır “ Olsun seni yinede ışık hızında eve götürmeliyim. Ağabeyin kapıda bekliyor” Mercan Soon Cheol’e sıkıca sarılır ve eve doğru yola çıkarlar.

Eve girdiklerinde herkes uykuya yenik düşmüştür. Soon Cheol Mercan’ı yatağa bırakır “ Hadi uyu bakalım. Ailemizin yönetmeni” Mercan gülümser Soon Cheol’üde yatağa çeker “ Sende uyu. Eminim gözüne uyku girmemiştir. Soon Cheol “ Yok ben horul horul uyudum” Mercan “ Git o zaman “ Soon Cheol “ Bak ya nasıl kovdu hemen” Mercan “ Gel gel tamam” der ve kenara kayar. Soon Cheol kızın yanına uzanır “ Amma etkili konuşurmuşum yahu” Mercan “ Ne alaka?” Soon Cheol “ Baksana nasıl konuşup ikna ettiysem seni hemen gittin çektin klibi” Mercan “ Evet kesinlikle ikna yeteneğin sayesinde” der ve düşünür “ Keşke bir şekilde benide kalmaya ikna edebilsen” Karar verir yarın her şeyi ona anlatacaktır. Ancak şimdi olabildiğince ona sarılıp kokusunu içine hapsetmek istiyordur. Soon Cheol ise sonunda her şeyin bir düzene girdiğini artık zamanının geldiğini düşünüyordur. Sonunda çekmesinde sakladığı ve doğru zamanı bekleyen o küçük kutuyu sevdiği kadına vermeye hazırdır. Mercan’a sıkı sıkı sarılır. Bir nebzede olsa heyecanının yatışmasını umar.

Maybe we could expressive selves more fully
If we say without words

I am looking at you
You are looking at me

We are looking each other
What else do we need

On Dördüncü Bölümün Sonu

6 Yorum (+add yours?)

  1. hikaruivy
    Tem 09, 2011 @ 18:50:09

    Aaa, yeni bölüüüm ^^ İzmir’de gezerkene ekleyemezsin diye düşünmüştüm, ama meğer gitmeden koymuşsun çingucum, ben yeni gördüm. Aman ne güzel oldu böyle 🙂

    Bu bölüm Yong Gi’nin bölümü oldu. Yazık yavruma ben bile üzüldüm; annesi Mercan üzülmez olur mu? Yalnız koskoca çocukla birlikte yatması biraz güldürdü beni 😀 😀 Kendi büyümüş ama içi hâlâ çocuk bu Yong gi’nin 🙂 Mercan’ın gideceğini öğrenip trip attığı sahnede de canımı acıttı, canım benim yaa, annesini geç buldu çabuk kaybetmek istemiyor… Ama sonraki ana-oğul muhabbetleri çok şirindi; alnını işaret edip “burası kaldı” diye öptürmeler falan. Ayyy, yirim ben bunu! 😀 😀 Bu arada Mercanda da ne annelik içgüdüsü varmış kardeşim, bu bölüm Soon Cheol’dan çok Yong Gi’yle ilgilendi. Sevgilinizi de ihmal etmeyiniz Mercan hanım, ona da yazık 🙂 😀 Son sahne çok romantikti ayrıca 🙂

    Bi de ben bu Hae Mi’ye çok üzüldüm yaa 😦 Sarp’la Mercan’ı bir an önce Kore’ye döndürünüz senarist hanım, olmuyo böyle 😛 Bu hikaye mutlu sonla bitmezse çocuğumu keserim! Hatta dur ya, benimkini niye kesiyorum, ben Lee’nin çocuğunu keserim (alışkın zaten yavrucak) 😀 😀

    Cevapla

    • Ser_min
      Tem 10, 2011 @ 12:39:37

      @Hikaru
      Evet İzmir’e gelmeden önce yayımlamak istedim. Eklemesi zor olurdu dediğin gibi 😉

      Evet Yong Gi ağırlıklı bir bölümdü. Yong Gi dediği gibi ailesinden öyle sevgi gören bir çocuk olmadı hiç. Annesiyle çok az anısı var, babasıylada öyle ve bir süre sonra uzaklaşmışlar. Mercan’da anne özlemini giderdiğini biliyoruz zaten. Aslında birlikte yatmak istemesi tamamen konuşma ihtiyacındandı. Çünkü onun için bu sorun dile getirilmesi zor bir şey. O sahneyi yazarken aklıma hep kendi kardeşim geldi. O da kocaman oldu ama hala birlikte uyumayı sever, daima dilide o dakika çözülür. Bir sürü şey anlatır. Dediğin gibi o aslında hala bir çocuk. Yong Gi ile ilgilendi çünkü her ne kadar Soon Cheol’de üzülecek olsada onun dayanabilceğini biliyor ancak Yong Gi için çok zor oluyor. Son sahnenin gizli bir romantizmi vardı. Dramın içindeki romantizm 😉

      Hae Mi’yi ilk kez bu kadar olgun gördük bu bölümde. Evet o hem ilk aşkını hemde çok yakın arkadaşını uğurlayacak. Yalnız çocuklarımızı kesmeyelim. Düşünsene Yong Gi’yi veya Hoo Jin’i kesmeye çalıştığımızı 😀 Gerçi Lee’nin çocuğu alıştı dediğin gibi. Ondan önce çocuk diyecek “gel beni kes bak bu böyle dedi” diye 😀

      Cevapla

  2. 4astrea
    Ağu 16, 2011 @ 18:19:23

    Ov veda kokan bir bölümdü, bu bölüm böyle iç açıtan cinstense bir sonraki bölümü tahmin edemiyorum kuzucum^^
    Öncelikle ellerine, emeklerine sağlık^^
    Ah ah Yong-i’i daha yakından tanıdığımız bir bölüm oldu. Yeri geldi ona üzüldük yeri geldi her zaman ki gibi bizi güldürdü. Mercan ile olan diyalogları her zamanki gibi pek şekerdi^^
    Hae min ile Sarp’ın yakınlaşmasına bende böyle bakmıştım, madem gidiyosun ne umut veriyosun kız diye neyse aklı sonradan başına geldi ama Sarp’ta yeri dönecek gibi bir his var içimde bakalım bakalım neler olacak 😀
    Yavrucak Soon hiç bir şey bilmiyor daha aralarında bir o kaldı. Ama bence öğrenince daha önce neden söylemedin diye kızacak. Onun ve Mercan2ın sahneleri her zaman ki gibi pek bir hoştu (kalp kalp)
    Şarkılara da ayrı bir bayıldım yahu en çok sevdiğim No reply, Down ve sonda şarkı sözleri yazan The Word müziği olduğu kadar sözleride pek bir güzel^^
    Yeni bölüm için kolaylıklar dilerim kuzum, öpüyorum kocuman 😉

    Cevapla

    • Ser_min
      Ağu 18, 2011 @ 06:17:39

      @Astrea
      E ben vedanın yaklaştığını söylüyorum size. Öyle kokması normaldir 😉 En iç acıtan bölümlerdendi bir sonraki… Mmm.. oku bakalım iç acıtıyor mu?
      Evet Yong Gi bölümü oldu. Göz önündeydi ancak pek bir şey bilmiyorduk. Neyin nesi bu çocuk? der yani insan. İşte onu açıklamış olduk.
      Nedense bu hikayede sürekli ciddi olamadım, cıvımadan yapamıyorum ne yapabilirim? 🙂 İçimde var 😀
      Ya bir Soon cheol kaldı oda illaki öğrenecek yani, bakalım neler yapacak, ne diyecek? 😉 Onunla MErcan sahnenlerini yazarken bende kalp kalp oluyorum 🙂 ♥
      No Reply’i beğenmene çok sevindim tabi diğerlerinide ayıramıyorum şarkılarımın hepsini seviyorum can-ı gönülden 😀
      Yeni bölümü oku bakalım onuda beğenecek misin?

      Cevapla

  3. kimbapsushi
    Eyl 10, 2011 @ 17:25:03

    Öncelikle geç gelen yorumum için kocaman bir özür.
    Daha önce okudum aslında bu bölümü şimdi hatırlamak için hem hızlıca göz gezdirdim hem de yorumumu kondurayım dedim 🙂
    Bu bölümün kahramanı Yong Gi gibiydi, sürekli o vardı ki bu durumdan hiç şikayetçi değilim tabi ki 😉 Yavrum annesinin gideceğini duyunca perişan oldu.
    Bir önceki bölümde de demiştim sanırım, Mercan bir süre gidip dönecek diye, belki de Korelilerimizi memleketimizde de görürüz, bilmiyorum artık finali okurken göreceğim. Bu arada veda etmek zor olacak, özellikle Yong gi ve Soon Cheol karakterlerini özleyeceğim.
    Zavallı Soon Cheol’umun da bir şeyden haberi yok, aşk sarhoşu dolanıyor ortalarda safım. Ah ne yıkılacak gelecek bölüm, buna psikolojik olarak hazır mıyım bilmiyorum 🙂
    Müzikler de her zamanki gibi güzeldi, bilmem söylememe gerek var mı?

    Ellerine sağlık pandacığım. Biraz kendimi hazırlayayım bu akşam yeni bölümü de okuyacağım.

    Cevapla

    • Ser_min
      Eyl 12, 2011 @ 17:24:07

      @Kimbap
      Ne demek Pandacığım benim. Bende senin gibi olduğum için bu tür şelere alınmam bilirsin 😉
      Evet Yong Gi’nin geçmişini dökmenin zamanıydı bazı şeyler hallolmalıydı onun için Yong Gi ağırlıklı oldu gibi 🙂
      Evet cevapların hepsini bir sonraki bölümde alacaksın. Asti ile konuşurken sürprizi bozduk ama neyse 😀 Zaten hissediliyordu her şey 😉
      Onlarda seni özleyecekler haha 🙂 Yalnız cidden özleniyorlar. Yakında sende yaşayacaksın bu duyguyu enteresan bir durum uyarayım ben 😉 Şizo gibi oluyorsun olmayan birinden ayrılmanın dayanılmaz acısı falan 😀
      Valla hazırla kendini 😉 Soon Cheol bebeğim ne tepki verecek acaba?
      Valla bu son iki bölüm müziklerle derinden derin uğraştım. Hani hep derin uğraşırım bu sefer daha bir ince ince dokudum. Sona yaklaştıkça her şey zor oluyor 😀
      Yeni bölümde görüşürüz 😉

      Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: